Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1295 K.2025/691

🏛️ Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/1295 📋 K. 2025/691 📅 19.06.2025

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1295 Esas - 2025/691
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/1295 Esas
KARAR NO : 2025/691
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/11/2024
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
K. YAZIM TARİHİ: 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takip konusu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını, muaccel bir borcun bulunmadığını, müvekkilinin ... Emlak Ofisinde taşınmaz satışı için gayrimenkul satış sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin alt kısmında bulunan 100.000,00-TL'lik senetlerin düzenlenme tarihi, vade tarihi ve düzenleme yeri boş bir şekilde teminat olarak imzalatıldığını, bu sözleşme için müvekkilinin 10.000,00-TL kapora ödediğini, .../.../... tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü maddesi uyarınca müvekkilinin satıcı ... ... veya çalışanlarından biri olduğunu düşündüğü bir kişiyle ... Bankası ... Şubesine giderek sözleşme konusu olan evi satın almak için 4.000,00-Euro'yu ön ödeme olarak müvekkilinin hesabından çekerek bu kişinin hesabına aktardığını, müvekkilinin taşınmazı satın almak amacıyla satıcı ile sık sık irtibat kurmasına rağmen satıcının taşınmazın devrinden kaçındığını, müvekkilinin haricen satıcının taşınmazı kendisine satmaktan vazgeçtiğini öğrendiğini ve taşınmazın .../.../... tarihinde ..." sitesinde ilana koyulduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçerli kabul edilse dahi satış/devir işlemlerinin gerçekleştirilememesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bu nedenle emlak komisyonu talebinde bulunulamayacağını, takip konusu senedin sözleşme ekinden kesilerek gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğunu, tüm bu nedenlerle ... ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyası hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse güncel borç ve teminat bedelinin depo edilmesiyle takibin durdurulmasını, müvekkilinin takip konusu senette borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili .../.../... tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davalı tarafça ... ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu senedin Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ekinde yer aldığını ve satış gerçekleşmediği takdirde teminat olarak alınacağının kararlaştırıldığı, düzenleme tarihi, vade tarihi ve diğer alanları boş bir şekilde imzalandığını, taşınmaz satımına ilişkin olarak herhangi bir randevu alınmadığını, satışın da gerçekleşmediğini, davalı tarafın da senedin teminat senedi olduğunu cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, teminat senetlerinin kambiyo vasfı olmaması nedeniyle takibe konu edilemeyeceğini, tapu sisteminden her iki tarafın da randevu almadığını, davalı tarafın satış için müvekkiline yönelttiği herhangi bir çağrı, ihtar veya davet bulunmadığını, satıştan kaçınan tarafın müvekkili olmadığını, cezai şartın doğup doğmadığı hususunun ancak yargılama neticesinde belirlenebileceğini, davalının senedin muaccel ve ifa edilmiş bir borcu temsil ettiğini, cezai şartın doğduğunu, müvekkilinin satıştan keyfi şekilde vazgeçtiği iddiasını ispatlayamadığını bu nedenlerle müvekkilinin takip konusu senette borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu edilen bononun kanuni şartları taşıdığını, bononun illetten mücerret olduğunu, bu nedenle temel işlemin teminata yönelik olmasının kambiyo senedi vasfına halel getirmeyeceğini, senet ve sözleşmenin birbirinden ayrılmak üzere hazırlandığını, davacının hem senede hem sözleşmeye ayrı ayrı imza atmasının sözleşme ve senedin ayrı ayrı ileri sürülebileceğini kabul etmesi anlamına geldiğini, davacının imzaladığı senedin konutun satılması ve aracılık işlemlerine ilişkin olarak düzenlendiğini, işlemlerin emlak ofisi lehine cezai bedel kararlaştırılması ve bu hususta teminat alınmasını da içerdiğini, davacının 4.000,00-Euro'luk talebine ilişkin olarak müvekkilinin taraf sıfatlının bulunmadığını, davacının sunduğu ihtarnamenin bedel uyuşmazlığına ilişkin olduğunu, davacının dava dilekçesinde sözleşmenin geçerlilik şartlarına aykırı olduğu iddiasında bulunmasına rağmen ihtarnamede sözleşmenin geçerli olduğunu beyan ettiğini, davacının tapu devri için randevu saatinde işlemlere iştirak etmediğini ve satışın gerçekleştirilmesinden bu şekilde kaçındığını, davacının satıştan kaçınması nedeniyle müvekkilinin taşınmazı tekrardan satışa koyduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin karma tipli bir sözleşme olması nedeniyle davacının iradesini hem taşınmaz satışına ilişkin maddelere hem de emlakçı aracılığına ilişkin maddelere yönelik olarak ortaya koyduğunu, takibe konu edilen senedin alıcı ve aracı ilişkisine dayandığını, bu nedenle sözleşme şartlarını yerine getirmeyen tarafın cezai şartı ödemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde Gayrimenkul Satış Mukavelesi sunmuştur. Gayrimenkul Satış Mukavelesi ... ... ile ... ... arasında .../.../... tarihinde akdedilmiş olup 11 maddeden oluşmaktadır, sözleşmenin alt kısmında keşidecisi ... ... lehtarı ... ... olan 100.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... ... lehtarı ... ... olan 100.000,00-TL bedelli iki adet senet yer almaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde ... Bankası işlem dekontunu sunmuştur. Dekont ... ...'ın ... Bankası hesabından .../.../... tarihinde 4.000,00-Euro çekilmesine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde ... ... . Noterliğinin .../.../... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini sunmuştur. İhtarname .../.../... tarihli satış sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmesi ve ödenen meblağın iadesi ihtarını içermektedir.
Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde ... ... ... . Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... D.iş sayılı dosyasını sunmuştur. Değişik iş kararı .../.../... tarihi, 13.20-15.20 saatleri arasında ... Bankası ... Şubesinin iç kısımlarını gösteren kamera görüntülerinin istenilmesine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde Arabuluculuk Bürosunun .../... dosya nolu arabuluculuk son tutanağını sunmuştur. Arabuluculuk tutanağı tarafların ... ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasında ... ...'ın borçlu olmadığına dair olarak anlaşma sağlayamadıklarına ilişkindir.
GEREKÇE :
Dava, ... ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasına konu 100.000,00 TL bedelli bonodan dolayı menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı taraf davalıya dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşme kaynaklı teminat senedi sunduğu, bu protokol gereğince protokol konusu taşınmaz müvekkilinden kaynaklı sebeplerle devredilmediğinde senedin muaccel olacağını ancak taşınmazın satıcıdan kaynaklı nedenlerle tarafına devredilmediğini beyan etmiş, bedelsizlik definde bulunarak bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise senedin teminat olarak verilmediğini, illetten mücerret olduğunu beyan ederek iddiaları reddetmiştir.
Kıymetli evrak, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (6102 s. TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., Ankara 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.
Bonoyu düzenleyen borçlunun ödeme vaadini içeren bir tür kambiyo senedi olan bonoda taraflar 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler.
Somut olayda davacı tarafından davalıya verilen bononun malen veya nakden kısmının boş bırakıldığı, .../.../... düzenleme, .../.../... tarihli 100.00,00 TL bedelli senedin bu haliyle soyut borç ikrarını içerdiği anlaşılmıştır. Ancak sözleşme incelendiğinde ve davalının cevap dilekçesinde kabulünde olduğu üzere sözleşmenin alt kısmında bulunan ve sözleşme maddelerinden emlak komisyonu için verildiği anlaşılan senetlerden birinin dava konusu senet olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere bu senedin teminat senedi olduğu ve bir protokole bağlı olduğu, eş söyleyişle soyut borç ikrarı içermediğini ispat yükü davacıya ait olup davalının kabulü ve sözleşmeyi inkar etmemesi neticesinde dava konusu sözleşmenin Gayrimenkul Satış Sözleşmesine istinaden emlakçı komisyonu için verildiği sabittir.
Teminatın geçersiz olup olmadığı yönünden yapılan incelemede; sözleşmenin incelenmesinde, 'Taraflar kanuni sebepler hariç ilgili taşınmazı almaktan ya da satmaktan keyfi olarak vezgeçmeleri halinde çift taraflı emlak komisyonunu ödemeyi kabul ve taahhüt eder' ibaresi bulunmaktadır. Davalı iş bu sözleşmeye az yukarıda bahsedildiği şekilde itiraz etmemiş olup, davalı asil de duruşmada alınan beyanda sözleşmeyi ve altındaki imzayı kabul etmiş, ve bononun sözleşmeden ayrıldığını kabul etmiştir. Bundan dolayı taraflar arasında sözleşmenin geçerliliği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Yargıtay 11.HD 2020/3237 esas, 2021/5787 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşmede, takibe konu bonoya açık atıfta bulunulması veya bono üzerinde teminat için verildiğine dair bir açıklamanın bulunması gerekmekte olup somut olayda bu husus davacı tarafından ispatlanmıştır.
Bu aşamada sözleşmenin 5. Maddesinde belirtilen davacı tarafından keyfi olarak sözleşmeden vazgeçildiği husususun ispat yükü davalının üzerindedir. Bu kapsamda davalı taraf dosyaya bir belge sunmadığı gibi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda aracı ve komisyoncu olarak bir randevu aldığına ya da tapuya davete ilişkin bir ihtar bulunmamaktadır. Aksine ispat yükü üzerinde olmamasına rağmen davacı tarafından bu hususta ihtar çekilmiş, tapunun devri istenmiş ancak tapu devri sağlanmamıştır.
Hal böyle olunca davalı tarafından teminatın şartlarının gerçekleştiği ispatlanamamış ve dolayısıyla yemin deliline dayanmadığı hususu da gözetilerek dava konusu bono nedeniyle alacağını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının kötüniyet tazminatı talebi değerlendirildiğinde, kötüniyet tazminatı takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan, ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi açıkça takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğreti ve Yargıtay uygulamasına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı kötüniyetli kabul edilir. Bu nedenle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilme şartları oluşmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE ; .../.../... düzenleme, .../.../... tarihli 100.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak başlatılan ... ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 1.707,75 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.196,15 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının yargılamada yapmış olduğu 206,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafından yatırılan teminatın iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/06/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza