Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2021/1788 K.2024/639

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1788 📋 K. 2024/639 📅 08.05.2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ....
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
....
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2021
NUMARASI :....
DAVA TARİHİ : 23/10/2020
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2024
Taraflar arasındaki genel kurul kararı iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle özel denetçi tayini talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirket yönetim kurulu başkanı vefat ettiğinden 22.08.2020 tarihinde toplanıldığını, ancak talepleri doğrultusunda 26.09.2020 tarihine ertelenen olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, davacının toplantıda alınan tüm kararlara olumsuz oy kullandığı gibi muhalefetlerini de tutanağa geçirttiğini, davalı şirket hakim ortağının davacının kardeşi olduğu gibi eski yönetim kurulu başkanınında tarafların babaları olduğunu, ...'in hakim ortak olmasını sağlayan hisselerinin dayanağı hukuki işlemlerin geçersiz olduğunu, murisin vefatı üzerine mirasçılar arasında husumetin devam etmekte olup hakim ortağın tüm kararlarının ticari salihlerle iyi niyet kurallarıyla bağdaşacak şekilde alınmadığını, hakim ortağın şirkete verdiği zararların yıllardır gizlenmeye çalışıldığını, 26.09.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında faaliyet raporu ve finansal tabloların sonuçlarının şaibeli olup gerçeği yansıtmadığını, yıllık faaliyet raporu denetçi raporu gibi belgelerin şirket merkezinde bulundurulmadığı gibi toplantıda talep edilmesine rağmen davacının bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini iddia ederek TTK 438. maddesi uyarınca şirkete özel denetçi atanması ve 26.09.2020 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 20 yıla aşkın süredir muris ... tarafından yönetilmekte olduğunu, 2012 yılından sonra murisin tek başına yönetim kurulunda görev aldığını, yönetimle ilgili tüm sorumlulukların kendisine ait olduğunu, tüm ortakların şirketteki paylarının nasıl edindiklerinin resmi kayıtlarda açıkça belli olduğunu, genel kurulda yönetime başkaca aday çıkmadığını, nizalı genel kurulda zorunlu olması nedeniyle yönetim organının seçiminin yapıldığını, tek aday olan şirket ortaklarından ...'in seçildiğini, alınan kararlarda yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kaidelerine aykırılık bulunmadığını, genel kurulda görüşülen mali tabloların değerlendirildiği dönemde şirketin tek yetkilisinin tarafların ortak murisi ... olduğunu, genel kurulda görüşülen mali tablolar ve belgelerin tüm ortaklarca incelendiğini, zaten şirketin kira geliri haricinde gelir getirici bir faaliyeti bulunmadığını, genel kuruldan önce finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu, denetleme raporlarının şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurulduğu gibi gündeme ilişkin belge ekinde davacıda dahil ortaklara gönderildiğini, niza konusu genel kurulun yönetim kurulu üyeliğinin boşalması nedeniyle yapıldığını, murisin vefat anında şirkette %0,47 oranında hissesi olduğunu, paya bağlı oyların genel kurulda alınan kararların hiç bir surette etkilemediğini, özel denetçi atanması talebine ilişkin TTK 438. maddesinde açıklanan koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; muris ... mirasçıları arasında şirket hisselerine yönelik taksim sözleşmesi yapılmadığı gibi genel kurul tarihi itibariyle miras şirketine mümessil tayininin de söz konusu olmadığı, miras payları esas alınarak hazırlanan hazirun cetveli miras taksim sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğinden bu durumda murisin şirket hissesi üzerinde tüm mirasçıların el birliği mülkiyetinin devam ettiğinin kabulü ile murisin 1142 adet hissenin toplantıda usulüne uygun temsil edilmediği ve keza şirkette üç pay sahibi 2012'de vefat eden muris ...'ın 2 mirasçısına 1,50'şer pay şeklinde buçuklu pay olarak hazirun cetvelinde gösterilen murise ait 3 payında usulüne uygun taksim ve temlik sözleşmesi yapılığına yönelik dosya kapsamına iddia ve ispat vasıtası sunulmadığından toplantı ve karar nisapları değerlendirilirken toplam 1145 adet hissenin hariç tutulması gerekmiş bu kapsamda genel kurul toplantısında ...'a ait .... pay ve ...'e ait .... payın katılımı ile ... paya sahip ...'in kabul oyu ile kararların alınmış olduğu anlaşıldığından alınan kararlarda toplantı ve karar nisaplarına aykırılık bulunmadığı, öte yandan yapılan bilirkişi incelemesinde 2016-2017-2018-2019 yılı faaliyet raporlarında yer alan tutarların yasal defter kayıtlarındaki tutarlar ile uyumlu olduğu ve birbirini doğruladığı hesap bakiyelerinin aynı tutarlar üzeriden bilanço ve gelir tablosuna aktarıldığı, aktarılan tutarların sonuç hesapları ile uyumlu olduğu, faaliyet raporlarında yer alan verilerin yasal defter kayıtları ve mali tablolar ile uyumlu olduğu, yasal defter kayıtlarının mali tabloları teyit ettiği ve mali tabloların gerçeği yansıttığı tespit edilmiş olmakla vefat eden yönetim kurulu başkanının ibrası ile bilanço ve kar zarar cetvellerinin ibrası kararlarında kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına bir aykırılığın bulunmadığı, keza yönetim kurulu başkanının vefatı nedeniyle organsız kalan şirkete oy çoğunluğuna sahip hissedarın yönetim kuruluna seçimine ilişkin nisaplara uygun olarak alınan kararın iptaline yönelik koşulların oluşmadığı, TTK 418 ve 421. maddeleri kapsamında dava konusu edilen kararların toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı, TTK 447. maddesinde ön görülen butlan sebeplerinin gerçekleşmediği TTK 445 maddesine dayalı iptal koşullarının da oluşmadığı; TTK 438. maddesi kapsamında özel denetçi atanması talebinin ön koşullarından biri bilgi alma ve inceleme hakkının daha önceden kullanılmış olması olduğu, davacı yan bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını iddia etmiş ise de bu ön koşulun yerine gelmesi açısından pay sahibi olarak TTK 437/5 maddesi kapsamında bu yöndeki talebinin reddedilmesi halinde mahkemeden talepte bulanabilecek olup davacının bu yönde dava hakkını kullandığına dair bir iddia da bulunmadığı gibi bir ispat vasıtası sunmadığı, böylelikle TTK 438 maddesinde sözü edilen ön koşulun yerine getirilmediği, ayrıca özel denetçi atanması talebinin mahkemeden istenebilmesi için öncelikle TTK 438/1 maddesi uyarınca genel kurulda belirli olayların özel denetimle açıklığa kavuşturulmasının istenilmesi gerektiği, somut olayda bu koşulun da bulunmadığı, zira davacının yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4. gündem maddesine muhalefet şerhinde detay nizam, faaliyet raporları, bilançolar, pay devirleri, sözleşmeler, banka hesap hareketlerini talep etmesine karşın kendisine dönüş olmadığını, bu nedenle özel bir denetim yapılmasını talep ettiğini ifade etmiş olup bu talepte belirli olaylara hasredilme hali söz konusu olmadığı gibi yapılan bilirkişi incelemesinde de mali tabloların gerçeği yansıttığının tespit edildiği, öte yandan genel kurul kararı olmadan mahkemeden özel denetçi atanmasını talep etmenin mümkün olmadığı, davacı tarafından özel denetime ilişkin genel kurula sunulmuş ve belirli olaylara hasredilmiş bir önerinin bulunmadığı, bu kapsamda genel kurul tarafından TTK 439/1 maddesinde öngörülen gelen kurul tarafından özel denetim isteminin reddi koşulunun somut olayla gerçekleşmediği gerekçeleriyle davacının 26.09.2020 tarihli genel kurul kararlarının iptali talebi ile davalı şirkete özel denetçi atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; muvazaalı hisse devri ile hakim ortak olan ...'n uzun yıllardır fiili olarak bir çalışmalarının olmamasına rağmen kendi çocuklarına şirket tarafından yüksek meblağlı ücret ödemeleri yapıldığını, ancak bilirkişilerce bu iddialarımız hiçbir surette araştırılmadığını ve incelenmediğini, bu konunun özellikle ve önemle araştırılmasını talep ettiğini, bu hususun ...'in kararları ticari saiklerle, dürüstlük ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşacak şekilde değil de aksine olacak surette aldığının da bir göstergesi olduğunu, yönetim kurulu başkanı vefat etmiş olduğundan yönetim kurulu olmadan hazırlanan faaliyet raporu ve finansal tablolardaki sonuçlarının şaibeli olup gerçeği yansıtmadığı ve bilançoların doğru hesaplanmamış olma ihtimali olduğunu, bilirkişilerce de üstün körü bir inceleme ve araştırma ile taraf ve yargı denetimine olanak vermeyecek surette bir değerlendirme yapılarak yasal defterler ile mali kayıtların birbirini teyit ettiğini bu nedenle de gerçeği yansıttığını belirttiğini, oysa ki bilançolarda yer alan birçok harcama ve masraf kaleminin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, fiili durum ile örtüşüp örtüşmediği incelenmediğini, bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin hiçbir inceleme, açıklama, ayrıntı bulunmadığını, görüleceği üzere, hükme esas alınan bilirkişi raporu dava konusunu aydınlatıcı tespitler içermediğini, şirket merkezi bunca yıl sonra neden, hangi ticari ... ile ...'in hakimiyetinde olan başka bir şirketin merkezine taşındığını, bu durumun şirket çıkarını düşünen bir tavır olmadığını, şirketi borçlandırmaya yönelik olduğunu, dolayısıyla da şirketin ...'e hem kira ödemesi hem de ücret ödemesi noktasında yeniden borçlandırılmasını ticari ve etik olarak kabul etmediğini, bu husustaki en büyük itirazlarının özel denetçi atanması talebimizin oylamaya sunulmadığını, usulün esastan önce geldiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı şirketin 26/09/2020 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve davalı şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil kayıtları, dava konusu 26/09/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, Ankara 9 ATM'nin 2020/263 esas 2020/266 karar sayılı dosyası, ticaret sicil gazetesi suretleri, davalı şirket defter ve kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 9 ATM'nin 2020/263 esas 2020/266 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... ... San. Tic. A.Ş hakkında genel kurulu çağrıya izin talebi ile açılan davanın yargılaması sonucunda davanın kabulü ile TKK 410/2 maddesi gereğince belirtilen gündem maddeleri ile olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması hususunda çağrı için davacıya izin verilmesine ve çağrı kararının yerine getirilmesi için mali müşavir Elif Aslan'ın kayyum atanmasına kesin olmak üzere karar verilmiş olduğu görülmüştür.
08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2016-2017-2018-2019 yılı faaliyet raporlarında yer alan tutarların yasal defter kayıtlarında yer alan tutarlar ile uyumlu olduğu ve tutarların birbirini doğruladığı, ilgili dönem hesap bakiyelerinin yasal defter kayıtlan ile uyumlu olduğu, hesap bakiyelerinin aynı tutarlar üzerinden bilanço ve gelir tablosuna aktanldığı, aktarılan tutarların sonuç hesapları ile uyumlu olduğu ve tutarların birbirini doğruladığı, yasal defter kayıtlarının mali tabloları teyit ettiği görüldüğü, yasal defter kayıtlarına göre davalı şirket mali tablolarının gerçeği yansıttığı, davalı şirket 26.09.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanakları ekinde yer alan faaliyet raporlarında yer alan verilerin yasal defter kayıtları ve şirket mali tabloları ile uyumlu olduğu ve tutarların birbirini doğruladığı, oy çoğunluğuna sahip olan hissedarlara yönetim kurulu üyesini seçebileceği kabulü altında bu kararın kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturduğuna ilişkin bir hususa rastlanmadığı, dosya kapsamındaki belgeler nazara alındığında davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlâli durumunda bu hakkının kullanılamamasına ilişkin olarak TTK’nun 437. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen usule başvurmadığı, toplamda 242.000 adet şirket payından 2 payın ... mirasçıları tarafından elbirliğiyle veya tereke temsilcisi vasıtasıyla yönetilmesi gerekir iken, bu paylar küsuratlı şekilde mirasçılara intikal ettirilerek paya bağlı haklar davacının da aralarında olduğu mirasçılar tarafından münferiden kullanıldığı, bir diğer ifade ile terekeye ait payların (... mirasçılarının elbirliği ile malik olduğu 2 payın) davaya konu genel kurulda kanuna uygun şekilde temsil edilemediği, davacının bilgi alma veya inceleme hakkını daha önce kullanıp kullanmadığı ve özel denetimin belirli olaylara hasredilip hasredilmediği hususunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, şirketin varlıklarının borçlarını karşıladığı ve borca batık olmadığı tespit edildiği, şirket veya pay sahiplerinin esas sözleşme ihlal edilerek zarara uğratıldığına yönelik somut bir olguya rastlanılmadığı, TTK m.439 gereğince kanunun veya esas sözleşmenin ihlal edilerek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğratılıp uğratılmadığı, dolayısıyla özel denetimin bu koşulunun oluşup oluşmadığına yönelik incelemelerde şirketin kendi mülkiyeti olan fabrika binasından elde ettiği kira geliri dışında gelirinin bulunmadığı, şirketin kamu, mali müşavir, personel ve şirket ortağı .... ortağı/yöneticisi olduğu.... .... 57.000,00 TL borcunun bulunduğu, 31.12.2019 tarihli kaydi değer bilançosuna göre şirketin reel özvarlığı 1.769.591,04 TL, varlıklar/borçlar = %5,22 olduğu, şirket varlıklarının borçları karşıladığı ve borca batık olmadığı tespit edildiği, şirket veya pay sahiplerinin esas sözleşme ihlal edilerek zarara uğratıldığına yönelik somut bir olguya rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Dava konusu 26/09/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde;
Gündemin 1. maddesinin; açılış ve yoklama,
Gündemin 2. maddesinin; toplantı başkanlığının oluşturulması,
Gündemin 3. maddesinin; divan heyetine toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisi verilmesine,
Gündemin 4. maddesinin; 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait yönetim kurul faaliyet raporlarının okunması ve yönetim kurulunun ibrası,
Gündemin 5. maddesinin; 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait bilanço ve kar-zarar cetvellerinin genel kurula ibrazı, müzakeresi ve ibrası,
Gündemin 6. maddesinin; Yönetim kurulu başkanı olan ...'in vefatı nedeniyle yeni yönetim kurulunun seçimine,
Gündemin 7. maddesinin; dilek ve temennilere ilişkin olduğu görülmüştür.
Davacı yan, davalı şirketin 26/09/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve şirkete denetçi atanması istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı TTTK'nun 445.maddesinde; "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı yasanın 446.maddesinde "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu
üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir." düzenlemesi mevcuttur.
Aynı yasanın 447.maddesinde de; " (1) Genel kurulun, özellikle;
a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,
c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır. " hükmüne yer verilmiştir.
Gelen ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, davalı şirketin ortaklarından biridir. Ankara 9 ATM 2020/263 esas 2020/266 karar sayılı ilam ile verilen yetkiye istinaden yapılan davalı şirketin 26.09.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetvelinin tetkikinde şirketin toplam sermayesine tekabül eden 242000 adet hissenin 241962 adedinin toplantıda asaleten ve vekaleten temsil edildiğinin belirtildiği, davacının vekili tarafından alınan kararlara muhalefet edilerek olumsuz oy kullanıldığı, bu kapsamda TTK 446/1 maddesinde ön görülen alınan karara yönelik muhalefetin tutanağa geçirilmesine ilişkin yasal koşulun gerçekleştiği, dava konusu genel kurul toplantı tarihi 26/09/2020 olup dava yasada öngörülen 3 aylık süre içerisinde 23/10/2020 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir.
Aynı yasanın 418.maddesi ise; (1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz.
(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklindedir.
Davalı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı ...'in 14.04.2020 vefat tarihi itibariyle davalı şirketin sermayesine tekabül eden ... hisseden; 1142 hissesinin muris ...'e, ... hissenin ...'e, .... hissenin ...'e, 35 hissenin ...'a, 1,50 hissenin ...'a, 1,50 hissenin ise ...'a ait olduğu, davalı vekilince sunulan yıllık faaliyet raporu belge içerisinden anlaşılmıştır.
Davalı şirkette 1142 hissesi bulunan ...'in veraset ilamının tetkikinde 14.04.2020 tarihinde vefatı üzerine geride mirasçı olarak 1/4'er pay ile ... ..., ..., ... ve ...'e bıraktığı görülmüş, davalı vekilinin 08.04.2020 tarihli dilekçesinde mirasçılar arasında taksim sözleşmesi yapılmadığı ve miras şirketine temsilci atanmamış olduğu bildirilmiştir.
Anonim şirketlerde hissedarın ölümü halinde payların limited şirketlerde olduğu gibi kendiliğinden mirasçılara intikali söz konusu olmayıp bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ... mirasçıları arasında şirket hisselerine yönelik taksim sözleşmesi yapılmadığı gibi genel kurul tarihi itibariyle miras şirketine mümessil tayinininde söz konusu olmadığı, miras payları esas alınarak hazırlanan hazirun cetveli miras taksim sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğinden bu durumda murisin şirket hissesi üzerinde tüm mirasçıların el birliği mülkiyetinin devam ettiğinin kabulü ile murisin 1142 adet hissenin toplantıda usulüne uygun temsil edilmediği ve keza şirkette üç pay sahibi 2012'de vefat eden muris ...'ın 2 mirasçısına 1,50'şer pay şeklinde buçuklu pay olarak hazirun cetvelinde gösterilen murise ait 3 payında usulüne uygun taksim ve temlik sözleşmesi yapılığına yönelik dosya kapsamına iddia ve ispat vasıtası sunulmadığından toplantı ve karar nisapları değerlendirilirken toplam 1145 adet hissenin hariç tutulması gerekmiş bu kapsamda genel kurul toplantısında ...'a ait .... pay ve ...'e ait .... payın katılımı ile .... paya sahip ...'in kabul oyu ile kararların alınmış olduğu anlaşıldığından alınan kararlarda toplantı ve karar nisaplarına aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan yapılan bilirkişi incelemesinde 2016-2017-2018-2019 yılı faaliyet raporlarında yer alan tutarların yasal defter kayıtlarındaki tutarlar ile uyumlu olduğu ve birbirini doğruladığı hesap bakiyelerinin aynı tutarlar üzeriden bilanço ve gelir tablosuna aktarıldığı, aktarılan tutarların sonuç hesapları ile uyumlu olduğu, faaliyet raporlarında yer alan verilerin yasal defter kayıtları ve mali tablolar ile uyumlu olduğu, yasal defter kayıtlarının mali tabloları teyit ettiği ve mali tabloların gerçeği yansıttığı tespit edilmiş olmakla vefat eden yönetim kurulu başkanının ibrası ile bilanço ve kar zarar cetvellerinin ibrası kararlarında kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına bir aykırılığın bulunmadığı, keza yönetim kurulu başkanının vefatı nedeniyle organsız kalan şirkete oy çoğunluğuna sahip hissedarın yönetim kuruluna seçimine ilişkin nisaplara uygun olarak alınan kararın iptaline yönelik koşulların oluşmadığı, TTK 418 ve 421. maddeleri kapsamında dava konusu edilen kararların toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı, TTK 447. maddesinde ön görülen butlan sebeplerinin gerçekleşmediği, TTK 445 maddesine dayalı iptal koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
6102 sayılı TTK'nun 438. maddesinde, her pay sahibinin pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasının gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebileceğini, aynı kanunun 439. maddesinde ise, genel kurulunun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birine halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya payların itibarı değeri toplamı en az 1.000.000,00 TL olan pay sahiplerinin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde üç ay içinde özen denetçi atanmasını isteyebilecekleri aynı yasanın 440/2. maddesinde ise, mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/12/2017 tarih 2016/8800 Esas 2017/7610 Karar sayılı ilamı). Kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır (Tolga Akkaya, Medeni ... Hukukunda İstinaf, sayfa 247). Hal böyle olunca davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin özel denetçi atanması talebinin reddine dair karara karşı istinaf isteminin TTK'nun 440/2. maddesi gereği ilk derece mahkemesince verilen karar kesin olduğundan, HMK'nun 341. ve 352. maaddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin özel denetçi atanması talebin reddi yönündeki kararına karşı istinaf isteminin usulden reddine, sair istinaf itirazlarının da ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin özel denetçi atanması talebinin reddine yönelik istinaf isteminin ilk derece mahkemesince verilen karar TTK'nun 440/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan HMK'nun 341. ve 352. maaddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.