Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1069 K.2024/1243
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/03/2022
NUMARASI :....
DAVA TARİHİ : 11/12/2020
KARAR TARİHİ : 27/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dilekçesiyle özetle; dava dışı borçlu... ile müvekkili banka arasında 26.05.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve Temel Bankacılık Hizmet sözleşmesi imzalandığı, diğer borçlulardan ...'ün söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamındaki tüm borçlar için 13.07.2017 tarihinde 100.000,00 TL'lik kefalet sözleşmesi, ... ... ise 26.05.2016 tarihinde 30.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi imzalamak sureti ile borçlu...'ın tüm risklerine kefil olduğu, ... imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesine istinaden müvekkili bankadan ihtiyaç kredisi, kredili mevduat hesabı ve benzeri ticari ürünler kullanıldığı, müvekkili banka ile borçlu arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanması esnasında borçlu, müvekkili banka tarafından kullandırılacak tüm ürünlerin detayları, uygulanacak faiz, vergi, masraf konularında detaylı olarak bilgilendirildiğini iddia ederek borçlu... tarafından söz konusu Kredi Sözleşmesine istinaden kredinin kabulü ile davalı ... ...'in Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15649 E sayılı dosyasına yapılan itirazının kefalet limiti olan 30.000,00 TL bakımından iptali ile boçtu ... ... bakımından Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15649 esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin 30.000,00 TL takip tutarı üzerinden devamına, diğer davalı ... bakımından Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15649 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15649 E sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin ... bakımından devamına, takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/15649 esas sayılı dosyasından 75.000,00 TL takip çıkışı bedelle icra takibine geçildiği, devamında yasal süresi içinde borca ve tüm ferilerine haklı olarak itiraz yapıldığı, müvekkili davaya konu kredi sözleşmesinde kefillikten dolayı hiçbir borç sorumluluğu söz konusu olmadığı, davaya konu kredi sözleşmesinde müvekkili banka yetkilileri tarafından
ilgili kredi sözleşmesine ilişkin olarak müvekkili eşinin kefilliğine ilişkin geçerli bir rızası söz konusu olmadığı, icra takibinde müvekkili aleyhine 75.000,00 TL bedelle icra takibi yapıldığı, devamında dava dilekçesinde de görüleceği üzere ... ....30.000,00 TL ile kefillikten sorumlu olduğu iddia edildiği, davacı banka, müvekkili aleyhine önce 75.000,00 TL bedelle icra takibi yapıp daha sonra 30.000,00 TL bedelden kefillik sorumluluğu gereği itirazın iptali davası açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu... 13.09.2019 tarihinde vefat ettiği, davacı banka tarafından ihtarname 25.10.2019 tarihinde yapıldığını, davacı banka, dava dışı borçlu..., ölmüş olmasına rağmen ihtarname çektiği ve ihtarname vefat etmiş olmasına rağmen muhataba 31.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş gösterildiğini, ancak ihtarnamenin usule uygun bir şekilde yapılmamış olmasından dolayı dava dışı borçlu müteveffa ile davacı bankanın kredi sözleşmesi feshedilemediğini,
3. ihtarnamenin ölü birine teslim edildiği, temerrüte düştüğü kabul edilerek davacı banka tarafından icra takibi başlatıldığını, dava dışı asil borçlunun yasal mirasçılarına gidilmeden, ölen asile ve kefillere gidildiğini, temerrüt tarihinde mirasçılara ihtarname gönderilerek temerrüt şartları gerçekleştirilmesi gerekirken icra takibi yapıldığını, başlatılan icra takibinde takip talebinde dava dışı borç müteveffanın ismi yer almasına rağmen, tebligat yapılmadan, davacı banka tarafından dava dışı borçlunun icra takibi kesinleştikten sonra vefat ettiğinin öne sürüldüğünü, ancak dava dışı asıl borçlu 13.09.2019 tarihinde vefat ettiği, icra takibinde takip talebi 25.11.2019 tarihinde, ödeme emri ise 02.12.2019 tarihinde oluşturulduğunu, burada davacı banka yasal mirasçılara başvurması gerekirken yasal mirasçılara başvurmadan müteveffa dava dışı asıl borçluya ve kefillere icra takibi başlatıldığını, davacı bankanın, asil borçlu... temerrüt tarihinden önce ölmüş olması sebebiyle, kefillere başvurmadan önce var ise sigorta şirketine ve yasal mirasçılara başvurması gerektiği, bu sebeple Müteveffa...'a ait kredi sözleşmesi sebebiyle yapılan sigorta poliçesi olup olmadığı bilinmediği, davacı banka tarafından davaya sunulan kefalet sözleşmesi müvekkili tarafından değil, sonrasında banka tarafından doldurulduğu, müvekkilline kefil olma durumunun 1 yıllık bir kefalet sözleşmesi olduğu söylenerek kağıt imzalatıldığı, ancak sonrasında banka tarafından doldurularak 10 yıllık bir kefalet ilişkisi kurduğu, müvekkilinin kurulan kredi sözleşmesi vade miktarı veya vade süresi hakkında bilgilendirilmediği, müvekkilinin 10 yıllık bir kefalet ilişkisi kurulduğundan haberdar olmadığı, müvekkiline bilgi verilmeden ve okumadan sözleşme imzalatıldğı ve ardından boş yerler davacı banka tarafından doldurulduğu, kefalet sözleşmesinin el yazısı ile yazılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı borçlu... ile müvekkili banka arasında 26/05/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, borçlunun Genel Kredi Sözleşmesi kapsamındaki tüm borçlar için 100.000,00 TL'lik kefalet sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda borçlu...'ın tüm risklerine karşı kefil olunduklarını, borçlu...'ın söz konusu kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, ancak kredi taksitleri ödenmesi gerekli tarihlerde ödenmediğini, borçlu ve davalı ...'ün de içerisinde bulunduğu kefillerine 25/10/2019 tarihinde kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen ticari ihtiyat kredi taksit ödemelerinin vadesinde yapılmadığını iddia ederek hakkında yapılan Ankara 9. İcra müdürlüğünün 2019/15648 sayılı takip dosyasında ödenmeyen borçtan kaynaklı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın haksız olduğu ve davalının takibe itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka, aynı tarihte iki kredi kullandırıldığı ve neticesinde 100.000,00 TL'lik 60 ay vadeli kredi için müvekkilini ve 30.000,00 TL'lik kredi için de dava dışı ... ...'in kefaleti alındığı, ancak banka tarafından doğru bilgilendirme yapılmaksızın toplam tutarı 130.000,00 TL olan farklı kredi sözleşmeleri için aynı kefalet sözleşmesine dayalı sorumluluk altına alınmaya çalışıldığı, kefalet sözleşmesinde müvekkilinin imza attığı tutar 100.000,00 TL olmasına rağmen 130.000,00 TL'yi aşan kredi sözleşmeleri dayanak yapıldığı, dava dışı borçlu... 13.09.2019 tarihinde vefat ettiği, davacı banka tarafından ihtarname 25.10.2019 tarihinde yapıldığı, davacı banka, dava dışı borçlu..., ölmüş olmasına rağmen ihtarname çekmiş ve ihtarname vefat etmiş olmasına rağmen muhataba 31.10.2019 tarihinde nasılsa tebliğ edilmiş gösterildiği, ancak ihtarnamenin usule uygun bir şekilde yapılmamış olmasından dolayı dava dışı borçlu müteveffa ile davacı bankanın kredi sözleşmesi feshedilemediği, ihtarnamenin ölü birine teslim edildiği, dolayısıyla temerrüte düştüğü kabul edilerek davacı banka tarafından icra takibi başlatılmış, dava dışı asil borçlunun yasal mirasçılarına gidilmeden, ölmüş asile ve kefillere gidildiği, ancak baştan itibaren ihtarnamenin asıl borçluya ölmemiş gibi tebligatın gitmiş gösterilmesinden dolayı hukuka uygun tebligat yapılmamış, temerrüt tarihinde mirasçılara ihtarname gönderilerek temerrüt şartları gerçekleştirilmesi gerekirken hatalı işlemler ile icra takibi yapıldığı, ayrıca ardından başlatılan icra takibinde takip talebinde dava dışı borç müteveffanın ismi yer almasına rağmen, tebligat yapılmadan, davacı banka tarafından dava dışı borçlunun icra takibi kesinleştikten sonra vefat ettiği öne sürüldüğü, ancak dava dışı asıl borçlu 13.09.2019 tarihinde vefat etmiş, icra takibinde takip talebi 25.11.2019 tarihinde, ödeme emri ise 02.12.2019 tarihinde oluşturulduğu, burada davacı banka yasal mirasçılara başvurması gerekirken yasal mirasçılara başvurmadan ölmüş dava dışı asıl borçluya ve kefillere icra takibi başlattığı, her ne kadar 100.000,00 TL'lik borç için bir kefalet sözleşmesinin varlığını kabul edilse de bu kefalet sözleşmesi hukuka uygun bir şekilde yapılmadığı, davacı banka tarafından davaya sunulan başka bir kredi sözleşmesine konu kefalet sözleşmesi müvekkili tarafından değil, sonrasında banka tarafından doldurulduğu, müvekkilline kefil olma durumunun 1 yıllık bir kefalet sözleşmesi olduğu söylenerek kağıt imzalatıldığı, ancak sonrasında banka tarafından doldurularak 10 yıllık bir kefalet ilişkisi kurulduğu, müvekkili 10 yıllık bir kefalet ilişkisi kurulduğundan haberdar olmadığı, müvekkiline bilgi verilmeden ve okumadan sözleşme imzalatılmış ardından boş yerler davacı banka tarafından doldurulduğu, zira kefalet sözleşmesi incelendiği zaman kefalet tarihi el yazısı ile yazılmamış olup kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarına aykırılık teşkil ettiği için zaten şekil yönünden hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dosyaya sunulu olan, 26.05.2016 tarihli Kefalet Sözleşmesinde “Kefil Olunan Azami
Miktar” hanesindeki “30.000,00 TL (OTUZBİN TL) ibaresinin davalı kefil ... ... eli ürünü olmadığı, Türk Borçlar Kanunu 583. Maddede yer alan yönündeki tespit ve Türk Borçlar Kanunu 583. Maddede yer alan “ … kefilin sorumlu olduğu
azami miktarı … kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır. …” hükmü karşısında davalı ... ...’in
kefaletinin geçerliliğinin söz konusu olamayacağı, davalı kefil ... yönünden ihtarname tarihi itibariyle asıl borçlu...’ın ölü
olduğu, dolayısıyla ölü olan bir şahsa ihtarnamenin tebliği söz konusu olamayacağı için asıl borçlu ile Banka
arasındaki sözleşmenin feshedilmemiş olduğu, buna rağmen ihtar tarihinde ölü olan asıl borçluya
ihtarnamenin tebliğ edilmiş gibi gösterildiği ve ölü şahıs hakkında icra takibinin yapılmış olduğu, bu durumda temerrüt tarihinde mirasçılara ihtarname gönderilerek temerrüt şartlarının gerçekleştirilmiş olması gerektiği ve asıl borçlu ile davacı banka arasındaki sözleşmenin de feshedilmemiş olduğu gerekçeleriyle asıl davada davacı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davacı tarafından, davalı ... ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... ... vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın reddine, davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan imza incelemesinin denetime elverişli olmayıp çelişkiler içerdiğini, bu yöne ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, hesap kat ihtarının her iki davalıya usulüne uygun olarak gönderildiğini, davalıların müteselsil kefil olmaları nedeniyle ihtarnamenin tebliği ile birlikte temerrüt koşullarının gerçekleştiğini, dava dışı...'ın takip öncesi vefat ettiği hususunun müvekkili bankaca bilinmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki takip öncesi gönderilen ihtarnamenin borçluya tebliğ edildiğini, takipten sonra...'ın öldüğünün öğrenildiğini, temerrüt koşulunun gerçekleşmediği düşünülse dahi takip tarihi itibariyle ödenmemiş vadesi gelen borçların bulunduğu hususunda mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, muaccel taksitlerin talep edilmesi için kat ihtarnamesi gönderilmesine gerek olmadığını, asıl borçlunun vefat etmiş olmasına rağmen takip başlatılmasının icra takibini sakatlamadığının yerleşik içtihatlar ile kabul edildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl ve birleşen dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15649 sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ve davalı kefile karşı 15.357,15 TL asıl alacak, 1.622,40 TL işlemiş faiz, 19,38 TL BSMV olmak üzere toplam 16.998,93 TL tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçlu vekilinin yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15648 sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ve davalı kefile karşı 70.658,21 TL asıl alacak, 4.656,79 TL işlemiş faiz, 46,78 TL BSMV, 377,31 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 75.739,09 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçlu vekilinin yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Grafoloji alanında uzman bilirkişiden alınan 22/10/2021 tarihli raporda özetle; 26/05/2016 tarihli ve 13/07/2017 tarihli sözleşme asıllarının da dosyaya alınarak davalıların mahkeme huzurunda alınan imza ve yazı örnekleri ve dosyaya gelen diğer belgelerdeki imza ve yazı örnekleri de incelenerek, 26/05/2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli kefalet sözleşmesinde; davalı ... ... tarafından yazıldığı belirtilen yazıların ve 13/07/2017 tarihli 100.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesindeki yazıların davalı ...'e ait olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmış, sunulan bilirkişi raporunda; dava konusu, ... A.Ş.'ne ait, 30,000,00-TL miktarlı, 26.05.2016 tarihli Kefalet Sözleşmesindeki; “Kefilin Adı Soyadı”, “Kefaletin Türü” ve “Kefalet İmzasının Tarihi” hanelerinde yazılı olan “... ..., Müteselsil, 26.05.2016” yazılarının davalı ... ...'in eli ürünü olduğu; “Kefil Olunan Azami Tutar” hanesindeki “30.000,00 TL (OTUZBİN TL) yazısının davalı ... ...'in eli ürünü olmadığı; Dava konusu, ... A.Ş.'ne ait, 100.000,00-TL miktarlı, 13.07.2017 tarihli Kefatet Sözleşmesindeki “Kefilin Adı Soyadı”, “Kefaletin Türü”, “Kefil Olunan Azami Tutar” ve “Kefalet İmzasının Tarihi” hanelerinde yazılı olan “..., Müteselsil Kefil, 100.000,00 TL Yüzbin TL, 13,07.2017 yazılarının davalı ...'ün eli ürünü olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Bankacı bilirkişiden alınan 08/02/2022 tarihli raporda özetle;
asıl davada; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu... arasında 26.05.2016 tarihinde Genel
Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin kredi limiti başlıklı 2.03. maddesinde kredi alana kullandırılacak kredi limitinin taraflarca
akdedilecek ek sözleşmede belirleneceği belirtilmiş olup, 26.05.2016 tarihinde imzalanan sözleşme ile kredi limiti 100.000,00 TL olarak belirlendiği, davalı kefil ... ile 13.07.2017 tarihinde kefalet sözleşmesi akdedilmiş olup kefalet
limiti 100.000,00 TL olarak kabul ve beyan edildiği, davalı kefil ... ... ile 26.05.2016 tarihinde kefalet sözleşmesi akdedilmiş olup kefalet limiti
30.000,00 TL olarak kabul ve beyan edildiği, davalı ... ...’in
kefaletinin geçerliliği konusundaki hukuki takdir Mahkemeye ait olduğu, davacının takip tarihine göre alacak miktarı;
asıl alacak
70.649,46 TL,
4.656,79 TL işlemiş faiz ,
46,78 TL BSMV
377,31 TL ihtarname masrafı,
75.730,34 TL takip tarihi itibariyle talep edilebilecek tutar
şeklinde 75.730,34 TL olarak tespit edilmiş olup asıl alacak tutarın takip tarihinden itibaren % 28.80
oranından işlemiş faiz talep edilebileceği; davalı kefil ... kefalet limiti 100.000,00 TL olduğu için hesaplanan 75.730,34 TL
tutarın tamamından sorumlu olacağı; birleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/610 Esas Sayılı
dosyasın da ise; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında tek bir genel kredi sözleşmesi akdedilmiş
olup bu sözleşmenin limiti 100.000,00 TL olduğu, davalılardan ... bu sözleşmeye 100.000,00 TL ve dava dışı ... ... ise
30.000,00 TL limitle müteselsil kefil olduğu, davalı vekilinin beyan ettiği şekliyle 100.000,00
TL ve 30.000,00 TL tutarında iki ayrı Genel Kredi Sözleşmesi mevcut olmayıp tek bir Genel Kredi
Sözleşmesine 100.000 TL ve 30.000,00 TL limitlerle müteselsil kefalet söz konusu olduğu,
Genel Kredi Sözleşmesi çerçeve niteliğinde bir sözleşme olup bu sözleşmeye verilmiş olan kefalet
tek bir krediye özgü olmayıp sözleşme limiti dahilinde birden fazla kredi kullandırımı söz konusu
olduğu, davaya konu olayda, genel kredi sözleşmesinin limiti dahilinde kullandırılmış olan 100.000,00 TL
tutarlı taksitli ticari kredinin geri ödemeleri nedeniyle limit boşluğu oluştuğu ve oluşan bu limit boşluğunun
tekrar kredi olarak kullandırıldığı görüldüğü, icra takibine konu kredi davalı ...’ün kefaletinin olduğu Genel Kredi
Sözleşmesi kapsamında ve bu sözleşmenin limiti dahilinde kullandırılan bir kredi olduğu için, söz konusu krediden kaynaklı takip borcundan adı geçen kefilin sorumluluğu bulunduğu anlaşıldığı, davacının takip tarihi itibariyle alacak miktarı;
asıl alacak
15.357,15 TL
1.622,40 TL işlemiş faiz
19,37 TL BSMV
16.998,92 TL takip tarihi itibariyle talep edilebilecek tutar
şeklinde 16.998,92 TL olarak hesaplanmış olup asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren % 38.70
oranından işlemiş faiz talep edilebileceği, davalı kefil ... vekilinin ihtarname tarihi itibariyle asıl borçlu...’ın ölü olduğu, dolayısıyla ölü olan bir şahsa ihtarnamenin tebliği söz konusu olamayacağı için asıl borçlu ile banka
arasındaki sözleşmenin feshedilmemiş olduğu, buna rağmen ihtar tarihinde ölü olan asıl borçluya
ihtarnamenin tebliğ edilmiş gibi gösterildiği ve ölü şahıs hakkında icrai takibat yapıldığı, bu işlemin ise
hukuksuz olduğu yönündeki hukuki takdir ve değerlendirme gerektiren beyanlarının takdiri
Mahkemeye ait olmak üzere davalı kefil ...’ün kefalet limiti 100.000,00 TL olduğu için hesaplanan 16.998,92 TL
tutarın tamamından sorumlu olacağı bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, dava dışı borçlu ... ile davacı banka arasında 26/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ve temel bankacılık hizmet sözlemesi imzalandığı, davalı ...'ün genel kredi sözleşmesi kapsamındaki tüm borçlar için 13/07/2017 tarihinde 100.000,00-TL limitle, ... ...'in ise 26/05/2016 tarihinde 30.000,00-TL limitle müteselsil kefil olduğu, borçlu... tarafından kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/15649 esas sayılı dosyası ve Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/15648 esas sayılı dosyasında icra takipleri başlatıldığı, hesap kat ihtarnamesinin asıl borçlu...'a TK'nun 21/2.maddesine göre 31/10/2019 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin şerh düşüldüğü, davalı ... ...'e bila tebliğ iade edildiği, diğer davalı ...'e de TK'nun 21/2.maddesine göre 30/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinde asıl borçlu...'ın 13/09/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, alacaklının müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (Uygur, Turgut; 6098 Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, Nisan 2012, Cilt II. s. 2541). Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce asıl borçluya başvurulmadan müteselsil kefile gidilebilmesi mümkün iken, TBK'nın anılan düzenlemesi ile artık bu mümkün olamamaktadır. Bu itibarla, müteselsil kefiller yönünden talepte bulunabilmek için öncelikle asıl borçluya kat ihtarının tebliği gerekmektedir.
Somut olayda ise; dosyada mevcut tebliğ şerhlerinde 25/10/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu..TK'nun 21/2.maddesine göre 30/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, Dairemizce dosyaya kazandırılan nüfus kayıtlarından asıl borçlu...'ın hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğine ilişkin şerh tarihinden önce 13/09/2019 tarihinde vefat ettiği, böylelikle tebligatın usulsüz olduğu, ...'ın mirasçılarına hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmediği anlaşılmakta olup, dava dışı asıl borçluya kat ihtarı tebliğ edilemediğinden, TBK'nın 586. maddesi hükmü gereği davalı kefillere icra takibi yapılamayacak ve/veya dava açılamayacaktır. Şu halde dava konusu ilamsız icra takip tarihi itibarıyla TBK'nın 586. Maddesi gereğince dava konusu kredi alacağının tahsilinde davalı müteselsil kefile başvurmadan önce dava dışı asıl borçluya başvurulduğuna dair usulüne uygun olarak çıkarılıp tebliğ olunan kat ihtarı bulunmadığına göre, asıl ve birleşen davada davalı müteselsil kefil ... ...'e başvurma koşulu gerçekleşmediğinden ilk derece mahkemesince davalı ... yönünden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davalı ... ... dava konusu 26/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalet yazılarının eli ürünü olmadığını iddia etmiş, mahkemece alınan ve hükme elverişli olan 22/10/2021 tarihli grafolog bilirkişiden alınan raporda söz konusu sözleşmedeki "Kefil olunan azami tutar" hanesindeki "30.000,00 TL (otuzbin TL)" yazısının davalı ... ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı ... ...'in kefalet tarihi itibariyle kefaletinin geçerli olup olmadığı,6098 Sayılı TBK'nun 583 vd. madde hükümleri gözetilerek değerlendirilecektir.
Buna göre, kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı gibi kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Bu durumda mahkemece dava konusu icra takibine dayanak olan 26/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan davalı ... ...'in sorumlu olduğu azami miktara ilişkin yazıların davalı ... ...'in eli ürünü olmadığı, böylelikle anılan davalının kefaletinin geçerli bulunmadığı ve dolayısıyla asıl davada dava konusu olan takip dayanağı borçlardan sorumlu olmadığı gözetilerek davalı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl ve birleşen davada davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL'şer harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın asıl ve birleşen davada ayrı ayrı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Asıl ve birleşen davada davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024
Başkan Üye Üye Zabıt Katibi