Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/673 K.2024/1254
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi .
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
.
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2020
NUMARASI :
DAVA TARİHİ : 13/02/2019
KARAR TARİHİ : 27/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2024
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında ipotek maliki sıfatı ile Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2018/643 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olan Kredi Sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmelerin ... ... .... . firmalarının ... A.Ş ile 2007 yılında akdettikleri kredi sözleşmeleri olduğunu, takibin bu sözleşmelerden kaynaklı alacak iddiasına dayandığını, müvekkilinin maliki olduğu, ... ilçesi, .... kayıtlı gayrimenkul üzerindeki 1. derece, 1.500.000,00 TL tutarındaki ipoteğin ise 2004 yılında ve o tarihte müvekkilinin gayrimenkulü edinmek için kullandığı bireysel kredi için tesis edildiğini, 2004 tarihli ipotek akit tablosunda, söz konusu ipoteğin takip borçlusu şirketlerin asaleten ve/veya kefaleten riskleri için verildiğine dair hiçbir hüküm ve kayıt bulunmadığını, kaldı ki takip borçlusu şirketlerin ipoteğin tesis edildiği tarihte Bankanın müşterisi dahi olmadıklarını, ipoteğin tesis edildiği tarihten yaklaşık 3 yıl sonra Banka ile kredi sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkilinin 2004 yılında, 4077 sayılı yasa kapsamında kullanmış olduğu ve ödeyerek kapattığı bireysel kredi için verdiği ipoteğin Banka tarafından icra emrine konu edildiğinin görüldüğünü, davalı Bankanın 2004 yılında kullandırdıkları konut kredisi sözleşmesinin ve ödeme belgelerinin 10 yıllık saklama sürelerinin dolduğundan bahisle ellerinde belge olmadığını bildirdiğini, söz konusu yazının müvekkilinin 2004 yılında konut alımı için tüketici kredisi kullandığını, bu kredinin teminatı olarak ... ilçesi, ... kayıtlı gayrimenkul üzerinde 1. derece, 1.500.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini ve ipoteğe konu tüketici kredilerinin kapatıldığını gösterdiğini, müvekkiline icra emri gönderilmiş olması nedeniyle, müvekkilinin tüketici kredisi için vermiş olduğu ipoteğin, ipotek tesisinden 3 yıl sonra banka ile ticari kredi sözleşmesi imzalayan firmaların teminatı sayılmasına itiraz ve yargılamaya konu edilmesi hakkının elinden alındığını, müvekkilinin söz konusu ipoteği konut kredisi için verdiğini ve konut kredisi borcunu da ödediğini iddia ederek .......kayıtlı gayrimenkul üzerindeki 1. Derece, 1.500.000,00 TL tutarındaki ipotek kapsamında borç bulunmadığının tespitine ve ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ve dava dışı diğer borçlu şirketler ile müvekkili banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesapların kat edildiğini, çekilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Ankara 22. İcra Dairesinin 2009/1225 Esas (Yeni Esas: 2018/643) sayılı dosyasından 26.03.2009 tarihinde, iş bu davaya konu edilen ipoteğin de konu edildiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, icra takibinin kesinleştiğini, hatta takip çerçevesinde takibe konu müvekkili bankaya ipotekli bir kısım taşınmazların icraen satışlarının dahi yapıldığını ve ihalelerin de kesinleştiğini, davacı borçlu ... tarafından takibin kesinleşmesinden neredeyse 10 yıl sonra taşınmazın icraen satışının yapılacağı günden birkaç gün önce iş bu ipoteğin fekki davasının açıldığını, davalı borçlu .....13.11.2017 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde, iş bu davanın konusu ipoteğin de içerisinde olduğu ipoteklerin kefalet borçlarının da teminatını teşkil ettiğini açıkça ikrar ettiğini, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2018 tarihli ve 2017/279 D.iş sayılı Ek Kararı ile ihtiyati haciz kararına itirazlarının reddedildiğini, Ankara BAM 21. Hukuk Dairesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/1481-1154 sayılı ilamı ile dava konusu ipoteğin davacı ..ticari krediye olan kefalet borcunun da teminatını teşkil ettiği hususunun kesin olarak karara bağlandığını, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iş bu dava konusu taşınmazın konu edildiği icra takibinin tedbiren durdurulması talebiyle birden fazla dava açtığını, bunlardan hiçbirinde tedbir kararı alamadığından bu defada tüketici mahkemesine dava açtığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının aynı taşınmaz üzerinde müvekkili banka lehine 23.02.2007 tarihinde 2.000.000,00 TL'lik ikinci dereceden bir ipotek daha tesis ettirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava konusu edilen ipoteğin kullanılan konut kredisine teminat olmak üzere tesis edildiği iddia edilmesine rağmen, davacı vekili tarafından Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/279 D.iş sayılı dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde, ipoteklerin genel kredi sözleşmesine istinaden tesis edildiğinin belirtildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2019/1946 Esas - 2020/71 Karar sayılı kararında da, dava konusu 23.12.2004 tarihli ipoteğin, davalı banka lehine davacının asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak tesis edildiğinin kabul edildiği, kaldı ki ipotek resmi senedinin de bu şekilde düzenlendiği, ipoteğin konut kredisi için tesis edildiğine ilişkin bir ifadenin yer almadığı, Ankara 22. İcra Dairesinin 2018/643 Esas sayılı takibinin genel kredi sözleşmesi dayanak gösterilmek suretiyle ticari kredinin tahsili amacıyla başlatıldığı, davacı tarafından iddia edildiği üzere dava konusu ipoteğin kullandırılan konut kredisine teminat olarak tesis edildiğinin kanıtlanamadığı, davadaki hukuki sebebin de ıslah edilmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödeyerek kapattığı kredi için verilen ipoteğin haksız şekilde takibe konulduğunu, dava konusu ipoteğin müvekkilinin kullandığı bireysel kredi sözleşmesinin teminatını oluşturmakta olup, başkaca kredi sözleşmesinin teminatını oluşturmadığını, mahkemenin gerekçelerinin haksız ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kredi sözleşmesinin teminatı olan ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Davacı vekili 28/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekilinin Ankara 68.Noterliğinin12/11/2018 tarih ve .... yevmiye no'lu vekaletnamesinde dava ve kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili Av. ... ... tarafından sunulan 18/11/2024 tarihli dilekçede davacı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirmiştir.
HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
HMK'nun 310/2. "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.
" hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. maddesi uyarınca hükmün verilmesinden sonra, karar kesinleşinceye kadar davadan feragat halinde, bölge adliye mahkemesince dosya ilk derece mahkemesine gönderilmeden feragat doğrultusunda ek karar verilebilir. Davacı vekilinin feragat talebi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin talepleri gözetilerek davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin 28/12/2022 tarihli feragat talebi nedeniyle Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2020 tarih ve 2020/145 Esas 2020/559 Karar sayılı kararı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL karar ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 25.616,25 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 25.188,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı vekilinin talebi gözetilerek davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansı varsa, hükmün tebliğinden sonra kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
B)1-İstinaf kanun yoluna başvuru sırasında davacı tarafından peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
2-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.