Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/792 K.2024/1120

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/792 📋 K. 2024/1120 📅 07.10.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/792 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
KARAR NO : 2024/1120 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : DR. ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/02/2022
ESAS NO : 2020/508 E 2022/110 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 07/10/2024
YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Bankadan web sitesi üzerinden satışa sunulan parsel 6 nolu işyeri vasıflı taşınmazı 27/02/2020 tarihinde 685.000,00 TL bedelle satın aldığını, satın aldıktan sonra taşınmazın ortak alan olan 27,34m2'lik alanı diğer maliklerin rızası olmaksızın haksız olarak işgal ettiğini, müvekkiline satıştan önce böyle bir bilgilendirme yapılmadığını, Çankaya Belediyesine sunulan emlak beyan değerinde işyerinin 277,34m2 olarak belirtildiğini ancak fiziki ölçümde 251,66m2 olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL zararın davalıdan 27/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davanın haksız olduğunu, taraflar arasında imzalanan "Gayrimenkul Satın Alma Teklif Formu ve Satış Şartnamesi" maddelerinde davacının satılan taşınmazın her türlü kaydını incelediğini ve sonradan herhangi bir farklılıktan veya ayıptan kaynaklı müvekkiline rücu edemeyeceğinin imza altına alındığını, davacının iddialarının kendi kusurundan kaynaklandığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taşınmaza ait tapu kayıtları ile taraflar arasında imzalanan "Gayrimenkul Satın Alma Teklif Formu ve Satış Şartnamesi" başlıklı belgede taşınmazın açıkça 458 m2 olarak görüldüğü, davacı yan, her ne kadar iddialarını; satışa konu taşınmazın müvekkiline gösterilen fiili ölçüsü ile resmi kayıtlardaki ölçünün farklı olduğu ve davalının bunu bilerek müvekkilini hataya/hileye düşürerek satışı gerçekleştirerek haksız kazanç elde ettiği, satış sözleşmesinin müvekkilinin iradesinin sakatlanmış halde imzalandığına dayandırmış ise de bu konuda yasal ve ikna edici delil sunamadığı, irade beyanı sakatlığı hata, hile yahut ikrah hâllerinde söz konusu olabileceği, bu durumda da hak düşürücü süre içerisinde irade bozuklukları olan yanılma, aldatma ve korkutma hâllerinde dava açılması gerekeceği, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağı, (BK m.39). Davacı tarafın davalı bankanın gayrimenkulün satışı sırasında hileli hareketlerde bulunarak sözleşmeyi yaptığına dair dosya kapsamda bir belge sunulmadığı gibi davacının kayıtlarda taşınmazın ölçüsünü açıkça gördüğü ve davalının davacıya 458,00 m2 alana sahip taşınmazı sattığı, dolayısıyla, davacının aldatılma iddiasının sübut bulmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taşınmazın 458 m2 olduğu belirtildiğiniş, bu tespitin arsa yüz ölçümüne ilişkin olduğunu, işyeri vasıflı bağımsız bölümün web sitesi ve diğer kurumlarda beyan edilen ve satın almadan önce yapılan ölçümlerde de tespit edilen m2'si 277,34 m2 olduğunu, müvekkilinin alıcı olarak kendisinden beklenebilecek tüm inceleme ve araştırmaları yaparak, satın alınacak taşınmazın 277,34 m2 olduğunu tespit ettiğini, davalı bankanın taşınmazın satışı esnasında hile veya hataya düşürücü bir harekette bulunmadığı karara dayanak yapıldığını, taşınmazın ilk ve eski maliki davalı banka olduğunu, satın alınan bağımsız bölüme ortak alanlardan yapılan ilavelerin banka tarafından yapıldığını, ortak alanlara yapılan müdahalenin emlak beyanı ve satış ilanın da gösterilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; davalının dükkan vasıflı taşınmaz satışında davacı/alıcıyı aldatıcı hataya düşürücü herhangi bir eylem ve işleminin olup olmadığı, davacının satın aldığı taşınmazın tapu kayıt bilgileri ile fiili durumu arasındaki farkı bilebilecek durumda olup olmadığı, işyerinin resmi m2 ile fiili m2 arasındaki fark nedeniyle davacının davalıdan zarar talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecek ise miktarının ne kadar olduğu, hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ayıplı taşınmaz satımı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar tacir olup aralarındaki satış sözleşmelerinde uygulanacak olan 6102 sayılı TTK'nin 23.maddesi; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c)Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
TBK madde 223; " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Mahkemece taraflar arasındaki satım akdi kapsamında ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca; davacının satın aldığı dükkan vasıflı iş yerinin, tapu kaydındaki metre kare ile aynı olduğu, tecavüzlü bulunan alan nedeniyle davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar vermek gerekirken değişik gerekçe ile hile hukuksal nedenine dayalı olarak tazminat talebinin reddine şeklinde gerekçe oluşturulması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2.maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiğinden "gerekçe düzeltilerek ve değiştirilerek yeniden esas hakkında" karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf isteminin mahkemenin gerekçesine yönelik olarak kabulü ile, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçesi düzeltilerek Dairemiz gerekçesinde yer alan nedenlerle yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
2-Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/508 esas, 2022/110 karar sayılı 23/02/2022 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-a)Davanın REDDİNE
b)Bu karar nedeniyle alınması gerekli 80,70 TL harcın peşin alınan 853,88 TL harçtan çıkartılarak geriye kalan 773,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d)Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 7.300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Davalı tarafından yapılan 7,80 TL vekalet tasdik harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f)Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
g)HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a.maddesi gereğince kesin olmak üzere 07/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."