Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2024/1240 K.2025/244
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/1240 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2025/244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR.... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/01/2022
ESAS-KARAR NO : 2018/489 E - 2022/38 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 07/03/2025
YAZILDIĞI TARİH : 07/03/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, 15/05/2015 tarihinde Ankara 65. Noterliği’nin 06175 ve 06176 yevmiye numaralı sözleşmeleri ile C blok 40. Kat 414 ve 42. Kat 428 nolu bağımsız bölüm numaralı ofis nitelikli gayrimenkullerin satın alındığını, davalının yapılan noter sözleşmesi kapsamında sözleşme bedeline %1 KDV dahil olmak üzere 428 nolu taşınmaz için 209.296,12 TL, 414 nolu taşınmaz için ise 208.398,33 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin tapuyu alabilmek için davaya konu 02/04/2018 tarihli 74.400,00 TL tutarlı senedi vermek zorunda kaldığını, davalı şirketin senet bedelini tapu devrinin yapıldığı gün, 02/04/2018 tarih, 000220 sıra nolu makbuz ile 74.400,00 TL olarak senedi tahsil ettiğini, KDV talebinin yasal olmadığını bilen davalının, müvekkilline daha sonra ek bir sözleşme imzalattığını, ancak ek sözleşmenin aynı şekil şartları ile yapılmaması sebebiyle bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, yine taşınmazın en geç 30/04/2018 tarihine kadar bitirilip teslim edilmesi gerektiğini, davalı şirketin 01/05/2018 tarihi itibari ile teslimde gecikmiş olduğundan sözleşme hükümleri gereği müvekkiline gecikme tazminatı ödenmesi gerektiğini, davalıya Ankara 15. Noterliği’nin 26/06/2018 tarih 07812 yevmiyeli ihtarı çekildiğini ve bedelsiz senedin iadesi ile diğer taleplerinin yerine getirilmesinin ihtar edildiğini, davalının ise bu talebe olumsuz cevap verdiğini belirterek KDV bedeli olarak alınan ve müvekkiline ödemeye rağmen iade edilmeyen 74.400,00 TL'lik senedin iptali ve senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespitini, tahsil edilen 74.440,00 TL'lik bedelden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin ve taşınmazın geç tesliminden kaynaklı dava tarihine kadar işlemiş fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL gecikme tazminatının avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 23/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava açıldıktan sonra icra işlemi yapılması sebebiyle, KDV bedeli olarak alınan ve ödemeye rağmen iade edilmeyen 74.400,00 TL'lik senedin ve Ankara 10.İcra Müdürlüğü'nün 2018/9148 esas sayılı dosyasının iptali, senetten ve Ankara 10.İcra Müdürlüğü'nün 2018/9148 Esas sayılı dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespiti, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini, tapu devri yapmama tehdidiyle tahsil edilen şimdilik 1.000,00 TL'lik talebini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 73.440,00 TL arttırıp 74.440,00 TL'ye yükselttiklerini 74.440,00 TL'nin davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini, taşınmazın geç tesliminden kaynaklı dava tarihine kadar işlemiş fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL gecikme tazminatı talebini 5.900,00 TL arttırarak 6.900,00 TL'ye yükselttiklerini ve bu şekilde ıslah ettiklerini, 6.900,00 TL'nin davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini beyan etmişlerdir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, sözleşmenin 5. ve 7. maddelerinde KDV'nin %1 olarak hesaplandığı ve bu oranda uygulanması durumunda sözleşme fiyatına dahil olduğunu, KDV oranının değişmesi durumunda aradaki farkın davalı taraftan talep ve tahsil edileceğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından GİB' e başvuruda bulunulduğunu, verilen cevapta bağımsız bölümler için uygulanacak KDV'nin %18 olarak belirtildiğini, bu konuda taraflar arasında mutabakat da bulunduğunu, davacının şekle aykırılık iddiasının da yerinde olmadığını, KDV farkı için müvekkiline teslim edilen senedin teslim alındığına dair makbuzun ödeme belgesi olarak sayılmasının mümkün olmadığını, arsa sahiplerince müvekkiline Nisan 2019 tarihinin sonuna kadar geçerli ek süre verildiğini, gecikmenin söz konusu olmadığını, tapuda devrin gerçekleştirildiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi gereğince dava tarihi itibariyle davalının geç tesliminden bahsedilemeyeceğinden kira tazminatı talebinin yerinde olmadığı, dava konusu 2 adet ofis niteliğindeki gayrimenkullerin satışı hususunda imzalanan Ankara 65. Noterliği'nin 15.05.2015 tarihli, 06175 ve 06176 yevmiye nolu gayrimenkul satış sözleşmelerinin 5.1. maddesinde, KDV'nın %1 olarak uygulanacağı belirtilmiş ise de taraflar arasında sonradan yapılan mutabakata göre KDV'nin %18 olarak uygulanması suretiyle sözleşme hükmünün değiştirildiği ve bu mutabakata göre de tarafların edimlerini ifa ettiği, davacı vekili tarafından sözleşmede yapılan değişikliğin şekle aykırı olduğundan geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de sözleşmenin ifasından sonra şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşme bakımından uygulanması gereken KDV oranının %18 olarak kabulü gerektiği ve bu oranın davaya konu taşınmazların tapuda devrinin gerçekleştirildiği 02/04/2018 tarihinde ticari nitelikteki işyeri satışlarında geçerli KDV oranına da denk geldiği, bu kabule göre davacıdan fazladan talep edilen KDV miktarının bulunup bulunmadığı bakımından konu ele alındığında, taraflar arasında düzenlenen 02/04/2018 tarihli tahsilat makbuzuna göre davacının KDV bedeli karşılığı olarak 74.400,00 TL bedelli, 23/06/2018 vade tarihli bonoyu düzenleyerek teslim ettiği, davacının ödemesi gereken KDV farkının sözleşmeye konu her iki taşınmaz için toplam 70.305,01 TL olduğu, icra takibine konu edilen 02/04/2018 tanzim tarihli 23/06/2018 vade tarihli 74.400,00 TL miktarlı bono dolayısıyla 4.094,99 TL borçlu olmadığı, takip borçlusu davacı tarafından takip alacaklısı davalıya nakdi ödeme yapıldığına dair bir makbuz veya icra dosyasından takip alacaklısı davalıya ödeme yapıldığına dair bir tahsilat makbuzu bulunmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacı vekili tarafından;
KDV’nin %1 yerine %18 olarak uygulanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu, teslimde gecikmeden kaynaklı tazminat talebinin sözleşmenin 6. maddesi gereğince reddedilmesinin hatalı olduğu, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin iadesi gerektiği bildirirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında taşınmazların geç teslim edilip edilmediği burada varılacak sonuca göre cezai şart alacağının doğup doğmadığı ile gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında taşınmazlara ödenen KDV tutarının miktarı, iadesi gereken bir tutar bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, fazla tahsil edildiği iddia edilen KDV bedelinin iadesi ile geç teslimden kaynaklanan kira tazminatı istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde t utularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle sözleşmede, taşınmazların teslim tarihi 31/10/2017 olarak kararlaştırılmış olup, davalı yüklenici ile dava dışı arsa sahipleri arasında imzalanan protokol gereğince davalıya verilen ilk süre uzatımı, işin niteliğinin gerektirdiği makul süre uzatımı olarak kabul edilerek, son teslim tarihinin 15/04/2019 tarihi olması gerektiği, sözleşmenin 6.4. maddesi gereğince bu tarihe 365 gün eklenmesi ile birlikte gecikme tazminatının 15/4/2020 tarihinden itibaren istenebileceği, bunun dışındaki süre uzatımlarının davacı yönünden sonuç doğurmayacağından dava tarihi itibariyle gecikmeden kaynaklanan davacının bir alacağının bulunmamasına, 30/03/2018 tarihli muvafakatnamenin cevap dilekçesi ekinde dosya kapsamına ibraz edilmiş ve davacı yanca aşamalarda imza inkarında bulunulmamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 07/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."