Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/233 K.2025/262

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/233 📋 K. 2025/262 📅 28.02.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/233 - 2025/262
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/233
KARAR NO : 2025/262
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31.10.2023
NUMARASI : 2016/754 Esas 2023/777 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 28.02.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.03.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 24.08.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ... plaka sayılı araç içinde yolcu olarak bulunan davacılar ... ile ...'ün yaralandıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 500,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 500,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı Yasanın 97. maddesindeki müracaat şartının yerine getirilmediğini, davalının sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı şirket sigortalısının herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının sürekli sakatlığının ATK'dan alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, hesaplamada asgari ücretin esas alınmasına, aktüer siciline kayıtlı bilirkişiden hesap raporu alınmasını, davacıların emniyet kemeri kullanmadıklarından müterafik kusurlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ... yönünden davadan feragat edildiği, davacı ...’ün yargılama aşamasında vefat ettiği, vekilin mirasçıların vekaletnamesini dosyaya sunamadığı, mirasçıların davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmadıkları gerekçesi ile davacı ... bakımından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... mirasçıları yönünden davanın HMK'nın 150 ve 320/4. Maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına, karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ... mirasçılarının vekaletnamelerini dosyaya sunmak üzere taraflarına verilen dört haftalık sürenin yeterli olmadığını, kesin sürenin işin özelliği dikkate alındığında daha uzun verilmesi gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle daimi işgöremezlik tazminatı ve geçici işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı ...’ün yargılama aşamasında vefat etmesi ve mirasçılarının davayı takip etmemesi nedeniyle davacı ... mirasçıları yönünden HMK’nın 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre tereke iştirak halinde mirasçılara geçer. Bir başka söyleyişle, elbirliği mülkiyeti hallerinden birisi de miras şirketi olup miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde mirasçı sıfatını haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir. Miras şirketinin tüzel kişiliği yoktur. Terekeye dahil mal veya haklar üzerinde tüm mirasçılar iştirak halinde maliktir. Bu durum mirasın taksimine kadar devam eder. 4721 sayılı Yasa'nın 701/2. maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, terekeye dahil mal veya haklar üzerinde ortakların belli bir payı yoktur ve bu nedenle mirasçıların tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir. TMK'nın 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerekip ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi payı oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez. Zira, yalnız başına bir mirasçının iştirak halindeki tereke üzerinde tasarruf ehliyeti yoktur. Davayı açan mirasçı ya da mirasçılar, kendisine verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmalarını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın usulden reddine karar verilir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı ...’ün yargılama aşamasında 05.07.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine, mahkemece, davacının vekili olan Av....’e, davacının mirasçılarının vekaletnamesini dosyaya sunmak üzere kesin süre verildiği, kesin sürede vekaletnameleri sunamaması üzerine, müteveffa davacının mirasçıları olan ..., ... ve ...’a davetiye tebliğ edildiği, mirasçıların duruşmaya katılmadıkları ve mazeret de bildirmedikleri gerekçesi ile dosyanın HMK’nın 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, üç ay içerisinde mirasçılar tarafından dosyanın yenilenmemesi nedeniyle HMK’nın 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Ne var ki, davacı ..., aynı zamanda davacı ...’ün mirasçısı olup davada vekil Av.... tarafından temsil edilmekte ve duruşmalara katılmakta, davayı takip etmektedir. Bu durumda mahkemece, müteveffa davacı ...’ün mirasçısı olan ...’ün vekili Av....’e, müteveffa ...’ün terekesine temsilci tayin ettirilmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacı ... mirasçılarının tamamının davayı takip etmediği şeklindeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan peşin karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına,
5-Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.