Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/517 K.2024/612
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/517 - 2024/612
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/517
KARAR NO : 2024/612
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2020
NUMARASI : 2015/374 Esas 2020/205 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA;
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20/05/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl dava dosyasında davacılar vekili, 09.04.2015 tarihinde sürücü ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların annesi ...’ın vefat ettiğini, davacı küçüklerin annelerinin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla destekten yoksunluk nedeniyle ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini davacı ... için 55.028,41 TL, davacı ... için 28.648,41 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma iddiasının ispatlanmasını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, hatır taşıması nedeniyle tazminatta indirim yapılmasını, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının ve müterafik kusuru bulunup bulunmadığının tespitini, dava konusu olayda uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/306 Esas sayılı dosyasında davacılar ... ve ... vekili, 09.04.2015 tarihinde sürücü ...’ın idaresindeki olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı olan ...’ın vefat ettiğini, eksik ödenen destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, davacıların hak ettikleri tazminatın davalının 05.09.2016 tarihinde ödediği tutarın çok üzerinde olduğunu, haksız olarak hatır indirimi yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 1.000,00 TL ve ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında talebini davacı ... için 8.912,80 TL, davacı ... için 1.513,75 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin ödeme sonucunda ibra edildiğini ve sorumluluğu kalmadığını, davacıların müracaatı üzerine ... için 11.442,51 TL, ve ... için 9.797,34 TL’nin 05.09.2016 tarihinde ödendiğini, ibranamede ancak açık bir fark olması halinde tazminata hükmedilebileceğini, sorumluluklarının sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava açılmadan ödeme yapılması nedeniyle davanın açılmasında kusurları bulunmadığını, ödemenin işlemiş faizi ile güncellenmesi gerektiğini destekten yoksun kalma iddiasının kanıtlanmasını, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında birleşen davanın davacılardan ...'ın 16.01.2018 tarihinde öldüğü, bir kısım mirasçıları olan asıl davanın davacıları ve birleşen davanın davacısı ... vekilinin davayı takip ettikleri, diğer mirasçıların davayı takip etmedikleri, ölenin emniyet kemeri takmadığının tespit edilemediğinden müterafik kusur indirimi yapılmadığı, sigortalı araç sürücüsünün müteveffanın eşi olduğu ve hatır taşıması indirimi şartlarının oluşmadığı, aktüer bilirkişi raporları ve ek raporlarındaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak asıl davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 31.940,71 TL, Davacı ... için 28.748,41 TL destekten yoksunluk tazminatının dava tarihinden (02.06.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı ... için ıslah ile talep edilen fazla talebin reddine, ölü davacı ...'ın destekten yoksunluk tazminat talebi ile ilgili davayı takip eden mirasçılar, ..., ..., ...'ın davalarının reddine, davacı anne ... için davanın kısmen kabulü ile 7.107,56 TL destekten yoksunluk tazminatının temerrüt tarihi olan 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, ıslahla talep edilen fazla talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, asıl davada davacı ...'ın kısmen reddedilen davası üzerinden davalı lehine vekalet ücreti belirlendiğini, sadece davalı ...’un davasının kısmen reddedildiği gözetilmeden vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin isabetli olmadığını, birleşen davada ölen davacı ...’ın davasına reddine karar verildiğini, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmişse de asıl davada davacılar ... ve ...’un ölen davacının 3/14 oranında mirasçısı olduğunu, miras payları oranında sorumlu olmalarına rağmen tamamından sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi halinde ek hesap raporu alınmasına karar verilmesini istediklerini, yeniden yargılama yapılması halinde asgari ücretin artmış olacağından tazminat hesabında karar tarihine en yakın ücret verilerinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, 09.04.2015 tarihinde sürücü ...’ın idaresindeki olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan asıl davanın davacılarının annesi, birleşen davanın davacılarının kızı olan ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında birleşen davanın davacılardan ...'ın 16.01.2018 tarihinde öldüğü, bir kısım mirasçıları olan asıl davanın davacıları ve birleşen davanın davacısı ... vekilinin davayı takip ettikleri, diğer mirasçıların davayı takip etmedikleri, ölenin emniyet kemeri takmadığı tespit edilemediğinden müterafik kusur indirimi yapılmadığı, sigortalı araç sürücüsünün müteveffanın eşi olduğu ve hatır taşıması indirimi şartlarının oluşmadığı, aktüer bilirkişi raporları ve ek raporlarındaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada ölü davacı ...'ın davayı takip eden mirasçıları ..., ... ve ...'ın davalarının reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleştirilen davanın davacıları ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK’nin “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları,…” dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun’un “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” düzenlemelerine yer verilmiş ve devamında dava şartı noksanlığının tespiti halinde uygulanacak hükümler düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8 ve 28 inci maddelerine göre her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK 28/1 inci maddesi). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir.
Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen yani mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK 55 inci maddesi).
Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK 43/1, 513/1 inci maddeleri). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 11.09.2023 tarihli, 2022/4312 Esas, 2023/8983 Karar sayılı kararı).
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 09.04.2015 tarihinde dava dışı sürücü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan asıl davanın davacıları ... ve ...'ın annesi, birleşen davanın davacıları ... ve ...'an çocukları olan ...'ın vefat ettiği, asıl ve birleşen davanın destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açıldığı, yargılama sırasında birleşen davanın davacılarından ...'ın 16.01.2018 tarihinde ölümüyle Ankara 16. Noterliğinin 09.07.2019 tarihli ve 11457 yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre geriye asıl davanın davacıları ..., ... ve birleşen davanın davacısı ... ile dava dışı ...'ın mirasçı olarak kaldıkları, davacı ...'ın ölümüyle malvarlığına ilişkin eldeki davanın tüm mirasçıları tarafından devam edilmesi gerektiği, davacı ...'ın mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımının sağlanması, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınmaları halinde 4721 sayılı TMK'nin 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın davanın bir kısım mirasçıları tarafından takip edildiği, diğer mirasçıların tebligat yapılmasına rağmen davayı takip etmedikleri gerekçesiyle yargılamanın sürdürülmüş olması doğru değildir.
Davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.