Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/1051 K.2025/929
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/1051 - Karar No:2025/929
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1051
KARAR NO : 2025/929
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2024
NUMARASI : 2022/226 E-2024/442 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17.09.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 06.10.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; dava dışı ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Ltd. Şti. ile davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi arasında Ankara 56. Noterliğinin 02.09.2014 tarihli ve 16439 yevmiye numaralı eser sözleşmesi karşılığında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden dava dışı ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Ltd. Şirketinin inşaat faaliyetlerine başladığını, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 D.İş dosyası kapsamında 12.04.2019 tarihinde yapılan keşif sonucu projeye ilişkin inşaat seviyesinin %7.68 oranında gerçekleştiğinin tespit edildiğini, daha sonra davalı kooperatifin inşaata başka bir yükleniciyle devam etmek istediğini, ... Ltd. Şti. ile yapmış oldukları sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, davalı kooperatifin diğer davalı ... İnş. San. Tic. A.Ş. ile Ankara 12. Noterliğinde 05.08.2019 tarihli ve 26143 yevmiye numaralı eser sözleşmesi karşılığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, dava dışı ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Ltd. Şti. ile 05.08.2019 tarihinde davalı kooperatif ve ... İnş. San. Tic. A.Ş. Arasında imzalanan eser sözleşmesi karşılığında gayrimenkul satış sözleşmesine ek protokol yapıldığını, bu sözleşme hükümlerine göre ek sözleşmede belirtilen 15 bağımsız bölüm hakkında sözleşme tarihinden itibaren üç ay içerisinde kat irtifakı oluşturularak ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Lat. Şti.'ne tapuda devredileceğini, bu devirler yapılmadığı takdirde dairelerin yanında ek olarak bu dairelerin rayiç bedeli olan 15.000.000 TL cezai şartın ödeneceğini, daha sonra davalı kooperatif ve ... İnş. San. Tic. AŞ. nin aralarındaki eser sözleşmesi karşılığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini anlaşarak feshettiğini, dava dışı ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Ltd. Şti. tarafından 14.11.2019 tarihinde Ankara 63. Noterliğinden davalılara 36976 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davalıların temerrüte düşürüldüğünü, ... Elektronik Müh. İnş. Tur. Ldt. Şti, müvekkili ... arasında 03.09.2020 tarihinde yapılan alacağın temliki sözleşme ile davalılar arasında yapılan ek protokolden kaynaklanan bütün hak ve alacakların ferileriyle birlikte ...'a temlik edildiğini belirterek davalı kooperatif tarafından oluşturulmamış bağımsız bölümlerin dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 5.000,00 TL ile ek protokolde ifaya ek olarak kararlaştırılmış 15.000.000,00 TL cezai şartın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili ile ... Mühendislik arasında ... parselde bulunan taşınmaz için Ankara 56. Noterliğinin 02.09.2014 tarihli ve 16439 yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, yüklenici ... Şirketinin yapım gücü olmaması, sürekli icra tehdidinde altında bulunması ve müvekkile sürekli 89/1 haciz ihbarnamesi gelmesi sebepleriyle yüklenicinin talebi üzerine sözleşmenin karşılıklı feshedildiğini, yüklenici ve müvekkilinin adı geçen kat karşılığı inşaat sözleşmesini Ankara 12. Noterliğinin 05.08.2019 tarih ve 26141 yevmiye numarası ile feshettiğini, bu fesih gereği tarafların birbirinden hak ve alacakları kalmadığının beyan edildiğini, 05.08.2019 tarihli ek protokol gereği edimlerin ifası yükümlülüğünün protokolün tarafı olmadığından dolayı müvekkiline ait olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, edimlerin ifasının ... firmasına ait olduğunu belirterek derdestlik itirazının kabulüne karar verilmesi ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi sonrası imzalanan ek protokole istinaden devri kararlaştırılan bağımsız bölümlerin rayiç bedellerinin ödenmesi, ek protokolle kararlaştırılmış cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususunun açıkça hükme bağlandığı, aynı Kanun'un 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun belirtildiği, 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesinin eklendiği, anılan maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesinin getirildiği, görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuğun dava şartı olarak belirlendiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Düzenlemesinin hüküm altına alındığı, bu madde ile dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması halinin dava şartı olarak kabul edildiği, somut olayda; davacı vekilinin yargılama safahatında 25/09/2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı suretini sunduğu ancak mahkememizce verilen kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanağı aslını yahut arabulucu tarafından onaylanmış suretini sunmadığı gerekçesiyle davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi yollaması ile Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, davanın açıldığı durum ve şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, davanın açıldığı tarihte Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/458 Esas sayılı dosyası yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının bulunmadığı, davacının hukuki nitelendirmeyi yanlış yaptığı için değil, YİBK gereğince görevsizlik kararı verildiği, bu sebeplerle dosya yönünden arabuluculuk dava şartının aranmamasının gerektiği, davacı yönünden arabuluculuk dava şartının aranmasına karar verilir ise yüksek yargı kararları gereğince usulden red kararı verilinceye kadar eksikliğin giderilebileceği, bu açıdan davacı tarafından 17.06.2022 tarihinde arabuluculuk yapıldığı ve 05.07.2022 tarihinde bu eksikliğin giderildiği, bu durumun zapta geçirildiği, bu açıdan da davanın usulden reddinin usule aykırı olduğu, dosya içerisinde arabuluculuk tutanağının mevcut olduğu, kesin sürenin 13.05.2024 tarihinde verildiği ve süresinde tutanak aslının yine dosyaya sunulduğu, ilk görevsizlik kararının verildiği mahkemede alınan arabuluculuk tutanağının dosya içerisinde mevcut olduğu, bu halde arabuluculuk dava şartı yokluğunun 25.09.2020 tarihinde de giderildiği ve aslında eksik olmadığı, arabuluculuk tutanağının sunulması için kesin süre verildiği, 13.05.2024 tarihinde ihtar edilmeden tutanak sunması için süre verildiği, ancak hangi tutanağın sunulacağının ihtar edilmediği, ortada iki ihtarın söz konusu olduğu, tüm açılardan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/1 hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş olup anılan Kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında da dava şartları sayılmıştır. Aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Başka bir anlatımla; dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Bununla birlikte; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyle, davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Anayasada yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme, HMK'nın 30. maddesinde de yer almaktadır. Sözü edilen maddeye göre; “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür”.
Somut olay incelendiğinde; davanın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi sonrası imzalanan ek protokole istinaden devri kararlaştırılan bağımsız bölümlerin rayiç bedellerinin ödenmesi ile ek protokolle kararlaştırılmış cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olduğu ve 14.06.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarih itibari ile kooperatiflerin tacir olduğuna dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarihli ve 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararının mevcut olmadığı, bu nedenle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına giren davalarda arabuluculuğun dava şartı olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarihli ve 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararı sonrası 10.02.2022 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın 25.03.2022 tarihli müzekkere ile Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, dosya içerisinde 2020/87261 ve 2022/66411 Arabuluculuk Dosya Numaralı iki adet “Anlaşmama Son Tutanağı” bulunduğu, 13.05.2024 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı incelendiğinde mahkemece, hangi tutanağın aslının sunulması gerektiğinin bildirilmediği ve 2022/66411 Arabuluculuk Dosya Numaralı “Anlaşmama Son Tutanağı” aslının davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda ; davanın açıldığı tarihte görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava açılmadan başvurulan ve anlaşmama ile sonuçlanan 25.09.2020 tarihli “Anlaşmama Son Tutanağı” örneğinin dosya içerisinde bulunduğu, 13.05.2024 tarihli celsenin 2 nolu ara kararında verilen kesin sürede mahkemece hangi tutanağın aslının sunulması gerektiğinin bildirilmediği, 2022/66411 Arabuluculuk Dosya Numaralı “Anlaşmama Son Tutanağı” aslının süresi içerisinde davalı tarafından sunulduğu ve 05.07.2022 tarihli celsede davalı vekilinin “17.06.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağının eldeki dava yönünden işletilen arabuluculuk sürecine ilişkin tutanak olduğunun kabulü ile davanın esası yönünden işin tesisini talep ederiz.” beyanı ile Arabuluculuk Kanunu’nun amacı da gözetilerek tarafların davadan önce dava konusu uyuşmazlık hususunda anlaşamadığı kabul edilerek usul ekonomisi de dikkate alınıp işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.05.2024 gün ve 2022/226 E-2024/442 K sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 17.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır