Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2017/616 K.2019/716

🏛️ Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2017/616 📋 K. 2019/716 📅 12.11.2019

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/616 Esas
KARAR NO : 2019/716
DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti
DAVA TARİHİ : 24/10/2017
KARAR TARİHİ : 12/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili mahkememize sunduğu ... havale tarihli dilekçesinde özetle; davacıların ...'nun yasal mirasçısı olduğunu, miras bırakanın davalı kooperatif üye olduğu, ancak daha sonra üyeliğinin sona erdirildiğinin öğrenildiğini, davalı kooperatife ... tarihinde Antalya ... Noterliğinin ... nolu ihtarnamesi ile miras bırakanın üyelik bilgileri, var ise birikmiş borçları, üyelik sona erdirilmiş ise sona erdirilme sebeplerinin sorulduğunu, davalı kooperatif tarafından ihtarnameye cevap verilmediğini, davacıların miras bırakan ...'nun yasal mirasçıları olmakla kooperatif hissesi üzerinde el birliği ile mülkiyet hakkına sahip olduklarını, miras bırakan ...'nun davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespiti ile var ise üyelikten ihraca ilişkin kararın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yargılama sırasında; ... tarihli celse ... nolu ara karar gereği dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdii ile Muris ...'nun ölüm tarihi itibariyle davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı, ölüm tarihinden sonra verilen ihraç kararının mirasçılara tebliğ edilip edilmediği, akçeli yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle ihraç koşullarının oluşup oluşmadığı, kooperatif ana sözleşmesine göre üyeliğin mirasçılara geçip geçmediği hususlarında rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi mahkememize sunduğu ... havale tarihli raporda özetle; "...Davacıların murisi olan ...'nun üye kayıt defterinin ... Sayfasında ...nolu kooperatif üyesi olarak kayıtlı iken ... tarihli, ... sayılı yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiği, ihraç kararına dayanak olan ihtarnamelerin kooperatifler kanununun 27.maddesi gereğince ... gazetede ilan edildiği, muris ...'nun üyeliği karşılığında ihraç tarihi itibaariyle davalı kooperatife toplam ... TL tutarında borcunun olduğu, davalı kooperatifin defterlerinde ise ... TL tutarında borcunun olduğunun kayıtlı olduğu, ihraç kararına dayanak yapılan yöresel gazete ilanları ile bir bilgi ve belgeye ulaşılamaması nedeniyle muris adına gönderilen ihtarnamelerde ne kadar borç bildirildiği ve ihtarnamelerin muhteviyatı ile ilgili bir değerlendirme yapılamadığı, murisin ölüm tarihi olan ... tarihi ve veraset ilamı tarihi olan ... tarihlerine göre davacıların dava konusu olan üyelik ile ilgili olarak 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra başvuru tarihi olan ... tarihi ve dava tarihi olan ... tarihinde başvuru yapıldığı, bu nedenle de mirasçı davacıların zamanaşımı süresinde muris ...'nun kooperatif üyeliğinin devri için davalı kooperatife başvuruda bulunmadıkları..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
... tarihli celse ... nolu ara karar gereği rapor tanzim eden bilirkişiden müzekkere cevabı ile kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde yeniden inceleme yapmak suretiyle davacıların miras bırakanın ölümünden sonra davalı kooperatifçe ortaklığa devam edip etmeyecekleri hususunda uyarılıp uyarılmadıkları, muris ya da mirasçılar hakkında usulüne uygun olarak ihraç kararı alınıp alınmadığı, alınmış ise ihraç kararının murise ya da mirasçılarına usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, buna göre ihraç kararının kesinleşip kesinleşmediği, davacıların kooperatif üyesi ise bu üyeliklerinin sona erip ermediği hususunda mahkemeye ve yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi ... tarihli raporda özetle; "...davacıların murisi olan ...'nun üye kayıt defterinin ... sayfasında ... nolu kooperatif üyesi olarak kayıtlı iken ... tarihli, ... sayılı yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiği, ihraç kararına dayanak olan ihtarnamelerin ve ihraç kararının kooperatifler kanununun 27.maddesi gereğince ... gazete ilanları ile ilan edildiği, muris ...'nun üyeliği karşılığında ihraç tarihi itibariyle davalı kooperatife toplam ... TL tutarında borcunun olduğu, bu borcun ihraç kararına dayanak olan ihtarnamelerde belirtilen borç tutarını teyit ettiği, ihtarnamelerin bu yönüyle usulüne uygun olduğu, miras bırakanın ölümünden sonra davalı kooperatifçe mirasçılarının ortaklığa devam edip etmeyecekleri hususunda uyarıldıkları ile ilgili bir bilgi belgenin olmadığı, davacıların murisin ölüm tarihi olan ... tarihinden sonra kooperatif üyeliği ile ilgili olarak davalı kooperatife bir başvuruda bulunulduğu dair bir bilgi ve belgenin olmadığı, bu nedenle davacıların davalı kooperatif üyesi olarak kayıtlı olmadıkları..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce davalı kooperatife müzekkere yazılarak kooperatif tarafından mirasçıların ortaklığa devam edip etmeyecekleri hususunda uyarılıp uyarılmadıkları, muris yada mirasçılar hakkında usulüne uygun olarak ihraç kararı alınıp alınmadığı, alınmış ise ihraç kararının muris ya da mirasçılara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, buna göre ihraç kararının kesinleşip kesinleşmediği, davacıların kooperatif üyesi ise bu üyeliklerinin sona erip ermedikleri hususunda müzekkere yazıldığı, davalı kooperatif tarafından ... tarihli yazı cevabı ve ekleri dosyamıza ibraz edilmiştir.
Mahkememizce davacıların miras bırakın ...'nun mirasçıları oldukları ve miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle kooperatif üyesi olduğunun tespitinin talep edildiği, kooperatife ait mal varlığınında tereke niteliğinde olduğu ve mirasçıların zorunlu dava arkadaşı oldukları, davacılar dışında muris ...'nun başkaca mirasçılarının da olduğu görülmekle, davacılara zorunlu dava arkadaşlığı bulunan diğer mirasçıları davaya dahil etmesi ya da muvafakatlerinin alınması yada terekeye temsilci tayin etmesi için süre verildiği ancak davacı tarafça ... mirasçısı olan ...'nun davaya dahil edilmesi ile muvafakatinin alınması ya da terekeye temsilci tayini hususunda usulü eksikliğin giderilmediği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, kooperatif üyesi olan miras bırakanın ölümünden sonra bir kısım mirasçıları tarafından açılan miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle kooperatif üyesi olduğunun tespiti ile varsa kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu 14.maddesinde; "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Ana sözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatife ortak olarak kalmaları sağlanabilir." düzenlemesi mevcuttur.
Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 31/03/2015 tarih 2015/1896 Esas - 2015/2140 Karar sayılı emsal içtihatında; "...davacının babasının ölümünden sonra, davalı kooperatifçe mirasçılarının ortaklığa devam edip etmeyecekleri hususunda uyarılıp uyarılmadıkları, muris ya da mirasçılar hakkında usulüne uygun olarak ihraç kararı alınıp alınmadığı, alınmış ise ihraç kararının murise ya da mirasçılarına usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, buna göre ihraç kararının kesinleşip kesinleşmediği..." hususunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkememizce söz konusu hususta davalı kooperatife müzekkere yazılmış, ihtarname tebliğ edilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde bulunan Antalya ... Sulh hukuk mahkemesi'nin ... tarih .../... Esas .../... Karar sayılı veraset ilamında ... tarihinde vefat eden muris ...'nun mirasçılarının davacı ..., ..., ..., ... ve dava dışı ... olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurul'nun 17/02/2010 tarih 2010/8-80 Esas - 2010/80 Karar sayılı emsal içtihatında; "...4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Miras Ortaklığı” başlıklı 640 maddesi: “Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır….” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 701 ve devam eden maddelerine göre tereke elbirliği (iştirak) mülkiyetine tabidir. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. Medeni Kanunun 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke Medeni Kanunun 701. maddesinde “...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır...” biçiminde yer almıştır.
Bu itibarla elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Yasada veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunludur.
...
yeni düzenlemede Medeni Kanunun 640. maddesine “Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır” hükmünü içeren dördüncü fıkra eklenmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, mirasta terekenin tabi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmaları nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunması amacıyla hareket edememeleriydi. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, bu eksikliği giderme amacına yönelik olarak getirilmiştir.
Buna göre; olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, elatmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan talepler, ortaklardan her biri tarafından dava yoluyla ileri sürülebilir.
Terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise ortakların oybirliği ile karar vermeleri Medeni Kanunun 702/2. maddesinin açık hükmü gereği olduğuna göre, tasarruf işlemi niteliğindeki zilyetliğe dayalı tescil davasında da tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri suretiyle birlikte dava açmaları veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Ancak bir mirasçı özellikle acele hallerde; miras şirketinin menfaatini korumak için, bütün mirasçılar adına, yalnız başına dava açarsa, mirasçı kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Davayı bütün mirasçıların birlikte yürütmesi gerekir. Bu halde, mahkeme bir mirasçının açtığı davayı hemen reddedemez, diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması, muvafakatının alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacıya uygun süre vermelidir.
...
Yukarıda anlatılan ilkeler dikkate alındığında somut olayda, davacı miras bırakanlarından bu yana devam edegelen zilyetliğe dayanarak ve özellikle dava dilekçesinde “zilyetliğimizde olan taşınmazın adımıza tesciline” ibaresine yer vererek ortaklık adına tapu iptal ve tescil davası açmıştır. İnşaî dava niteliğini taşıyan zilyetliğe dayalı tescil davasında, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olduğunda; davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine atanacak temsili aracılığıyla davanın sürdürülmesi; bu yolla davanın görülebilirlik koşulu yerine getirildikten sonra esası hakkında hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece yapılması gereken; davacı ile murisleri arasındaki ırsi ilişkiyi saptayan veraset ilamlarının celbedilmesi, davada yer almayan diğer mirasçıların davaya dahil edilmeleri veya olurlarının alınması ya da terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esasına girilmesidir.
Mahkemece, davada taraf olabilme yeteneğinin dava şartlarından olduğu, bu hususun mahkemece resen göz önünde tutulacağı göz ardı edilerek; yukarıda ayrıntısı ile açıklanan eksikler tamamlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmayıp, usul ve yasaya da aykırıdır..."
Mahkememizce yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede; eldeki davanın bir kısım mirasçılar tarafından açılan miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle kooperatif üyesi olduğunun ve kooperatif hisselerinin mirasçılar adına tespiti istemine ilişkin olduğu, kooperatif hissesinin terekeye dahil elbirliği halinde malvarlığı niteliğinde olup, üzerinde mirasçılarca birlikte tasarruf edilebilecek nitelikte olduğu, dava dilekçesi ekindeki veraset ilamından davanın miras bırakanın tüm mirasçıları tarafından açılmadığı görülmekle davada yer almayan mirasçı ...'nun davaya dahil edilmesi veya olurunun alınması ya da terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esasına girilebileceği anlaşılmış, buna göre davacı tarafa süre verilmiş ancak verilen süre içerisinde söz konusu usulü eksiklik tamamlanmadığından açılan davanın husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı kendini vekil ile temsil etmediğinden vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleşdiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE,
Dair; davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/11/2019
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır