Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/43 K.2021/219

🏛️ Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2021/43 📋 K. 2021/219 📅 06.04.2021

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/43 Esas
KARAR NO : 2021/219
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 25/01/2021
KARAR TARİHİ : 06/04/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İSTEM:
Davacılar vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... .... Den ... başlangıç tarihli Tüketici Kredi Sözleşmesi ile kredi çektiğini, ... tarihli kredi sözleşmesi ile bağlantılı olarak ... başlangıç tarihli ... nolu Kredili Hayat Sigortası yapıldığını, Kredili Hayat sigortasının süresi ise ...-... tarihleri olup, Kredi Hayat Sigortası geçerliğini koruduğu sırada başvurucu murisi ... tarihinde vefat ettiğini, başvurucular murisi ise kredi sözleşmesinin yapıldığı bankaya hayat sigortasını gerçekleştiren karşı taraf ... Ye yazılı başvuruda bulunduklarını, karşı tarafın cevabında şirketlerinin ... adına ... tarihinde başlamış olan Kredi Hayat Sigortası ... Hayat Sigortasıyla ilgili tazminat değerlendirme sürecinin tamamlandığını, talebin reddedildiğini belirtildiğini, davacılar murislerinin geçmiş yıllarda da krediler çektiğini, çektiği kredilerin hepsini ödediğini, davacının murisinin feçli olduğunu, davalının murislerinin felçli olduğunu bilerek kredi verdiklerini, murislerinin felçli olduğu sadece basit bir gözlemle anlaşılacak açık seçik bir durum olduğunu, arabuluculuğa gittiklerini, sonuç alamadıklarını, toplam ...-TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ) her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı müvekkillerine ödenmesine, geri iadesini talep ettiklerini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların taleplerinin tümü zamanaşımına uğradığını, . Bu nedenle yasal süremiz içinde zamanaşımı definde bulunduklarını, Uyuşmazlık konusu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, uyuşmazlık konusu davaya bakmakla görevli mahkeme tüketici mahkemesi olduğunu, İşbu dava görevsiz mahkemede açılmış olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Uyuşmazlık konusu yargılamada yer yönünden yetkili mahkeme ... ( ...) Tüketici Mahkemeleri olduğunu, yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunduklarını, davacıların huzurdaki davayı "kısmi dava" olarak ikame etmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, dava dilekçesinde " ... numaralı sigortasının poliçe limitleri dahilinde lehtarlara ödenmesi ile davacılar tarafından ödendiği iddia edilen toplam ... TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte" Müvekkil Şirket'ten tahsili talep edildiğini, Dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu ... numaralı poliçe kapsamında talep edilen poliçe vefat teminatı belirtilmediğini, Dava dilekçesinde yer alan talep sonucu belirsiz olup HMK 119. Maddesinin bendinde dava dilekçesinde talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmesi gerektiği buyrulmuştur. Bu nedenle davacı yana talep sonucu kuruşlandırması için HMK 119/2 fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmesini, eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etiklerini, uyuşmazlık konusu davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket'in sorumluluğu poliçe vefat teminatı ile sınırlı olduğunu, öncelikli olarak usule ilişkin itirazlarımızın kabulü ile esasa girilecek olursa cevap dilekçemizde izah edildigi üzere davanın REDDİNE, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
KANITLAR VE GEREKÇE:
Dava, davacı mirasçılar tarafından muris ...' in kullanmış olduğu tüketici kredisinden kaynaklı olarak ödenmiş olan bedelin davalıdan tahsili ile davacı mirasçılara ödenmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda davacıların davalı sigorta şirketi ile hayat sigorta sözleşmesi imzalayan murisin mirasçıları sıfatına sahip olduğu görülmektedir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle Mahkememizin dava konusu uyuşmazlıkta görevli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 2. maddesi uyarınca "Her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar" bu Kanun kapsamındadır. Kanunun 73/1. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamından doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
6502 sayılı Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden" gerçek veya tüzel kişi; tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukukî işlem" olarak tarif edilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Bu nedenlerle mal veya hizmet alımına dair bir ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için satıcı/sağlayıcı kişinin "Ticari veya mesleki amaçla hareket eden" bir kişi, mal veya hizmet alan kişinin ise ticari veya mesleki amaçla hareket "etmeyen" bir kişi olması ve taraflar arasında sözleşme veya hukukî işlem bulunması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında somut olaya gelindiğinde, davalı sigorta şirketinin tacir olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, aynı zamanda ilgili sigorta sözleşmesi de murisin kullandığı tüketici kredisi işleminden kaynaklanmaktadır. Davacının tacir olduğuna ya da kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi olduğuna ilişkin bir iddia ve delil ise dosyada yer almamaktadır. Bu durumda muris ve davacı mirasçıların tüketici sıfatına haiz olduğunun kabulü gerekmektedir.
Buna göre uyuşmazlığın bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, davacı mirasçıların ve murisin ticari ve meslek amaçlı hareket etmediğinden tüketici sıfatına haiz bulunduğu, davacılar ile davalı sigorta şirketi arasındaki iş bu tazminat davasının tüketici mahkemesinin görevi alanında kaldığı kanaatine varılarak, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesi' ne gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/04/2021
Katip ...
E imzalı
Hakim ...
E imzalı