Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1839 K.2024/1489

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1839 📋 K. 2024/1489 📅 23.10.2024

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 08/05/2024
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 23/10/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, davalı şirketin 15.01.2024 tarihli yönetim kurulunun 14 no'lu kararlarının öncelikle yok hükmünde olduğunun tespitine, aksi halde iptaline ve söz konusu kararların olumsuz sonuçlarının önüne geçilebilmesi bakımından da, yönetim kurulu kararlarının yürütülmesinin tedbiren(ihtiyati tedbir yoluyla) durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 08/05/2024 tarihli ara karar ile; "... Eldeki davada, davacılar vekilinin iddiaları özet olarak; davalı anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin, şirketin temel yapısına ve sermayesinin korunmasına ilişkin hakları açıkça ihlal ettikleri, yönetim kurulu kararlarının şirket ana sözleşmesi ile yasal düzenlemelere ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak alındığı ve anonim şirket yönetim kurulu toplantılarının yasada belirtilen prosedüre uyulmaksızın gerçekleştirildiği ve bu nedenle yoklukla batıl olduğu veya iptal edilebilir nitelikte olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davalı anonim şirketin 15.01.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 14 no'lu kararların öncelikle yok hükmünde olduğunun tespitine, aksi halde iptaline karar verilmesi istemiyle açılan eldeki davada, yönetim kurulu üyeleri ... , ... ve ,... 08.05.2024 tarihli murafaaya katılmışlar ve davacı tarafın iptalini talep ettiği 15.01.2024 tarihli ve 14 no'lu yönetim kurulu kararının icrasının geri bırakılması yönündeki tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Kural olarak, anonim şirket yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açılamaz. Zira, yasada yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır, oysa anonim şirket genel kurul kararlarının iptaline ilişkin 445 vd.maddelerinde düzenlemeler yer almaktadır. Ancak, yönetim kurulunun verdiği kararların yok hükmünde olduğunun yahut TTK'nın 391.maddesi gereğince batıl olduğunun tespiti davası açılabilir.
6102 Sayılı TTK'da, anonim şirket genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin olarak 449.maddesinde özel bir tedbir düzenlenmiş ise de, yönetim kurulu kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin böyle bir özel düzenleme bulunmadığından, davacı tarafın tedbir talebinin 6100 Sayılı HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir(İst. BAM 13. HD,... E-... , 43. HD,... E-... ,14. HD,.,.. E-,... sayılı emsal kararlar).
6102 Sayılı TTK'nın 390.maddesi uyarınca, yönetim kurulu kararları özel nisap gerektirmeyen ve oy çokluğu ile alınabilecek kararlardan olup, TTK'nın 391.maddesinde eşit işlem ilkesine aykırı, şirketin genel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren ya da diğer ortakların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir.
Davacı tarafça sunulan deliller ve davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği, iptali istenilen yönetim kurulu kararlarının esas itibariyle ileriye yönelik olarak izlenilecek yol ve yöntemlere ilişkin temennilerin ve eleştirilerin dile getirilmesi mahiyetinde olduğu, ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirir şekilde HMK'nın 390/3.maddesi anlamında yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde davacı tarafın ciddi bir zararının doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın dava konusu yönetim kurul kararlarının yürütülmesinin tedbiren durdurulması yönündeki taleplerinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu toplantılarında alınan kararların geçerli olabilmesi için, bu kararların kanunda öngörülen toplantı ve karar yeter sayılarına uygun olması gerektiğini, somut olayda 15.01.2024 tarihli toplantıda karar yeter sayısı sağlanamadığını, alınan kararların yok hükmünde olduğunu, lakin işbu husustaki itirazlarının mahkemece göz ardı edildiğini, toplantı gündem maddelerinin yönetim kurulu başkanı tarafından müvekkillerine bildirildiğini, fakat gündem maddelerinin taraflarınca değerlendirilmeden toplantıya diğer yönetim kurulu üyeleri ... , .,.. ve başkan .,.. , daha önce hazırlanmış matbu karar metinleriyle katıldığını, işbu matbu metinler toplantıda defterde tutanak altına alındığını, ayrıca bu kararlara karşı müvekkilleri tarafından şerh düşülmesine müsaade edilmediğini, hazırlanmış matbu kararlar ile toplantının yapılıp bu kararları toplantı defterine geçirilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, şirketin öz kaynaklarının bilinçli olarak negatife çekilmeye çalışıldığını, ... ödemekle sorumlu olmadığı ecrimisil bedellerine ait faturaların mesnetsiz ve geçersiz olarak ... tarafından ısrarla .,.. kesilmeye devam edildiğini, şirket mali müşavirinini görev ve sorumluluklarının ihlaline ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, şirketin temel yapısı ve sermayesinin korunmasına ilişkin hakların açıkça ihlal edildiğini, ... yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından zarara uğratılmak istendiğini, imzaları olmadan alınan 15/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararlarının, her türlü yönetimsel ve denetimsel ortaklık hakkını ihlal ettiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davalı ... . şirketinin 15.01.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise anılan kararların iptali istemine ilişkin olup, talep, davaya konu edilen yönetim kurulu kararlarının icrasının geri bırakılmasına ilişkin talebin mahkemece reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı tarafın, davalı şirketin 15.01.2024 tarihli yönetim kurulu kararının 1, 2, 3, 4 ve 6 no'lu bentlerinin icrasının geri bırakılması yönündeki tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Kural olarak anonim şirket yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açılamaz. Ancak yönetim kurulunun verdiği kararın yok hükmünde olduğunun yahut batıl olduğunun tespiti davası açılabilir.
Davacılardan ... , ,... A grubu hisselerine sahip yönetim kurulu başkan yardımcısı ve diğer davacı ... da yine ... A grubu hisselerine sahip yönetim kurulu üyesi ve paydaştırlar.
6102 sayılı TTK'da genel kurul kararların icrasının geri bırakılmasına ilişkin olarak 449. maddesinde özel bir tedbir düzenlenmiş ise de, yönetim kurulu kararlarının icrasının geri bırakılmasına ilişkin böyle bir özel düzenleme bulunmadığından tedbir talebi, 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
6100 sayılı HMK' nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.
6100 sayılı HMK'nın 390/2. maddesine göre de; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Mahkemece talep tarihi itibariyle değerlendirme yapılmış ve bu durum gerekçeli ara kararda da açıklanmıştır.
Mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilebilir. Kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak olmasa da kuvvetle muhtemel gösterilmesi gerekmektedir.
İddialar yargılamayı gerektirdiğinden, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin talep tarihindeki takdirine göre; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60'ar TL maktu istinaf karar harçları peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 23/10/2024
...