Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/2776 K.2024/612
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/11/2024
DAVANIN KONUSU: Kayyımlık
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, ...tek ortağı olan ...(...), 04.11.2024 tarihinde Antalya ... Hastahanesinde vefat ettiğini, Antalya 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde ... Esas numaralı dosya ile veraset ilamı alındığını, davacı müvekkillerin murisin 38/56 hisse sahibi olarak mirasçıları olduğunu, zaten geriye kalan mirasçılarından 6 hisse sahibi davalı ... olup, geriye kalan 6 hisse sahibi ... ise İstanbul Anadolu 2 No'lu Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas No, ... Karar Nolu Kararı ile kısıtlı olduğunu, diğer 6 hisse sahibi olan ... ise, 10 yaşında ve yabancı annesinin deport olması nedeni ile yurtdışında yaşamakta olduğunu ve Türkiye'de olmadığını, işbu davayı hukuken açabilecek tüm mirasçılar birlikte hareket ederek huzurdaki davayı ikame ettiklerini, Türk Ticaret Kanununa göre, tek ortaklı limited şirketlerde bu ortak dışında başka bir ortak bulunmadığından, tek ortağın mutlak surette yönetim ve temsil yetkisini haiz müdür olarak atanması gerektiğini, murisin vefatı ile, yasanın amir hükmü gerçekleşememekte ve de bu işlemin gerçekleşmesi için tek ortağın mirasçılarının tescili için gerekli olan şirket genel kuruluna çağrı da diğer kalan şirket müdürü ... tarafından yapılmadığını, bu husus da kalan şirket müdürünün iyi niyetli olmadığının göstergesi olduğunu, Kanunun amir hükmü uyarınca, şirkette yönetim organ eksikliği mevcut olup, kalan tek müdürün görevini sürdürmesi mümkün olmadığını, tek ortaklı şirket olan ...nin ortağın vefatı ile de mirasçılarının ortak olarak tescil olunması gerektiğini, bu süreç içerisinde şirket yetkilisi ...’ın mal kaçırma kastı içerisinde olduğu bilgisi edinildiğini, şirket üzerine kayıtlı 37 adet taşınmaz bulunduğunu, şirkete ait taşınmazlardan satış ilanına girilen taşınmazla dahi karşılaşıldığını, başkaca taşınmazların da başkaca kişiler adına yine ilana çıkarıldıkları bilgisi de alındığını, şirketin banka hesaplarının ne durumda olduğu da diğer mirasçılar tarafından bilinmediğini, Nüfus kayıtlarından da görüleceği üzere, muris bir vasiyetname bıraktığını ve vasiyetnamenin açılması süreci de henüz başlamadığını, bu nedenlerle; Mahkememizce, şirket üzerindeki malvarlığının eksiltilmemesi için müdür yetkilerinin, şirkette bulunan menkul / gayrimenkul tüm mal varlıklarının devrinin engellenmesi için kısıtlanması amacıyla şirket genel kurulu yapılıncaya kadar ivedi olarak ihtiyati tedbir olarak şirket müdürünün şirketi borçlandırıcı işlem yapmaması yönünde tedbir kararı verilmesini, şirket müdürünün, kanun hükmü uyarınca müdürlük görevinin murisin vefatı ile son bulduğunun tespitine ve tesciline, taleplerinin kabul görmemesi halinde, şirket müdürünün azline, ...V.N.: ... (Antalya Kurumlar Vergi Dairesi) 'nin tek ortağı olan ...'ın vefatı sonrası mirasçılarınca şirket genel kurulu yapılıp, mirasçıların ortak olarak tescili ile ortaklar kurulunca yeni müdür ataması ve tescili yapılıncaya kadar şirket yönetimi için geçici olarak kayyum atanmasına, kayyımlığın şirket genel kurulu yapılıp müdür atanması tescili ile birlikte sona ermesine, şirkete ait tüm ticari defterlerin kayyıma teslimine, kararın bir suretinin tescil için Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğüne gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davalı şirket müdürünün ihtiyati tedbir yoluyla yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete kayyım tayini için yaklaşık ispatın sağlanamadığı hem de yukarıda değinildiği gibi bu aşamada uyuşmazlığı çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşıldığından tedbir talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekalet verenin ölümüyle vekalet ilişkisi sona ereceğinden şirketin tek ortağı ve sahibi olan müdür yetkisine ve temsil yetkisine haiz kişinin vefat etmesi nedeniyle genel kurul yapılıp mirasçılar yönetime girmediğinden mirasçılar ve mirasçıların menfaatinin şirkette temsil edilmemekte olduğunu, mevcut müdürün müdürlük görevinin mirasçı olmasından kaynaklanmadığını, murisin sağlığındaki idaresine dayandığını, mirasçıların şirkette haklarının temsil edilmemesi nedeniyle korunması tehlikesinin ortaya çıktığını, temsil boşluğu oluştuğunu, bu nedenle kayyım atanması gerektiğini, muristen alınan vekaletnamenin davalı şirket adına sunularak temsilinin yasal olmadığını, mirasçıların şirkette temsil edilmeleri için genel kurul çağrısının yapılmadığını, davalı şirkete acil olarak veya HMK 389.madde uyarınca genel kurul yapılıncaya kadar geçici kayyım atanmasını talep ettiklerini, murisin tek ortağı olduğu limited şirketin içinin boşaltılması tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, mirasçıların gerek hisselerinin ticaret siciline tescili gerekse yönetim yetkilerini kullanabilmeleri için kayyım atanması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
İstinafa konu ara karar, 14/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK'nın 432/1.maddesi: "Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler." şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nın 477.maddesi "Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler..." şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nın 599/2 maddesi:" Paydaşlar, esas sermaye payından doğan haklarını, ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığı ile kullanabilirler.." şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, esas sermaye payının birden fazla mirasçı tarafından iktisap edilmesi halinde medeni kanunun hükümlerine göre elbirliği (iştirak halinde) mülkiyet hakkı söz konusu olacağı için mirasçıların ortaklıktaki haklarının miras şirketi temsilcisi vasıtasıyla kullanmaları gerekeceği hususu da birlikte değerlendirildiğinde neticesi itibariyle doğru olan ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...