Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/345 K.2025/234
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 02/11/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ... ile davalı arasında 12/12/2007 tarihinde ev alım satımı yapıldığını, buna ilişkin sözleşme düzenlendiğini, sözleşmeye teminat olarak 30.000 TL 'lik tanzim ve vade tarihi olmayan senet verildiğini, 25/06/2008 tarihinde sözleşmeye konu evin muris tarafından devralındığını, murisin 27/01/2012 tarihinde vefat ettiğini, ölüm ile beraber evin mirasçı müvekkilerine geçtiğini, borcun müvekkileri ve muris tarafından ödendiğini, ödeme esnasında 20 TL'nin ödenmesinin unutulduğunu, davalı tarafından da aranıp sorulmadığını, 23/05/2014 tarihinde davalı tarafından Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile 01/04/2011 tanzim, 02/04/2012 vade tarihli, 20.000 TL'lik bonodan dolayı alacaklı sıfatıyla muris ... mirasçıları aleyhine icra takibi yapıldığını, tebligatların müvekkillerine ulaşmadığını, araştırıldığında bahsi geçen senedin ibraz edilmediği halde icra takibinin gerçekleştiğini, Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'ne borca itiraz davası açtıklarını, davanın usulden reddine karar verildiğini, takipten dolayı müvekkillerinin borcunun bulunmadığını, var olmayan senede dayanak takibin tedbiren durdurulmasını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin ilamsız icra takibi olarak işleme konulduğunu, davalı borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini, takibin durduğunu, itiraz etmeyen miras payı olan ... üzerinden takip işlemlerinin devam ettirildiğini, kıymet takdir hesaplaması yaptırıldığını, ilgililere tebliğ edildiğini beyan ederek; davacı tarafın haksız ve dayanaksız iddialarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özete;"..Davacılar takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiğini ve senet bedelinin ödendiğini iddia ettiğinden ispat yükü davacılara düşmektedir. HGK'nun 14.03.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.06.2001 tarih, 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Dayanak belgede dava konusu senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir. Taraflar arasında yapılmış yazılı bir Gayrimenkul Satış Sözleşmesi bulunmakta ise de, sözleşmede tüm unsurları belirtilerek senede atıf yapılmamış, sadece 30.000,00 TL bedelli bono verileceği yazılmış, vade ve tanzim tarihleri yazılmamıştır. Dolayısıyla davacılar bu yönden de iddialarını ispatlayamamıştır. Davacılar ödeme iddiaları yönünden, takibe konu senet arkasındaki yazı ve imzaya, bir kısım banka kayıtları ve dekontlara ve tanık beyanlarına dayanmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 200. Maddesi ile düzenlenen senetle ispat kuralı gereğince; "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dört bin sekiz yüz seksen Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle dört bin sekiz yüz seksen Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." hükmüne göre davacıların iddiasının tanıkla ispata mümkün olmadığından tanık dinlenmemiş, buna göre davacıların elden ödeme yatıklarını iddia ettikleri kısım yönünden davaları ispat olunamadığından 5.000,00 TL yönünden davaları kabul edilmemiştir. Bununla birlikte banka kanalıyla ödendiği iddia edilen miktar yönünden de takibe konu senede ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı yönünde herhangi bir ibare açıklama bulunmadığından bu ödemeye de itibar edilmemiştir. Davacıların senedin arkasında yazılan ödemeye ilişkin yazılara göre ödemenin kabul edilip edilemeyeceği yönünden, dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, takibe konu senedin arkasındaki " İşbu senet karşılığı 15.000 TL tahsil edilmiştir. Tahsil eden ... yazısının altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde rapor alınmış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, senedin arka yüzünde ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespit edildiğinden, davacıların davasının 15.000,00 TL yönünden kabulü ile, 15.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine, takibin 15.000,00 TL yönünden iptaline karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 72/5. Fıkrasında; " Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme bulunduğundan ve davacıların dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulundukları anlaşıldığından, davalının 15.000,00 TL yönünden takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından, 15.000,00 TL nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulumuştur.." şeklindeki gerekçe ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, başlatılan takibe mirsçalardan ... hariç hepsinin birden itiraz ettiklerini, aslında hepsinin de babalarının müvekkilinden aldığı ev dolayısıyla kalan borç miktarının 20.000,00 TL olduğunu çok iyi bildiklerini, buna rağmen kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, davanın haksız olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen taraf ve dava ehliyeti aynı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde, dava şartı olarak kabul edilmiş, 115/1. maddesinde ise dava şartlarının kamu düzeninden olduğu, mahkemece davanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 114/1 ve 115/2. maddelerinde ise başlangıçta ve dava açılırken bulunmayan dava şartlarının davanın devamı sırasında gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği hükme bağlanmıştır.
Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak miras bırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölür ise, istek şahsa bağlı bir hak değil ise dava mirasçılar tarafından yürütülür.
Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesine göre “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmez ise, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir.
Somut olaya gelince, istinaf aşamasında yapılan inceleme sırasında UYAP’tan elde edilen nüfus kaydına göre davalı ...'ın 13/01/2022 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçılarının kaldığı, eldeki davanın mirasçıların mal varlığını ilgilendirdiği, dolayısıyla davalının mirasçılarının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca davaya iştirakinin sağlanması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece anılan usul hükümleri dikkate alınarak, mirası reddetmeyen mecburi dava arkadaşları olan davalının mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77/1. maddesi uyarınca mirasçıların vekaletnamelerini sunması için vekile süre verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Davalının, vefat ettiğinin nüfus kaydından anlaşıldığı, bu durumda davalının mirasçılarının davaya dahil edilerek usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla re'sen sebeple istinaf talebinin kabulü ile, diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2021 tarih ve... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalı tarafa (mirasçılarına) İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...