Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/143 K.2024/853
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İncelenen Kararın
Mahkemesi : Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi: 06/11/2023
Davanın Türü: İtirazın İptali (Harici satışa dayalı) (Alanya Genel İcra ... Esas)
Karar Yazım T: 04/09/2024
İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili açtığı dava ile, davalı taraf ile yapılan harici taşınmaz satışına ilişkin sözleşmenin hayata geçirileceği inancı ile taşınmazla ilgili olarak dava dışı yüklenici şirketle yapılan eser sözleşmesi nedeni ile yükleniciye ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taşınmazın halihazırda maliki olan ve eser sözleşmesinden faydalanan davalıya rücu istemli yapılan takibe itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevabında, davacı ile davalı arasında ... İli ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parselinde kayıtlı bulunan taşınmazın satışına istinaden harici gayrimenkul taşınmaz satış sözleşmesi tanzim edildiğini, ancak davacı tarafından gayrimenkul bedelinin ödenmemesi nedeni ile söz konusu gayrimenkul satış sözleşmesi feshedildiğini, fesih salt davacının kusuru ile meydana geldiğini, davalı şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, satış işlemi gerçekleşmemesi nedeni ile de söz konusu harici gayrimenkul sözleşmesi geçerli olmadığını ve davacının kusuru ile fesih olunduğunu, davalının haberi olmaksızın dava dışı 3. kişi... ile 06.04.2021 tarihli ''Temel Vizesine Kadar Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi'' imzaladığını iddia etmiş, 3. tüzel kişi ile olan sözleşmesine dayanarak ödediği bedeli ise davalıdan talep ettiğini, davacının üçüncü kişiye yaptığını iddia ettiği ödemeyi ispat etmesi gerektiğini, ispatı halinde dahi davalının sadece malzeme parasından sorumlu olabileceğini, yoksa üçüncü kişini kar payından sorumlu olmadıklarını, somut olayın sebepsiz zenginleşmeye konu olamayacağı ve kötü niyetli gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümlerine göre çözülmesi gerektiğini, yabancı para üzerinden talepte bulunamayacağını, belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, davacının dava dışı üçüncü şirkete yaptığı ödemelerle davacının maliki olduğu taşınmaza inşaat yapıldığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek icra takibi yaptığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davası açtığı, davacının dava dışı şirketle "Euro" para cinsinden eser sözleşmesi yapmış ise de davalının eser sözleşmesinin tarafı olmadığı, davacının esasen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunduğu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verildiği, itirazın iptali davalarının takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olup bu davaların dayanağı takip talebi olması, takip talebinde yabancı para alacağının talep edilmesi halinde takip talebindeki istem dışına çıkılarak takibin TL cinsinden devamına karar verilmesi de mümkün olmaması, davacı ile davalı arasında da yabancı para cinsinden bir para borcunun bulunduğuna dair bir sözleşme bulunmaması, davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanması, alacağın "TL" cinsinden olmasına rağmen icra takibinin "EURO" cinsinden başlatılması halinde davaya konu icra takibinin geçersiz olduğundan, itirazın iptali davalarında davanın dayanağını oluşturan takibin geçerli nitelikte olmasının dava şartı olduğu anlaşılmakla, icra takibinin geçersiz olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili, davalı şirketi taşınmazı devir etmediği gibi davacı tarafından 62.000 Euro ödenerek yaptırılan, davalının malvarlığına geçen inşaat bedelini davacıya iade etmediği, davalı şirketin ,davacı ile imzalamış olduğu 02/04/2021 tarihli geçersiz gayrimenkul sözleşmesi gereğince taşınmazı devir etmediği, dava dışı ... ile davacı tarafından aralarındaki sözleşmelere istinaden yapılan ve davalının malvarlığına haksız biçimde geçen 62.000 Euro bedeli iade etmeyerek ve dava dışı ... ile iş birliği yaparak inşaatı ... 'ye tamamlattırdığı nazara alındığında, yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğu, aksi kabul halinde, davacı tarafından dava dışı ... aralarındaki sözleşmelere istinaden 62.000 Euro ödeme yapılarak yaptırılan inşaat ve/ veya bedel haksız şekilde davalının uhdesinde kalmış olacağı gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 77-82. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmakta olup, davacı harici alıcı , davalı ise harici satıcıdır.
2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı
İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
3. Değerlendirme
3.1. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanunun 38. maddesiyle eklenen 6100 Sayılı HMK'nın 359/3 maddesi "Bölge Adliye Mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir." düzenlemesini içermektedir.
3.2. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire ve ortaya koyduğu gerekçeye, davanın esastan değil takip hukukuna ilişkin gerekçelerle usulden reddedilmiş olmasına göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)Alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubuyla bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3)Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde dairemize ya da dairemize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 04/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...