Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/602 K.2023/732
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/602 Esas
KARAR NO : 2023/732 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 10/08/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/08/2023
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin dar dokuma işiyle iştigal eden bir şirket olduğunu, şirket ihtiyacı için kiralık yer aradığını, müvekkili şirketin kendi ticaret faaliyeti için kiralamış olduğunu ve bu nedenle tacir olduğunu, davalının da vermiş olduğu ilanda "İstanbul valiliği Ticaret İl Müdürlüğü Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi numaramız ...." olarak detay verdiğini, dolayısıyla Tacir olduğu değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilanlarına istinaden ... Mah. ... Sok. Bina No:18 K:1 Bahçelievler /İST adresindeki gayrimenkul ile ilgili davalı ile iletişime geçildiğini, davalının ilanlarında taşınmaz 400m2 belirtildiğini, müvekkilinin de ilandaki bilgilere güvenerek burayı kiralamaya karar verdiğini, davalıya M2 sorulmuş davalı ilandaki bilgileri teyit ettiğini, bunun üzerine davalının aracılığı ile 24/11/2022 Tarihli Kira sözleşmesi imzalandığını, davalıya da müvekkili şirket yetkilisi .... tarafından şirket adına 40.000,00TL 28/11/2022 Tarihinde emlak komisyon ücreti ödediğini, komisyon ücreti ödenince Anahtar teslim alınmış taşınmaza taşınma işlemleri planlama yapıldığını, taşınma için yapılan planlamada makinelere göre ölçümler yapılmış makinelerin sığmadığı tespit edildiğini, bunun üzerine taşınmazın ölçüldüğünü, ilanlarda belirtilen şekliyle 400m2 olmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine kira sözleşmesinden vazgeçildiğini, mal sahibi ile fesih protokolü imzalandığını, herkesin aldığını iade ettiğini, haklı sebepten dolayı sözleşme den vazgeçilmiş olmasına rağmen davalının emlak komisyon bedelini iade etmediğini, oysa davalının ilanlardaki hatalı verilerine dayanılarak sözleşme imzalandığını ve bu ilanda belirtilen vasıflarda olmadığı da anlaşılınca derhal gayrimenkul kiralanmaktan vazgeçildiğini, davalı ile mal sahiplerinin akraba olduğunu, sözleşmeye konu gayrimenkulün tüm işlerinin davalı tarafından takip edildiğinin belirtildiğini, davalının bilerek ilana hatalı bilgiler girdiğini, ayrıca sözleşmeden dönülmesinden müvekkilinin haklı olduğunu, bundan dolayı geçerli bir sözleşme kuruluşundan bahsedilemeyeceğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı gibi sözleşmeden vazgeçilmesinden haklılık olması da göz önünde bulundurularak davanın kabulüne ve %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, borçlunun Bakırköy ... icra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya ait vergi ve ito kayıtları celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK madde 138 uyarınca dava şartları ve ilk itirazlar dosya üzerinden karar verilebileceği dikkate alınarak mahkememizce öncelikle dava şartları incelenmiştir.
Dava konusu; Davacının, davalının ilanlarına istinaden ... Mah. ... Sok. Bina No:18 K:1 Bahçelievler /İST adresindeki gayrimenkulün kiralanması ve kiralananın ilanda belirtilen özelliklerde olmamasından dolayı ödendiği iddia edilen komisyon ücretinin tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Mahkememizce yapılan araştırma sonucunda; davalının tacir kaydının bulunmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutmadığı görülmüştür. Uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği ve davalının ticari işletmesine yönelik kiralama yaptığı ve tüketici vasfında olmadığı için davanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu. 10/08/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır