Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/475 K.2025/575
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 05/05/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ..... ..... Dairesi'nin ..... icra sayılı dosyasıyla ..... mirasçıları olan davacılar ve dava dışı ..... , ..... , ..... hakkında 01/08/2008 düzenlenme 10/08/2020 vade tarihli 5.000.000,00 TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplamda 6.519.212,33 TL alacağa istinaden 09/03/2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, alacaklı davalı ..... 'ın borçlu muris ..... 'ın oğlu İbrahim'den olan torunu olduğunu, ..... 'ın davalı torunu ..... 'a borcunun olması bu sebeple ..... 'a bono vermesinin mümkün olmadığını, icra takibine konu bonodaki imzanın murisin imzalarına benzerlik göstermediğinden bahisle ..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz edildiğini, davada henüz imza incelemesi yapılmadığını, dosyanın derdest olduğunu, ..... 'ın senedin tanzim tarihi olan 01/08/2008 tarihinde 78 yaşında, senet alacaklısı ..... 'ın ise 29 yaşında olduğunu, ..... 'ın ..... Köyü'nün ağası olarak bilinen çok varlıklı bir kişi olduğunu, ..... 'ın senedin düzenlendiği tarihte ekonomik ve sosyal durumu itibariyle köyün ağası olarak bilinen dedesine bu miktarda bir borç verme imkanı olmadığını, ..... 'ın 78 yaşındayken torununa 5.000.000,00TL borçlanması ve bu borcunu 10/08/2020 tarihinde 90 yaşını tamamladıktan sonra ödeyeceği şeklinde senet düzenlenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, uzun vadeli borçlanmaların döviz cinsiyle yapılması bekleneceğini, böyle fahiş bir alacağın Türk Lirası cinsiyle bu kadar uzun vadeye yayılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çok yüksek meblağlı rakamlarda ödeme gününün çok kısa tutulup borçludan ayrıca ipotek veya teminat alınmasının gerekeceğini, borçludan herhangi bir teminat da alınmadığını, ..... 'ın 03/07/2014 tarihinde vefat ettiğini, muris ..... 'ın sağlığında oğlu ..... ve oğlu ..... ’in oğulları olan torunları ..... ve davalı ..... taşınmazlar verdiğini, maddi ve manevi anlamda onları sürekli desteklediğini, murisin taşınmazlarını torunlarına bedelsiz olarak devretmesinin mirasçılar arasında dava nedeni olduğunu, bununla birlikte ..... davalı ..... ’a ..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı davasıyla muris muvazaası nedeniyle tapu iptal, tescil ve tazminat talebinde bulunduğunu, Mahkemece davanın kabul edildiğini ve verilen kararın Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleştiğini, davadan sonra İsa ..... 'ın da yine ..... 'a ..... Mahkemesi’nin ..... Esas sayılı dosyası ile tapu iptal davasını açtığını ve bu davanın da Mahkeme tarafından kabul edildiğini, verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine davanın halen istinaf incelemesinde olduğunu, ..... , ..... ve ..... da davalı ..... 'a karşı aynı nedene dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, davanın halen ..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, muris, ..... İli ..... Köyü ..... parsel sayılı taşınmazını 29/03/2005 tarihinde ..... 'a devrettiğini, ..... 'ın bu taşınmazı 20/12/2010 tarihinde ..... Şirketi'ne sattığını, taşınmazın satışı nedeniyle de mirasçılar tarafından açılan davalarda miras paylarına isabet eden bedelin tazminat olarak kendilerine ödenmesinin talep edildiğini, bu parsellerden ayrı olarak muris ..... Köyü ..... ada ..... parsel sayılı taşınmazı 26/03/2013 tarihinde, ..... Köyü ..... ada ..... parsel sayılı taşınmazı 25/04/2014 tarihinde davalı ..... 'a bedelsiz olarak devrettiğinin ..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı düzeltilerek kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ..... tarafından açılan tapu iptal ve tazminat davasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra kararın ..... Dairesi'nin ..... İcra sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davalı ..... 'ın bu dosyaya 22/04/2021 tarihinde 131.818,81TL dosya borcu ödemesi yaptığını, kararda ..... lehine takdir edilen 2.180,00 TL için ..... Dairesi'nin ..... İcra sayılı dosya ile alacağının tahsilini isteyen davalı ..... 'ın bu tarihten önce vadesi gelmiş olan dava konusu 5.000.000TL meblağlı senet alacağı nedeniyle icra takibi yapmaması, ya da kendi alacağı ile borçlu olduğu ..... Dairesi'nin ..... İcra sayılı dosya borcu yönünden takas mahsup talebinde bulunmaması, aleyhine açılan davalarda elinde bulunan senet hakkında herhangi bir şekilde beyanda bulunmamış olması hususlarının bu senedin daha sonradan davalı ..... tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini gösterdiğini beyan ederek ..... Dairesi'nin ..... İcra sayılı takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin davacılar yönünden iptaline, kötü niyetli davalının takip konusu asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ..ın murisin torunu olduğunu, murisin gayrimenkul yönünden oldukça varlıklı olduğunu, ancak nakden bu miktarlarda bir varlığa sahip olmadığını, davalının sendin düzenlenme tarihi itibariyle kurucu genel müdürü olduğu ..... Ltd. Şti.'nde bir müddet hem genel müdürlük yaptığını, hemde %10 oranında şifai kar ortaklığı olarak hizmet verdiğini, davalının 2005 yılında kendi adına inşaat şirketi kurduğunu, davalının babasının ..... Üniversitesi mezunu yüksek ihtisas sahibi bir mühendis olduğunu, bonoda yazılı miktarın davalı ..... ve ailesi tarafından önemli ve fahiş kabul edilebilecek bir rakam olmadığını beyan ederek davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Her ne kadar davacılar tarafından dava konusu senetteki imzanın murislerine ait olduğu hususu inkar edilmiş ise de; ..... Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında alınan ..... Dairesi'nin 03/03/2023 tarihli raporu ve ..... Müdürlüğü'nün ..... tarihli uzmanlık raporu ile takip ve dava konusu keşidecisi ..... , lehdarı ..... olan 01/08/2008 düzenleme tarihli 10/02/2020 vade tarihli 5.000,000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıların murisine ait olduğu anlaşıldığından davacıların takibe dayanak bonodaki imzanın murise ait olmadığına dair menfi tespit talebinin reddine, Davacı taraf dava dilekçesi kapsamında icra takibine dayanak olan bononun muvazaa yolu ile verildiğini, bu yüzden borcun bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Dinlenen tanık beyanları, dosya kapsamına celp edilen tüm belgeler ve dosya kapsamı itibariyle davacı taraf murisi oldukları .. davalıya davaya konu olan bonoyu muvazaa yolu ile verildiğini dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği sabit olduğundan davacıların bu iddiası da yerinde görülmeyerek bu talebe dayalı menfi tespit talebinin reddine, Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde tazminat talebinde bulunmuş ise de davaya konu ..... Müdürlüğünün ..... (..... Müdürlüğünün ..... İcra) İcra sayılı dosyasında Mahkememizin işbu dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının bulunduğu ancak uygulanmadığı anlaşıldığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Menfi tespit davasına konu bononun borçlusu ..... ile eşi ..... vefatından sonra murislerin ..... Bankası'ndaki vadeli ve vadesiz hesaplarında bulunan mevduatların mirasçıları tarafından miras hisseleri oranında bankadan çekilmiş olup davacıların bu aşamada murisin davalı .......'a borçlu olduğuna dair herhangi bir bilgi sahibi olmadıkları gibi murisin ölümünden 7 yıl 8 ay gibi uzunca bir süre geçtikten sonra murisin torunu .......tarafından başlatılan icra takibine muhatap olmaları üzerine bononun tanzim tarihi olan 01/08/2008 tarihi itibariyle borçlu görünen muris .......'ın ekonomik durumunun çok iyi olmasının, köyde ağa olarak tanınan varlıklı kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu itibariyle torunu olan .......'dan borç para almayacağı gibi ..........'ın da murise bu miktarda borç vermesinin mümkün olmadığını, murisin sağlığında da herhangi bir şekilde torunu ........'dan borç aldığını söylememiş olması ve murisin terekesinde ve banka hesaplarında iddia edildiği gibi bir para çıkmamış olması karşısında bonodaki basit tersimli imzanın murise ait olup olmadığı konusunda şüpheye düştüklerini ve öncelikle imzaya itiraz ettiklerini, imza itirazı davasının ........Mahkemesi'nin ........Esas, ........Karar sayılı kararı ile reddedildiğini ve kararın neticede Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/5228 Esas 2024/10180 Karar sayılı ilamı ile onanarak 03/12/2024 tarihinde kesinleştiğini, mahkemece görülen menfi tespit davasının 14/06/2023 tarihli ön inceleme duruşmasına davalı taraf katılmamış olup bu duruşmada H.M.K 141.maddesi uyarınca davaya konu bononun muvazaalı olarak düzenlendiğini beyan ettiklerini, mahkemece yapılan yargılama sırasında terekeye temsilci tayini ile davanın tereke temsilcisi huzurunda görülmesi gerektiği değerlendirilerek davacı tarafa bu hususta süre verildiğini ve kararda da açıklandığını, ........tereke temsilcisi olarak tayin edildiğini ve davanın tereke temsilcisi huzurunda görüldüğünü, her ne kadar terekeye temsilci tayin edilmişse de murisin muvazaalı olarak borç senedi düzenlemesinin mirasçılar aleyhine bir işlem olup mirasçılar ile miras bırakanın hukuki menfaatlerinin çatıştığını, davalı tarafın davaya cevap dilekçesinde murise davalı tarafından değişik zamanlarda altın ve döviz verildiğini ileri sürülerek bonodaki alacak nedenini talil ettiğini, zira davalı murise altın vermiş ise muristen altın verdiğine ilişkin altın borcu içeren bir bono veya belge alması, yine aynı şekilde murise borç olarak döviz vermiş ise muristen döviz borcu içeren bono veya belge almış olması ve bu belgeye dayalı olarak alacağını talep etmesi gerektiğini, oysa davaya konu edilen bononun Yeni Türk Lirası için düzenlenmiş bir bono olduğunu, savunmasını talil eden davalı tarafın murise altın yada döviz verdiğini ispatlayamadığını, yine davalı tarafın savunmasını talil ettiğine göre davada ispat külfetinin yer değiştireceğinin sabit olduğunu, davalı tarafın savunmasında belirttiği gibi murise altın veya döviz verdiğini ispatlayamadığını, mahkemece senedin talil edilmiş olması nedeniyle takibe konu bononun kambiyo senedi vasfını yitirdiğinden ispat yükünün yer değiştirdiğine yönelik iddialarının neden kabul edilmediğinin açıklanmaması ve bu konuda bir değerlendirme yapılmamasının da yerinde olmadığını, bononun düzenlendiği 01/08/2008 tarihinde davalı tarafça dosyaya ibraz edilen SGK kayıtlarına göre davalının 2002 ve 2005 yıllarındaki çalışma süresinin toplam 594 gün olup 2006 ve 2008 yılları için davalının bir çalışma süresinin olmadığını, davalı ........'ın bononun düzenlendiği tarihte bekar ve inşaat mühendisi olarak çalıştığının Tanık ........'ın alınan ifadesi ile sabit olduğunu, davalının mühendislik mesleği dışında bir gelirinin olmadığını, davaya konu bononun düzenlendiği 01/08/2008 tarihindeki TMMOB ücret tablosuna göre 10 yıllık bir inşaat mühendisinin yaptığı işin niteliğinin zorluk derecesinin en yüksek 3b gurubu (Baraj - kara yolu - demir yolu vb.) kabul edilse dahi aylık ücreti 4.328,38 TL olduğunu, bu miktarda aylık geliri olan bir kişinin varlıklı ve herhangi bir nakit sıkıntısı bulunmayan dedesi olan muris ........'a 5.000.000,00 TL nakit vermesinin hayatın olağan akışına açık aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle de ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu, sonuç olarak muris tarafından davalıya muvazaalı olarak devredilen taşınmazların korunması amacıyla yine murisin muvazaalı olarak açık bir şekilde imzaladığı bonoya dayalı olarak davalının, yukarıda belirtilen davaların açılmasından sonra, kendisine karşı açılan davalardan duyduğu husumet ve haksız elde ettiği kazançları geri alabilmek için murisin muvazaalı olarak imzaladığı senede dayalı olarak icra takibi başlattığının dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları, tanık beyanları doğrultusunda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin tespitler, davalı tarafın altın ve döviz cinsinde borç verdiğine ilişkin savunmasını kanıtlayamamış olması dikkate alındığında davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin davacıların mağduriyetine neden olduğunu beyan ederek ........Mahkemesi'nin ..Esas, .. Karar sayılı kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Davacıların ilk dava dilekçesindeki iddiaları dikkate alındığında davanın Muris Muvazaasına dayalı bir Menfi Tespit Davası olmadığının açık olduğunu, Davacıların iddialarının alacak dayanağı bono altındaki imzanın muris borçluya ait olmadığını (Yani sahte olduğu), bononun alacaklı tarafından bertakrip yollarla ele geçirildiği (hile, Cebir-Şiddet kullanılarak), bir diğer iddianın ise borçlu murisin alacaklıya bu senedi teminat olarak verdiğine ilişkin olduğunu, iddiaların tümünün birbiriyle kendi içlerinde çelişmekle beraber teminat iddiasının diğer iddiaları olan sahtelik ve bertakrip iddialarını geçersiz kıldığını, davacıların bir başka iddiasının da'' senede benzer bir senet düzenlemek'' şeklinde olup bunun hukuki karşılık ve tanımının ne olduğu anlaşılamadığını, kambiyo hukukunda senede benzer senet diye bir tanımlama olmadığını, senedin ya sahte ya da sahih olduğunu, üçüncü bir seçeneğin bulunmadığını, bunun da Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin bilimsel incelemesi ile ve daha sonrasında ... incelemesiyle maddi ve hukuki bir değer arz etmediğinin sabit olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının ötesinde muvazaa iddiaları olmamasına rağmen ilerleyen aşamada Mahkemece muvazaa iddiasının her nedense resen ele alındığını ancak toplanan deliller (Tanık beyanları ve diğer belge ve bilgi nitelikli) karşısında bu iddialarının maddi ve hukuki bir dayanak taşımadığının ortaya çıktığını, davacıların istinaf dilekçesinde yer alan bir başka iddiasının diğer mirasçıların murise ait başkaca taşınmazlarla ilgili muvazaa konulu davalar olduğunu, ancak bu davanın davacılarının muvazaa nedeniyle kendi aralarında da hukuki ihtilaflar yaşadığını, davanın yargılama sürecinde terekeye temsilci tayininin usuli bir işlem olarak gerekli görüldüğünü ve terekeye temsilci atanarak bu hususun yerine getirildiğini ancak muvazaa ile bu konunun ne gibi bir ilişki içinde olduğunun anlaşılamadığını, davacıların davayı açarken sundukları dilekçe içeriğinde davayı külli halef sıfatıyla açtıkları konusunda bir beyanda bulunmadıklarını, daha sonra yani davanın ilerleyen aşamalarında böyle bir iddiada bulunmalarının iddianın genişletilmesi yasağı nedeniyle hukuki dayanak içermediğini beyan ederek davacıların istinaf istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Her ne kadar davacılar vekili tarafından istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de, HMK'nın 356. maddesinde aynı Yasa’nın 353. maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağı düzenlendiğinden ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da 353.madde uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve dosya üzerinden istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasında mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı, bu nedenle diğer mirasçıların muvafakatının alınması ya da terekeye temsilci atanmasının zorunlu olmadığı, (Emsal YHGK 2017/19-839 E-2019/690 K.sayılı kararı) yönündeki Hukuk Genel Kurulu kararına göre davacıların kendileri adına dava açma ve istinafa başvurma haklarının bulunduğu anlaşılmakla istinaf incelemesine geçilmiştir.
Davacı taraf; senedin hukuka aykırı olarak ele geçirildiği, imzanın murislerine ait olmadığı, murisin herhangi bir borcunun olmamasına rağmen muvaazalı olarak senet düzenlendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı taraf cevap dilekçesinde; davalının muris ...'dan alacağına karşılık teminat olarak davaya konu bonoyu aldığını, borcun ödenmemesi durumu ile alacağın tahsili amacıyla mirasçılarına karşı icra takibi başlatıldığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacıların murisinin keşidecisi olduğu icra takibine konu bonodan dolayı davalı lehtara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacıların, keşidecinin mirasından mahrum bırakılmaya yönelik muvazaalı olarak senedin tanzim edildiği yönündeki iddiası senedin tarafı olmayan mirasçı yönünden her türlü delille ispatlanabilir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 2022/4795 Esas, 2024/2030 Karar)
Dosya kapsamında alınan tanık beyanlarından murisin ekonomik durumunun iyi olduğu, davalının murise borç verebilecek ekonomik durumunun olmadığı, kaldı ki murisin de borç alma ihtiyacının bulunmadığı beyan edilmiş olup; davalı murisin kendisinden borç almasını gerektirir sebepler olduğunu dosya kapsamına göre ispatlayamamıştır. Bununla birlikte; davacı tarafça bildirilen .. Mahkemesinin ..Esas ..Karar sayılı muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ile tazminat davasında ; davacının .., davalıların .., ..olduğu, davanın konusunun muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, dava tarihinin 22/07/2014 olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalılar vekilinin karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunduğu, ..Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ..tarih ...Esas ..Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf karar ilamının ... Hukuk Dairesinin ..tarih .. Esas ..Karar sayılı ilamı ile kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine taraflar arasında halen derdest olan muvazaa iddiasına dayalı dava dosyalarının bulunduğu davacı tarafça bildirilmiştir.
..Müdürlüğünün ..(..Müdürlüğünün ..İcra) İcra sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ..tarafından borçlular ..mirasçıları .. aleyhine 5.000.000,00 TL asıl alacak, 1.504.212,33 TL işlemiş faiz, 15.000,00 TL komisyon olmak üzere toplam 6.519.212,33TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe dayanak belgenin 5.000.000,00 TL bedelli 01/08/2008 tanzim tarihli 10/02/2020 vade tarihli bono olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar kapsamında; senedin düzenlenme tarihinin 2008, vade tarihinin 2020 ve takip tarihinin 2022 olduğu , murisin ise 2014 yılında vefat ettiği, dosya kapsamında alınan tanık beyanlarına göre murisin ekonomik durumunun iyi olup, davalının murise borç verebilecek durumunun bulunmadığının beyan edildiği, yukarıda dosya numarası belirtildiği üzere davalılardan mirasçılardan dava dışı .. tarafından açılan, davalı .. da davalı olarak bulunduğu muris muvazaasına ilişkin davanın kabul edildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu davadan sonra davacılar tarafından aynı nedenle açılan davaların bulunduğu, dava konusu bononun ise tüm bu davalardan sonra takibe konulduğu anlaşılmış olup; tüm bu nedenlerle muvazaa iddiasının ispat edildiği değerlendirilmiştir.
Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Bununla birlikte 2004 sayılı icra iflas Kanunun 72/5 maddesi gereğince; Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Buna göre davalının senet konusu borcun bulunmadığını bilmesine rağmen davacılara karşı haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğinin kabulü gerektiğinden kötüniyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava, menfi tespit davası olup davacıların dava konusu icra takibi ve takibe dayanak bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yetinilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ..Mahkemesinin .. Esas, .. Karar sayılı dosyasında verilen 18/12/2024 tarihli kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B) HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE;
1-DAVANIN KABULÜ ile (Kapatılan) .. Dairesi'nin ...Esas sayılı icra dosyası nedeniyle (yeni esas .. ) davacıların davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2- İcra takibine konu asıl alacağın %20'si oranında 1.000.000 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3-Alınması gerekli 445.327,39 TL harçtan peşin alınan 111.331,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 333.995,54 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA.
4-Davacılar tarafından yatırılan 111.424,05 ilk masraf, 4.990,00 TL posta, tebligat, bilirkişi ücreti ve 3.030,30 TL keşif ücreti olmak üzere toplam 119.444,35 yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5- Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacılar kendisini vekille temsil ettiren yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ve takdir edilen 599.576,37 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
C) İstinaf harç ve yargılama giderleri yönünden;
1-Davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan 2 adet elektronik tebligat ücreti 20,00 TL , 550,00 TL posta gideri ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.253,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Ç) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine,
D)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
E)HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde Dairemize sunulacak ya da Dairemize gönderilmek üzere başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/04/2025
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.