Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/882 K.2025/1018

🏛️ Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/882 📋 K. 2025/1018 📅 04.06.2025

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 04/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
TARİHİ : ...
NUMARASI : ...
DAVACILAR : 1-...-T.C. Kimlik no: ....
3-...-
VEKİLİ : Av. ...-
DAVALI : ...-
VEKİLLERİ : Av. ...-
Av. ...
DAVANIN KONUSU : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının mirasçısı olduğu muris ...'un, ...nolu parselde kayıtlı taşınmazı 451 kişi ortaklı toplam 340900 m2 miktarındaki alandan oluşan davalı kooperatiften edindiğini, davalı kooperatiften devir işleminin yapılabilmesi için zorunlu olarak ortaklık kaydının da bulunması gerektiğini, muris ...'un ...parsele kayıtlı olan taşınmazın maliki sıfatında olduğunu, işbu taşınmaza ait tapu senedindeki iktisap nedenine bakıldığında ise “tamamı 340900 m2 miktarındaki kış lak hisseli 451 kişi adına kayıtlı olup…rızai taksim neticesinde işbu mahal senet sahibine isabet etmekle tescili yapıldı” şeklindeki kayıttan anlaşılacağı üzere tapu iktisabında bahsedildiği üzere 451 ortağı olan bir kooperatiften devir işlemi yapıldığını, taraflarınca davalı kooperatiften murisin ortaklığına ait evraklar ve bilgiler talep edildiğinde ise davalı ... ortaklığının bulunmadığını iddia ettiğini, ancak davalı yapı kooperatifinin bu sefer muris ...’un kooperatif ortaklığından çıkarıldığına ilişkin evrakları talep ettiklerinde ise yine hiçbir evrakın olmadığını bildirdiklerini, muris ...’un kendiliğinden davalı kooperatiften ayrılmasının söz konusu olmadığı gibi herhangi bir ortaklık sonlandırma işleminin de bulunmadığını, bu sebeple muris ...'un davalı kooperatife ortaklığının halen devam ettiğini belirterek, muris ...'un davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bu tür bir davanın usuli şartlarından birisinin davanın mecburi dava arkadaşlığı olması nedeniyle davanın tek mirasçı tarafından açılmasının yasaya, usule aykırı olduğunu bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi, belge de bulunamadığını, davalı kooperatifin mevcut yönetim kurulu tarafından önceki yönetim kurulunca devredilen tüm kayıtların detaylı olarak tarandığını ve gerekli kontroller yapılmış olmasına karşın, davacı yanın iddia ettiği gibi kaydın, üyeliğin bulunduğuna dair bulguya da rastlanılmadığını, davacı yanın iddiasını doğrulayacak herhangi bir delil de sunulamadığını, yalnızca tanık beyanlarının ileri sürülmesi ile kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, çok uzun yıllardır yapılan genel kurullara, toplantı çağrılarına, kooperatif aidat ve borçlarına da dair de bir icra takibi ya da ödeme kaydının bulunmadığını, kooperatif üyelerine, aidat ve genel kurullarca karar verilen diğer borçlara (katılım, başkaca ad altında herhangi bir yükümlülük) dair de hiçbir kayıt bulunmadığını, davacı yanın Kooperatif Kanunu (KK m.8) uyarınca yönetim kuruluna başvuru yaptıklarına, ilgili dönemde yönetim kurulunun da başvuru sahibine karşı taahhütlü mektup veya elden imza karşılığında tebliğ işlemi yapıldığına dair bir bilgi, belgenin de bulunmadığını, davacı yanın soyut iddiası dışında herhangi bir delil de bulunmadığını, ayrıca kooperatifin en üst organı olan genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerinde de ... isimli kişinin ortak olarak göründüğüne dair herhangi bir kaydı da bulunmadığını, davacı tarafın bu hususta karşı iddiada ise bu iddiasını yazılı kanıtlarla kanıtlamak, ispat yükü altında olduğunu, ancak kooperatifin var olan kayıtlarında ya da davacı yanın uhdesinde bu hususta hiçbir belge de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... nolu parselde kayıtlı taşınmazın maliki olan muris ...'un, davalı ... Kooperatifi'ne, 15/01/1978/3 kabul kararı ile 15 Ocak 1978 tarihinde üye olduğu ve 19/10/1991 tarihli .. nolu karar ile ortaklıktan çıkarıldığı, davalıya ait üyelerin 1988-1991 yılları arası kayıtların tutulduğu, ortaklık hesap defterinde, muris ...'un 03/10/1989 tarihinde mayıs açıklamalı 45.000 TL, haziran aidat açıklaması ile 30.000 TL. borç tahakkuk ettirildiği, ödenen kısmında 124.570 TL yazdığı ve üzeri tek çizgi ile çizildiği, başka herhangi bir kayıt yapılmadığı, davalı tarafa ait 1990 yılı Karar Defterinin 106-107 sayfalarında yer alan 34 nolu karar ile, “Yasal üyelik statüsü itibariyle ortak adreslerini başka yollarla da temin edilmekte mümkün olmadığı, bu itibarla ondokuz üyenin ortaklıktan çıkarılmalarına, ileride ortak olmak istediklerinde, borçlarını ödemedikleri tarihten itibaren ayda %5 nispetinde gecikme cezası ile birlikte ödemelerini taahhüt ettiklerinde yeniden ortaklığa kabul edilmelerine, sıra no ...ortak no ...adı soyadı ... adresi ... şeklinde karar verildiği," davalı kooperatif tarafından, davacının üyelik başlangıcı olan 1978 yılı ile üyelik bitiş tarihi olan 1991 yılları arası ticari defter kayıt ve belgelerinin ibraz edilmediği, dosya içerisinde muris ...'a gönderilen ortaklıktan çıkarıldığını bildirir tebligat bulunmadığı, mahkemece davalı vekiline bu hususta süre verilmiş ise de, davalı vekilinin 03/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ile "çıkarma kararının tebliğine ilişkin belgenin" kooperatifte olmadığının bildirildiğinin görüldüğünü, mahkemece mahallinde keşfin yapıldığı, 18/03/2024 tarihli inşaat mühendisi ve fen bilirkişisi heyet raporuna göre; murisin taşınmazından da kooperatif ortak alanları için terkin işlemlerinin yaptırıldığının bildirildiğini, ayrıca davalı kooperatif tarafından, 1163 sayılı Kooperatif Kanunun 27.maddesi gereğince, muris ...'a sonuçları da belirtilmek suretiyle ilk ihtarnamede münasip bir süre, ikinci ihtarnamede bir aylık süre tanınarak tebligat çıkartılmadığı anlaşılmakla, davalı kooperatifçe hukuka ve usule uygun olarak muris Ali Boy'un ortaklıktan çıkarma işlemi yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; ...'un mirasçıları olan davacılar ..., ... ve ...'un; muris ...'dan intikal eden üyelik hakkı nedeniyle davalı ... Kooperatifi'nin ortağı olduklarının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, yerel mahkemece, davalının itiraz ve delillerinin değerlendirilmediğini ve gerekçeli kararda da davalının delillerinin neden dikkate alınmadığına dair bir gerekçe yer almadığını, öncelikle davacı yan tarafından açılan davanın muris oldukları ve kooperatif üyesi olduğunu iddia ettikleri ... adına, mirasçı olması hasebiyle açıldığını, bu tür bir davanın usuli şartlarından birisinin de davanın mecburi dava arkadaşlığı olması nedeniyle davanın tek mirasçı tarafından açılmasının yasaya, usule aykırı olup davanın usulden reddi gerektiğini, yerel mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, davacı yanın iddia ettiği gibi kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi, belge de bulunamadığını, davalı kooperatifin mevcut yönetim kurulu tarafından önceki yönetim kurulunca devredilen tüm kayıtların detaylı olarak tarandığını ve gerekli kontroller yapılmış olmasına karşın, davacı yanın iddia ettiği gibi kaydın, üyeliğin bulunduğuna dair bulguya da rastlanılmadığını, davacı tarafından açılan dava dilekçesinde yer aldığına göre muris ...'un 13/07/2009 tarihinde vefat etmesine, veraset ilamı alınmasına, tapu kaydını her zaman öğrenebilecek olmalarına karşın, dava tarihine dek kooperatife herhangi bir başvuru yapılmadığını, davacı yanın yıllar sonra murisin kooperatif üyesi olduğundan bahisle dava açması ve üyeliğinin var olduğunu iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, yerel mahkemece yaptırılan inceleme sonucu bilirkişi tarafından verilen 18/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda da davacı yanın iddia ettiği gibi kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi, belge de bulunmadığı, davacı yanın iddia ettiği gibi kaydın, üyeliğin bulunduğuna dair bulguya da rastlanılmadığının tespit edildiğini, dosyada yer alan 14/05/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre de, davacıların kooperatif üyesi olduğunu iddia ettiği ve kooperatif üyeliğinden çıkarılmadığına dair iddialarının doğru olmadığının görüldüğünü, davalı kooperatifin o tarihte bir tebligat yapmaya çalıştığı, davacıların murisinin bildirdiği adrese tebligat yapılmış ise de tespit edilemediği, 08/02/1991 tarihli ... Gazetesinde ilan yapıldığı ve bu hususların kooperatif kayıtlarına işlendiğinin görüldüğünü, bu bağlamda davalı kooperatifin o tarihlerde üzerine düşen özeni gösterdiği, ilgili kişiye ulaşmaya çalıştığı, tebligatların iade geldiği, ayrıca murisin tebligat adresinin son ve güncel halini bildirmesinin kendisine ait bir görev ve sorumluluk olduğunu, davalı kooperatifin; her bir üyenin sürekli olarak güncel adresini öğrenmesi ya da araştırma yükümlülüğünün olmadığını, üyelik iddiasında bulunan murisin ve haleflerinin bu hususta üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, kendisine ait bir sorumluluk nedeniyle davalıya kusur izafe edemeyeceğini, mahkemece verilen hükmün dayanağı olan bilirkişi raporunun da davacıyı doğrulamadığını, yerel mahkemece bu yöndeki itirazlarının da gerekçesiz olarak reddedildiğini ve eksik, hatalı, tamamen varsayıma dayalı bir gerekçe ile davanın kabulüne dair karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ısrarla davacının beyanını tek başına doğru kabul ettiğini, oysa ki deliller ve yargı kararlarının mahkeme kararının aksini gösterdiğini, hal böyle iken davacı tarafın iddiasının aksine davanın reddi gerektiğinin açık olduğunu, kararın bu nedenle hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemece delillerin doğru değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, davacıların murisi 'un mirasçılarının davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla, ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir." hükmü, 27. maddesinde ise "Ortakların yüklendikleri paylar için ödiyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymıyan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmiyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." hükmü mevcuttur.
Eldeki davada, 15/01/1978 tarihinde davalı kooperatif ortağı olan davacıların murisinin, aidat borcunu ödememesi nedeniyle, 19/10/1991 tarihli karar ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, 13/07/2009 tarihinde vefat ettiği, davanın ise 03/08/2023 tarihinde açıldığı görülmektedir. Davacıların murisi, aidat borcunu ödememesi nedeniyle 19/10/1991 tarihinde ortaklıktan çıkarılmasına rağmen, ölene kadar 18 yıllık süre içesinde kooperatif ile ilişki kurmadığı, aidat ödemediği, üyelikten çıkarılma ile ilgili herhangi bir dava açmadığı nazara alındığında, her ne kadar Kooperatifler Kanunu'nun 27. madde hükmünde belirtildiği şekilde işlem yapılmamış olsa da, üyeliğin eylemli olarak sona erdiği kabul edilmelidir. Murisin sahip olmadığı bir hakkın, mirasçıları tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu durumda, davanın Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. (aynı yönde Yargıtay 6. HD. 2024/2408 Esas ve 2024/4101 Karar, 11. HD. 2009/5618 Esas ve 2010/3477 Karar sayılı ilamları)
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
B)İstinaf yargılaması bakımından:
1-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
2-Davalı tarafından yapılan 54,75 TL posta ücreti ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.737,85 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
C)Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,
Ç)İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,
D)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi....
...
Başkan ...
...
Üye ...
...
Üye ...
...
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.