Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1723 K.2024/2342
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1723
KARAR NO : 2024/2342
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve ek karara yönelik istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin ...tarihinde doğduğunu, müvekkilinin babası ... T.C. numaralı ...'ın ise müvekkili doğmadan ....tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin babası ile annesinin gayri resmi birlikteliğinden doğmuş olması sebebiyle başlangıçta doğduğunda babasının nüfusuna kaydedilmediğini, bu sebeple babalık davası açıldığını, Diyarbakır 3. Aile Mahkemesinin .... K. sayılı kararı ile müvekkilin babasının .... T.C. numaralı .... olduğunun tespitine karar verildiğini, bu kararın.... tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin gerçek babasının nüfusuna kaydedildikten sonra Diyarbakır .... Noterliğinden alınan ...tarih ve .... sayılı mirasçılık belgesine göre müvekkilinin 3/20 oranında muris.... T.C. numaralı . ..'ın mirasçısı olarak göründüğünü,.... tarihinde müvekkilinin babası ...'ın davalı şirketin tüm hisselerini satın alarak şirketin tek ortağı olduğunu, ... tarihinde murisin vefat etmesi dolaysıyla şirket genel kurulunun apar topar vefat dolaysıyla veraseten hisse intikali konusunda toplandığını ve alınan karar gereği mirasçılara payları oranında hisse intikali yapıldığını, müvekkilinin o tarihte doğmamış olması sebebiyle kendisine herhangi bir hisse intikali yapılmadığını, müvekkilinin anne karnında ve hak sahibi olduğunun diğer mirasçıların bilgisi dahilinde olduğunu, şirket genel kurulunun formaliteden toplanarak müvekkilinin miras payını da ihlal edecek şekilde pay devirleri yapıldığını, yapılan pay devirlerine göre müvekkilinin babasının resmi nikahlı eşi ...'ın 250 payının 200 payını dışarıdan ... T.C.numaralı ...'e 50 payını ise.... T.C. numaralı....'a devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, yeni duruma göre müvekkillerinin babadan bir kardeşlerinden ...'nin payının 237,5, ...'ın 187,5, ..'nın 187,5, ...'ın 187,5 ve dışarıdan ortak olarak alınan ...'in ise 200 adet payı olduğunu, aynı toplantıda .. T.C. numaralı ....'ın tam yetkili olacak şekilde şirket müdürü olarak seçildiğini, yapılan tüm işlemlerin iptali gerektiğini, yapılan tüm iş ve işlemlerin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla yapılmış olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin muris ....'ın mirasından 3/20 oranında payı bulunması nedeniyle 1000 pay üzerinden müvekkilinin 150 adedinde şirket hissesinin olduğunu, aynı şekilde müdürlük seçiminin de hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, yapılan hisse devirleri yok hükmünde olup iptaline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin babası vefat ettiğinde şirketin tek yetkili ortağı olması nedeniyle murisin vefatından sonra şirket hisselerinin tamamının terekeye dahil olacağını, tek kişilik şirketlerde de tek ortağın ölümüyle birlikte, bu ortağa ait paylara ilişkin haklar (genel kurula katılma, oy kullanma, kar payı alma gibi ortaklık hakları) mirasçıları tarafından kullanılacağını, birden fazla mirasçının olması durumunda, tek ortağın ölümü sonrasında şirket paylarına ilişkin olarak mirasın paylaşımına kadar mirasçılar açısından elbirliği mülkiyetinin geçerli olduğunu, mirasın paylaşımına kadar şirketin yönetiminde bütün mirasçıların söz sahibi olduğunu ve kararların oybirliği ile alınması gerektiğini beyan ederek usul ve yasaya aykırı bir şekilde yapılan şirket hisse devirlerinin iptali ile ekte sunulu mirasçılık belgesine istinaden şirket hisselerinin miras payı oranında mirasçılar adı gösterilerek tereke adına kayıt ve tesciline, mümkün olmaması halinde müvekkilinin miras payı oranında hissenin müvekkili adına kayıt ve tesciline, hukuka aykırı şekilde müdür olarak seçilen davalının müdürlük görevinin iptali ile şirkete yönetim kayyımı atanmasına, müdür olarak seçilen davalının müdürlük hak ve yetkisini kullanmasının şirketi ekonomik yönünden telafisi imkânsız zararlara sokacak ve müvekkilin miras haklarına halel getirilecek olması nedeniyle işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davalı ...'ın müdürlük hak ve yetkisinin teminat aranmaksızın mümkün olmaması halinde uygun teminat karşılığında tedbiren sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin ölümü üzerine paylar hiçbir işleme gerek kalmaksızın mirasçılarına intikal ettiğinden, iştirak hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığını, pay devirlerine ilişkin şirket ana sözleşmesinde ve 6102 sayılı TTK'da belirtildiği şekli ile yazılı olarak onay verilmeme şartının belirtildiğini, şirket paydaşlarının pay geçişi ile ilgili olarak herhangi bir ret bildirimi sunmadığını, pay devrinin 2021 yılında yapılmadığını, davacının hakkı itiraz hakkı ise bu tarihte öğrenme ile gerçekleşmiş olmasına karşın herhangi bir itirazın gelmediğini, bu hususta hak düşürücü sürenin 2 yıl olduğunu, 2 yıl içinde yapılmayan itiraza ilişkin pay devrinin gerçekleştiği tarihten 3 yıl sonra yapılan itirazın usulen reddinin gerektiğini, kaldı ki pay devrinin geçişinin usulüne uygun şekilde gerçekleştiğini, usulüne uygun olarak gerçekleşen pay devrine ilişkin iptal taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ....'ın şirketin hazırda pay oranı olarak en çok paya sahip ortağı olup ticaret sicil gazetesinde de bu hususta pay oranlarının belirlendiğini, müteveffa ....'ın ölümünden evvel şirketin tek ortağı ve paydaşı olduğunu, bu nedenle de müdürlük görevini yerine getirmekte aynı zamanda da şirketin temsilciliğini yapmakta olduğunu, ölümünden sonra ise şirketin olağanüstü toplandığını ve müdürlük görevine ...'ın getirildiğini, şirketin yasal temsilcisinin de ... olarak belirlendiğini, en büyük pay sahibinin ölümü durumunda şirketlerin ticari faaliyetlerinin durmaması veya azalmaması, buna bağlı olarak maliyetlerin artmaması ve zararlara yol açılmaması, şirketin operasyonel faaliyetlerinin etkilenmemesi, şirketin performansının azalmaması açısından şirketin genel kurulların gerektiğinde hızlı ve ortak akıl ile karar alabilmesinin büyük önem arz etiğini, bu hususta şirketin almış olduğu bu kararın yine şirket ana sözleşmesinin ve 6102 sayılı TTK'nın dışına çıkmadığı sürece kabul edilir ve geçerli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 6102 sayılı TTK'nın 596/1. maddesindeki düzenleme uyarınca, limited şirketlerde, bir payın miras yoluyla iktisabında, ortakların muvafakatine gerek olmadığı gibi, miras yolu ile payın intikalinde mirasçıların miras payı oranında hissedar olacakları, davalı şirkette, %100 pay sahibi olan davacı murisi....'ın vefat tarihi olan .... tarihinde, davacının da içerisinde bulunduğu murislerin miras yoluyla, davalı şirkette pay sahibi oldukları, 6102 sayılı TTK'nın 596/2. maddesindeki düzenlemeye göre, payı edinmiş olan mirasçıların limited ortaklığa ortak olarak katılması kesin olmayıp, ortaklık mirasçıların orak olarak katılmasına iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde ret hakkını kullanarak engel olabileceği, her ne kadar mirasçılara 6102 sayılı TTK m. 596/1 uyarınca şirket payları intikal etmiş ise de, söz konusu işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için mirasçılar tarafından başvuru yapılması veya 596/2. maddesi uyarında şirket tarafından bu hususun öğrenilmesi gerektiği, davacı tarafından davadan önce şirkete yapılmış bir başvuru olmadığı, davacı tarafından sözlü başvuru yapıldığı belirtilmesine rağmen bu hususun ispatlanamadığı, davalı tarafında da başvuru yapılmadığı belirtilmesi sebebiyle davanın erken açılan dava mahiyetinde olduğundan usulden reddinin gerektiği, yöneticinin azline ilişkin davanın TTK 630/2 maddesi uyarınca ortaklar tarafından açılabileceğinden mevcut durum itibariyle davacının ortak sıfatı bulunmadığından yöneticinin azline ilişkin davanın aktif husumet bulunmadığından usulden reddinin gerektiği gerekçesiyle; davacının açmış olduğu davanın erken açılan dava niteliğinde olduğundan usulden reddine, yöneticinin azline ilişkin davanın, davacının aktif husumeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde, "Davacı tarafından davadan önce şirkete yapılmış bir başvuru olmadığı davacı tarafından sözlü başvuru yapıldığı belirtilmesine rağmen bu hususun ispatlanamadığı, davalı tarafında da başvuru yapılmadığı belirtilmesi sebebiyle" ifadelerine yer verildiğini, bu gerekçenin haksız olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İlk Derece Mahkemesince sözlü başvuru yapıldığı kabul edilmesine rağmen bu hususu ispatlamak adına delilleri sunmak için taraflarına süre verilmediğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde "TTK 596/2. maddesi uyarınca şirket tarafından bu hususun öğrenilmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdiğini, ancak bu hususa ilişkin herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, Diyarbakır 3. Aile Mahkemesinin .... E. sayılı dosyası üzerinden yürütülen babalık davasının 08/03/2022 tarihli celsesinde diğer mirasçıların vekili tarafından "müvekkilim müteveffa ile imam nikahlı ile evli olduğu, bunun ailesi ve çocukları tarafından bilinen bir fiili durum olduğu, müşterek çocuğun bu birliktelikten dünyaya geldiğini davalılar da kabul etmektedir" ifadelerine yer verdiğini, görüldüğü üzere gayri resmi birliktelikten ve müvekkilinin doğumundan diğer mirasçıların bilgisinin olduğunun açıkça anlaşıldığını, mevzuat hükümlerinde şirkete yazılı başvuru zorunluluğu aranmamasına rağmen mahkemece yazılı başvuru yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, önemli olanın şirketin bu durumdan haberdar olması olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin usulüne uygun şekilde yargılama yapmadığını, müvekkilinin varlığından davalı şirket ve müdür olarak görev yapan ....'ın haberdar olduğunu, kaldı ki, sözlü olarak müvekkiline hisse devri yapılacağı söylenmesine rağmen müvekkilinim sürekli bir şekilde oyalandığını, istinafa konu kararın müvekkilinin mağduriyetinin daha da artmasına sebebiyet verdiğini, tarafların tek vekille temsil edilmelerine rağmen iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, miras yoluyla davacıya intikal eden hisselerin davacı adına tescili isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
►Diyarbakır 3. Aile Mahkemesi'nin ... K. sayılı kararına göre .... T.C. numaralı .... isimli kişinin, dosyamız davacısı ... doğumlu ve.... T.C. numaralı ...'ın babası olduğunun tespitine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeksizin ... tarihinde kesinleştiği, dosya arasındaki Diyarbakır .... Noterliği'nin....tarih ve ....yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre davacı .... (....)'ın 3/20 oranında muris ...'ın mirasçısı olduğunun anlaşıldığı,
►Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı .... sicil numaralı .. Ltd. Şti. ünvanlı şirkette Diyarbakır ... Noterliği'nin ....tarih ve .... yevmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesi sonucunda muris ....'ın tek ortak olduğu ve söz konusu şirketin tek ortaklı limited şirket statüsüne geçtiği, muris ...'ın .... tarihinde vefat ettiği,
►Murisin vefatı üzerine Diyarbakır .... Noterliği'nin ... tarih ve ....sayılı mirasçılık belgesinde ismi geçen mirasçılar ...,. ..., ... ve ... tarafından ... tarih ve 4 sayılı şirket genel kurulu kararı ile adı geçen mirasçılar arasında veraseten hisse intikali yapılmasına ilişkin karar alındığı, buna göre şirketin 3.000.000,00 TL'lik sermayesinden 750.000,00 TL'sinin ...'a, ayrı ayrı 562.500,00'er TL'sinin de ...'a intikaline karar verildiği, bu kararın Diyarbakır .... Noterliği'nin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile onaylanarak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... tarih ve .... sayılı nüshasında yayınlandığı,
►Daha sonra Diyarbakır .... Noterliği'nin ... tarih ve ... sayılı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ...'ın şirketteki 200 payına karşılık gelen 600.000,00 TL'lik kısmını ...'e, 50 paya karşılık gelen 150.000,00 TL'lik kısmını ise...'a devrettiği, bu devir sonrası davalı şirket tarafından yapılan ...tarihli Olağanüstü Genel Kurulda alınan kararlar uyarınca pay devri konusunda karar alınarak şirketteki 237,5 paya karşılık gelen 712.500,00 TL'nin ...'a, 200 paya karşılık gelen 600.000,00 TL'nin ....e ve ayrı ayrı 187,5'er paya karşılık gelen 562.500,00'er TL'nin ....'a ait olduğuna karar verildiği, bu kararın da Diyarbakır .... Noterliği'nin ...tarih ve ... sayılı işlemiyle onaylanarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin ... tarih ve ... sayılı nüshasında ilan edildiği
anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun "2. Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra" başlıklı m. 596 hükmünün ilgili kısımları şu şekildedir:
"(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.
(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır."
6102 sayılı TTK m. 596/1 hükmü uyarınca; sermaye payının herhangi bir iradî işleme gerek kalmaksızın yasa gereği geçiş hallerinden biri de miras yoluyla intikal durumudur. Ayrıca, limited ortaklık sermaye paylarının yasal yolla (dava konusu olayda olduğu gibi miras yoluyla) geçişi hâlinde, yasa, şirkete yabancı ortakların girişini engellemek amacıyla bazı imkânlar tanımıştır. Bunlardan biri de 6102 sayılı TTK m. 596/2 hükmü uyarınca, şirketin, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi reddetme imkânıdır.
Ancak önemle ifade edilmelidir ki, 6102 sayılı TTK m. 596/2 hükmündeki imkanın şirkete yabancı ortakların girişini engellemek amacını taşıyan bir imkândır (Bkz. Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - II, 13. Bası, İstanbul 2017, s. 420). Somut uyuşmazlıkla, muris ...., davalı şirketin tek ortağı olup, davacı taraf da murisin diğer mirasçıları ile aynı statüdedir. Bu durumda, davacının davalı şirket bakımından "yabancı ortak" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Başka bir ifadeyle, murisin mirası diğer mirasçılara ne şekilde intikal etmiş ise, davacıya da aynı şekilde intikal etmiştir. Bu durumda dava konusu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nun m. 596/2 hükmünün uygulanmasına imkân bulunmayıp uyuşmazlığın miras hukuku hükümleri çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince, olaya 6102 sayılı TTK m. 596/2 hükmü uygulanarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
4721 sayılı TMK m. 28/2 hükmü uyarınca; çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. Ceninin hak ehliyetini geçmişe etkili olarak kazanacağını öngören kuralın, mirası hukukuna ilişkin hükümlerde de yansımalarına rastlanılmaktadır. Bunlar, ceninin sağ doğmak koşuluyla mirasçı olacağını düzenleyen TMK'nun m. 582/1 hükmü ile mirasın açıldığı tarihte mirasın paylaşılmasını doğuma kadar erteleneceğini öngören TMK'nun m. 643/1 hükmüdür.
Yukarıda ifade edildiği üzere; 4721 sayılı TMK m. 643/1 hükmü uyarınca; mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenir. Cenin nedeniyle mirasın paylaşılmasının erteleneceği öngörülmemiş olsaydı miras bırakanın ölümünde henüz kişilik kazanmamış olan cenin yokmuş gibi mirasın paylaşılması gerçekleştirilebilirdi. Ancak miras bırakanın ölümü anında henüz mirasçı olmayan cenin, sağ olarak tamamıyla doğduğunda 4721 sayılı TMK m. 28/2 hükmü uyarınca geçmişe etkili olarak hak ehliyetini kazanacağından mirasçılık sıfatını da geçmişe etkili olarak kazanmış olacaktır. Dolayısıyla şayet mirasın paylaşılması ceninin doğumuna kadar ertelenmez gerçekleştirilir ise ileride ceninin sağ olarak tamamıyla doğması halinde söz konusu paylaşma geçersiz hale gelecektir. Bu durumu dikkate alan kanun koyucu paylaşma işlemlerinin sürekli olarak değişmesini engellemek için, mirasın paylaşılmasının ceninin doğumuna kadar erteleneceğini düzenlemiştir. Bu durumda tam ve sağ olarak dünyaya gelen çocuğun terekeyi ve terekedeki bazı mallarını ellerinde bulunduranlara karşı mirasçılıktaki üstün haklarını ileri sürerek dava açması mümkündür (Turan Başara, Gamze: Miras Hukuku Bakımından Ceninin Durumunun Değerlendirilmesi, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, Ekim 2016, s. 402-403).
Öte yandan; babalık davası, inşai nitelikte bir dava olduğundan, davanın kabulü sonucunda çocukla baba arasında kurulan soybağı ilişkisine dair karar, geçmişe etkili olarak sonuç doğurur (Yargıtay HGK 29/05/2024 tarih ve 2023/2-383 E., 2024/294 K. sayılı kararı §4).
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; muris muris ....'ın 26/12/2020 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihinde sağ olan mirasçıların.... tarihinde mirası paylaştıkları, davacının ... tarihinde doğduğu, daha sonra kesinleşen mahkeme kararı ile davacı ile muris arasındaki soybağının kurulduğu, bu durumda davacının murisin vefat ve mirasın paylaşıldığı tarihlerde cenin olarak yer aldığı, sağ olarak tamamıyla doğumu ve babalık hükmü ile 4721 sayılı TMK m. 28/2 hükmü uyarınca geçmişe etkili olarak hak ehliyetini kazanacağından mirasçılık sıfatını da geçmişe etkili olarak kazandığı, bu durumda 4721 sayılı TMK m. 643/1 hükmü uyarınca ....'ın mirasının açıldığı tarihte, davacının mirasçı olabilecek bir cenin durumunda olduğu için paylaşmanın doğumuna kadar ertelenmesi gerekirken, buna riayet edilmeden ... tarihli miras paylaşımının kanunun âmir hükmü gereğince geçersiz hale geldiği anlaşılmaktadır. Tüm bu gerekçelerle, İlk Derece Mahkemesince, davacının taleplerinin yukarıda anılan miras hukuku hükümleri çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçe ile somut olaya uygulanması mümkün olmayan kanun hükümlerine istinaden davanın erken açılan dava niteliğinde olduğundan bahisle usulden ve aktif husumetten reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının davacı tarafa İADESİNE,
4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024