Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2021/1578 K.2023/1802

🏛️ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1578 📋 K. 2023/1802 📅 20.11.2023

T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1578
KARAR NO : 2023/1802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2021 (Karar)
NUMARASI: 2017/284 Esas, 2021/162 Karar
DAVA : Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ....'tan ... Bankasına devir tarihinden önce teminat mektubu kullandıklarını, ...nın ....'ı devraldıktan sonra müvekkillerinin kullanılan teminat mektuplarının komisyon ve deposu için icra takibi başlattıklarını; Müvekkillerinin kullandıkları mektupların 19..., 20.... ve 20.. yıllarına ait sekiz adet mektup olduğunu; Mektupların kullanıldığı en yeni tarih üzerinden bile 15 yıldan fazla bir süre geçtiğini, müvekkillerinin kullandıkları mektupların komisyon ve mektupların depoları için Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2010/... Esas, yine Müvekkillerinin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları mektupların komisyon ve depoları için, Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2010/... esas numarasıyla icra takibi başlatıldığını, takiplerin tahsil edilemediğini; Müvekkillerinin kullandığı mektupların, 19..., 20.... ve 20... tarihleri arasında verilen ... adet kesin teminat mektubu olduğunu, bu mektupların en yeni tarihlisinin üzerinden 15 yıldan fazla zaman geçtiğini, öncelikle mektupların zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresi olan 10 yılı aşkın süre geçtiğinden kesin teminat mektuplarının verilişinden doğacak herhangi bir borç var ise bu borcunda zamanaşımına uğradığını; İkinci olarak 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 13'ncü maddesinde;"Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların; yapım işlerinde varsa eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından sonra yarısı, Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı, yapım işleri dışındaki işlerde Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz saptandıktan sonra; alınan mal veya yapılan iş için bir garanti süresi öngörülmesi halinde yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı, garanti süresi öngörülmeyen hallerde ise tamamı, yükleniciye iade edileceğini; Mahkemece de takdir edileceği üzere, davalı bankaca, lehtar sıfatıyla taraflarına verilen ve çeşitli muhataplarda bulunan kesin teminat mektuplarının iade edilmesi yükümlülüğü taraflarına ait olmadığını; mektupları iade edecek olan, ilgili muhataplar yani kamu kurumları olduğunu, kanunun düzenlenmesine göre iade talep edilmediğinde kesin teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, dolayısıyla bankaların herhangi bir zararı doğmadığını, yine ilgili kanuna göre iadesi talep edilmemiş ve hükümsüz kalmış olan mektupların bankasına iade edileceğini, buradan da anlaşılacağı üzere iade külfeti, ödevi muhatap yani kurum üzerinde olduğunu, sorumluluk varsa, davalı bankanın ilgili kurumdan talepte bulunması gerektiğini; Davalı bankaca taraflarına karşı başlatılmış olan, Erzurum ..... İcra Müdürlüğünün 2010/... ve 2010/... esas sayılı komisyon ve depo alacağı için başlatılan takiplerin haksız olduğunu, teminat mektuplarının iade külfeti taraflarına ait olmadığından, komisyon işletilmesi dolayısıyla sorumluluğunda taraflarına ait olmadığını; kendi sorumlulukları olsa bile 4735 sayılı kamu ihale sözleşmeleri kanununun 14'ncü maddesinde de belirtildiği gibi, yapım işlerinde kesin hesap ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından, diğer işlerde ise işin kabul tarihinden veya varsa garanti süresinin bitim tarihinden iki yıl olduğunu, o da her mektup için ayrı ayrı süre ve tarihler için geçerli olacağını, bu nedenlerle müvekkillerinin davalı bankaya komisyon borcunun olmadığı durumunun ispat edilmesi gerektiğini; Her ne kadar davalı banka mektupların halen mer'i ve risk altında olduğunu iddia etse de kanuna göre mektupların geçerlilik süreleri idarenin yazılı uyarısına rağmen talep edilmeyen hallerde iki yıl olduğunun, sonrasında mektupların hükümsüz kaldığını; hükümsüz kalmış olan mektuplara komisyon işletilemeyeceği gibi mektup bedellerilnin depo edilmesine de gerek olmadığını, zira mektupların onu veren banka için risk taşımadığını, hal böyle olunca taraflarına karşı başlatılan takiplerin haksız ve iptali gerektiğini, müvekkillerinin davalı bankaya herhangi bir borcunun olmadığı durumunun tespit edilmesi gerektiğini; Müvekkillerinin davalı bankaya borcunun olmadığı durumunun tespit edildikten sonra davalı banka nezdinde bloke olarak tutulan 10.500,....-TL'nin de taraflarına iadesinin gerekeceğini, zira; davalı bankanın 28/11/2013 tarihli cevabi yazısında" .... A.Ş. ..... ... hesap numaralı... İnş. Taah. Ltd. Şti ile kefilleri ... İnş. Ltd. Şti. ... aleyhine Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2007/... Esas sayılı dosyasından nakit risk ve mektup deposu için başlatılan takipten ... adına kayıtlı Mersin ili, ... Köyü, ... Mevkii, ... pafta ... ada, ... parselde bulunan ... Kat .... numaralı Bağımsız Bölüm üzerine tesis edilen 20.000,....-TL bedelli ipotekten dolayı taşınmazın satışa çıkarıldığını; Satışın Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2007/..... Esas sayılı dosyasından yapıldığını, taşınmazın satıştan dolayı 57.722,12.-TL tahsil edildiğini, yapılan tahsilat ile ... hesaba ait nakit riskler kapatılmış ve kalan 10.500,...-TL de mektup karşılığı blokeye alındığını, Davalı bankaya göre, ... İnş. Lehine ... Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğüne verilen 10.500,....-TL bedelli mektupların halen mer'i ve iade edildiğini, bu nedenle taraflarına ait olan 10.500,....-TL'ye bankaca bloke konulduğunu; Taraflarının bankanın teminat mektuplarını iade etmek gibi yetki ve görevi olmadığını; ayrıca bankaca geçerliliği iddia edilen mektupların hükümsüzleştiğini, hükümsüz olan bir mektuptan dolayı herhangi bir komisyon ya da depo talep edilemeyeceği gibi, banka nezdinde bulunan paralarına da bloke koyulamayacağını; bu paranın bloke konulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına iadesinin gerektiğini; bu nedenlerle davanın tamamen ıslahıyla (ıslah dilekçelerine aykırı daha önce yapılmış olan usul işlemi varsa iptaline) davalı bankaya komisyon ve depo borçlarının olmadığının tespitiyle davalarının kabulüne, davalı bankaca bloke konulan 10.500,....-TL'nin bloke konulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada dava miktarının belirtilmediğini, teminat mektupları riskinin sona ermesi, borcun olmadığı ve hacizlerin kaldırılması hususunun nispi harca tabi olduğunu, harcın tamamlattırılması gerektiğini, müvekkili bankanın ikametgahının İstanbul olduğunu, davanın .....Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, yetki itirazlarının olduğunu, müvekkili banka bünyesinde birleştirilen .... A.Ş tarafından teminat mektuplarının ilgili kurumlara hitaben düzenlendiğini, davacıların teminat mektuplarını zamanaşımına uğradığını ve işinin sona erdiğini iddia ederek iş bu davayı ikame ettiğini, davacıların ve muhatapların arasındaki ilişkinin müvekkili Banka ve davacılar arasındaki genel kredi sözleşmesi ilişkisinin birbirinden ayrı olduğunu, taraflar arasında kredi sözleşmesinin akdedildiğini, komisyon alacağı için zamanaşımından söz edilmeyeceğini ,deposu talep edilen teminat mektuplarının vadesiz olduğunu, zamanaşımı itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle öncelikle usulü itirazlar kapsamında inceleme yapılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, esasa ilişkin beyan ve itirazları kapsamında haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Davacı tarafa dava konusunu ve değerini belirlemesi için HMK'nin 119/1-d maddesi kapsamında süre verilmiş, verilen sürede sunulan dilekçede, dava konusu teminat mektuplarının depo edilmesi maksadıyla başlatılan icra takiplerinin asıl alacak tutarları üzerinden harç yatırılmış ancak bu icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmemiştir. Dilekçenin devamında ise teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon ve depo borcunun bulunmadığının tespiti talep edilmiştir. Davacı icra takip dosyalarından borçlu olmadığını talep ediyor ise asıl alacak üzerinden değil icra dosyalarının toplam bedeli üzerinden harç yatırarak bunu talep etmelidir. Ancak dilekçenin sonuç kısmında "teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon ve depo borcumuzun bulunmadığının tespiti" ibaresi bulunduğundan bu yönden borçsuzluk tespiti isteniyor ise bu teminat mektuplarının toplam bedeli olan 40.500,... TL üzerinden harç yatırılması gerekirdi. Davacı kendisine verilen sürede dava konusunu ve değerini tam olarak belirleyip bu değer üzerinden peşin harç yatırmamıştır. Kaldı ki teminat mektupları yönünden borçsuzluk tespiti isteniyor ise dahi, bu teminat mektuplarının verildiği işlerin yukarıda açıklandığı üzere kesin kabulleri yapılıp davacı tarafından bankaya ibrazı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Davacının 10.500,... TL'ye banka tarafından bloke konulduğuna dair talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacı bu işleme dair herhangi bir belge sunmamıştır. İlaveten Mahkememiz tarafından davalı banka ile yapılan yazışmalar neticesinden de bir sonuç alınamamış ve 12.celsede bu hususun araştırılmasından vazgeçilmiştir. Bu hususta davacı tarafından herhangi bir belge sunulmadığından ve teminat mektuplarının iadesine dair bir delil de bulunmadığından bu yönden de davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın reddine," şeklinde karar verilmiş karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ....'ın ...'na devrinden önce bu bankadan teminat kullandıklarını, teminat mektuplarının komisyon ve deposu için davalı banka tarafından müvekkilleri aleyhine Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas ve 2018/... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin kullandığı teminat mektuplarının 19...., 20.... ve 20.. tarihleri arasında düzenlendiğini ve ... adet mektuptan ibaret olduğunu, zamanaşımı defilerinin gerekli ihtimam gösterilmeden reddedildiğini, en son düzenlenen teminat mektubunun üzerinden dahi dava esas yılı baz alınması halinde 15 yıllık bir süre geçtiğini, bu geçen sürenin en başta sözleşmeler hukuku açısından neticelerinin değerlendirilmesi gerektiğini, akabinde hususi düzenleme olan ve müvekkilince teminat mektuplarının asıl düzenlettirilme gayesi olan ihale hukuku açısından neticelerinin değerlendirilmesi gerektiğini, TBK'nın .... maddesi uyarınca kanunlarda aksi bir düzenleme bulunmadıkça, her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, aynı kanununun 149. maddesinin ise bu on yıllık zamanaşımının işlemeye başladığı tarihi düzenlediğini, başlangıç anının muacceliyet anı olduğunu, eğer muacceliyet bildirime bağlı ise bu bildirimim yapıldığı anda işlemeye başlayacağını, doktrinde kabul edilen ve son çare ilkesi olarak değerlendirilebilecek olan teminat mektubunda vadeye ilişkin hiç bir ibarenin bulunmaması halinde ise teminat mektubunun düzenlenme tarihinden itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağını, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu' nun 14. maddesi uyarınca ilgili muhatapların iade yükümlülüğünü yerine getirmemeleri göz önünde bulundurulması gerektiğini ve dolayısıyla müvekkillerinin muhatapların ve yüklenicinin bu ihmali davranışları sebebiyle mesul tutulmasına ilişkin hüküm tahsis eden ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, müvekkillerine ait olmayan bir yükümlülüğün sebep olduğu ağır neticelerden müvekkillerini mesul tutmanın ne öngörülebilirliğe ne de hakkaniyete uygun olmadığını, ilgili mevzuattaki düzenlenmiş olan hükmün çok sarih bir düzenleme olup teminat mektubunun iade edilebilmesi için talep yükümlülüğünün muhatap yani ilgili kamu kurumları üzerinde bırakıldığını velev ki iade talep edilmemiş olsa dahi bu teminatların hükümsüz kalacağını, iade edilmiş veya hükümsüz olan teminat mektuplarının haksız ve hukuka aykırı olarak belirlenmiş olan bedellerinin müvekkillerine karşı başlatılan icra takipleri ile tahsilinin talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu aykırılığın tespitine yönelik itirazlarının reddedildiğini, müvekkili ... ve ... İnş. Ltd.Şti' nin kefil sıfatıyla .... İnş. Taah. Nak. Tur. Tic ve San. Ltd. Şti'nin asıl borçlu sıfatıyla bulunduğu hakkında başlatılan Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2007/... Esas sayılı dosyasında nakit risk ve mektup deposu için başlatılan takipten müvekkili ...'na ait taşınmazın Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2007/... Esas sayılı dosyası kapsamında satıldığını, ... sayılı hesaba ait nakit riskler kapatıldıktan sonra kalan 10.500,...-TL'nin teminat mektupları karşılığında bloke edildiğini, davalı bankanın bu hükümsüz olan teminat mektubuna karşılık bloke etmiş olduğu tutarın hukuka aykırı bir şekilde bloke işlemine tabi tutulmuş olup davalı bankanın iddiasının aksine teminat mektubunun hükmünü yitirdiğini, dolayısıyla hükümsüz olan teminat mektubuna karşılık davalı bankanın depo veyahut komisyon adı altında himayesi altında tuttuğu bu 10.500,...-TL' lik tutarın bu işleme tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerle 10.500,...-TL'lik tutara ilişkin yapılan bloke işlemi tarihinden işlemek suretiyle yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesi gerekirken, davanın reddine karar verildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, teminat mektubu nedeniyle komisyon ve depo borcu bulunmadığının tespiti ve davacı bankaca bloke konulan 10.500,... TL'nin bloke tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar ... ve ... vekilinin dava ve ıslah dilekçesinde ve davacılar ile davalıya devri öncesinde ... Bank ... Şubesi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacıların bu kredi sözleşmesine binaen teminat mektupları kullandığını, ...nın ....'ı devraldıktan sonra müvekkillerinin kullanılan teminat mektuplarının komisyon ve deposu için icra takibi başlattıklarını; müvekkillerinin kullandıkları mektupların 19..., 20.. ve 20..yıllarına ait sekiz adet mektup olduğunu; mektupların kullanıldığı en yeni tarih üzerinden bile 15 yıldan fazla bir süre geçtiğini, müvekkillerinin kullandıkları mektupların komisyon ve mektupların depoları için Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2010/... Esas, yine müvekkillerinin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları mektupların komisyon ve depoları için, Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2010/... esas numarasıyla icra takibi başlatıldığını, takiplerin tahsil edilemediğini; öncelikle mektupların zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresi olan 10 yılı aşkın süre geçtiğinden kesin teminat mektuplarının verilişinden doğacak herhangi bir borç var ise bu borcunda zamanaşımına uğradığını; kanunun düzenlenmesine göre iade talep edilmediğinde kesin teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, dolayısıyla bankaların herhangi bir zararı doğmadığını, yine ilgili kanuna göre iadesi talep edilmemiş ve hükümsüz kalmış olan mektupların bankasına iade edileceğini, buradan da anlaşılacağı üzere iade külfeti, ödevi muhatap yani kurum üzerinde olduğunu, sorumluluk varsa, davalı bankanın ilgili kurumdan talepte bulunması gerektiğini; davalı bankaca taraflarına karşı başlatılmış olan, Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2010/... ve 2010/... esas sayılı komisyon ve depo alacağı için başlatılan takiplerin haksız olduğunu, teminat mektuplarının iade külfeti taraflarına ait olmadığından, komisyon işletilmesi dolayısıyla sorumluluğunda taraflarına ait olmadığını iddia ederek müvekkillerinin davalı bankaya komisyon ve depo borçlarının olmadığının tespitiyle davalarının kabulüne, davalı bankaca bloke konulan 10.500,....-TL'nin bloke konulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte taraflarına iadesini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin 29/09/2016 tarihli duruşmasına sadece ...'nun geldiği, diğer davacıların duruşmaya katılmadıkları ve mazeret de bildirmedikleri, davalı vekilinin de duruşmaya mazeret dilekçesi sunduğu ve açıkça dosyanın takip edilmemesi durumunda takip edeceklerini beyan etmediği, dava dilekçesinin incelenmesinde davacıların....... İnşaat Taahhüt Nakliyat Turizm Ticaret Limited Şirketi, ... ve ... olduğu .. ...'ın ... ve ...'nun vekilleri olarak davanın tamamen ıslahına yönelik 20.12.2016 havale tarihli dilekçe ekinde vekaletname ibraz ettiği, vekaletnamede de sadece ... ve ...'nun isimlerinin belirtildiği, bu haliyle 29/09/2016 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmayan ve davalı tarafça da açıkça takip edilmeyen davanın takip edilmesi yönünden açıkça muvafakati olmaması sebebiyle davacılar ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... yönünden 6100 sayılı HMK'nın 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken mahkemece re'sen dikkate alınması gereken bu usul kuralı göz ardı edilerek davacılar .... İnşaat Taahhüt Nakliyat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... yönünden usul ve yasaya aykırı olarak yargılamaya devam edilmesi yerinde görülmemiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca, kesin süre verilmesi halinde, kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 12/12/2012 tarih ve 2012/9-1202-1218 Esas- Karar sayılı ilamı).
İlk derece mahkemesince 20/.../2021 tarihli duruşmanın .... nolu ara kararında "Davacı tarafa HMK 119/1 -d maddesi gereğince dava konusunu ve dava değerini bildirmek üzere bir haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde eksiklik giderilmediğinde, davaya bu haliyle devam edileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)" şeklinde belirtildiği ihtaratta dava konusunun ve dava değerinin bildirilmediği durumda hangi yönde karar verileceğinin açıkça belirtilmediği, bu yönüyle belirtilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu durumda, davacı vekiline usulüne uygun olarak verilen ihtar bulunmadığından, usulsüz bir ihtar herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağından dava değerinin belirtilmediği gerekçesiyle istemin reddi isabetsizdir.
6100 sayılı HMK'nın 297/1/c Maddesine göre Hükmün Kapsamanın Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği, bu hukuksal çerçevede yapılan değerlendirmede davacıların dava dilekçesinde teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresi olan 10 yılı aşkın süre geçtiğinden kesin teminat mektuplarının verilişinden doğacak herhangi bir borç var ise bu borcunda zamanaşımına uğradığını ileri sürdükleri ancak ilk derece mahkemesince davacıların bu iddiaları konusunda irdeleme yapılmadığı gerekçeli kararda da bu hususun herhangi bir şekilde tartışılmadığı anlaşıldığından bu yönüyle de ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir.
Davacıların iddiaları arasında Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2007/... E. Sayılı dosyasında davacı ... aleyhine takip başlatıldığı ve ...'na ait taşınmazın Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2007/... E. Sayılı dosyasında satıldığını, bu sebeplerle davalının risklerinin kapatıldığını bu sebeple 10.500,... TL'nin hukuka aykırı olarak bloke edildiği hususunun bulunduğu, ancak mahkemesince davacıların bu iddiaları araştırılmadan belirtilen icra dosyaları istenilmeden ve bu husus herhangi bir şekilde tartışılmadan davacı tarafın banka tarafından 10.500,... TL'ye bloke konulduğuna dair bu işleme ilişkin herhangi bir belge sunmadığından ve mahkeme tarafından davalı banka ile yapılan yazışmalar neticesinden de bir sonuç alınamadığından ve 12.celsede bu hususun araştırılmasından vazgeçildiği ve bu hususta davacı tarafından herhangi bir belge sunulmadığından ve teminat mektuplarının iadesine dair bir delil de bulunmadığından davacıların bu talebinin reddine karar verildiği, mahkemece dava dışı banka tarafından 10.500,... TL'ye bloke konulduğuna ilişkin bilgi ve belgelerin akıbetinin yeterince araştırılmadığı, tekiden müzekkereler yazılmadığı anlaşıldığından bu yönüyle de ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesinin davanın reddi gerekçeleri arasında davacı tarafın icra takip dosyalarından borçlu olmadığını talep ediyor ise asıl alacak üzerinden değil icra dosyalarının toplam bedeli üzerinden harç yatırarak bunu talep etmesi gerektiği, dilekçenin sonuç kısmında "teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon ve depo borcumuzun bulunmadığının tespiti" ibaresi bulunduğundan bu yönden borçsuzluk tespiti isteniyor ise bu teminat mektuplarının toplam bedeli olan 40.500,... TL üzerinden harç yatırılması gerektiği, davacı tarafın kendisine verilen sürede dava konusunu ve değerini tam olarak belirleyip bu değer üzerinden peşin harç yatırmadığı belirtilmiş ise de davacı tarafa yukarıda belirtilen hukuksal çerçevede ve Yargıtay içtihadı doğrultusunda ilgili tarafa kesin süre verilmesi halinde, kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 12/12/2012 tarih ve 2012/9-1202-1218 Esas- Karar sayılı ilamı). Oysaki ilk derece mahkemesince davacı vekiline verilen kesin süre ihtaratında hangi miktarda harç yatırılacağının ve harcın nereye ve nasıl yatırılacağının hiçbir şekilde belirtilmediği, harcın yatırılmaması durumunda hukuki yaptırımın ne olacağının belirtilmediği anlaşıldığından bu yönüyle de ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen taraf ve dava ehliyeti aynı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde, dava şartı olarak kabul edilmiş, 115/1. maddesinde ise dava şartlarının kamu düzeninden olduğu mahkemece davanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 114/1 ve 115/2 maddelerinde ise başlangıçta ve dava açılırken bulunmayan dava şartlarının davanın devamı sırasında gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği hükme bağlanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/...-28 E. 2009/74 K.)
Her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak miras bırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölürse, istek şahsa bağlı bir hak değilse dava mirasçılar tarafından yürütülür.
6100 sayılı HMK’nin 55. maddesine göre “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmezse, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir.
Somut davada davacı olan ... her ne kadar ilk derece mahkemesi kararından sonra 26.09.2022 tarihinde vefat etmiş olsa da Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı yukarıda belirtilen sebeplerle kaldırılmıştır. Hâl böyle olunca taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılama sırasında kendiliğinden gözetilmesi zorunlu bulunduğundan, TMK’nın 640. maddesi uyarınca davacı ...'nun vesaset ilamının dosyaya kazandırılması ve mirasçılarının açısından taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle vefat eden ...'nun mirasçılık belgesinin dosyaya kazandırılması ve müteveffa ...'nun mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması, akabinde yukarıda belirtilen usulü eksiklikler giderildikten sonra yargılamaya devam olunması, belirtilen icra dosyalarının istenilmesi, davacıların zamanaşımı iddialarının ve yukarıda belirtilen diğer iddialarının hep birlikte değerlendirilmesi, davacıların tüm iddiaları değerlendirilerek talepleri hakkında 6100 sayılı HMK'nın 297. Maddesine göre karar verilmesinden ibarettir.
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
6100 sayılı HMK'nin 355 ve 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar ... ve ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ...... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.