İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/694 K.2025/225
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/694 Esas
KARAR NO : 2025/225
DAVA : Muris Muvazaası (Şirket Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ : 21/11/2024
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası ... (T.C.No:...), ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı, mersis no: ... olan " ... A.Ş." yi kurduğunu ve yönetim kurulu başkanı sıfatına haiz olduğunu, davacının babası ...'in, davacı ... ve kardeşi Aslı ...'nın annesi ile boşandıktan sonra davalı ... ile evlendiğini, bu evlilik evlilik birliği içerisinde ...'in dünyaya geldiğini, zaman içerisinde davacı ve anne baba bir kardeşi ile babasının beşeri ilişkileri çok aza indirgenmiş nerede ise babalarını göremez hale geldiğini, özellikle son 10 yıl içerisinde babaları ... tansiyon ve şeker hastalığı nedeni ile bazı uzuvlarını dahi kaybettiğini, davacı ve kız kardeşi babalarının maliki olduğu şirketleri ve mal varlığını nasıl kullandığını öğrenemez hale geldiğini, baba ...'in 07/10/2024 tarihinde vefat ettiğini, davacı ve kardeşi babası ...'in vefatı sonrası babalarına ait şirketlerin durumlarını öğrendiklerini ve babalarının tümü ile sahip olduğu ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin %55 hissesini davalı ... ile diğer davalı ...'e 04.12.2018 tarihinde devir ettiğini öğrendiklerini, bu devirlerin tescil tarihinin 11.06.2019 tarihi olduğunu, bu devir işleminin muvazaalı olup iptalinin gerektiğini, muris ..., ilk eşinden olan çocukları davacı ve kardeşinin miras haklarını azaltmak amacı ile bu işlemi yaptığını, burada yer alan devir işleminin gerçek bir devir olmadığını, bu devrin muris ...'in terekesinde azalmaya sebep olan muvazaalı bir devir olduğunu, bu devir neticesinde ...'e hiç bir bedel ödemesinin yapılmadığını ayrıca ...'in şirket hisselerini satış yapmaya ihtiyacının olmadığını, şirket hisselerini devir ettiği ... eşi olup ev hanımı olduğunu, şirket hisselerini alabilecek hiç bir gelire sahip olmadığını, diğer davalı olan ...'in, diğer davalı ... ile ...'in müşterek çocuğu olduğunu, davalı ...'e yapılan satış ve devir sonrası da ...'e herhangi bir bedel ödenmediğini, tüm bu satış ve devir işlemi bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, muvazaalı bu devir işleminin iptali ve hisselerin muris adına tescilinin gerekli olduğunu, söz konusu şirketin bir çok markanın sahibi bir şirket olduğunu, muvazaa, en basit tanımıyla, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmaları olduğunu, bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adının verildiğini, muvazaa işlemlerin iptal sebebi olup bu işlemlerin iptal edilmesi sonucunu doğurduğunu, davacının her ne kadar bu şirkette hissedar olarak yer almasada muvazaalı olarak yapılan bu devir işlemleri neticesinde bir çok konuda mağdur edildiğini, örneğin bu devir işlemleri neticesinde, miras hukuku uyarınca şirkette %25 olacak olan miras payı %11,25 e düştüğünü, bu nedenle de iş bu davayı ikame etme zaruretinin hasıl olduğunu, hukuki işlemin muvazaa nedeniyle geçersiz bulunduğu iddiası, hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişiler tarafından da ileri sürülebildiğini, çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişinin zarara uğratılmasının, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde olduğunu, Muvazaa iddiasına dayalı davaların da zamanaşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği yargısal uygulamayla benimsendiğini, bu nedenle muvazaa iddialarında zamanaşımının kabul edilmediğini, muvazaalı sözleşmelerde muvazaanın tespiti veya iptali için açılacak bir davada muvazaa varlığının ileri sürülmesi bir süreye bağlı olmadığını, ... tarafından her ne kadar şirket %55 hissesi devredilmiş ise de muris tüm şirketin maliki gibi davranmaya devam ettiğini, yine murisin şirket hisselerini devretmesini gerektiren makul ve haklı bir nedeninin bulunmadığını, murisin şirket hisselerini sattığını gösteren devir tarihinden sonra ne parasında ne de mal varlığında hiçbir artışın olmadığını, buradan da anlaşılacağı üzere şirket hisselerinin bedelsiz devredildiğinin açık olduğunu, her ne kadar şirket hisseleri taşınır mal olarak nitelense de, Anonim şirket hisse sahipliğinin, hak sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir haklardan olduğu için mutlak hak olduğunu, mutlak haklar için doktrinde yapılan mallar veya kişiler üzerindeki mutlak haklar ayrımında ise Anonim şirket hisse sahipliği mallar üzerindeki haklardan biri olduğunu, bu nedenlerle muvazaaya konu olabildiğini, muvazaalı olarak ... tarafından davalı ... ile ...'e yapılan şirket hisse devirlerinin iptalini talep etmek zaruretinin hasıl olduğunu belirterek öncelikle şirket hisselerinin sicil kaydına, davanın semeresiz kalması açısından davalılar tarafından 3.kişilere satış ve devrinin önlenmesi için teminatsız veya uygun görülecek bir teminat ile tedbir vaazına karar verilmesine, haklı davanın kabulü ile, muris ... tarafından davalı ... ve davalı ...'e yapılan devirlere ilişkin tüm hisse devir sözleşmelerinin ve kararlarının muvazaa nedeni ile iptali ile hisselerin muris ... adına yeniden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 12/12/2024 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların murisi, müteveffa ...'in 08.10.2024 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın vefatından sonra geriye eşi davalı ..., oğlu diğer davalı ... ile oğlu davacı ... ve dava dışı kızı Aslı ...(Boşanmakla Şu anda Soy İsmi "..."dir.) olmak üzere dört mirasçısının kaldığını, muris ...'in sağlar arası tasarruf olan bağışlama sözleşmesi ile ... Gıda ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’ndeki hisselerini davalıya bağışlama kastıyla devrini borçlanmış ve bu borç kapsamında şirket hisselerini davalılar ..., oğlu ...'e devrettiğini, dolayısıyla iş bu davanın, ortada herhangi bir muvazaa yahut mirastan mal kaçırma kastı ile yapılan bir işlem bulunmaması nedenleriyle reddinin gerektiğini, müteveffa ... A. Ş.’ deki hisselerini davacının iddia ettiği gibi davalılara satmadığını, bağışladığını, bağışlama nedeniyle huzurdaki davada muvazaa'nın varlığından bahsedilemeyeceğini, huzurdaki dava konusu olayda murisin muvazaa yapmadığını, mirastan mal kaçırmak kastı ile hareket etmediğini, bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, müteveffanın tedavi ve bakımların tamamı yıllarca eşi ... tarafından yerine getirildiğini, diğer davalı ...'in de bu tedavi, bakımların yapılması için devamlı şekilde müteveffa ile ilgilendiğini, hem maddi hem manevi olarak müteveffanın her türlü sorumluluğunu üstlendiğini, hastalıklarından, geçirdiği ameliyatlardan diğer mirasçısı davacıların haberdar olmalarına rağmen bakmadıklarını, ziyarete bile gelmediklerini, müteveffaya ilgisiz kaldıklarını, babalarına karşı olan aile hukukundan vazifelerini yerine getirmediklerini, mirastan feragat karşılığı işletmeleri devralmalarına rağmen murislerine bir mali katkıda bile bulunmadığını, bazen sadece üçüncü kişi gibi şekli hastane ziyaretleri ile yetindiklerini, davalı iş bu davanın açılarak bunların açıklanmak durumunda kalınmasından dahi hicap duyarken davacı yanın haksız ve asılsız ithamlarda bulunmakta, müteveffanın henüz 40’ ı çıkmadan dava hazırlığı yapılıp 52’ si yapılmadan dava açtığını, müteveffanın davalıların kendisine yaptığı bu fedakarlıklar, gerek bakım ve gerekse ihtiyaçlarının davalılar tarafından karşılanması ve ölene kadar yapılacağını bildiği için minnet duygusu ile bu davaya konu bağışlamaları yaptığını, tarafların murisi gerek basında, gerekse dost meclislerinde defalarca eş-dost ve akrabalarına; eşim ... ve Oğlum ... bana baktığı için eşimden ve oğlum ...’ den razıyım, ... benim kurduğum işleri en iyi yönetecek kişidir, onu yönetim kurulu başkanı yaptım diyerek bunun için onlara şirket hisselerini bağışladığını söylediğini, müteveffanın tüm mirasını adil ve arzusuna uygun şekilde denkleştirerek paylaştırdığını, bu şirketteki bağışlamaların da şirketi daha iyi yöneteceğini ve markalarını emanet edebileceğini düşündüğü, sağlığında dahi Yönetim Kurulu Başkanı yaptığı ehil ve yetkin gördüğü çocuğu ... lehine olduğunu, zira davalıların aynı zamanda diğer çocuklarından farklı olarak Üniversite mezunu, öğretim görevlisi sıfatlarına da sahip olup müteveffa diğer nedenlere ilaveten bu nedenlerle de şirketin sevk ve idaresinde ...' in liyakatli olduğunu düşündüğünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nın 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükellef olduğunu, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğunu, tüm bu hususlar gün yüzü gibi ortada iken temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğu hususunun kesinlikle düşünülemediğini, murisin uzun yıllarca davalılardan ... ile aynı yerde yaşadığı, akit tarihi itibarı ile yaşlı olması – hasta olması ve hastalıkları nedeniyle yatağa bağımlı olması nedeniyle hemen hemen bütün ihtiyaçlarını davalıların karşıladığı, davalıların da ölünceye kadar bakıp gözetme gereklerini yerine getirdiğini, devredilen hisselerin değerlerinin, davacının hissesine düşecek bedel ve davalıların murise bakım süresi ve de müteveffaya yapmış olduğu fedakarlıklar da gözönünde bulundurulduğunda yapılan devrin her türlü borcunun karşılığını ve makul ölçüleri aşar miktarda olmadığı, temlikteki asıl amacın mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik olmadığı, muvazaa olgusunun gerçekleşmediğini haksız ve kötüniyetli olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davacının davasının öncelikle zamanaşımı itirazları doğrultusunda usulden reddine, davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, muris muvazaası sebebine dayalı şirket pay devirlerinin iptali davasıdır.
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ ed ilmiş olup SGK'dan hizmet döküm cetveli, işyeri unvan listesi, emeklilik bilgileri, Ticaret Sicil Müdürlüğünden ...A.Ş.'nin sicil kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığından 12/10/2018 tarihi itibariyle verilen bilançoları içerir vergi beyanname örnekleri dosyamız içerisine alınmıştır.
Davacı tarafça muvazaalı olduğu ileri sürülen anonim şirket hisse devrinin iptali ile devreden murise ait payların adına tesciline karar verilmesine ilişkindir. Davacı müteveffanın ölümünden evvel yaptığı hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu, bu bağlamda tereke üzerinden miras payının zedelendiğini ileri sürerek hak iddia etmektedir.
Miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının ( ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz, davanın (iddianın) temeli muris muvazaasıdır. Muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp murisin mirasçılarının hukukun zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (İstanbul BAM 12. HD 18.11.2024 tarih, ...E ve ...K sayılı dosyaya alınan emsal karar)
Açıklanan gerekçe ile mahkememizin davaya bakma görevi bulunmadığı, görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmekle HMK'nın 115. Maddesi düzenlemesinde dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği usul kuralı dikkate alınarak, aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesi üzerine iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK 20. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içersinde taraflardan biri tarafından görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, taraflarca süresi içersinde gönderme talebinde bulunulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılabileceğinin İHTARINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır