İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/656 K.2023/941

🏛️ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/656 📋 K. 2023/941 📅 12.12.2023

T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/656 Esas
KARAR NO :2023/941
DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/06/2019
KARAR TARİHİ:12/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme gereği davalı şirket yetkilisine verilen şarta bağlı senet tahsil kabiliyetini kaybettiğini, gayrimenkul sözleşmede öngörülen tarihte fiilen müvekkiline teslim edilmediğini, davalı ... tahsil imkanı kalmayan şarta bağlı senedi kötüniyetli ve haksız olarak işleme koyduğunu, müvekkilinin haciz tehdidi altında icra dosya borcunu ödediğini, borçlu olmadıklarının tespiti ve ödenen bedelin istirdatı için davalılarla yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kaldığını, açıklanan nedenlerle taleplerinin kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı 32.000,00 TL ' nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdatına, masraflarla ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının tacir olmadığının, imzalanan sözleşmenin TBK 470 vd.maddeleri hükümlerine göre değerlendirilmesinin gerektiğini, sözleşmede arsa sahipleri açısından güdülen amacın arsanın değerlendirilmesinin gerektiğini, kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, söz konusu olumsuz vakıalarla müvekkilinin kusuru bulunduğunu iddia ediyor ise davacı yan iş bu davanın niteliği gereği ispat külfetini bizatihi yerine getirmek mecburiyetinde olduğunu, ispat edilemeyen iddialara dayalı taleplerin reddi gerektiğini, dilekçede açıklanan nedenlerle huzurdaki davanın görevsizlik ve kesin hüküm sebebiyle usulden reddine, kabul edilmeyecek ise açılan davanın esastan reddine, karşı davalarının kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMEMİZDEN VERİLEN İLK KARAR :Mahkememizin 22/09/2020 tarihli ... sayılı kararında ;" Asıl dava adi yazılı şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nedeni ile verilen bono dolayısıyla menfi tespit ve istirdat istemine karşı dava ise aynı sözleşme nedeni ile zamanında yapılmayan ödeme nedeni ile gecikme cezası istemine ilişkindir.
Somut olayda tarafların 29.01.2016 tarihinde adi yazılı şekilde ... Mahallesi 8431 ada 16,17 parsellerin tevhidi ile oluşan 31 numaralı parselde yapılacak taşınmazda numarası belirtilmeyen bağımsız bölümün KDV hariç 96.000,00 TL'ye satışının yapılacağı konusunda satış vaadi sözleşmesi imzaladıkları, satış bedelinin davacı tarafından 70.000 TL'sinin peşin olarak ödendiği, 26.000 TL'sinin ise düzenlenen 25.04.2016 vade tarihli aynı bedelli senetle ödeneceği konusunda anlaştıkları görülmektedir.
Davacı satış vaadi sözleşmesi nedeni ile tarafınca düzenlenen yukarıda belirtilen bonodan, davalının evi kendisine eksik olarak teslim etmesi nedeni borçlu olmadığı ve icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdadı istemekte, davalı ise aynı bononun ödenmesinde gecikilmesi nedeni ile gecikme cezası istemektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini aralarında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi oluşturmaktadır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda konut alan davacı yan tüketici konumundadır ve uyuşmazlığa 6502 sayılı kanun hükümleri uygulanacaktır.
Yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak; taraflar arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, sözleme gereğinin yerine getirilerek devir yapıldığı uyuşmazlığın konutun sözleşmeye uygun olup olmaması ve ödemeden kaynaklandığı, özü itibariyle taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığı, davacı yanın tüketici olması nedeni ile sözleşmeninde tüketici işlemi niteliğinde olduğu, asıl ve karşı davada uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir... " gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ'nin 21/09/2023 TARİHLİ 2022/3820 ESAS VE 2023/2297 KARAR SAYILI YARGI YERİ BELİRLEME KARARI İLE :"Dava, tüketicinin açtığı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesince, "... taraflar arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, sözleme gereğinin yerine getirilerek devir yapıldığı uyuşmazlığın konutun sözleşmeye uygun olup olmaması ve ödemeden kaynaklandığı, özü itibariyle taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığı, davacı yanın tüketici olması nedeni ile sözleşmeninde tüketici işlemi niteliğinde olduğu, asıl ve karşı davada uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul ...Tüketici Mahkemesi ise ." Davacının davaya konu olan taşınmazı yatırım amacıyla aldığı ve kiraya verdiği sabittir. Bu sebeple tüketici olarak değerlendirilemez. Sonuç olarak İhtilafa bakmakla görevli mahkeme genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan davanın görev yönünden dava şartı noksanlığından usulden reddine karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ise, "... davacı, davalının ilamsız icraya konu ettiği ve borcun sebebi olarak gösterdiği senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmekle, alacağın sebebinin keşide edilen senet olarak gösterilmesi, davacının talebininde bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkin olup bonodaki zorunlu unsurların bulunup bulunmadığının tayin ve tespitinin ticaret mahkemesine ait olması ve bononun TTK'da düzenlenmesi karşısında uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde ..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
TTK'nın 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini ve ödenen bedelin istirdatını talep etmiş olup, karşı dava ise ödenmeyen bedelin ve cezai şart ilişkin olup; satış vaadi sözleşmesinde ödemenin kalan kısmının senet ile yapıldığına beyan ve tarafların kabulünün olduğu, icra takibinin kambiyo senetlerine ilişkin takip yolu ile yapıldığı, davacının beyanına göre yatırım yapmak kira geliri elde etmek için taşınmazı aldığı ve kiraladığınına ilişkin beyanlar karşısında davacının tüketici olmadığı, icra takibinin kambiyo netlerine ilişkin olması ve asıl uyuşmazlığın söz konusu bonodan kaynaklanması da dikkate alınarak, kambiyo senedinin borç sebebinin mücerret olduğu anlaşılmakla TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi." gerekçesi ile .... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafında görevsizlik kararı verilen asıl dava yönünden mahkememizin görevli olduğuna karar verilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nedeni ile verilen bono dolayısıyla menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacının, dava dışı ... ile dava dışı ...Yapı San. Dış, Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan "Taşınmaz Satış Sözleşmesi" nin 3/a maddesi uyarınca düzenlenen 25/04/2016 tarihli 26.000 TL bedelli bonoyu avalist olarak imzaladığı ve bu bononun sözleşmenin 3/e maddesi uyarınca bedelsiz kaldığı iddiası ile borçlu olunmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmıştır.
Olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 778/3.maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 702.maddesinde ; "(1)Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
(2)Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
(3)Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nun yukarıda anılı 702/2 maddesi uyarınca avalist ancak senette yer alan şekle aykırılık nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürebilir, keşidecinin borcunun bulunmadığı iddiası senedi elinde bulunduran alacaklıya karşı avalist tarafından ileri sürülemez bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, peşin yatan 546,48 TL ' den düşümü ile kalan 276,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine
5-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır