İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/362 K.2025/937
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/362 Esas
KARAR NO : 2025/937
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 25/06/2024
KARAR TARİHİ : 25/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ana sözleşmesinde yazılı ticari faaliyetini yıllar önce sona erdirdiğini, uzun yıllar kar dağıtmadığını, amacını gerçekleştirmesini sağlayacak tüm makine ve teçhizatı elden çıkardığını, tüm çalışanlarının işine son verildiğini, işletme binasını yıllarca boş tutup çürümeye terk ettikten sonra kiraya çıkardığını ancak bakımsızlık nedeniyle kullanımı mümkün olmadığından kiracı bulamadığını, şirkete ait kıymetli gayrimenkullerin yıllardır atıl halde bekletilmekte olduğunu, 2017 yılından bu yana şirketin olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin ilan bulunmadığını, kendilerine çağrı da gönderilmediğini, davalı şirketin ortaklarına kar dağıtımı da yapmadığını, şirketin halen gayri faal durumda olup makine, hammadde, personel ve yeterli fiziki donanımı bulunmadığından gelir elde etme ihtimalinin de bulunmadığını, anonim şirketlerin kar elde etme amacıyla kurulduğunu ancak davalı şirketin yıllardır faaliyeti bulunmadığından kar elde edilemediğini, dolayısıyla şirketin kuruluş amacı ortadan kalkmış olduğundan TTK 529. maddesi gereği sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartları bulunmadığından davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, haklı sebeple fesih talebinin bir azınlık hakkı olarak düzenlenmiş olduğunu, davacıların pay oranının yüzde onun altında olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin devam etmekte olduğunu, gayrimenkullerin kiraya verilmekte olduğunu, geçmiş yıllardaki genel kurulda şirketin daha verimli hale gelebilmesi için yatırım yapılması gerektiği hususu görüşülmüş ve sermaye artırımına gidilmiş olduğunu, ana binanın tavan yüksekliği yeterli olmadığından istenilen nitelikteki kiracıların zor bulunmuş olduğunu, şirketin gerekli bakım ve onarımlarının düzenli olarak yapılmakta olduğunu, 2023 yılında çatı onarımı yapılmış olup 2024 yılında da devam etmekte olduğunu, herhangi bir gayrimenkul satışının söz konusu olmadığını, kira gelirlerinden kar elde edilmekte ve toplanan gelirlerin banka hesaplarında verimli olarak işletilmekte olduğunu, genel kurul davetlerinin düzenli olarak gönderildiğini ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmakta olduğunu, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale geldiği iddiasının asılsız olduğunu, faaliyetlerine devam eden şirketin zarar etmesinin söz konusu olmadığını, fesih şartlarının gerçekleşmemiş olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
I.Davacı Yan Delilleri
Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, Ticaret Sicil Gazetesi ilanları
.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu
2012 yılına ilişkin genel kurul kararlarının iptali davası kapsamındaki bilirkişi raporu
Davalı şirketin işletme binasına ilişkin fotoğraflar
Tanık beyanları
Bilirkişi incelemesi
II.Davalı Yan Delilleri
Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları
Genel kurul toplantı tutanakları ve hazirun cetvelleri
Genel kurul davet mektupları
Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan genel kurul ilanları
Davalı şirketin ticari defterleri, davalı şirketin mali tabloları ve kurumlar vergisi beyannameleri, davalı şirketin bilançoları
Kira sözleşmeleri ve kira gelirlerine ilişkin belgeler
Bakım-onarım faturalarına ilişkin belgeler
2023 ve 2024 yılı çatı onarımı belgelerİ
Banka hesap ekstreleri ve mevduat belgeleri
Tanık beyanları
Bilirkişi incelemesi
III.Tanık Beyanı
Davalı Yanı Tanığı ... özetle; kendisinin yaklaşık yedi yıldır davalı şirkete muhasebe ve finansal konularda danışmanlık yapmakta olduğunu, şirketin önemli miktarda gayrimenkullerinin bulunduğunu, önemli miktarda kira geliri elde edildiğini, makine ve teçhizatın çok eski olup ciddi bir yatırım gerektirdiğinden son on yıldır üretim yapılamadığını, makinelerin bir kısmının satıldığını, bir kısmının ise halen fabrika binasında bulunduğunu, fabrika binasının yaklaşık yirmi yedi dönüm arazi üzerinde bulunmakta olup binanın bir kısmında kiracıların bulunduğunu, şirkede aktif olarak çalışan dört personelin bulunduğunu, şirketin finansal durumunun iyi olduğunu beyan etmiştir.
IV.Bilirkişi Raporu
Mali müşavir ..., makine mühendisi Prof. Dr. ..., tekstil mühendisi Prof. Dr. ... ve TTK nitelikli hesaplamalar uzmanı Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23.06.2025 tarihli raporda özetle, davalı şirketin 22.08.1967 tarihinde kurulduğu, ana sözleşmesinde tekstil sektörüne ilişkin faaliyetler ile gayrimenkul faaliyetlerinin yer aldığı, 24.04.2015 tarihli genel kurulda makinelerin satılması ve binaların kiraya verilmesi hususlarında yönetim kuruluna yetki verildiği, şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiş olup, ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda şirketin son altı yılın tamamında kar ettiğini ancak sahip olduğu taşınmazları kiraya vermenin dışında üretim, alım, satım gibi her hangi bir aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını, makine ve teçhizatın çok eski olduğunu ve son on yıldır üretim yapılamadığını, gelir tablolarında görünen satışların faaliyet konusu ile ilgili olmayıp kiracılara yapılan gider yansıtmalarından ibaret olduğunu, şirketin temel gelir kaynağının taşınmazlardan elde edilen kira gelirleri ile nakit mevcudun bankada değerlendirilmesinden elde edilen faiz gelirleri olduğunu, 2024 yılı itibarıyla şirketin aktif büyüklüğünün 61.618.198 TL olduğunu, nakit mevcudunun 19.152.258 TL olduğunu, şirketin kayda değer bir borcunun bulunmadığını, taşınmaz varlıklarda azalma olmadığını, şirketin tekstil sektörüne yönelik yatırım yapma planının bulunmadığını, geçmiş yıllardan gelen birikmiş zararlar nedeniyle yasal zorunluluk gereği kar dağıtımı yapılamadığını, şirketin kâra geçmiş olmasının malvarlığının verimli yönetildiği anlamına gelmediğini tespit etmiş, sonuç olarak şirketin gayrimenkullerini kiraya vermenin dışında işletme konusuna yönelik aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını ancak kira ve faiz geliri elde etmek suretiyle kazanç sağlamaya devam ettiğini, mevcut haliyle zarar etme ihtimalinin söz konusu olmadığını, 27.02.1986 tarihinde yapılan ana sözleşme değişikliği ile şirketin amaç ve konusuna gayrimenkul alma, parselleme, satma, bina inşa etme ve ettirme, kat kat veya daire daire satma, kat mülkiyeti tesis etme faaliyetlerinin eklendiğini, bu faaliyet türleri yönüyle işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesinin söz konusu olmadığını, çünkü şirketin önemli miktarda taşınmaz varlığı bulunmakta olup kat karşılığı inşaat gibi yollarla faaliyet gösterme olanağının bulunduğunu, dolayısıyla TTK md. 529/1-b kapsamında sona erdiğinin tespitine karar verilmesinin isabetli olmayacağı görüşünü bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı ...'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 529. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi nedeniyle sona erdiğinin tespiti ile şirkete tasfiye memuru atanması talebine ilişkindir.
Somut olayda çekişme; davalı şirketin ana sözleşmesinde yazılı işletme konusunu oluşturan faaliyetleri fiilen icra edip etmediği, bu faaliyetlerin gerçekleşmesinin imkânsız hale gelip gelmediği, şirketin kar elde ediyor olmasının ve mali durumunun iyi olmasının TTK 529/1-b maddesi kapsamında işletme konusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde belirleyici kriter olup olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin TTK 529. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sona erme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.
Hukuki Durum
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 529. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, anonim şirket işletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesiyle kendiliğinden sona ermektedir.
Anılan maddenin gerekçesinde, 6762 sayılı Kanun döneminde yer alan "şirket maksadının elde edilmesi veya elde edilmesinin imkânsız hale gelmesi" düzenlemesinden ayrılınarak "işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi" ibaresinin tercih edildiği, bunun bir terim farklılığının ötesinde gerçek bir anlam değişikliğini ifade ettiği açıklanmış olup, gerekçede maksat ya da yeni terimiyle amacın genel olarak elde edilmek istenilen gayeyi, yani şirketlerde kazanç elde etmek ve paylaşmayı ifade ettiği, konunun ise bu gayeye varmak için icra edilecek faaliyetler olduğu belirtilmiş, bir anonim şirketin kazanç elde etme ve paylaşma amacına ulaşması veya ulaşmasının imkânsız hale gelmesinin nesnel olarak belirlenemeyeceği ve gerçekte gerçekleşmesi de mümkün olmayan bir olgu olduğu vurgulanarak, "Kanun koyucu, genel amaca ulaşmak için icra edilen faaliyetlerin gerçekleşmiş olmasını veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesini bir sona erme sebebi olarak öngörmektedir" ifadesine açıkça yer verilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, sona erme şartının değerlendirilmesinde şirketin kar elde edip etmemesi veya mali durumunun iyi olup olmaması değil, ana sözleşmede yazılı işletme konusunu oluşturan ticari faaliyetlerin fiilen icra edilip edilmediği ve bu faaliyetlerin icrasının imkânsız hale gelip gelmediği esas alınmalıdır.
Sona erme koşullarından en az birinin gerçekleşmesi durumunda anonim şirket kendiliğinden sona ermiş sayıldığından, bu durumda her pay sahibi şirketin sona erdiğinin tespiti amacıyla dava açabilmekte olup, koşulların gerçekleştiğinin ispatlanması halinde mahkemece şirketin sona erdiğinin tespitine karar verilebilecektir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2000 tarih ve 8284 Esas, 8776 Karar sayılı içtihadında, 1971 yılında kurulan bir anonim şirketin 1981 yılından beri kuruluş maksadına uygun bir faaliyet göstermediği ve esas sözleşmenin şirketin maksat ve konusuyla ilgili olarak kâr getirici ticari, inşai veya benzeri bir faaliyette bulunmadığı, daha önceki yıllarda elde edilen taşınmazların satış ve kira gelirinden dışında bir gelir etmediği, bu hususların esas itibariyle şirketin kuruluş amacından ve anonim şirket statüsünden uzaklaştığı belirtilerek, 6762 sayılı TTK'nun 439/2. maddesi (yeni TTK'nun 529/1-b maddesi) gereğince şirketin amacının elde edilmesinin imkânsızlaştığı sebebiyle sona erdiğine karar verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.03.1985 tarih ve 1278 Esas, 1669 Karar sayılı içtihadında ise, anonim ortaklığın ticari faaliyeti gerçekleştirebilmek için gerekli olan tüm emtia ve demirbaşları ile birlikte devredilmesinin anonim ortaklığı sona erdireceği kabul edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporunda yer alan teknik ve mali tespitler ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23.06.2025 tarihli raporda, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına, ticari defter kayıtlarına, mali tablolarına, gelir ve gider durumuna, varlık ve kaynak yapısına ilişkin kapsamlı teknik ve mali tespitlerin yapıldığı, bu tespitlerin mali müşavirlik ve muhasebe uzmanlığı gerektiren konulara ilişkin olduğu, buna göre davalı şirketn ana sözleşmesinde şirketin amaç ve konusunun sentetik esaslı iplik imalat ve ticareti, çorap ve örme sanayi ve ticareti, boya ve apre sanayi ve ticareti, lüzum görülecek menkul ve gayrimenkul malların alımı, yeniden inşası ve satışı olduğu, 27.02.1986 tarihinde yapılan ana sözleşme değişikliği ile şirketin amaç ve konusuna "her çeşit gayrimenkul alma, parselleme, satma, bina inşa etme ve ettirme, bunları kat kat veya daire daire satma, kat mülkiyeti tesis etme" faaliyetlerinin eklendiği, bilirkişi heyeti raporunda "makine ve teçhizat çok eski olup, ciddi bir yatırım gerektirdiğinden son 10 yıldır üretim yapılamadığı, makinelerin bir kısmının satıldığı, bir kısmının ise halen fabrika binasında bulunduğu" yönünde tespit yapılmış olup, bu tespit davalı yan tanığı ...'ın "makine ve teçhizat çok eski olup, ciddi bir yatırım gerektirdiğinden son 10 yıldır üretim yapılamadığı" yönündeki beyanı ile de doğrulandığı, şirketin sahip olduğu taşınmazları kiraya vermenin dışında şirketin üretim, alım, satım vb. gibi her hangi bir aktif ticari faaliyetinin bulunmadığı, gelir tablolarında brüt satışlar başlığı altında diğer gelirler olarak kaydedilen tutarların faaliyet konusu ile ilgili satış hasılatı olmayıp, kiraya verilen gayrimenkullerde kiracıların kullandığı ancak aboneliklerin şirket adına kayıtlı olması nedeniyle zorunlu olarak şirkete faturalandırılan elektrik, doğal gaz, aidat gibi giderler karşılığında kiracılara düzenlenen yansıtma faturalarından oluştuğu, şirketin 2019-2024 yılları arasında kar ettiği, ancak bu karların taşınmazlardan elde edilen kira gelirlerinden ve nakit mevcudun bankada değerlendirilmesinden elde edilen faiz gelirlerinden kaynaklandığı, şirketin geçmiş yıllardan gelen birikmiş zararları bulunması ve mevzuat gereği birikmiş zararlar itfa edilmediği sürece dönem karlarının dağıtılabilmesinin mümkün olmaması nedeniyle uzun yıllar boyunca ortaklarına kar dağıtımı yapamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen ve bilirkişi heyeti raporunda yer alan teknik ve mali tespitler Mahkememizce hükme esas alınmış olup, bu tespitlerden hareketle hukuki değerlendirme Mahkememizce aşağıdaki şekilde yapılmıştır:
Şirketin ona erme şartının değerlendirilmesinde şirketin kar elde edip etmemesi veya mali durumunun iyi olup olmaması değil, ana sözleşmede yazılı işletme konusunu oluşturan ticari faaliyetlerin fiilen icra edilip edilmediği ve bu faaliyetlerin icrasının imkânsız hale gelip gelmediği hususları esas alınmalıdır.
Davalı şirketin 24.04.2015 tarihli genel kurul kararında açıkça makinelerin satılmasına ve binalarının kiraya verilmesine karar verilmiş olması, şirketin kendi iradesiyle ve bilinçli bir şekilde tekstil üretimi faaliyetinden çekildiğini ve bu faaliyetin yeniden başlatılması yönünde bir planının veya iradesinin bulunmadığını gösterdiği, davalı şirketin ana sözleşmesinde yazılı asli işletme konusunu oluşturan tekstil sektörüne ilişkin faaliyetlerin, şirketin kendi iradesiyle üretim araçlarını elden çıkarması sonucunda gerçekleşmesinin imkânsız hale geldiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 27.02.1986 tarihinde davalı şirketin ana sözleşmesine eklenen gayrimenkul faaliyetleri yönünden de bilirkişi heyeti raporunda ve dosya kapsamındaki diğer delillerde davalı şirketin bu faaliyet konularından hiçbirini fiilen icra etmediği, yeni gayrimenkul alımı yapmadığı, parselleme faaliyetinde bulunmadığı, bina inşa etmediği veya ettirmediği, kat kat veya daire daire satış yapmadığı, kat mülkiyeti tesis etmediği sabit olup, şirketin söz konusu faaliyet konuları yönünden de her hangi bir girişimi veya projesi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı yan, şirketin gayrimenkullerini kiraya vermek suretiyle önemli miktarda kira geliri elde ettiğini, nakit mevcudun bankada değerlendirilmesinden faiz geliri sağlandığını, şirketin son altı yıldır kar ettiğini, mali durumunun iyi olduğunu, kazanç elde etme ihtimalinin ortadan kalkmadığını ve bu nedenle sona erme koşullarının oluşmadığını savunmuş ise de, TTK 529/1-b maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere şirketin kar elde ediyor olması amacına ulaşması anlamına gelse bile bu durum işletme konusunun gerçekleştiği anlamına gelmemekte olup, önemli olan ana sözleşmede yazılı işletme konusunu oluşturan ticari faaliyetlerin fiilen icra edilip edilmediği ve bu faaliyetlerin icrasının imkânsız hale gelip gelmediğidir. Davalı şirketin fiilen yürüttüğü tek faaliyet olan gayrimenkul kiralama faaliyetinin şirketin ana sözleşmesinde yazılı faaliyet konuları arasında yer almadığı da çekişmesiz olup, bu itibarla davalı şirketin fiilen yürüttüğü tek faaliyetin dahi ana sözleşmede düzenli olarak öngörülmüş işletme konuları arasında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı yan ayrıca şirketin uzun yıllar kar dağıtımı yapmamış olmasının geçmiş yıllardan gelen birikmiş zararlar nedeniyle yasal bir zorunluluk olduğunu savunmuş ise de, şirketin uzun yıllar boyunca ortaklarına kar dağıtımı yapamamış olması, şirketin kuruluş amacına uygun şekilde işleyemediğinin ve ortakların haklı beklentilerinin karşılanamadığının bir göstergesi olduğu hususu da değerlendirildiğinde; davanın kabulü ile davalı şirketin TTK 529. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kabulüne, ...Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-0 ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ...’nin TTK m.529/1-(b) bendi uyarınca KENDİLİNDEN SONA ERDİĞİNIN TESPİTİNE,
2-Tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...’nın atanmasına, Tasfiye memuruna aylık 40.000,00-TL ücret takdirine,
Tasfiye işlemleri için 40.000,00-TL ve 3 aylık tasfiye memuru ücreti 120.000,00-TL olmak üzere toplam 160.000,00-TL tasfiye giderinin davacı tarafından depo edilmesine, müteakip aylar tasfiye memuru ücretinin şirket hesabından aylık net 40.000,00 TL olarak ödenmesine,
Karar kesinleştiğinde tasfiye memurunun göreve başlamasına,
Tasfiye memuru ücretinin her yıl ocak ayından itibaren bir önceki yılın ÜFE oranı ilavesi ile güncellenmesine,
Karar kesinleştiğinde karardan bir suretin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 -TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 -TL peşin harç, 60,80 vekalet harcı, 50.000,00-TL bilirkişi ücreti, 344,50 -TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 51.260,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır