İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/444 K.2025/186
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/444 Esas
KARAR NO :2025/186
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:24/07/2019
KARAR TARİHİ:06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında dikkate alınan hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı şirketin gerçek ortaklık durumu dikkate alınmadan gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan tüm kararların hükümsüz sayılması gerektiğini, davalı şirketin sermayesinin beheri 1-TL itibari değerli toplam 1.480.100,00 adet paydan oluştuğunu, 301.547,75-TL itibari değerli toplam 301.547,75 adedinin müvekkili ...'a, 330.461,50-TL itibari değerli toplam 330.461,50 adedinin ise müvekkili ...'a ait olduğunu, müvekkillerinin davalı şirketin 29/01/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısına asaleten iştiran ettiğini, muhalif kaldıkları hususları gerek toplantı tutanağına, gerekse hazirun cetveline usulünce şerh edildiğini, davalı şirketin eski ortaklardan ...'ın 16/07/2015 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın şirket ortaklarından ...'ın eşi, ...'ın babası olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 11/09/2015 tarihli, ... sayılı veraset ilamında müteveffa ...'ın mirasının 4 pay itibar edilerek, 1 payının davacı eşi ...'ya, kalan 3 payın ise eşit oranda evlatları olan davacı ... ile dava dışı ... ve ...'a intikal ettiğini, murisin terekesinin dava konusu ettikleri genel kurul toplantısı tarihinde ve iş bu dava tarihi itibari ile halen paylaşılamadığı, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/11/2017 tarihli kararıyla Av. ... ...'ün murisin terekesine temsilci tayin edildiğini ancak dava dışı ortaklar ... ve ...'ın mensubu oldukları davalı şirketin yönetim kurulunca hukuksuz bir karar alındığını ve 07/02/2016 tarihli bir yönetim kurulu kararıyla murisin davalı şirkette sahip olduğu payların haksız ve mesnetsiz bir şekilde mirasçılarına dağıtıldığını, yapılan pay taksimatı sonucu oluşan yeni ortaklık yapısının davalı şirketin pay defterine kaydedildiğini, yönetim kurulu tarafından yapılan pay taksiminin murisin sözü geçen veraset ilamındaki pay dağılımına aykırı olduğunu, taraflarınca yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine yönelik açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasında derdest olduğunu ve mahkemenin murisin söz konusu hisselerinin üçüncü kişilere devrini engeller mahiyette ihtiyati tedbir kararı verdiğini, çoğunluk teşkil eden davalı şirketin dava dışı ortaklarının kötü niyetli ve müvekkillerini yıldırmaya yönelik davranışlarının bulunduğunu, müvekkillerinin TTK.'nun 420/2 maddesi uyarınca sahip oldukları "Finansal Tabloların Müzakeresinin Tekrar Geri Bırakılması" hakkının davalı şirketçe hiçe sayıldığını, müvekkillerinin talepleri uyarınca 18/03/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısının 1 ay süre ile ertelendiğini, bu 1 aylık sürede müvekkillerinin taleplerinin karşılanmadığını, davalı şirketin ertelenen Genel Kurul Toplantısının 29/04/2019 tarihinde yapıldığını ve müvekkillerinin toplantıya iştirak ederek muhalefet şerhlerini 1, 2, 3 ve 4 numaralı gündem maddelerinin müzakeresi esnasında toplantı tutanağına ve hazirun cetveline yazdırdığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile genel kurul kararlarının iptalini, genel kurul kararlarının yürütülmesinin karar kesinleşinceye kadar geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın genel kurulunun 18/03/2019 tarihinde şirket hissedarlarından ..., ... ve ...'ın talepleri üzerine ertelendiğini ve 29/04/2019 tarihinde saat 10:30'da şirket merkezinde ve İstanbul İl Gümrük ve Ticaret Müdürlüğünün bakanlık temsilcisi gözetiminde yapıldığını, toplantıda pay oranlarına ilişkin bir hususun görülmediğini, davacının vasiyetname ile ilgili itirazları kapsamında açmış olduğu bir davanın zaten bulunduğunu, bu nedenle genel kurulda toplantının açılmasının ve gündem maddelerinin görüşülmesinde hiçbir yasal engel bulunmadığını, davacılardan ... tarafından açılan vasiyetin iptali davasının ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, bu kararın İstinaf ve Yargıtay onanmasından da geçtiğini ve kesinleştiğini, davacı ...'nın davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilmiş olup, iş bu davayı açmasında hiçbir hukuki yarar olmadığını, müvekkili şirketin hissedarlarından ... ve ...'ın murisin vasiyetnamesine uygun olarak pay devrinin gerçekleştirilmesi yönünde 07/03/2016 tarihinde taleple bulunduklarını, bu talep doğrultusunda muristen kalan paylar murisin vasiyetnamesine uygun olarak genel kurul pay defterine kaydedildiğini, davacı ... tarafından terekenin tespiti istemi ile ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının açıldığını, mahkemenin Av. ... ...'ü tereke memuru olarak atadığını, mahkemenin tereke memurunun şirket genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etmesi tereke yararına oy kullanması ve organlarında görev alması hususunda bir karar vermediğini, vasiyetnamenin iptali davasının henüz kesinleşmediğini ve vasiyetnamenin halen geçerli olduğunu, murisin paylarının paylaşılamaması gibi bir durumun olmadığını, davacıların TTK. m. 420/2 uyarınca "Finansal Müzakerelerin Tekrar Geri Bırakılması" hakkına ilişkin taleplerine dürüst cevap verme ilkesi uyarınca cevap verildiğini, bilgi ve belgeleri aldığını .... Noterliğinin 14/03/2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarında kabul ettiğini, diğer davacı ...'nın herhangi bir bilgi ve belge talebinin olmadığını, ibra oylamasının TTK'ya uygun olarak yapıldığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 11/10/2019 tarihli celsesi, 7 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/08/2020 tarihli raporunda özetle; dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesinde alınan Şirketin 2018 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tablolrın müzakeresine ilişkin kararın iptali talebine ilişkin; Şirket ortağı davacı tarafından davalı şirketten hangi bilgi ve belgelerin talep edildiğinin dosya kapsamında somutlaştırılmadığı, davacı ...'a teslimi edilen bilgi ve belgelerin, şirketin mali bünyesi hakkında davacılara yeterli bilgiyi yereceği ve TTK m.420/2 maddesine aykırı olmadığı; bu çerçevede alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı; dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3. maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerinin ibralarıma ilişkin kararın iptali talebine ilişkin; Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın ibrasına ilişkin genel kurul toplantısında bahse konu kişinin annesi, davacı ...'a TTK'nin 437. maddesinin 1. fıkrası gerekçe gösterilerek oy kullandırılmasının yerinde olup olmadığı hususunun öğretide tartışmalı olduğu; ... ...'a oy kullandırılmaması nedeniyle, genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesi kapsamında alınan ibra kararının Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının tespitinde nihai takdirin Sayın Mahkemenin olduğu; ayrıca, iş bu raporun mali incelemeler kısmında ayrıntısıyla açıklandığı üzere, şirketin 2018 yılında mali bünyesinde önemli bir zaaf bulunmayıp şirketin mali bünyesi hakkında da davacılara yeterli bilginin sağlandığı; şirketin 2018 yılı bilançosunun ve finansal tablolarının müzakeresine ilişkin genel kurul toplantısının 2 numaralı gündem maddesi kapsamında alınan kararın da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sonucuna varıldığı; bu bakımdan, ... ...'a yönetim kurulu başkanı olan oğlu ...'ın ibrasında oy kullandırılmamasının yerinde olduğu sonucuna varıldığı ihtimalde, bahse konu ibra kararının iptalinin gerekmediği; 4. dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 4. Maddesinde alınan yönetim kurulunun 2018 yılı ve geçmiş yıllar karlarından yasal yedekler ve stopaj düşüldükten sonra net 59.544,10 TL karın ortaklara payları oranında dağıtılmasına ilişkin önerinin görüşülmesine ilişkin kararın iptali talebine ilişkin; finansal tablolara ilişkin gündem maddesinin iptali başlığı altında izah ettiğimiz hususlar ve mali değerlendirmeler göz önüne alınarak; alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, bu nedenle iptali şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 19/11/2020 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/01/2021 tarihli ek raporunda özetle; takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere kanaatimizce genel kurul toplantısı yapıldığı sırada geçerli olan yönetim kurulu kararına dayanılarak hazırlanan hazirun cetveli davacının iddia ettiği şekilde bir hükümsüzlük nedeni teşkil etmediği; davacıların bilgi alma ve inceleme hakkını kullandıkları; davalı şirketin mali bünyesi hakkında yeterli bilgiyi aldıkları, TTK 420/2 maddesine bir aykınlığın bulunmadığı; Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın ibrasına ilişkin genel kurul toplantısında bahse konu kişinin annesi, davacı ...'a TTK'nun 437. maddesinin 1. fıkrası gerekçe gösterilerek oy kullardırılmasının yerinde olup olmadığı hususunda, oydan yoksunluk halinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmakla birlikte; ... ...'a öy kullandırılmaması nedeniyle, genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesi kapsamında alınan ibra kararının Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının tespitinde nihai takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti, aksi halde iptali istemine ilişkindir.
... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile davacı ...'ın, muris ...'ın ... 9. Noterliğinin 24/07/2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı vasiyetnamesinin iptalini talep ettiği, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas, 2021/44 Karar sayılı ve 27/01/2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği ve hükmün 02/12/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile davacı ...'ın, davalı ... Tur. San. ve Tic. A.Ş.'nin 07/03/2016 tarih ve 1 nolu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istenmiş olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 23/09/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilerek davalı şirketin 07/03/2016 tarihli, 1 nolu yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunun tespit edildiği ve davalı şirketin faaliyetlerindeki kaydın kararın hükümsüzlüğü nedeniyle önceki duruma getirilmesine karar verilmiş olup, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/04/2024 tarihli ve 2022/6994 Esas sayılı ilamıyla onanmasına karar verilerek hükmün 30/04/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
I. GİRİŞ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Mahkememizde görülen işbu davada, davacılar ... ve ... vekili tarafından, davalı ... Turizm Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin 29.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2, 3 ve 4 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararların öncelikle yoklukla malul olduklarının tespitine, aksi kanaate varılırsa iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava konusu edilen genel kurul kararları, "Şirketin 2018 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresi" (Gündem Madde 2), "Yönetim kurulu üyelerinin ibralarının görüşülmesi" (Gündem Madde 3) ve "Yönetim kurulunun, 2018 yılı ve geçmiş yıllar kârlarından yasal yedekler ve stopaj düşüldükten sonra net 59.544,10 TL karın ortaklara payları oranında dağıtılması" (Gündem Madde 4) hususlarını içermektedir.
Davacılar, söz konusu kararların davalı şirketin gerçek ortaklık durumu dikkate alınmadan gerçekleştirildiğini, davalı şirketin eski ortaklarından müteveffa ...'ın paylarının vasiyetname uyarınca hukuka aykırı şekilde mirasçılara dağıtıldığını ve bu şekilde oluşturulan hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, ayrıca Gündem Madde 3 kapsamında yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasına ilişkin oylamada ...'a oy kullandırılmamasının TTK m. 436 kapsamında hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mahkememiz, TTK'nın anonim şirket paylarının mirasçılara intikali, oydan yoksunluk halleri, pay sahiplerinin bilgi alma hakları ve genel kurul kararlarının yokluk/iptali konularındaki hükümleri çerçevesinde incelemesini yapmıştır. Bu incelemede, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı kararı, bilirkişi raporu ve ek raporu, tarafların sunduğu deliller ve hukuki argümanlar dikkate alınmıştır.
Her bir dava konusu genel kurul kararı, yokluk veya iptal sebeplerinin varlığı açısından ayrı ayrı değerlendirilmiş, yokluk ve iptal davalarının hukuki niteliği ve şartları göz önünde bulundurularak, aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanan gerekçelerle karara varılmıştır.
II. ANONİM ŞİRKET PAYLARININ MİRASÇILARA GEÇİŞİ KONUSUNDA HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dava da ana hukuki sorun, anonim şirket paylarının murisin ölümü halinde mirasçılara intikalinde elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, anonim şirket paylarının mirasçılara miras payları oranında doğrudan geçtiği yönündeki "Bireysel Geçiş Görüşü" çoğunlukla kabul edilmiş olup, kararın gerekçesi şu şekildedir:
TTK m. 494/2'de "Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer" hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm, TMK m. 640'da düzenlenen elbirliği mülkiyeti ilkesinin anonim şirket payları bakımından uygulanmayacağını göstermektedir.
Mahkememiz, anonim şirket paylarının mirasçılara intikalinde iki farklı görüşü değerlendirmiştir: "İştirak Halinde Mülkiyet Görüşü" ve "Bireysel Geçiş Görüşü". İnceleme sonucunda, aşağıdaki gerekçelerle Bireysel Geçiş Görüşü kabul edilmiştir:
1. Kanun Hükümlerinin Sistematiği ve Yorumu
Uyuşmazlık konusu olan TTK m. 494/2 hükmü şu şekildedir:
"Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer."
Bu hüküm, TTK m. 493/4 ile birlikte değerlendirilmelidir:
"Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir."
Buna karşılık, limited şirketlere ilişkin TTK m. 596/1-2 şu şekildedir:
"(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.
(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır."
Ayrıca, genel hüküm niteliğindeki TMK m. 640/1 şu şekildedir:
"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar."
TTK m. 494/2 hükmünün açık lafzına göre, "malvarlığına ilişkin haklar derhâl" mirasçılara geçmektedir. "Derhâl" ifadesi, herhangi bir ara işleme veya miras ortaklığına geçiş sürecine ihtiyaç olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı şekilde, TTK m. 493/4'te "payları edinen kişiye" ifadesi kullanılarak bireysel mirasçılara işaret edilmiştir.
Limited şirketlere ilişkin TTK m. 596/1'de de benzer bir düzenleme mevcut olup, "tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer" ifadesi kullanılmıştır. Her iki madde arasındaki tek fark, anonim şirketlerde genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının şirket onayına tabi tutulmuş olmasıdır ki, bu husus şirketin yönetim kontrolünün korunması müessesesine ilişkin olup bu farklılık payların mülkiyetinin ve malvarlığı haklarının mirasçılara doğrudan geçip geçmediği konusu ile ilgisinin bulunmadığı açıktır.
Limited şirketlerde bireysel geçiş görüşü kabul edilirken, anonim şirketlerde iştirak halinde mülkiyet görüşünün tercih edilmesinin anlaşılır, kanuni ve hukuki bir nedeni yoktur. Her iki şirket türü için de aynı düzenlemeler mevcut olup, TTK m. 494/2'de "devralana geçer" ibaresi ile TTK m. 596/1'de "iktisap eden kişiye geçer" ibareleri anlam olarak aynıdır. Yukarıda da değinildiği gibi anonim şirketlerde genel kurula katılma ve oy haklarının şirket onayına tabi tutulmuş olması, şirketin kontrolünün korunması amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir ve malvarlığı haklarının doğrudan mirasçılara geçişini ilişkin değildir. Tüm bu hususlara göre limited şirket ve anonim şirket arasında kanuni düzenleme kapsamında, şirket paylarının mirasçıya miras ortaklığı şeklinde iştirak halinde geçmesi / yasal mirasçılara bireysel olarak tek başına mülkiyet şeklinde geçmesi kapsamında TEK bir fark yoktur. Her iki madde arasında tek bir fark olmamasına rağmen anonim şirkette miras hisselerini, limited şirketten farklı statüye sokmanın gerekçesi anlaşılamadığından ve de aşağıda açıklandığı gibi amaçsal yorum gereği de ve şirketin devamlılığı ilkesine ve kanunun açık hükmüne aykırı olarak ileri sürülen "iştirak halinde mülkiyet görüşüne" çoğunluk olarak katılmamız mümkün değildir.
Şirket payının mirascıya intikalinde yine limited şirketlerde olduğu gibi anonim şirketlerde de gerek senede bağlanmamış çıplak paylar açısından gerek ise senede bağlanmış paylar açısından bir fark yoktur.
Anonim şirketlerde, doğrudan geçiş görüşüne göre payların mirasçı sayısına tam olarak bölünememesi durumunda, TTK madde 432 hükmü gereğince işlem yapılması gerekir.
TTK madde 432/1 şöyle düzenlenmiştir: 'Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler.'
Bu hüküm, payın tam olarak bölünemediği durumlarda, payın bölünemeyen kısmının paylı mülkiyette (müşterek mülkiyet) kalması ve bu paylı mülkiyet konusu pay için mirasçıların içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi temsilci olarak atayarak genel kurulda oy kullanmalarını düzenlemektedir.
Doğrudan geçiş görüşünde, miras payının tam bölünemeyen kısmı için mirasçılar arasında paylı mülkiyet oluşur ve bu durumda TTK m. 432 uygulanır. Böylece, payların mirasçılara tam olarak bölünemeyen kısımları için dahi pratik bir çözüm sağlanmış olur ve şirketin işleyişi sekteye uğramaz.
Örnek:
A kişisinin vefatı halinde, sahip olduğu 100 adet şirket payının 3 mirasçısına (X, Y ve Z) eşit olarak miras kalması durumunu ele alalım. 100 payın 3'e tam bölünememesi nedeniyle her bir mirasçıya 33,33 pay düşmektedir. Bu durumda:
Her bir mirasçı 33 tam payın münferiden sahibi olur
Kalan 1 pay için ise mirasçılar paylı mülkiyet esasına göre her biri 1/3 hisseye sahip olur
Bu 1 payın kullanımı için mirasçılar TTK m. 432/1 uyarınca aralarından birini (örneğin X'i) veya üçüncü bir kişiyi (örneğin bir avukatı) temsilci olarak atayabilirler. Bu temsilci, genel kurulda o 1 pay için oy kullanma hakkına sahip olur.
Sonuç olarak:
X mirasçısı: 33 pay + 1 payda 1/3 hisse (temsilci olarak atanmışsa o 1 pay için de oy kullanır)
Y mirasçısı: 33 pay + 1 payda 1/3 hisse
Z mirasçısı: 33 pay + 1 payda 1/3 hisse
Böylece toplam 99 pay doğrudan bölünmüş, 1 pay ise paylı mülkiyet (müşterek) konusu olmuştur.
2. Özel Hüküm - Genel Hüküm İlişkisi
TTK m. 494/2 hükmü, TMK m. 640'a göre özel hüküm (lex specialis) niteliğindedir. Şirketler hukukunun kendine özgü gereklilikleri ve ticari hayatın realiteleri nedeniyle kanun koyucu, anonim şirket paylarının mirasçılara intikalinde miras hukukunun genel ilkelerinden bilinçli olarak ayrılmıştır. Özel kanun hükmünün genel kanun hükmünden önce uygulanacağı ilkesi (lex specialis derogat legi generali) gereğince, TMK m. 640'ın bu alanda uygulanması mümkün değildir.
3. Amaçsal Yorum ve Şirketin Devamlılığı İlkesi
Şirketler hukukunda "işletmenin/şirketin devamlılığı" ilkesi büyük önem taşır. Anonim şirketlerin faaliyetlerinin sağlıklı sürdürülmesinde sadece pay sahiplerinin değil, çalışanların, alacaklıların, ticari muhatapların, tüketicilerin, devletin ve toplumun menfaati vardır. Payların iştirak halinde mülkiyete tabi olması halinde, şirket yönetiminde ve karar almada önemli sorunlar yaşanabilir.
İştirak halinde mülkiyet görüşünün kabulü halinde, ticari deneyimi olmayan tereke temsilcilerinin önemli işletme kararları (business judgment) alması, özellikle ortağın birden fazla şirkette pay sahibi olması durumunda çok sayıda şirketin tereke temsilcisi tarafından yönetilmesi zorunluluğu, halka açık şirketlerde karmaşaya yol açması ve şirket menfaatleri ile tereke menfaatleri arasında çatışma riski gibi sakıncalar ortaya çıkacaktır.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca özellikle Almanya'dan farklı olarak Türkiye'de gerek hacim açısından büyük gerek ise sayı açısından fazla olan şirket anonim şirket olmakla anonim şirkette de limited şirketteki düzenlemenin bire bir aynısı kanun koyucu tarafından getirilmiştir. Birebir olmadığı gibi bir düşünce yine akla takılabileceğin tekraren: TTK m. 494/2'de "devralana geçer" ibaresi ile TTK m. 596/1'de "iktisap eden kişiye geçer" ibareleri anlam olarak aynı olduğu dikkate alındığında her iki madde arasındaki tek fark, anonim şirketlerde genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının şirket onayına tabi tutulmuş olmasıdır ki, bu husus şirketin yönetim kontrolünün korunması müessesesine ilişkin olup bu farklılık payların mülkiyetinin ve malvarlığı haklarının mirasçılara doğrudan geçip geçmediği konusu ile ilgisinin bulunmadığı açıktır.
Limited şirketlerde bireysel geçiş görüşü kabul edilirken, anonim şirketlerde iştirak halinde mülkiyet görüşünün tercih edilmesinin anlaşılır, kanuni ve hukuki bir nedeni yoktur.
4.Sonuç
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, anonim şirket paylarının murisin ölümü halinde mirasçılara miras payları oranında doğrudan geçtiği, TTK m. 494/2 hükmünün TMK m. 640'a göre özel hüküm niteliğinde olduğu ve elbirliği mülkiyetinin anonim şirket payları bakımından uygulanmadığı sonucuna varılmıştır.
III. DAVANIN MEVCUT DURUMU
Dava konusu olayda, davalı şirketin eski ortaklarından ...'ın 16.07.2015 tarihinde vefat ettiği, sağlığında şirket sermayesinin %45'ine tekabül eden 636.502 adet paya sahip olduğu, vefatından sonra bu payların davalı şirket yönetim kurulu tarafından veraset ilamı ve vasiyetnameye istinaden mirasçılara dağıtımı meselesi bulunmaktadır.
Dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere, davalı şirket yönetim kurulu, 07.03.2016 tarihli ve 1 numaralı kararı ile müteveffa ...'ın 636.502 adet payını, ... 9. Noterliğince düzenlenen 24.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnameye istinaden aşağıdaki şekilde dağıtmıştır:
- ...'a 159.125,50 adet (2/8 pay)
- ...'a 79.562,75 adet (1/8 pay)
- ...'a 159.125,50 adet (2/8 pay)
- ...'a 238.688,25 adet (3/8 pay)
Bu dağıtım sonrasında, şirketin pay defterine ve ortaklık yapısına yansıyan pay dağılımı sonuçta ise şu şekilde olmuştur:
- ...: 171.336 TL (önceki pay) + 159.125,50 TL (miras/vasiyetname yoluyla) = 330.461,50 TL
- ...: 222.015 TL (önceki pay) + 79.562,75 TL (miras/vasiyetname yoluyla) - 30 TL (devir) = 301.547,75 TL
- ...: 222.015 TL (önceki pay) + 159.125,50 TL (miras/vasiyetname yoluyla) = 381.140,50 TL
- ...: 222.015 TL (önceki pay) + 238.688,25 TL (miras/vasiyetname yoluyla) = 460.703,25 TL
- ...... A.Ş.: 6.217 TL
- Diğer ortaklar (...): 10'ar TL (...'ın payından devir)
Davacı ..., bu pay dağıtımına itiraz ederek, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... E. sayılı dosya ile davalı şirketin 07.03.2016 tarihli ve 1 numaralı yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti davası açmıştır. Anılan mahkeme, 23.09.2019 tarih ve ... K. sayılı kararı ile "açılan davaların henüz neticelenmediği, murisin mirasının ve miras paylarının henüz belirlenmediği, bu hususta ihtilafların bulunduğu ve netleşmediği; murisin vefatı halinde mirasçıların terekeye el birliği ile sahip olduğu, paylaşım olana kadar terekedeki tüm hak ve borçlardan birlikte sorumlu oldukları ve ancak birlikte tasarruf edebilecekleri" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 07.03.2016 tarihli 1 nolu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve davalı şirketin faaliyetlerindeki kaydın hükümsüzlük nedeniyle önceki duruma getirilmesine karar vermiştir.
Öte yandan, ...'ın veraset ilamına göre mirasçılık payları 1/4'er (dört eşit pay) oranında olup, bu durumda vasiyetnameye göre yapılan dağıtımdan farklı olarak, her bir mirasçıya 159.125,50 TL (adet) pay düşmektedir.
Veraset ilamına göre olması gereken pay dağılımı:
- ... (eşi): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
Bu durumda, veraset ilamı esas alınarak kanunen olması gereken / olan toplam pay durumu şu şekildedir:
- ...: 171.336 TL + 159.125,50 TL = 330.461,50 TL
- ...: 222.015 TL - 30 TL + 159.125,50 TL = 381.110,50 TL
- ...: 222.015 TL + 159.125,50 TL = 381.140,50 TL
- ...: 222.015 TL + 159.125,50 TL = 381.140,50 TL
- ...A.Ş.: 6.217 TL
- ...: 30 TL (10'ar TL)
Davalı şirketin 29.04.2019 tarihli genel kurul toplantısı, yukarıda belirtilen vasiyetnameye göre yapılan pay dağılımı esas alınarak düzenlenen hazirun cetveline göre gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, gündemin 2. maddesinde Şirketin 2018 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresi, 3. maddesinde Yönetim kurulu üyelerinin ibralarının görüşülmesi, 4. maddesinde ise Yönetim kurulunun 2018 yılı ve geçmiş yıllar kârlarından yasal yedekler ve stopaj düşüldükten sonra net 59.544,10 TL karın ortaklara payları oranında dağıtılması hususları görüşülmüş ve karara bağlanmıştır.
Davacılar, anılan kararların öncelikle yoklukla malul olduklarının tespitini, aksi halde iptallerine karar verilmesini talep etmişlerdir.
IV. PAY DAĞILIMLARININ KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Veraset İlamına Göre Kanun Olması Gereken/Olan Pay Dağılımı
a. Vasiyetname ile ...'a bırakılan payın dikkate alınmaması gerektiği
Belirli mal vasiyeti (cüzi halefiyet) durumunda, vasiyet alacaklısı mirasçı gibi terekeye doğrudan malik olmaz, yalnızca mirasçılara karşı ileri sürebileceği bir alacak hakkına sahip olur. Vasiyet konusu anonim ortaklık payının kazanılması, külli halefiyetteki gibi otomatik olarak gerçekleşmez. Pay sahipliği, mirasçılar ile vasiyet alacaklısı arasında yapılacak bir iradi devir işlemi ile geçer. Bu durumda, pay sahipliğinin iradi şekilde devredilmesi gerekir ki bunun muhatabı şirket değil diğer mirasçılardır. Bu nedenle vasiyetname pay durumu tespitinde dikkate alınmamıştır.
b. Şirketin genel kurul tarihindeki ortakların pay durumunun tespiti
Şirketin genel kurul tarihinde ortakların pay durumunun kanunen ne ise ona göre tespiti gerektiği ve bu nedenle mahkememizce hukuka uygun olarak tenfiz edilmemiş vasiyetname dikkate alınmasızın tespiti gerektiği, buna göre de ya "İştirak halinde mülkiyet görüşü" ya da "Bireysel geçiş görüşü"ne göre pay miktarlarının tespiti gerekmektedir.
c. Bireysel geçiş görüşünün kabulü
"II. Anonim Şirket Paylarının Mirasçılara Geçişi Konusunda Hukuki Değerlendirme" başlığında açıklandığı üzere "Bireysel geçiş görüşü" heyet çoğunluğunca kabul edilmiştir.
d. Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre
Tüm bu değerlendirmeler ışığında, veraset ilamına göre olması gereken pay dağılımı şu şekildedir:
- ... (eşi): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
- ... (oğlu): 159.125,50 TL (pay)
Bu durumda, veraset ilamı esas alınarak yapılacak toplam pay dağılımı şu şekilde olacaktır:
- ...: 171.336 TL + 159.125,50 TL = 330.461,50 TL
- ...: 222.015 TL - 30 TL + 159.125,50 TL = 381.110,50 TL
- ...: 222.015 TL + 159.125,50 TL = 381.140,50 TL
- ...: 222.015 TL + 159.125,50 TL = 381.140,50 TL
- ...A.Ş.: 6.217 TL
- ...: 30 TL (10'ar TL)
Haklısınız, bu iki başlık birbiriyle yakından ilişkili olup, birleştirilmesi daha uygun olacaktır. Aşağıda bu iki başlığı birleştirerek yeniden düzenledim:
V. TTK M. 420 KAPSAMINDA BİLGİ ALMA HAKKI VE GÜNDEM MADDE 2'YE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Davacılar, 29.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında TTK'nın 420/2 maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılması talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin reddedildiğini ileri sürmektedirler. Bu nedenle Gündem Madde 2'ye ilişkin alınan kararın, TTK'nın 420. maddesine aykırı olduğunu iddia etmişlerdir.
TTK'nın 420. maddesi, "Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular" başlığını taşımakta olup, ikinci fıkrasında şu hüküm yer almaktadır: "Finansal tabloların müzakeresinin bir ay sonraya ertelenmesi için, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulca karar verilir. Erteleme, 414'üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır."
Pay sahiplerinin bilgi alma hakkı ise TTK'nın 437. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. fıkrasına göre, "Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur."
Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, "Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır."
Somut olayda, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, şirketin 28.03.2019 tarih ve 9797 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 881. sayfasında yayımlanan olağan genel kurul toplantısına davet mektubu ekinde, bilanço, gelir-gider tablosu, kar dağıtım önerisi ve faaliyet raporunun ortaklara gönderildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 13.03.2019 tarihli "Teslim Tutanağı" başlıklı belgede, ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 18.03.2019 tarihinde yapılacak olağan genel kurul toplantısına davet mektubunda incelemeye açık tutulacağı belirtilen dökümlerin bir CD'ye yüklenerek davacı ...'a teslim edildiği ve kendisi tarafından kontrol edilerek teslim alındığı görülmektedir.
Esasen davacı tarafından, davalı şirketten hangi bilgi ve belgelerin talep edildiği dosya kapsamında somutlaştırılmamıştır. Davacı, TTK m. 420/2 maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesini talep etmiş olmasına rağmen, ertelemeyi gerektiren, dürüst hesap verme ilkelerine aykırı ve şirketin mali bünyesi hakkında yetersiz bilgi verildiğine dair somut iddialarını detaylandırmamıştır.
Davalı şirketin 2018 yılı mali tabloları incelendiğinde, şirketin aktif toplamının 5.619.053 TL, borçlarının 2.183.472 TL, özvarlığının 3.435.581 TL, dönem kârının ise 936.151 TL olduğu görülmektedir. Şirketin kayıtlı sermayesi olan 1.480.100 TL'nin maddi öz varlık içerisinde korunduğu, şirketin mali bünyesinde önemli bir zaafın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Gündem Madde 2'ye ilişkin oylamada, davacılar ve onların teklifine katılan diğer pay sahipleri olan ... ve ...'ın toplamda 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık, ..., ... ve ...A.Ş.'nin 848.060,75 adet olumlu oyu ile karar kabul edilmiştir.
Önemli bir husus olarak, yukarıda açıklanan "Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre" hesaplama yapıldığında, gündemin 2. maddesindeki kararın skarar yeter sayısı bulunmaktadır. Veraset ilamına göre hesaplanan pay dağılımında:
**Muhalif Olanlar (Red Oyları):**
- ...: 330.461,50 TL
- ...: 381.110,50 TL
- ...: 30 TL
- **Toplam Red Oyları**: 711.602 TL (yaklaşık %48,08)
**Kabul Edenler:**
- ...: 381.140,50 TL
- ...: 381.140,50 TL
- ...A.Ş.: 6.217 TL
- **Toplam Kabul Oyları**: 768.498 TL (yaklaşık %51,92)
Bu hesaplama göstermektedir ki, "Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre", 2. gündem maddesinde karar yeter sayısı bulunmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından davacılara, şirketin mali bünyesi hakkında yeterli bilginin verildiği, TTK m. 420/2 maddesini işletmeyi gerektirecek bir bilgi eksikliğinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi talebinin reddedilmesinde ve 2018 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresine ilişkin alınan kararda kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, karar yeter sayısının bulunduğu sonucuna varılmış, bu nedenle Gündem Madde 2'nin yokluğuna veya iptaline karar verilmesi talebi reddedilmiştir.
VI. GÜNDEM MADDE 3'E İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Dava konusu genel kurul toplantısının 3. gündem maddesi, "Yönetim kurulu üyelerinin ibralarının görüşülmesi" konusuna ilişkin olup, özellikle yönetim kurulu başkanı ...'ın ibrasıyla ilgilidir.
Davacılar, ...'a ibra oylamasında oy kullandırılmadığını, bu durumun hem TTK m. 436 hükmüne aykırı olduğunu hem de oylama sonucunu doğrudan etkilediğini ileri sürmektedirler.
TTK'nın 436. maddesi, genel kurul toplantılarında alınacak kararlar bakımından oydan yoksunluk hallerini düzenlemektedir. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları şu şekildedir:
"(1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.
(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz."
Somut olayda, genel kurul toplantısında, ...'ın ibrasına ilişkin oylamada, ...'ın annesi olan ...'a, TTK m. 436/1 hükmü gerekçe gösterilerek oy kullandırılmadığı anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantı tutanağına göre, "şirket ortağı ... ile tek kişiden oluşan yönetim kurulu üyesi ve başkanı ... arasında usul füru ilişkisi söz konusu olup, ... Bu nedenle ...'ın füru konumunda olan ... için oydan yoksundur" şeklinde bir gerekçe ile ...'ın oy kullanıp kullanamayacağı oylamaya sunulmuş ve çoğunluk oyuyla ...'ın oy kullanamayacağına karar verilmiştir.
Yönetim kurulu üyelerinin ibrasını düzenleyen TTK m. 436/2 hükmü, yalnızca yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını düzenlemiştir. Bu hüküm, ibra edilecek kişinin kendisinin oy kullanamamasına ilişkin olup, ibra edilecek kişinin alt ve üst soyunun oy kullanamamasına dair bir düzenleme içermemektedir.
TTK m. 436/1 hükmünün ibra kararlarında uygulanıp uygulanmayacağı hususu ise öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının "şahsi bir iş" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir ve yönetim kurulu üyesinin alt ve üst soyu ibra oylamasında oy kullanabilir. Diğer bir görüşe göre ise, ibra kararı şahsi bir işe ilişkin olduğundan, TTK m. 436/1 hükmü uyarınca ibra edilecek kişinin alt ve üst soyu da oy kullanamamalıdır.
Mahkememizce de, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının "şahsi bir iş" olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, TTK m. 436/1 hükmünün ibra kararlarında uygulanamayacağı, dolayısıyla ...'ın oğlu ...'ın ibrasına ilişkin oylamada oy kullanmasının engellenmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu hukuki değerlendirme ışığında,"Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre" ve ...'a oy kullandırılsaydı ibra kararının sonucunun nasıl değişeceğini incelemek gerekmektedir:
**...'a oy kullandırılması durumunda:**
- Muhalif Olanlar (Red Oyları):
- ...: 330.461,50 TL
- ...: 381.110,50 TL
- ...: 30 TL
- **Toplam Red Oyları**: 711.602 TL
- Kabul Edenler:
- ...: 381.140,50 TL
- ...A.Ş.: 6.217 TL
- **Toplam Kabul Oyları**: 387.357,50 TL
Görüldüğü üzere,"Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre" hesaplama yapıldığında ve ...'a oy kullandırılsaydı, ...'ın ibrası reddedilecekti. Bu husus, karar yeter sayısına etki etmektedir.
Genel kurul toplantısında, ...'a oy kullandırılmaması üzerine yapılan oylamada, ..., ... ve ...'ın 301.577,75 adet olumsuz oyuna karşılık, ... ve ...A.Ş.'nin 387.357,50 adet oyuyla ibra kararı kabul edilmiştir. Ancak ...'ın 330.461,50 TL tutarındaki oyu da olumsuz yönde kullanılabilseydi, toplam olumsuz oy 632.039,25 TL'ye ulaşacak ve ibra kararı reddedilecekti.
Sonuç olarak, dava konusu genel kurul toplantısında gündem Madde 3 kapsamında alınan ...'ın ibrasına ilişkin kararın, TTK m. 436 hükmüne aykırı olarak ...'a oy kullandırılmaması ve bunun sonuca doğrudan etki etmesi nedeniyle, yoklukla malul olduğu sonucuna varılmıştır.
VII. GÜNDEM MADDE 4'E İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Dava konusu genel kurul toplantısının 4. gündem maddesi, "Yönetim kurulunun, 2018 yılı ve geçmiş yıllar kârlarından yasal yedekler ve stopaj düşüldükten sonra net 59.544,10 TL karın ortaklara payları oranında dağıtılmasına ilişkin önerinin görüşülmesi" konusuna ilişkindir.
Davacılar, bu karara ilişkin olarak da öncelikle yoklukla malul olduğunun tespitini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davacıların genel kurul toplantısında sundukları muhalefet şerhinde, "Finansal tablolara ilişkin itiraz ettiğimiz ve 18.03.2019 tarihli toplantı tutanağına liste halinde şerh ettiğimiz hususlar hakkında, şirket yönetim kurulunca dürüst hesap verme ilkeleri uyarınca cevap verilmemiştir. Tarafımıza bu ilkeler doğrultusunda doyurucu bilgi ve belge temininden kaçınılmaktadır. Finansal tablolarla birebir bağlantılı konu niteliğinde olan kar tutarı ve dağıtımına ilişkin alınan işbu genel kurul kararına; şirket yönetimi, işleyişi ve finansallarına ilişkin yeterli bilgiyi haiz olmadığımızdan katılmamız mümkün değildir" şeklinde beyanlar bulunmaktadır.
Gündem Madde 4'e ilişkin oylamada, davacılar ve onların teklifine katılan diğer pay sahipleri olan ... ve ...'ın toplamda 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık, ..., ... ve ...A.Ş.'nin 848.060,75 adet olumlu oyu ile karar kabul edilmiştir.
Yukarıda "TTK M. 420 Kapsamında Bilgi Alma Hakkı Ve Gündem Madde 2'ye İlişkin Değerlendirme" başlığı altında ayrıntılı olarak incelendiği üzere, davalı şirket tarafından davacılara şirketin mali bünyesi hakkında yeterli bilginin verildiği, şirketin aktif toplamının 5.619.053 TL, borçlarının 2.183.472 TL, özvarlığının 3.435.581 TL, dönem kârının ise 936.151 TL olduğu, şirketin kayıtlı sermayesi olan 1.480.100 TL'nin maddi öz varlık içerisinde korunduğu ve şirketin mali bünyesinde önemli bir zaafın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kâr dağıtımına ilişkin kararın da, şirketin finansal tablolarındaki bilgilerle uyumlu olduğu ve TTK'nın ilgili hükümlerine aykırılık içermediği anlaşılmaktadır.
"Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre" dağılım yapıldığında, bu gündem maddesindeki kararın sonucu değişmeyecekti."Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre" hesaplanan pay dağılımında:
**Muhalif Olanlar (Red Oyları):**
- ...: 330.461,50 TL
- ...: 381.110,50 TL
- ...: 30 TL
- **Toplam Red Oyları**: 711.602 TL (yaklaşık %48,08)
**Kabul Edenler:**
- ...: 381.140,50 TL
- ...: 381.140,50 TL
- ...A.Ş.: 6.217 TL
- **Toplam Kabul Oyları**: 768.498 TL (yaklaşık %51,92)
Bu hesaplama göstermektedir ki,"Genel Kurul Tarihindeki Kanuni Pay Durum / Kanuni Miras Payına Göre", 4. gündem maddesindeki kabul kararının karar yeter sayısı vardır.
Sonuç olarak, dava konusu genel kurul toplantısında gündem Madde 4 kapsamında alınan kâr dağıtımına ilişkin kararın, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca veraset ilamına göre pay dağılımı yapılmış olsaydı dahi sonucun değişmeyeceği anlaşıldığından, bu karara ilişkin yokluk veya iptal iddiasının reddine karar verilmiştir.
VIII. .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN .... SAYILI KARARI
Müteveffa ...'ın 636.502 adet payının, veraset ilamına göre eşit olarak (1/4'er pay) mirasçılara dağıtılması gerekir iken, vasiyetnameye dayalı olarak farklı oranlarda dağıtıldığı tespit edilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı kararı ile yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Genel Kurula Katılma ve Oy Hakları Açısından: TTK m. 494/2 uyarınca, bu haklar şirketin onayına bağlıdır. Şirketin onayı yönetim kurulu kararı ile verilir. Somut olayda, şirket yönetim kurulu, 07.03.2016 tarihli kararıyla mirasçıları ortak olarak kabul etmiş, ancak pay oranlarını vasiyetnameye göre belirlemiştir. Bu kararın hükümsüzlüğü, mirasçıların ortak olarak kabul edilmesi iradesini ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla, yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verilmiş olsa da, mirasçıların şirkete ortak olarak kabul edilmesi iradesi geçerliliğini korumaktadır.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın kısmen kabulüyle;
-Gündem Madde 2 ile alınan Şirketin 2018 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresine ilişkin karar ve Gündem Madde 4: Yönetim kurulunun, 2018 yılı ve geçmiş yıllar kârlarından yasal yedekler ve stopaj düşüldükten sonra net 59.544,10 TL kârın ortaklara payları oranında dağıtılmasına ilişkin kararın yokluğuna karar verilmesi olmaz ise iptali taleplerinin reddine
-Gündem Madde 3 ile alınan Yönetim kurulu üyelerinin ibralarının görüşülmesine ilişkin kararın (...'ın ibrası) yoklukla malul olduğunun tespitine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan maktu 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 44,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 571,00-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yatırılan 44,40-TL peşin harç ve 44,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 88,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
4-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
5-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan 6.360,50-TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre takdiren 3.180,25-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere gündemin 2 ve 4.maddeleri açısından oy çokluğu ile 3. Madde açısından oy birliği ile verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.06/03/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
(Muhalif)
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı şirketin genel kurul hazirun cetvelinin oluşturulmasına neden olan miras payı ve vasiyetnameye ilişkin vasiyetnamenin iptali davası açılmasına rağmen, vasiyetnameye göre pay dağıtımı yapılması ve söz konusu pay dağıtımına ilişkin yönetim kurulu kararının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ilamı ile iptal edilmesi gözetildiğinde genel kurul oluşturulacak hazirun yapısı mesnetsiz kalması ve genel kurulda terekeyi temsil edecek tereke temsilcisi bulunmaması gözetildiğinde kanuna uygun olarak teşekkül edilmeyen genel kurul kararlarının 2 ve 4. maddesi hükümlerinin de yoklukla malul olması kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne muhalifim.
Üye ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”