İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/137 K.2025/38
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/137 Esas
KARAR NO : 2025/38
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/02/2021
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 19/12/2018 tarihinde "..."nin imzalanarak davalının ... şubesinde emlak danışmanı olarak çalışmaya başladığını, emlak danışmanın yapmış olduğu işlemin bedelinin broker tarafından faturalandırılıp akabinde hak ediş hesabıyla emlak danışmanına yapmış olduğu hizmetlerin bedelleri fatura karşılığında broker tarafından ödendiğini, müvekkili şirket bünyesinde çalışan davalının 17/07/2020 tarihinde haber vermeksizin ofisi terk edip müvekkil şirketle olan çalışmasını sonlandırdığını, buna ilişkin davalıya ... 20. Noterliğinin ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamesi ile de rekabet yasağı hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin devam ettiğine ilişkin bilgilendirme yapıldığını, rekabet yasağı hükümlerine aykırı davranması halinde hukuki yollara başvurulacağına ilişkin ihtarda bulunulduğunu, davalı ile müvekkilin imzalamış olduğu sözleşme kapsamında haksız rekabet yasağı ve ticari sırların saklanmasına ilişkin hükümler bulunduğunu, davalının müvekkil şirketle kurmuş olduğu sözleşmeye aykırı olarak rekabet ettiğini, müvekkil şirketin bünyesinde elde etmiş olduğu tecrübe portföy ve iş bağlantıları ile müvekkilin bulunduğu alanda müvekkile karşı çalışmaya başladığını belirterek davalının haksız rekabet dahilindeki ticari faaliyetlerinin sözleşmenin feshinden itibaren iki yıl boyunca öncelikle ihtiyaten durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart bedelinin 20.000 USD'sinin şimdilik 20.000,00 TL'sine denk gelen dolar cinsinden ... 20. Noterliğinin ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih olan 23/07/2020 tarihinden itibaren kamu bankalarınca dövize işlemiş en yüksek banka faizi ile birlikte işleyecek faiz mümkün değilse temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, sözleşme olarak açıklanan şeyin maktu bir bilgisayar çıktığı olduğunu, müvekkilinin ekonomik kriz nedeniyle işsiz kalarak davacının emlak ofisinde çalışmaya başladığını, davacı tarafından bilgisayar çıktısı önüne konularak usulen paraf etmesi gerektiği bildirilerek müvekkilinin boş çıktığı parafladığını, müvekkiline davacı firma tarafından 26/12/2018 tarihinde sadece müvekkilinin paraf edip verdiği çıktıyı mail olarak davacıya gönderdiğini, bu durumda taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle sözleşme iddiasıyla ibraz edilen matbu bilgisayar çıktısın kabul etmediklerini, müvekkilinin paraf ettiği çıktıda davacının unvanının bulunmadığını, ...'nin kim olduğunu ve gerçek ticari unvanının da bilinmediğini, çıktının içerik itibariye tek taraflı olduğunu, zor durumda olan ve çalışma ihtiyacı olan gençleri her anlamda hukuk dışı bir şekilde bağlamak istismar etmek amacıyla düzenlediğinin açık olarak görülebileceğini, çıktının 2/G maddesi doğrultusunda müvekkilinin sözleşme imzalandıktan en geç 30 gün içinde, emlak komisyonculuğuna ilişkin birlik veya odalara kayıt yaptırıp, vergi kaydı oluşturması gereğinin bulunduğunu, müteakip maddede ise (2/H), 2/G hükmü yerine getirilmeden ofis kabul edilemeyeceği hükmünün bulunduğunu, söz konusu matbu çıktının karşı tarafı bağlayacak nitelik kazanmadığı için müvekkili içinde hukuken bağlayıcı nitelikte bulunmadığını, çıktının 7/E maddesinin içerik itibariyle de hayali olduğunu, davacının haksız ve yersiz taleplerine TBK 444. maddesine dayanak göstermesine yasal ve hukuki isabet etmediğini, davacının müvekkilinİ işten ayrılmaya zorlandığını belirterek tüm bu nedenlerle; davacı tarafından açılan davanın reddine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Tartışılması, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Taraflar arasında imzalanan 19/12/2018 tarihli Gayrimenkul Danışmanlık Sözleşmesi, ... 20. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve tebliğ şerhi, dava dışı...A.Ş. İle davacı arasında imzalanan 01/07/2020 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi, vergi kayıtları, emlak ilanları, e-tespit tutanağı, ekran görüntüleri, mail yazışmaları celp edilmiş, incelenmiştir.
Dosya, Borçlar Hukuku Alanında Nitelikli Hesaplamalar ve Ticari Sözleşmeler Uzmanı ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, Rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği, dosyaya mübrez sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı üzere, taraflar arasında akdedilen “...) Sözleşmesi"nin bu geçerlilik şartını taşıdığı, Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan ikinci şartın, işçinin fiil ehliyetine sahip olmasına ilişkin olduğu; dosyaya mübrez belgelerden davalının, sözleşme kurulduğu sırada ayırt etme gücüne sahip olmadığına ve hakkında herhangi bir kısıtlılık kararı bulunduğuna ilişkin bir ibareye rastlanmadığı, akdedilen “... (Bağımsız Müteahhit) Sözleşmesi"nin” davalı için 19/12/2018 tarihi itibariyle fiil ehliyetine ilişkin aksi husus gündeme gelmedikçe geçerlilik koşulunu taşıyacağı, Rekabet yasağı sözleşmesinin diğer bir geçerlilik şartının rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasına bağlandığı; bunun söz konusu olabilmesi içinse, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği, Şayet Mahkeme davalının, davacı şirketin iş sırrını ve/veya müşteri portföyünü bilmesi, bu bilgilere vakıf olması hususunda arz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile aynı görüşte ise bu yönü ile davalının rekabet yasağına ilişkin hükme aykırı eylemde bulunduğu, ancak Muhterem Mahkeme tarafından davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullarımadığı ve davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımadığı kanaatinde olunması halinde ise davalının rekabet yasağına aykırı davranmadığı, TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ne kadar süre ile hangi türden işleri ve nerede veya nerelerde yapamayacağı konuları düzenlenmiş olması gerektiği; dosyaya sunulan “...ı (Bağımsız Müteahhit) Sözleşmesi”ndeki rekabet yasağının, süre bakımından “2 yıl” konu olarak, GAYRİMENKUL DANIŞMANI iş bu sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer bir işi ya da rekabet halinde olan bir işi, ...'ın işi ile bir başka şekilde bağlı işi, coğrafi olarak sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları veya sözleşme sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin çevresinde yarı çapı on (10) kilometre olan alan (bu ikisinden hangisi daha büyükse o alan) dahilinde ile sınırlandırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşme hükmünün süre yönünden TBK m. 445 hükmüne bir aykırı olmadığı, ancak ilgili sözleşme hükmünün yer bakımından uygun olmayan sınırlamalar içerip içermediği hususunun da irdelenmesi gerektiği; zira ilgili hüküm uyarınca davalının “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi”nde rekabet yasağı, coğrafi olarak sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları veya sözleşme sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin çevresinde yarı çapı on (10) kilcmetre olan alan (bu ikisinden hangisi daha büyükse o alan) dahilinde kapsayacak şekilde olduğu, Şayet Muhterem Mahkemece taraflar arasında akdedilen protokollerdeki yer sınırlamasının "(...) davalı tarafın imzaladığı hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir akını kapsadığı (...)” yönündeki Yargıtay ilamı nazara alınmak suretiyle kanun hükmüne aykırı olduğu kanaatinde olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olamayacağı ve bu kapsamda kendisinden herhangi bir cezai şartın talep edilemeyeceği, Şayet Muhterem Mahkemenizce taraflar arasında akdedilen protokoldeki yer sınırlamasının 'f...) Sözleşmede; yaşağın uygulanacağı yer bakımından bir sınırlama bulunmadığı anlaşılmakta ise de davahnın istifadan sanra çalışmaya başladığı işletmenin faaliyet adresi gözetilerek, TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılmak suretiyle sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesi mümkündür. İlk derece mahkemesince, tarafların sözleşme yapma iradesine uygun olarak, makul bir coğrafi alan yönünden davacının faaliyet alanı olarak ... İli ile sınırlandırılarak geçerli sayılması gerektiği, davalının yasak sürede aynı iş kolunda, işe başlaması nedeniyle, sözleşmedeki rekabet yasağı kuralının ihlal edildiği, davacının davalı işçinin pozisyonu nedeniyle önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı mevcut olduğu (...)” yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2020 tarihli ilamında ulaşılan sonuçla ve “V...) sözleşmedeki... İlçe sınırları içerisinde çalışmama yasağının foaliyet konusu itibariyle makul olduğu ve geçersizlik şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir (...)” şeklindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/05/2018 tarihli içtihadıyla aynı kanaatte olunması halinde aynı kanaatte olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olacağı ve bu kapsamda cezai şartın talep edilebileceği, Dosyaya mübrez sözleşmede konu bakımından getirilen sınırlamanın “sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer bir işi ya da rekabet halinde olan bir işi, ... Alan'ın işi ile bir başka şekilde bağlı işi (.)” şeklinde olduğu gözetildiğinde kapsamın geniş olduğunun düşünüldüğü, ancak ''(...) TBK'nin 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı Muddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, rekabet yasağının konu bakımından sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (...)” şeklindeki kararda yer alan rekabet yasağı hükümlerinin kapsamının mahkemece sınırlandırlabileceği hususu gözetilerek davalı gerçek kişinin rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olabileceği, Muhterem Mahkemece TBK m. 445 uyarınca sözleşmenin yer yönünden sınırlama hükmünün daraltılarak davacının çalışma bölgeleri ile sınırlı olduğu kanaatinde olunması halinde sözleşme hükmü geçerli olarak kabul edileceğinden sözleşmede öngörülen cezai şartı talep edilebilmesinin. mümkün olabileceği; bu halde 20.000,00-USD cezai şart tutarı talep edilebileceği, Mahkemece, cezai şart tutarının fahiş olduğuna kanaat getirildiği indirime gidilebileceği, Davalının mesleki alanda edindiği tecrübe ve portföy bilgilerini; davacı şirketin bünyesinden çalıştığı süreçte edindikleri ve bu bilgilerin işten ayrılma sonrasında da dava dışı şirket faaliyetlerinde kullanıldığının dosyaya mübrez belgeler ile tevsik olunmadığı; hâl böyle olunca davalının TTK m. 55/d uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı; şayet Muhterem Mahkeme tarafından aksi kanaatte olunması halinde davalının bu yönden sorumluluğuna gitmenin mümkün olmayacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır ...'' şeklinde tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin 09/10/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Islah dilekçesi doğrultusunda; davanın kabulü ile, davalının haksız rekabet içinde bulunduğunun tespitine, taraflar arasında 19.12.2018 tarihinde imzalanan "..."nin 7.Maddesinde bulunan haksız rekabetten kaynaklanan cezai şart bedelinin, TBK. m 99 gözetilerek toplamda 20.000,00-USD'nin ... 20. Noterliği ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği tarih olan 23.07.2020 tarihinden itibaren kamu bankalarınca dövize işlemiş en yüksek banka faizi ile birlikte işleyecek faiz ile mümkün değil ise ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, aksi kanaatte ise taraflar arasında 19.12.2018 tarihinde imzalanan "..."nin 7. Maddesinde bulunan haksız rekabetten kaynaklanan cezai şart bedelinin, TBK. m 99 gözetilerek 20.000,00-TL'nin ... 20. Noterliği ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği tarih olan 23.07.2020 tarihinden itibaren, ıslah harcına tabi olan 19.415,38-USD'nin ise davanın ikame tarihi olan 23.02.2021 tarihinden itibaren, bunun da mümkün olmaması halinde ıslah tarihi olan 09.10.2024 tarihinden itibaren kamu bankalarınca dövize işlemiş en yüksek banka faizi ile birlikte işleyecek faiz ile mümkün değil ise ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin karşı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, rekabet yasağı anlaşmasının ihlali sebebiyle açılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ...... Ltd. Şti. ile davalı ... arasında 19/12/2018 tarihinde gayrimenkul danışmanlık sözleşmesi imzalanmış, işbu sözleşme kapsamında davalı ..., davacı şirketin ...şubesinde emlak danışmanı olarak çalışmaya başlamıştır.
Davalı ..., 19/12/2018 - 17/07/2020 tarihleri arasında davacı ... ... Ltd. Şti.' de gayrimenkul danışmanı olarak çalışmış, 17/07/2020 tarihinde istifa ederek davacı şirketteki çalışmasını sonlandırmıştır.
Davalı, davacı şirketteki çalışmasını 17/07/2020 tarihinde sonlandırdıktan sonra ... vergi numarası ile "..." adresinde "Referans Maslak" ismi ile kendi adına emlak danışmanlığı hizmet vermeye başlamıştır.
Davacı, davalının aynı bölgede ve aynı iş kapsamında kendi adına rakip bir işletme açmış olması nedeniyle rekabet yasağı anlaşmasının ihlal edildiğini ileri sürerek rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca cezai şartın ödenmesi için işbu davayı açmıştır.
Davacı, davalı ile akdedilen gayrimenkul danışmanlık sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart isteminde bulunmaktadır.
Nitekim bu hususta, taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan 19/12/2018 tarihli gayrimenkul danışmanlık sözleşmesinin 7/e. maddesine dayanmaktadır.
Rekabet yasağına ilişkin olarak, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye bakılması zorunludur.
Gayrimenkul Danışmanlık Sözleşmenin 7/e. maddesi "İşbu sözleşmenin geçerli olduğu süre ile taraflarca sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki (2) yıl içerisinde, gayrimenkul danışmanı / davalı işbu sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer işi ya da rekabet halinde olan bir işi,... ALANIN / davacının işi ile bir başka şekilde bağlı işi; bu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları veya sözleşmenin sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin çevresinde yarı çapı on (10) km alan (bu ikisinden hangisi daha büyükse) dahilinde yapamayacaktır. Aksi halde ...'ye 20.000 USD cezai şart bedelini ödeyeceğini, cezai bedelin fahiş olmadığını şimdiden kabul ve beyan etmiştir." şeklinde düzenlenmiştir.
Gayrimenkul Danışmanlık Sözleşmesinin 7/e. maddesi rekabet yasağı anlaşmasına ilişkin olarak; rekabete aykırı davranışlar ile cezai şarta ilişkin hukuksal sonuçlar düzenlenmiştir.
Bu aşamada belirtmek gerekir ki, davalı, taraflar arasında yazılı şekilde akdedilmiş bir sözleşme ve rekabet yasağı anlaşmasının bulunmadığını ileri sürerek davacı tarafından sunulan sözleşmenin matbu bir bilgisayar çıktısı olduğu savunmaktadır. Ancak, 19/12/2018 tarihli sözleşme taraflarca imzalanmış ve kabul edilmiştir. Bu durum sözleşmeden açıkça görülmektedir. Davalı imza inkarında bulunmadığına göre -kaldı ki davalı sözleşmedeki imzasını kabul etmektedir - taraflar arasında geçerli bir şekilde kurulmuş sözleşme vardır. Kaldı ki, davalının aynı sözleşme kapsamında davacı şirkette 19/12/2018 - 17/07/2020 tarihleri arasında çalıştığı, haklar edindiği ve borçlar yüklendiği, bu dönem içerisinde herhangi bir geçersizlik iddiasında bulunmadığı sabittir. O halde, rekabet yasağına ilişkin cezai şart bedelinden ve sorumluluktan kurtulmaya yönelik bu noktada sözleşmenin şekil geçersizliğinin ileri sürülmesi başlı başlına 4721 s. TMK 2. maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, akdi ilişkinin varlığı tartışmasızdır.
Öte yandan, davalı vekili, imzalanan sözleşmenin müzakere edilmediğini, karşılıklı müzakere edilerek imzalandığını savunmuştur. Bu yöndeki savunma, kuşkusuz hukuki niteliği itibariyle 6098 s. TBK ' da düzenlenen genel işlem koşuluna işaret etmektedir.
Gayrimenkul Danışmanlık Sözleşmenin 7/e. maddesi genel işlem koşulu ve sözleşme hürriyeti açısından değerlendirildiğinde; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’ya, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir. Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 19/12/2018 tarihinde başladığı, 17/07/2020 tarihli davalının işten ayrıldığı tarihine kadar davalının sözleşme metnine itiraz etmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin; davacı tarafça birçok hukuki ilişkiye uygulanmak üzere hazırlanmış sözleşme niteliğinde görülmeyip taraflar arasındaki ilişkiye özel düzenlenmiş bir sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmakla sözleşme maddesinin genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalı vekili rekabet yasağı hükmünün genel işlem koşulu olduğunu savunmakla birilikte bu husus kanıtlanamamıştır. Kaldı ki, sözleşmenin şekli anlamda da TBK'nın 20. maddesinde belirlenen unsurları içermediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, TBK'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ... E. ... K.)
Rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçerli olması sebebiyle, davalı vekilinin aksi yöndeki beyanlarına yukarıda açıklanan gerekçeler ve Yasa hükümleri karşısında itibar edilmemiştir.
Davalı vekili sözleşmenin 7/e. maddesinde cezai şart bedelinin davacı dışında ...'ye ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle cezai şartın davacı tarafından talep edilemeyeceğini ve yapılan temlik işleminin de geçersiz olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan 19/12/2018 tarihli sözleşmeyi davacı şirket, ...' in franchise alan sıfatıyla akdetmiştir. Gerçekten de; rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin 7/e. maddesinde rekabet yasağına aykırılık halinde cezai şart bedelinin franchise alan davacı şirkete değil, bilakis dava dışı ...'e ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ancak, dava dışı /...) ... A.Ş. ile davacı şirket arasında imzalanan 01/07/2020 tarihli yazılı alacağın temliki sözleşmesi uyarınca dava dışı cezai şart alacaklısı şirket, davacı ile davalı ... arasında imzalanan 19/12/2018 tarihli sözleşme kapsamında doğmuş / doğacak tüm hak ve alacakları ile sözleşmenin 7/e. maddesindeki cezai şart alacaklarını ferileri ile birlikte davacı şirkete gayri kabili rücu şekilde yazılı olarak temlik etmiştir.
Alacağın temliki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, temlike konu alacağın sözleşmede açık ve net şekilde belirtilmesi ve davacıya temlik edilmesi, kanun, sözleşme veya işin niteliği uyarınca temlike engel bir durumun bulunmaması, alacaklının borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devrinin mümkün olması karşısında, yazılı alacağın temliki sözleşmesinin geçerli olduğu ve dava konusu alacağın davacı şirkete geçerli şekilde temlik edildiği noktasında duraksama yoktur.
O halde, davalı vekilinin bu yöne ilişkin savunmaları da yerinde görülmemiştir.
Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir (TBK 444). Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. (TBK 445).
Anılan Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, rekabet yasağı anlaşmasının taraflar arasında yazılı olarak düzenlendiği, davalının fiil ehliyetine sahip olduğu, aynı bölgede ve aynı işe yönelik rakip bir işletme açmanın rekabet yasağı hali olarak kabul edildiği, davalının gayrimenkul danışmanı olması sebebiyle davacının müşteri çevresi, portföyü ve yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğu, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünde bölgesel sınırlandırma yapıldığı, coğrafi alan bakımından yapılan sınırlandırma geniş tutulmuşsa da Hâkimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle kapsamı (yer / coğrafi alan) sınırlama yetkisinin olduğu, bu çerçevede davalının işten ayrıldıktan sonra aynı ilçede - aynı bölgede (...) çalışmaya başlaması nedeniyle TBK 445/2. maddesi uyarınca Sarıyer ilçesi Maslak semti bakımndan mahkememizce sınırlandırma yapıldığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E. ... K; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E. ...K ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E. ... K; İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ... E. ... K; İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi ... E. ...K.), diğer taraftan sözleşmede rekabet yasağının 2 yıl süre ile sınırlandırıldığı ve Kanunda belirtilen yasal süreye uygun olduğu, hasılı rekabet yasağının 6098 s. TBK 444. ve 445. madde hükümleri uyarınca mahkememizce geçerli ve bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.
Rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçerli olması sebebiyle, bu çerçevede davalı vekilinin aksi yöndeki (özellikle coğrafi alan bakımından oldukça geniş bir bölgenin sözleşmede yazılı olması ve bu durumun davalının anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğünü ihlal ettiği) beyanlarına yukarıda açıklanan gerekçeler ve Yasa hükümleri karşısında itibar edilmemiştir. (Aynı yönde güncel karar için bakınız. Anayasa Mahkemesi 04/04/2024 tarih ... Esas. ... Karar)
Bu aşamada belirtmek gerekir ki, rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlık hakkında, Meselenin halli özel bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi de yaptırılmıştır.
Uzman bilirkişi 08/07/2/2024 tarihli raporunda, rekabet yasağı anlaşması yazılı olarak yapıldığı için şekil şartları yönünden tamam olduğunu, davalının fiil ehliyetine sahip olduğunu, davalının davacı ... danışmanı olarak çalışması sebebiyle davacı şirketin müşteri çevresine ve portföyüne vakıf olduğunu, rekabet yasağı kapsamında süre bakımından sözleşmede sınırlandırma yapılmış olduğunu, süre bakımından sınırlandırmanın Yasaya uygun olduğu mütalaasında bulunmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki, bilirkişi raporunda coğrafi alan bakımından yapılan sınırlandırmanın ise takdirinin mahkememize ait olduğu ifade edilmiş, TBK 445/2. maddesi uyarınca sözleşmedeki bölgeler yönünden davacının çalışma bölgesi ile sınırlandırılma yapılması halinde ise ceza koşulunun geçerli olacağı, bu halde sözleşmenin 7/e. maddesi uyarınca davacının 20.000,00 USD ceza koşulunu talep edebileceği söylenmiştir. Nitekim, mahkememizce yukarıda gösterildiği üzere "..takdir hakkı uyarınca kapsam bakımından yapılan sınırlandırmada ise özellikle davacı ile rakip firmanın her ikisinin ... ilçesi ... semtinde faaliyet göstermesi, faaliyet alanlarının aynı olması, aynı işin yapılması sebebiyle rekabet yasağı anlaşmasının bu sınırlandırma uyarınca yalnızca Sarıyer ilçesi için geçerli olduğu takdir edilmiştir" şeklinde cezai şartın geçerli olduğu belirtilmiştir (Yukarıda sayılanlardan başka kararlar için bakınız. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ... E. ... K, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ... E. ...K.; İSTANBUL BAM 12. HUKUK DAİRESİ ... E. ... K.)
Mahkememizce, bilirkişinin isabetli tespit ve değerlendirmeler içeren 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporundaki mütalaasına yukarıda açıklanan gerekçelere, ilave olarak iştirak edilmiştir.
Rekabet yasağı anlaşmasının geçerliliğine yönelik gerekçe tamamlandıktan sonra, tarafların esas hakkında ileri sürdüğü iddia ve savunmaların tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı, davalının aynı bölgede ve aynı iş kapsamında kendi adına rakip bir işletme açmış olması nedeniyle rekabet yasağı anlaşmasının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı, davacı şirkete önemli ölçüde zarar verilmediğini savunarak TBK 444. maddesi uyarınca rekabet yasağına yönelik yasal koşulların oluşmadığını ifade etmiştir.
Uyuşmazlığın temeli, TBK 444/2. maddesi hükmü uyarınca rekabet yasağına yönelik yasal koşulların oluşup oluşmadığı noktasında toplamaktadır.
6098 s. Türk Borçlar Kanunun Rekabet Yasağının koşulları başlıklı 444/2. maddesi " Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir" şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı ... ... Ltd. Şti. ile davalı ... tarafından kurulan rakip işletme "..."ın vergi ve sicil kayıtları celp edilmiş, yapılan incelemede her iki firmanın emlak sektöründe faaliyet gösterdikleri, broker/owner olarak çalıştıkları, iştigal alanlarının ve yapılan işin de aynı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, aynı çalışma alanları ve aynı iş yönünden birbirine rakip sayılan bu işletmelerin, davalının, davacı şirketteki işinden ayrılarak rakip işletme kurarak çalışmaya başlaması ile birlikte rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın 7/e. maddesi uyarınca davalının sıfatı, konumu, görevi de gözetilerek davacı açısından ticari faaliyetlerine zarar verme riskini içermektedir. Rekabet yasağına aykırılığın gerçekleşmesi için, mutlaka somut bir zararın doğmasının aranmayacağı muhakkaktır. Nitekim, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için davalının hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin / davacının müşteri çevresi ve yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanına sahip bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rekabet halinde olan yeni rakip işletmesinde kullanabilmesi ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, davalının yeni işinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için davalının, önceki işverene / davacıya fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Müşteri çevresini ve edindiği bilgileri rakip işletmesinede kullanması veya bunlara nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ... E. ...K.).
Diğer taraftan; davalının, davacı şirkette gayrimenkul danışmanı olarak hizmet verdiği, bu hizmeti çalışması ve pozisyonu sebebiyle davacı şirketin müşteri çevresine ve portföyüne vakıf olduğu, yine davacı şirketin yaptığı işler hakkında önemli bilgiler edinme imkanın olduğu, nitekim davalının işten ayrıldıktan sonra kendi adına açtığı rakip işletmede aynı sektörde (emlak) faaliyet göstererek aynı işi, aynı ilçede, aynı bölgede ve aynı görevlerle yerine getirdiği, davacı tarafından dava dilekçesinde ekinde sunulan kayıtlar uyarınca davalının hizmet verdiği müşterilerin çoğunluğunun davacının bölgesindeki ve müşteri çevresine ilişkin portföye ilişkin olduğu, bu itibarla rekabet yasağı anlaşmasının 7/e. maddesi uyarınca koşulların oluştuğu, hasılı davalının, davacının müşteri çevresi / portföyü ve yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğundan bu bilgilerin kullanılmasının davacı şirket bakımından somut bir zarara sebep olacak nitelikte olduğu, bu suretle rekabet yasağının ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar, Mahkememizin kabulü ve emsal içtihatlar uyarınca; taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin 7/e. maddesinin geçerli olduğu, sözleşmenin 7/e. maddesinde belirtilen rekabet yasağının aynı sektörde, aynı ilçe ve bölgede, aynı işin yapılması kapsamında davalı tarafça kendi adına rakip işletme açılmak suretiyle ihlal edildiği sonucuna varılmış, davalının davacı şirkette gayrimenkul danışmanı olarak çalışması sebebiyle noter e-tespit işlemleri, ekran görüntüleri, taşınmaz ilan evrakları, tanık anlatımları nazara alınarak davacının müşteri çevresi, portföyü ve davacının yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğu, bu bilgilerin kullanılmasının davacı şirket bakımından önemli bir zarara sebep olacak nitelikte olduğu noktasında duraksama bulunmadığından, davacının sözleşmenin 7/e.maddesi uyarınca ceza koşulunu davalı taraftan talep edebileceği kanaatine varılmıştır. ( İSTANBUL BAM 12. HD. ... E. ... K.)
Davacı vekili 09/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur.
Islah dilekçesinin bir sureti davalıya tebliğ edilmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile, 20.000 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren kamu bankalarınca dövize işlemiş en yüksek faiz ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ıslah dilekçesine karşı, artırılan dava değeri yönünden zaman aşımı defi ileri sürmüştür.
Hemen belirtmek gerekir ki, rekabet yasağına aykırılıktan doğan cezai şartın tazmini davasında, 6098 s. TBK 444. vd. maddelerinde zaman aşımı hakkında özel bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı nazara alındığında 6098 s. TBK 146. maddesi uyarınca alacağın genel zaman aşımı süresi olan 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu (bkz. İSTANBUL BAM 14. HD. ... E. ...K.), rekabet yasağına aykırılık iddiası kapsamında davalının kendi işletmesini açtığı tarih ile ıslah tarihi arasında 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zaman aşımı defisinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından rekabet yasağı anlaşmasına ilişkin sözleşmenin 7/e.maddesi uyarınca ıslah dilekçesinde 20.000 USD cezai şart talep edilmiş ise de; Mahkememizce talep edilen cezai şart miktarının aşırı olduğu kabul edilerek tenkisi yoluna gidilmiş, bu suretle sözleşme hükümleri, davacının karşı edim üstlenmemesi, davalının davacı şirkete bağımlı çalışan olması, menfaatler dengesi, hakkaniyet ilkesi vs.. gözetilerek takdiren %50 oranında indirime gidilerek neticeten davacı lehine 10.000 USD cezai şart alacağına hükmedilmiştir (birebir emsal nitelikte, cezai şarttan aynı oranda takdiri indirim yapılan ve istinaftan geçen bir karar için bkz. İSTANBUL BAM 12. HD.... E.... K.)
Bilindiği üzere taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Ancak, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK 182). Bu noktada, az yukarıda belirtildiği üzere, aşırı görülen cezai şart tutarı Mahkememizce indirilmiştir. Tacir borçlu, ceza koşulu aşırı olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez (TTK 22). Bu yönden mahkememizce araştırma yapılmış, davalı ...'nın 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde, tacir sıfatı bulunmayan davalı için cezai şartın tenkis edilmesinde yasal bir engel de bulunmamaktadır.
Öte yandan, davanın kısmen reddi halinde vekalet ücretinin taraflar arasında haklı çıkma oranına göre bölüştürülmesine ilişkin olan kural, davacının istemiş olduğu miktarın mahkemenin takdirine tabi olmadığı hallerde uygulanır. Buna karşılık, "takdire elverişli bulunan alacak iddialarında", mahkemece davacının istediği miktardan daha az bir miktara hükmedilmesi halinde, davalı yararına ayrıca vekalet ücreti takdiri yoluna gidilemez. Bu noktada, cezai şartın tahsili istemiyle açılan davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. O nedenle, sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Diğer bir ifadeyle, hakimin takdir hakkım kullanarak Borçlar Kanunu'nun 182/son maddesini uygulamak suretiyle yapmış olduğu indirim miktarı vekalet ücretinin hesaplanmasında dikkate alınamaz. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ... E. ...K).
Bu çerçevede, cezai şart bedelinden yapılan tenkis / indirim miktarı (10.000 USD) için davalı lehine vekalet ücreti de takdir edilmemiştir. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ... E. ... K; YARGITAY 11. HD. ... E.... K.)
Davacı vekili 09/10/2024 tarihli ıslah dilekçesinde ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 23/07/2020 tarihinde itibaren faiz uygulanmasını talep etmiştir. Ancak, bahse konu ... 20. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde davacı şirketin davalının işten ayrılmasından sonra aralarında imzalanan rekabet yasağı anlaşmasının bulunduğunu bildirildiği, yasal sorumluluğun hatırlatıldığı, nitekim ihtar içeriğinde rekabet yasağına aykırılık teşkil eden davranışlardan bahsedilmediği, bilakis davalının işten ayrılmasının hemen akabinde rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek davranışlardan uzak durması, sözleşmesel sorumlulukların devam ettiği bildirilmiştir. Dolayısıyla, bu içeriğe sahip ihtarname ile temerrüt koşulları oluşmadığından davalı temerrüte düşmemiştir. Bu suretle, genel kural uyarınca, davalı, davanın açılması ile temerrüte düşmüş olup dava tarihinden itibaren talep uyarınca 3095 sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının 09/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 10.000 USD cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ayrıca hükmedilen 10.000 USD cezai şart alacağına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro cinsinden yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davacının 09/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda,
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1- 10.000 USD cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
Hükmedilen 10.000 USD cezai şart alacağına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro cinsinden yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 4.814,83 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 341,55 TL ile 11.500,00 TL ıslah harcının mahsubu ile fazladan alınan 7.026,72 TL harcın karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 341,55 TL TL peşin harç, 4.473,28 TL ıslah harcı, 1.695,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.009,83 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 5.504,91 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Cezai şart alacağından yapılan tenkis sebebiyle indirime tabi tutulan ve reddedilen kısım yönünden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas ... Karar sayılı ilamı uyarınca) davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a) 660,00 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) 660,00 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır