İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/157 K.2024/858
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/157 Esas
KARAR NO : 2024/858
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 08/03/2023
KARAR TARİHİ : 27/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; şirket kurucu ortağı ve pay sahibi ...'nun 24.12.2022 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin, merhum ...’nun dört çocuğundan biri olarak yasal mirasçısı olduğunu, müteveffa ...’nun vefatından önce davalı şirketin pay sahipliği yapısının aşağıdaki şekilde olduğunu, Pay Sahibi Toplam Hisse Adedi Hisse Grubu Hisse Oranı ...120B-C-D-E grubu %16 ...
150
A grubu
%20
...
120
B grubu
%16
...
120
E grubu
%16
...
120
C grubu
%16
...
120
D grubu
%16
Bu kişilerden, ..., ... ve ... nun aynı zamanda Şirket yönetim kurulundaki çoğunluğu elde tutan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketin kontrolünü hukuka aykırı birtakım girişimler sonucunda elde etmiş olan bu kişilerin ...’nun vefatını önceleyen hastalık sürecinde vesayet altına alınması üzerine şirket organlarının tüm faaliyetlerini durdurduğunu, ...’nun vefatı üzerine ise vakit kaybetmeden tekrar başlattıklarını, bu kişilerin tüm hedefinin, şirketin kontrolünü hukuka aykırı şekilde elde tuttuğunu, bu hedefe dönük olarak...'nun Şirket yönetim kurulunu 10.01.2023 tarihinde toplantıya çağırdığını ve müteveffa ...’nun paylarının hukuka aykırı şekilde bölüştürüldüğünü, yönetim kurulu üyesi ...'nun olumsuz oyuna karşı oyçokluğu ile Şirket pay defterindeki kayıtların değiştirilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olduğunu, henüz mirasın bölüşülmediğini, payların bu şekilde bölüşülmesine de müvekkilinin onayının olmadığını, müvekkili tarafından terekenin tespit edilmesi ve terekeye temsilci tayin edilmesi istemiyle ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...Tereke sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, pay sahipleri..., ... ve ...'nun hukuka aykırı şekilde tanzim ettikleri hazirun cetveli sayesinde, gerçekte %48 olan pay sahiplikleri bu sayede %60 oranında gözüktüğünü, bu durumun miras ortaklığına ilişkin emredici nitelikteki MK m. 640 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, somut olayda pay sahiplerinin, tek başlarına temsil etme imkânları olmayan paylardan doğan oy haklarını kullanmış ve kullanmak zorunda bırakıldığını, Hazirun Cetvelinin tamamen hatalı şekilde düzenlendiğini, pay dağılımı nedeniyle genel kurulun iradesini yansıtmayan oylamanın genel kurul tutanağına yazılmasına neden olduğunu, şirketin ertelenen genel kurul toplantısı 21.03.2023 tarihinde yapılacağını, hukuka aykırı şekilde düzenlenen hazirun cetveline göre genel kurul tekrar toplanacak ve bu durum genel kurul toplantısında alınacak kararları doğrudan etkileyeceğini, haksız şekilde oluşturulan bu çoğunluğun 21.03.2023 tarihinde 2021 yılı faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider hesapları, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve belki de en önemlisi kâr dağıtımı konusunda karar vereceğini, 21.03.2023 tarihinde yapılacağı ilan edilen ikinci toplantı ile 21.02.2023 tarihinde yapılan ilk (ertelenen) toplantı arasındaki organik bağ gözetildiğinde ikinci toplantıda hukuka uygun karar alınabilmesinin imkansız olduğunu, mahkemece yokluğa ya da iptaline karar vermeden önce genel kurul yapılması hâlinde toplantıyı ilk toplantıdaki toplantı başkanlığı yöneteceğini, Fakat bu toplantı başkanlığı aslında seçilmediğini, 21.03.2023 tarihinde yapılacak olan genel kurulda alınan tüm kararlar da yine geçersiz sayılacağını, bu sefer de bu kararların geçersizliğinin tespitine kadar geçecek sürede başka hukuka aykırılıklar oluşacağını, herhangi bir hak kaybına uğranılmaması, ciddi bir zararın doğmasının engellenebilmesi için HMK m. 389 uyarınca Davalı Şirket’in 21.03.2023 tarihinde gerçekleşecek genel kurulunun ihtiyaten durdurulması gerektiğini beyanla her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 21.02.2023 tarihli 2021 Yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısı'nda alınan (1) numaralı kararın yokluğunun tespitine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde TTK m.445 uyarınca, 21.02.2023 tarihli 2021 Yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısı'nda alınan (1) numaralı kararın iptaline, 21.03.2023 tarihinde gerçekleştirilecek genel kurul toplantısının tedbiren ve teminatsız olarak durdurulmasına, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; aynı konuya ilişkin genel kurulun 1 nolu gündemi olan divan başkanlığının seçiminin iptali istemi ile ... 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında açılan davanın reddine karar verildiğini, TTK 419.maddesine göre aykırılığın tek başına iptale sebep olmayacağını, ayrıca başkanlık seçimine ilişkin kararın diğer kararların alınmasında da etkili olması gerektiği gerekçeleriyle reddedildiğini, bu konuda ayrıca istinaf kararının bulunduğunu, pay sahiplerinin vekil aracılığı ile toplantıya katılmasının TTK 425.maddesine uygun olduğunu, şirket esas sözleşmesine göre payları temsil edebilecek kişileri gösteren aynı maddenin iptali için başka bir şirkete ilişkin davacının dava açtığı, o davada mahkemenin şirket ana sözleşmesinin geçersizliğine karar verdiğini, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 22.maddesi uyarınca anonim şirketlerin esas sözleşmelerini yürürlük tarihinden itibaren on iki ay içerisinde yeni kanun ile uyumlu hale getirmeleri gerektirdiği, aksi halde şirket sözleşmesi yerine TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağını, iptali istenen genel kurul toplantısı ile ilgili olarak şirketin ana sözleşmesini anılan TTK maddesi uyarınca değiştirmediğini, bu sebeple pay sahiplerinin temsiline ilişkin şirket esas sözleşmesi hükmünün kanunun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle kesin hükümsüz hale geldiğini, TTK 340 uyarınca, anonim şirkete ilişkin esas sözleşme hükümlerinden ancak kanun açıkça izin verilirse sapılabileceğini, TTK 425 maddesi uyarınca kimlerin genel kurullarda pay sahiplerini temsilen oy kullanabileceğinin gösterildiğini, temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, şirket esas sözleşmesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, hazirun listesinin şirket kayıtlarına, pay defterine ve ticaret sicil kayıtlarına uygun olarak hazırlandığını, payların mirasçılar arasında payları oranında paylaştırılmasına ilişkin Yönetim Kurul kararının butlanının tespiti ve pay defterinin düzeltilmesi talebini içerir ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas numaralı dosyasında görülen davanın derdest olduğunu, tedbir taleplerinin reddedildiğini, TTK m. 494/2 uyarınca şirket paylarının mirasçılar arasında payları oranında bir YK kararıyla paylaştırılmasının hukuka uygun olduğunu, bu konuda ..., ... ve Mali müşavir bilirkişi ...'dan uzman görüşü alındığını, TTK m. 494/2'nin TMK 640.maddesine nazaran özel hüküm olduğunu ve bu hükmün uygulanmasının gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... vekili müdahale dilekçesinde ve özetle; süresi içinde gerekli değişiklik yapılmadığından şirket esas sözleşmesinin kendiliğinden 6102 sayılı TTK'nın 425. maddesine uygun hale geldiğini, bu sebeple vekalet ile genel kurul toplantısında Oy kullanılmasının hukuka uygun olduğunu, TTK 494/2 maddesinin TMK 640.maddesine nazaran özel hüküm olduğunu, bu sebeple genel prensipler gereği TTK m.494/2'nin uygulanmasının gerektiğini, ayrıca TTK m.596 ile TTKm.494'ün aynı konuları düzenlediğini, aralarında uygulama bakımından bir ayrım gözetilemeyeceğini, muristen mirasçılara intikal eden şirket hisselerinin YK kararıyla pay defterine işlenmesinin hukuka uygun olduğunu, mali açıdan herhangi bir hak kaybına yol açılmadığını, miras payı oranında paylarını alan ve şirket defterine kaydedilen kimselerin bu konuda dava açmasında hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca şirket hisseleri üzerinde elbirliği mülkiyeti bulunmadığından hisse geçişine dair alınan YK kurulu kararının butlanla batıl olduğunun düşünülemeyeceğini, TTK uyarınca anonim şirketlerde oy hakkının sadece pay sahibine ait olduğunu, bu hakkın kişiye bağlı olduğunu, başka kimseye devredilemeyeceğini, bu çerçevede kanun koyucunun terekenin şirket paylarına ilişkin olan kısmını elbirliği mülkiyet olacak şekilde düzenlendiğinin kabulünün mümkün olmadığını, ticaret hayatının gereklilikleri ve şirketin bir aile şirketi olduğu düşüldüğünde miras paylarının elbirliği mülkiyet halinde mirasçılara geçtiğinin kabulünün mümkün olmadığını, TTK 494/3 maddesi uyarınca, şirketin miras yoluyla geçen şirket paylarına mirasçıların talebi üzerine 3 ay içinde bu talebi reddetmezse/hukuka aykırı olarak reddederse miras payların intikaline onay vermiş sayılacağını, somut olayda ...'nun başvurusu üzerinden 3 ayın geçtiğini, bu sebeple zaten şirket paylarının miras payları oranında mirasçılara geçtiğini, anılan sebeple YK kararının geçersizliğinin tartışılmasına gerek olmadığını, TTK 494/2 maddesi uyarınca şirket paylarının mirasçılar arasında payları oranında bir YK kararıyla paylaştırılmasının hukuka uygun olduğunu, bu konuda...,...ve Mali müşavir bilirkişisi ...'dan uzman görüşü alındığını beyanla müteveffa ...'nun yönetim kurulu kararıyla şirket hisselerinin TTK md.494/2 kapsamında yasal mirasçılara hukuka uygun biçimde intikal ettiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; Genel Kurul Kararının TTK 445 md vd maddeleri gereğince yokluğunun tespiti veya iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin ortak imzasının bulunduğu Uyap üzerinden gönderilen 26/12/2024 tarihli dilekçe ile; 26.12.2024 tarihli protokol ile muris ...nun mirasçıları arasındaki uyuşmazlıkların anlaşma ile sona erdirildiğini, protokol uyarınca, davacı tarafın, davadan sulh nedeniyle feragat ettiğini, davalı tarafın herhangi bir vekalet ücreti, yargılama gideri talebi bulunmadığını, davacı ve davalı olarak birlikte sunulan işbu dilekçenin gereğinin yapılmasını beyan etmişlerdir.
Davadan feragat HMK'nın 307.maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK'nın 309.maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Feragat bildirimi de HMK'nın 309.maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu da tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle Mahkememizce davanın feragat sebebiyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Feragat nedeniyle davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile artan 247,70-TL harcı 27/12/2024 karar tarihi itibariyle yatırılmış olduğu görülmekle, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Talep edilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Tarafların yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-HMK nun 333. Maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından geriye kalan avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafça gider avansı yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıklandı. 27/12/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır