İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/398 K.2024/614

🏛️ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/398 📋 K. 2024/614 📅 05.11.2024

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/398 Esas
KARAR NO:2024/614
DAVA:Hisselerin Pay Defteri Kaydı
DAVA TARİHİ:14/06/2023
KARAR TARİHİ:05/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri babası..., ... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti’nin %50 oranında hissesine sahip olup 26.07.2022 tarihinde vefat etmiştir. Müteveffanın şirket hisseleri eşi ..., çocukları ... ve ...’a miras yolu ile intikal etmiştir. (EK-1) Şirketin geriye kalan %50 oranındaki hissesi ise Müvekkilinin kardeşi olan davalı ...'e ait olduğu, TTK'nın 521. maddesi "Bir payın miras yolu ile veya karı koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için, ortakların, muvafakatine lüzum yoktur." şeklinde olup limited şirket ortaklık payının miras yoluyla mirasçılara intikal etmesi durumunda TTK’nun 520’nci maddesinde yer alan pay devrine ilişkin şartlar aranmadan pay devri gerçekleşmektedir. Diğer ortakların muvafakati aranmaksızın lehine ortaklık payı tesis edilen şahıs (miras yoluyla intikal) ortak sıfatına haiz olduğu, ancak uygulamada Müvekkilleri kendilerine miras kalan şirket paylarının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kendi adına tescili için şirketin genel kurur kararı ile mirasçılara intikal eden şirket paylarının pay defterine işlenmesi için karar alınması gerekmekte olduğu, ancak davalı ... şirket ortağı olup yapılan tüm ihtarlara rağmen genel kurul çağrısı yapmamış ve Müvekkilleri şirkette söz sahibi olmasını engellediği, .... Noterliği'nin 27.03.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya pay devrinin gerçekleşebilmesi adına genel kurul çağrısı yapılması gerektiği ihtar edilmiştir. Ancak davalı tarafça herhangi bir olumlu yanıt alınamadığı gibi bu durum karşısında hukuki herhangi bir girişimde de bulunmamış ve müvekkilleri içinde bulunduğu manevi olarak yıpratıcı durumdan faydalanmış, şirket üzerinde adeta tek başına hareket ederek kendisine haksız kazanç sağladığı, Hatta müvekkillerim yaşanan ölüm olayının etkisini geçirdikten sonra davalı ile görüşmüş ve bu görüşmede müvekkillerime hakaret ve tehditler ile şirketin sadece kendisne ait olduğunu, şirketin içindeki tüm malların kendisine ait olduğunu ve dilediği gibi kullanacağını ifade ederek, müvekkillere haklarını talep ettikleri için hırsızlar gibi ifadeler kullanmıştır. Bu durum bilgilerini sunacağımız tanık ifadeleri ile tespit edileceği, arz ve izahına çalışmış olduğumuz ve mahkemenizce re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Müvekkilleri ... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti’nin ortağı olduğunun tespit edilmesini, işbu tespit sonucunda Müvekkillerine intikal eden şirket paylarının pay defterine işlenmesine ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazı yazılarak Müvekkilleri miras paylarının kendi adlarına tescil edilmesine, Müvekkilleri şirket üzerindeki haklarının korunabilmesi adına Müvekkillerin de ortağı olduğu ... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti’ne kayyum atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın "limited şirket hisselerinin aidiyetinin tespiti ve tescili" talebi ile açtığı davada hukuki yararı bulunmadığı, davacı tarafında dava dilekçesinde belirttiği üzere; TTK m. 521 uyarınca bir ortağın ölümü halinde diğer ortaklarının onayına gerek kalmaksızın miras yoluyla intikal söz konusu olmakta ve mirasçılar limited şirkette ortak sıfatına haiz olduğu, Davacıların dilekçelerinde bunu belirttikleri halde tekrardan şirket hissedarı olduklarını tespit ettirmek istemeleri anlaşılabilir olmadığı, Şirket 2016 yılından beri organsız olduğundan dolayı müvekkilin genel kurul çağrısı yapma yetkisi bulunmadığı, fakat davacılar ısrarla müvekkilin yetkisi olmadığı halde kendi paylarının deftere işlenmesini ve tescil edilmesini talep etmekte olduğu, müvekkili bu konuda yetkili olmadığı, Müvekkili ve davacılar işbu şirket hisselerinden kaynaklı olarak kanunen aynı hak ve yetkilere sahip olmasından dolayı TTK m. 410 ve devamı uyarınca uyarınca mahkemeden genel kurul çağrısı yapma izni talep ederek ve mahkeme kararı akabinde müvekkilin toplantıya katılımına ve onayına gerek olmaksızın uygulamada istenilen şekle uygun olarak hisseleri kendi adlarına tescil ettirme imkanları olduğu, bu nedenle söz konusu tescil için hukukun tanıdığı bir imkan varken davacı tarafın eldeki tespit ve tescil davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle davanın usulden reddi gerekmekte olduğu, Davacı taraf, .... Noterliği'nin 27.03.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu şirkette yetkili sıfatına haiz olmayan müvekkilinden genel kurul çağrısı yapılması gerektiğini talep ve ihtar etmiştir. Ancak tarafımızca .... Noterliği'nin 05.04.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı karşı ihtarname ile müvekkilin şirkette yetkili sıfatının 09.07.2016 tarihinde bittiği ve işbu tescilin ticaret sicil müdürlüğünde veraset belgesi ile yapılabileceği ihtar edildiği, davacı tarafın gerçeğe aykırı iddialarının aksine müvekkilin davacıları herhangi bir engellemesi söz konusu değildir. Davalı şirket ortağı müvekkilin şirket yetkilisi olmaması nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta, İşbu davanın konusunu oluşturmamakla birlikte, davacıları temsilen ... ile müvekkili ... arasında davacı tarafın iddia ettiği gibi bir konuşma geçmediği, tarafların bu görüşmesinde davacı ... davacıları temsilen "hisse devrini gerçekleştirmek için" ek ödeme talep etmiş olup, müvekkilinden bekledikleri cevabı alamayınca işbu dava dilekçesinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, davacı tarafın bu beyanlarının aksine tarafların bir araya geldiği konuşmada bizzat ... müvekkile hitaben "sen sağduyulu adamsın, senin sağduyuna güveniyorum, hakkımızı verirsin, kimseyi mağdur etmezsin" dediği,, davacı tarafın neden bu şekilde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu taraflarınca anlaşılamadığı, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerler; usul ve yasaya aykırı olarak açılmış davanın usulden reddini, mahkememiz aksi kanaatteyse esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacıların ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin TTK madde 521 gereğince ortaklık sıfatlarının tespiti ve tescili ile kayyum atanması yasal şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu görüldü.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Ön inceleme duruşmasının 21/11/2023 günü yapılmasına, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacılar vekili sunmuş olduğu 03/04/2023 tarihli dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası...'in ... San ve Tic Ltd Şti'nin %50 oranında hissesine sahip olup 26/07/2022 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın şirket hisselerinin eşi Yadigar Karadeniz, çocukları ... ve ...'a miras yolu ile intikal ettiğini, şirketin geriye kalan %50 oranındaki hissesinin ise müvekkilinin kardeşi olan davalı ...'e ait olduğunu, TTK 521.maddesinin bir payın miras yolu ile veya karı koca mallarının idaresine ati hükümler gereğince iktisabı için ortakların muvafakatine lüzum yoktur" şeklinde düzenlendiğini, limited şirket ortaklık payının miras yoluyla mirasçılara intikal etmesi durumunda TTK.nun 520 maddesinde yer alan pay devrine ilişkin şartlar aranmadan pay devrinin gerçekleştiğini, diğer ortakların muvafakati aranmasızın lehine ortaklık payı tesis edilen şahsın ortak sıfatına haiz olduğunu,..... her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkillerinin payı oranında davalıdan tahsiline, müvekkillerinin ve şirketin menfaatlerinin daha fazla zarara uğramaması nedeniyle şirkete kayyım atanması talep edildiği, ....Mahkememce davacının ikinci ve asli talebi Dava dışı ...Şirketine kayyım atanmasına yönelik talebinin bu davanın şirkete yöneltilerek açılması gerekirken şirket ortağı ... e yöneltildiğinden ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, iş bu dosyanın henüz kesinleşmediği anlaşılmakla öncelikle davacı yanın kayyum atanması hususundaki davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, Davacı yanın tespit hususundaki davası yönünden ise; TTK madde 596 gereğince şirket ortağının ölümü halinde ölen şirket ortağının şirkette olan tüm hakları, varsa borçları hisse payı oranında mirasçılara geçecek olup ayrıca bu hususta genel kurulca karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Mirasçıların ortaklık sıfatını kazanmaları için pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil yapılması da gerekli değildir. Bu konuda ticaret siciline yapılacak olan tescil kurucu değil, bildirici etkiye sahiptir. Bu nedenlerle şirket ortaklığı ölüm ile mirasçılara geçeceğinden; ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi"nin 2016/8032 Esas ve 2018/1828 Karar sayılı ilamı ) hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacı yanın tespit hususundaki davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davacı yanın kayyum atanması hususundaki davasının derdestlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan (427,60TL) maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan ( 30.000,00TL) maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip ...
Hakim ...