İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/187 K.2025/33
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2019/187 Esas
KARAR NO:2025/33
DAVA:Tespit
DAVA TARİHİ:26/04/2019
KARAR TARİHİ:22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... K. sayılı kararı uyarınca kurulduğunu; davacının 27/03/1985 tarihinde tescili gerçekleşmiş olan davalı şirkette pay sahibi olduğunu, davalı ... ...’nin, şirketin kuruluşundan bir süre sonra hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, davalı şirketin hissedarları ... ..., ... ve ... ...’nin vefatlarının akabinde davalı ... ...’nin şirketteki hisselerini nedeni bilinmeyen şekilde geri aldığı ve davalı şirketin yönetimini üstlendiğini, şirketi fiilen elinde bulunduran ... ...’nin defalarca ve usulsüz olarak pay defterine müdahale ettiğini, pay cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, davacının pay defterinde mevcut paylarının gerçeğe uygun vaziyette bulunmadığını, baba ... ... ile anne ...’ye ait payların miras hukuku kurallarına göre ve miras payları oranında alt soy mirasçılarına intikal etmesi gerekeceğini, davacının 1995 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında 840/12.000’e tekabül eden hisselerinin ... ...’nin ölümü sonrası 20/05/1997 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı hazirun cetvelinde 480/12.000 şeklinde pay defterine işlendiğini, 08/06/1998 tarihinde vefat eden babaya ve 22/11/1998 tarihinde vefat eden anneye ait hisselerin taksimi gerekliyken hisse paylaşımının gerçekleşmediğini, davalı şirketin payları, hamiline yazılı senede bağlanmış olsa da pay defterine usulsüz müdahalelerin gerçekleştiği tarihler itibarıyla hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmadığı; şirket paylarının çıplak pay olarak değerlendirilmesi gerektiğini, çıplak payın devrinin yazılı olarak yapılmasının zorunlu olduğunu, pay defterindeki hataların düzeltilmesi gerektiğini, şirket yönetim kurulu kararları ile sair işlemlerin davacının bilgisi dahi olmaksızın imzası taklit edilmek suretiyle alındığı öne sürülerek davacının, davalı şirketteki gerçek pay adedinin tespit edilerek davalı şirket pay defterindeki kayıtların düzeltilmesine ve davalı şahıs uhdesinde bulunan davacıya ait payların iptal edilerek ve kayıtlarının düzeltilerek davacı adına kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müteveffa anne ve babanın bıraktığı mirasın tüm yasal mirasçılarına yasal miras hakları oranında bizzat davacının kendisinin yaptığı miras hukukuna ilişkin işlemlerle intikal ettiği; davacının, tüm genel kurullara ya asaleten ya da vekaleten katılmış olduğu ve pay sahipliğini gösteren hazirun cetvellerini hiçbir ihtirazi kayıt öne sürmeksizin imzaladığını, davacının dilekçesindeki bütün iddiaları yönünden tüm hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak imzaladığı yönetim kurulu kararıyla hissedarların paylarının adet, tutar ve oran olarak ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, davalı şirketin kurulduğu 1985 yılından sonra nakit artırım yöntemiyle, gerek şirket birleşmeleri ve devralmalar yoluyla ve gerekse şirket kârlarının sermayeye eklenmesi yoluyla sermaye artışları yaptığını, davacıya ait payların davacı tarafından, davalı şirketin kullandığı kredilerin teminatı olarak ... A.Ş.’ye rehin edildiği; aynı şekilde diğer hissedarların paylarının da rehinli olduğunu, hissedarlardan hiçbirinin, rehin alacaklısının bilgisi ve onayı dışında devretme ihtimali ve hakkı bulunmadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, şirket pay sahipliği durumunun tespiti ve pay defterindeki kayıtların düzeltilmesi davasıdır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; pay defterinin, TTK 18.md hükmü gereğince davalı şirket tarafından tutulması zorunlu defterler arasında yer aldığını, söz konusu defterin 10 yıl boyunca saklanması gerektiğini, söz konusu defterin 25/04/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında mevcut olmasına rağmen, dosya kapsamında sunulmadığını, herhangi bir zayi belgesinin de ibraz edilmediğini, dosya kapsamında mevcut deliller ve belgeler ışığında; pay defteri sunulmadan, konusu “pay devri” olan bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve bu hususun değerlendirilebilmesinin mümkün olmadığını, dosyada mevcut hazirun cetvellerinin ise açıklayıcı niteliğe haiz olduğu, yalnızca ilgili genel kurul tarihindeki pay dağılımını gösterdiği ve hazirun cetvelinde yazılı pay miktarlarının pay sahipliği hakkının varlığı ve niceliği konusunda bağlayıcı niteliği bulunmadığını, sahte/taklit imza hususunun incelenmesi ise heyet üyelerinin uzmanlık alanı dışında kaldığını, pay sahipliği haklarını gösteren pay defteri dosya içeriğinde yer almadığı için, miras hukuku çerçevesinde miras bırakanın payının ne oranda paylaştırıldığına ilişkin bir tespit yapılamadığını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/02/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı şirket payları hamile yazılı olarak ana sözleşmede yer almışsa da hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılmadığını, senede bağlanmamış, hamiline ve nama yazılı payın devrinde fark olmayıp her iki halde de çıplak payın devri alacağın devri hükmüne tabi olduğu ve TK m 499/1’e göre pay defterine kayıt edilmesi gerektiğini, pay defterinin, dosya kapsamında sunulmadığını, herhangi bir zayi belgesinin de ibraz edilmediğini, pay defteri olmadığından, Ticaret Sicili'ne de kayıtlı olan Şirket Esas sözleşmesinden hareketle davalı şirketin kurucuları ... ‘nin vefatından sonra veraset intikal Vergi Dairesinden gelen bilgiler ile hesaplanan hisse oranlarının; 8000 Pay karşılığı; ... ... : 3.880 Pay, ... : 3.520 Pay, ... : 4.600 Pay olarak hesaplandığını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davalı şirket payları hamile yazılı olarak ana sözleşmede yer almışsa da hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılmadığını, senede bağlanmamış, hamiline ve nama yazılı payın devrinde fark olmayıp her iki halde de çıplak payın devri alacağın devri hükmüne tabi olduğu ve TTK m 499/1'e göre pay defterine kaydedilmesi gerektiğini, pay defterinin, dosya kapsamında sunulmadığı, herhangi bir zayi belgesinin de ibraz edilmediğini, pay defteri olmadığından, Ticaret Sicili'ne de kayıtlı olan Şirket Esas sözleşmesinden hareketle davalı şirketin kurucuları ...'nin vefatından sonra veraset intikal Vergi Dairesinden gelen bilgiler ile hesaplanan hisse oranlarının 22.12.1998 tarihli Genel Kurulda 8000 Pay karşılığı; ... ...: 2.586,67 Pay , ...: 2.346,67 Pay , ...: 3.066,67 Pay olarak hesaplandığını, 29.08.2007 Tarihli Genel Kurulda 60.000 Pay karşılığı; ... ...:19.400,03 Pay, ...:17.600,03 Pay, ...: 23.000,03 Pay olarak hesaplandığını, dava tarihindeki pay oranlarının hesaplanabilmesi için 29.08.2007 tarihi ve sonrasında sermaye artırımlarında düzenlenen ve ticaret siciline verilen Sermeye Ödeme Tespit raporlarının dosyaya sunulması gerektiğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında, miras kalan Davalı ... paylarının elden paylaşımının tamamladığını, işbu dosya kapsamında, davacı tarafın davalı ...’daki paylarının tespiti bakımından hazirun cetvelleri ve tutanakların esas alınabileceğini, bu belgelerin tarihleri itibariyle var olan pay sayılarını göstereceğini, 11.01.2018 Tarih ve 9492 sayılı TTSG kaydı itibariyle davalı şirkette davacının hisse miktarının 7.661.618 adet ve sermaye tutarının 7.661.618,00.-TL olduğunun değerlendirildiğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; Mali Müşevir bilirkişi yönünden; davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 2007 ve öncesi ticari defterle tarafımıza ibraz edilmediği Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi .... Asliye Ticaret mahkemesinde 2020/214 Esas sayılı dosyada talepleri ; 27/03/1985 ile 18/12/1991 yılları arasını kapsayan döneme ilişkin yönetim kurulu karar defteri, ortaklar pay defteri ile 1985(dahil)-2006(dahil) yılları arası Yevmiye Defterini, Defter-i Kebir ve Envanter Defterini, 2017 yılı Envanter Defterini ve 2018 yılı Envanter Defterinin zayi olduğunun tespiti ve zayi belgesi verilmesi talep ettiği, ....Asliye Ticaret mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği ticari defterlerin tarafımıza ibraz edilmesi, Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sorumlu olduğu değerlendirildiğini, yapılan tespit ve incelemelerde 2012 yılında tescil edilen sermaye 56.702.428,00.-TL ve ticari defterde tespit edilen sermaye tutarı 57.836.722,00.-TL olup tescil edilen sermaye ile ticari defterler arasında fark olduğu görüldüğünü, mevcut durum 2013-2014-2015 yıllarında da devam ettiğini, diğer inceleme dönemlerinde ise tescil edilen sermaye tutarı ile ticari defter sermaye tutarının aynı olduğu tespit edildiğini, dava dışı ... ... ve dava dıĢı ...’nin vefatı dolaysıyla Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sermaye sahipliği durumu sona erdiğini, dava dışı ... ... ve dava dışı ...’nin vefatı 1998 yılında olduğuna göre 1998 yılı ortaklar pay defteri ve diğer defterler ( yevmiye kebir envanter) ibraz edilmediği gibi 1998 sonrası ticari defterlerde ibraz edilmediği dava dışı ... ... ve dava dışı ...’nin vefatı dolaysıyla davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 1998 yılı ticari defterleri üzerinde yeni sermaye dağılımın nasıl olduğu yönünde somut tespit yapılamadığını, bu konuda sorumluluğunda davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirket’inde olduğu değerlendirildiğini, dava dışı ... ... ve dava dışı ...’nin vefatı dolaysıyla davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sermaye dağılımına esas belge dava dışı ... ... ve dava dışı ...’nin vefat etmeden önce 22. Nisan 1998 tarihinde yapılan ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olağan üstü genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli belgesi olduğunu, dava dosyasına ibraz edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde öncelikle davacı ve davalının davalı şirket ortağı olan anne ve babasının vefatı neden ile mirastan kalan hisselerden dolayı davacı ... davalı şirketten 2.026,67 hisse adedi ve 50.666,66 YTL olması gerektiğini, diğer taraftan davacı ...'nın davalı şirkete çocukları ... ve ... ortak olduğunu, ... ve ... ortak olmak için hisseleri annesi davacı ...’lı dan aldığı değerlendirildiğini, zira dava dosyasına ortaklar pay defteri ibraz edilmediğini, bunun yanında ... ve ... ortak olmak için hisseleri başka ortaklar almış ise mevcut durum davacı tarafından ispata muhtaç olduğunu, işbu halde davacının çocuklarına verdiği değerlendirildiğinde davacının davalı şirketteki hissesi 1.706,67.adet hisse ve 42.666,66.-YTL olması gerektiğini, dava dosyasına ibraz edilen 1120 adet ve 28.000,00 YTL olduğunu, davacının 1706,67-1.120 = 586,67 adet hissenin durumunda; 493,33 adet hisse davalı ... ... tarafına kayıt edildiği 93,34 hisseninde dava dışı ... adına kayıt edildiği görülmekte olduğunu, davalı ... ... bulunan hissenin tutarı 493,33x 250 YTL = 123.332,50.YTL hesaplanmakta olduğunu, yapılan incelemede davalı şirketin 05.08.2009 tarihli genel kurulunda özel fonlar hesabından bulunan 7.000.000,00.-YTL tutar hisseler oranında davalı şirket ortaklar sermayeleri eklenmesi kararlaştırıldığının görülmekte olduğunu, 7.000.000,00.-YTL sermayeden davacının olması gerekli oransal hisse tutarı 1.014302,51.-YTL hesaplanmakta olduğunu, (davacı oran %14,49 dır.) ancak davacıya 804.052.-YTL verildiğini, (14.08.2009 Tarih ve 7376 sayılı TTSG ) fark tutar 1.014.302,51TL - 804.052TL= 210.250,51 hesaplanmakta olduğunu, yapılan inceleme ve değerlendirmede davalı ... ... 1999-2018 yılları arasında özellikle nakit sermaye artımında diğer ortaklara nispeten her zaman daha fazla tutarda ve oranda sermaye taahhüdünde bulunduğu tespit edilmekte olduğunu, bu durum genel kurul kararları ile taraflarca itiraz olmadan kabul edildiğini, diğer taraftan davalı şirkete ortak olan ... A.Ş. hisseleri hangi ortağa devir ettiği yönünde somut bilgi ve belge ibraz edilmediğini, bunun yanında davalı şirkete daha sonra ortak olan ... ...’nin şirket hangi ortaktan hisse alarak ortak olduğu yönünde bilgi ve belge ibraz edilmediğini, yine davalı şirkete daha sonra ortak olan ... GAY.GEL A.Ş. hisseleri birleşme devir yönünden somut bilgi ve belge ibraz edilmediğini, öte yandan davalı şirkete ortak olan ...’nın davalı şirketteki hisseleri kime devir ettiği yönünde somut bilgi ve belge ibraz edilmediğini, davalı uhdesinde davacıya ait 333.583,01 hisse adedi 333.583,01 -TL tutarlı sermaye olduğu değerlendirildiğini, Miras Hukuku Uzmanı yönünden; miras, murisin ölüm tarihi itibariyle mirasçılara intikal ettiğinden, mirasçıların miras sebebiyle iktisap ettiği hisseleri belirlemek için ölüm tarihleri (... bakımından 22.11.1998; ... ... bakımından 08.06.1998) itibariyle maliki oldukları hisse miktarını belirlemek önem taşıdığını, miras paylarının belirlenmesi bakımından şirketin kurulduğu sıradaki hisselerin murislerin ölüm tarihlerine rastlayan dönemlerdeki değişimi incelendiğinde; ölüm tarihi itibariyle (8.6.1998) ... ... hazirun cetvelinde belirtilen paya sahipse o zaman yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre miras paylarının ¼’er oranda sağ kalan eĢine ve alt soyuna intikal edeceği, 22.04.1998 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısına Ait Hazirun Cetveli fotokopisine göre, toplam payın 8000 olduğu ve ... ...’nin 400 pay sahibi olduğu nazara alınarak miras paylaşımı yapıldığı takdirde olması gereken pay miktarının ... 4820, ... 420, ... 1380, ... ... 1380 olacağını, muris ...’nin de ölüm tarihi itibariyle (22.11.1998) hazirun cetvelinde belirtilen paya sahipse o zaman yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre miras payları 1/3’er oranda alt soyuna intikal edeceğini, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre mirasçıları arasında paylaştırıldığında, ... 420 +1606,6; ... 1380 + 1606,6, ... ... 1380 + 1606,6 pay sahibi olacağını, ancak 22.12.1998 tarihli toplantıya iliĢkin Hazirun cetvelinde ... ...’nin 3600, ...’nın 1.120, ...’nin 2960, ...’nın 160, ...’nın 160 adet pay sahibi olarak belirtilerek, hesaplanan Ģekilde paylaşımın yapılmadığı intibaı doğduğunu; miras yoluyla intikal eden şirket hisselerini belirleyebilmek için yaptıkları bu inceleme neticesinde Hazirun Cetvelinde belirtilen oranların, yasal miras paylarına göre yapılabilecek paylaşım sonucunda ortaya çıkacak oranlarla aynı olmadığını, bunun sebebinin, mirasçılar arasında paylaştırma yapılmış olması olabileceğini. miras hukuku hükümlerine göre elden paylaşma sözleşmesinin ifası açısından paylaşma sözleşmesine konu malvarlığı değerinin devri için gerekli olan tasarruf işleminin yapılması gerektiğini, bu sebeple şirket hisselerinin elden paylaşmaya göre mirasçılara devri bakımından da tasarruf işleminin/işlemlerinin yapıldığının belirlenmesi gerektiğini, şirket hisselerinin devri ile ilgili tasarruf işleminin yapılıp yapılmadığı hususunun ticaret hukuku uzmanı üyeleri tarafından değerlendirileceğini, davacının şekle aykırılık itirazını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, Ticaret Hukuku Uzmanı yönünden; şirketin hazirun cetvellerinin delil niteliğinin bulunduğunu, davacının hazirun cetvellerinde bahsi ve vekillerinin imzası bulunmak suretiyle tüm genel kurullara katıldığı ve hazirun cetvellerini imzaladığını, iddia ettiği dönemde yönetim kurulu üyesi olup, hazirun cetvellerinin hazırlanması görevinin bulunduğunu, Birleşme sözleşmelerinde imzasının bulunduğunu, diğer mirasçılarla miras paylaşımı yapıldığına yönelik toplantı tutanakları ve davacının çocuklarının hissedar olmalarının miras paylaşımı ile bağlantılı olduğu kanaatinin oluşması, yirmi yıl süre ile herhangi bir dava açmadığı dikkate alındığında, davanın çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve buna bağlı olarak davanın dürüstlük kuralına uygun olmayacağını, ancak belirtilen husus Mahkemenin takdirinde olduğundan, davacının talebinin iki konuya has olup, 1997 yılında davacı tarafından davalıya yapılan devrin şekil kurallarına uygun olduğunun kabul edilemeyeceği bu sebeple miras intikallerinin miras paylaşımına yönelik şekil kurallarına uygun olmayacağı benimsendiğinde ve nominal değerli paylar ile bunların iç sermaye tutarlarından yapılan sermaye artırımları sırasında eklenen bedelleri ile birlikte nihayetinde, dava tarihi itibariyle davacının davalı uhdesinde davacıya ait 333.583,01 hisse adedi 333.583,01 .-TL tutarlı sermaye olduğunu belirtmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirketteki gerçek pay adetinin tespit edilerek davalı şirket pay defterindeki kayıtların düzeltilmesini ve davalı ... ... uhdesinde bulunan davacıya ait payların iptal edilip düzeltilerek davacı adına kayıt edilmesini talep ettiği, dava konusu uyuşmazlığın şirket pay sahipliği durumunun tespitine ilişkin olduğu, davalı şirketin paylarının senede bağlı olmayıp çıplak pay niteliğinde olduğu, somut olayda davalı şirketin pay defterinin ibraz edilmediği, hazirun cetvellerinin ve toplantı tutanaklarının pay sahipliğinin ispatı bakımından değerlendirilmesi gerektiği, 20/05/1997 tarihli genel kurulda davacının hissesinin 840'dan 480'e düştüğü, davacı ve davalının murisi ...'nin vefat etmesi sonrası davacıya intikal etmesi gereken hisselerin kısmen davacının çocuklarına kısmen davalıya geçtiği ve davacının çocuklarının da davalı şirketin hisselerini edindikleri, davacının 1997 yılı hisse devri ve 1998 yılı miras intikal işlemlerinide kapsayan davaya konu talebinin uzunca bir süre ileri sürülmeyip bu davada ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının sermaye artırım kararlarına karşı dava açma imkanı varken bunu gerçekleştirmediği, davacının şahsen veya vekilleri suretiyle bütün genel kurullara katıldığı, hazirun cetvellerinde belirtilen hisse miktarlarını şahsen veye vekili aracılığıyla hiçbir itiraz ileri sürmeden imzaladığı, 15/09/2017 tarihli birleşme sözleşmesinde davalı şirketin pay oranlarının yer aldığı, davacının bu sözleşmeyi de davalı şirket adına ve hesabına pay oranlarına ilişkin hiçbir itiraz ileri sürmeden imzaladığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının davaya konu hisse talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 2.185 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Davacı vekillerinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır