İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/464 K.2024/653

🏛️ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2021/464 📋 K. 2024/653 📅 06.11.2024

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2021/464 Esas
KARAR NO :2024/653
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:15/07/2021
KARAR TARİHİ:06/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacılar vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı alacaklı bankalar 31.12.2011 tarihinde imzalanma, 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde borç tasfiyesi sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre alacaklı bankaların sözleşmede belirtilen taşınmazların satılması için derhal gerekli işlemleri yapması gerektiğini, alacaklı bankalar yaklaşık 10 sene boyunca hiçbir haklı gerekçe göstermeden taşınmazların satımı için gerekli işlemleri yapmadığını, buradaki amacın sözleşmede belirtilen fahiş miktardaki faizden kanuna aykırı şekilde kar elde ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında satışına rıza gösterdiği taşınmazların toplam değeri sözleşmedeki borçtan çok daha fazla olduğunu, bankalar borcun faiziyle birlikte taşınmazların toplam değerine eşitlenmesini hedeflemekte olduğunu, bu zamana kadar da satışı geciktirip borca faiz uygulamaya devam ettiklerini, müvekkillerin bu sözleşme kapsamında 280 civarında taşınmazının satışı için davalı bankalara yetki vermiştir ancak hala 100 civarı taşınmaz satılmadığını, davalıların gerekli satış işlemlerini yapıp yapmadığının tespiti için müvekkile karşı ikame ettikleri icra takiplerinin yapılacak adli sorgular sonucunda Mahkememizce tespit edilmesi ve bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesi sonucunda davalıların borcu karşılamak için yetecek miktarda taşınmazı sözleşmede belirtilen sürede satışa çıkarmadığının ortaya çıkacağını, müvekkillerinin sözleşme uyarınca borçlarını ifa etmek için davalılara haricen ödemeler de yaptığını, bu ödemeler tahminen 150.000.000,00 USD'ye tekabul etmekte olduğunu, bilirkişi marifetiyle ticari defterlerde ve banka kayıtlarında yapılacak incelemeler sonucunda müvekkilin yaptığı ödemelerin de tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, borcundan fazla yaptığı ödeme ortaya çıkacağını, alacaklı bankalar sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendilerine tanınan hakları da kötüye kullanmak suretiyle müvekkilin telafisi olmayacak şekilde büyük bir zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, sözleşmede davalılar lehine bazı yetkiler verilmediği halde yetki gaspı yapılarak müvekkillerin menkul- gayrimenkulleri satışa çıkarıldığını ve zararları oluştuğunu, sözleşme ekinde her ne kadar taşınır- taşınmazların rayiç değerleri belirtilerek satışa çıkarılması yoluna gidilmişse de, söz konusu menkul - gayrimenkullerin rayiç değerleri sözleşmede belirtilen değerlerden daha fazla olup, satış değerinden kat be kat fazla olduğunu, bu durumunda bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek davanın kabulüne, dava belirsiz alacağa ilişkin olduğu için, fazlaya dair talep hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın bilirkişi marifetiyle tespit edilerek sözleşmeye aykırılık tarihinden itibaren işleyecek mevzuata uygulanan en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine, dava masrafları ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Bankası Anonim Şirketi vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... Bankası A.Ş.'nin ... Ticari Şubesi ile davacı firmalar arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, diğer davalılar da bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, anılan sözleşmeler kapsamında firmalara ticari krediler kullandırıldığını, söz konusu kredilerin geri ödenmemesi üzerine 23.11.2011 tarihinde hesap kat ihtarnameleri gönderilerek davacılar temerrüde düşürülmüş olduklarını, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine ekli listedeki icra takipleri başlatıldığını, yasal takip işlemlerinin başlatılması sonrası davalı alacaklı bankalar ile davacı borçlu firmalar arasında 31.12.2011 tarihinde, 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde "Borç Tasfiye Sözleşmesi" imzalandığını, iş bu davanın dayanağını oluşturan Borç Tasfiye Sözleşmesiyle davacı borçlulara, borçlarını ödemeleri için süre tanınmış ve malvarlıklarını haricen paraya çevirme imkanı verilerek kendilerine daha yüksek tutarda borç ödeme imkanı sağlandığını, bununla birlikte, haricen satılması planlanan davacılara ait malvarlığı üzerine üçüncü kişilerce muhtelif hacizler ve özellikle kamu hacizleri konulması nedeniyle harici satışlar gerçekleştirilemediğini ve böylelikle protokolün 7.1. maddesi uyarınca protokol geçersiz hale geldiğini, protokol geçersiz hale gelmesinden sonra mevcut icra takiplerine kalındığı yerden devam edildiğini, ipotekli taşınmazlar icraen paraya çevrildiğini, bakiye alacak ise 23.09.2019 tarihinde ... A.Ş.’ye devredildiğini, 31.12.2011 tarihli borç tasfiye sözleşmesine istinaden davacıların herhangi bir hak talebinde bulunması mümkün olmadığını, 31.12.2011 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ile fahiş faize hükmedildiği iddiasının asılsız olduğunu, borç tasfiye sözleşmesi davacı borçluların kusurlu eylemleri neticesinde geçersiz kaldığını, borç tasfiye sözleşmesinin geçersiz kalmasından sonra icra takiplerine kalındığı yerden devam edildiğini ve taşınmazlar cebri icra yoluyla paraya çevrildiğini, davacı tarafın iddia ettiği maddi tazminatın şartları oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Anonim Şirketi vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan işbu davanın haksız, dayanaksız olup; reddinin gerektiğini, davacının talebinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, davacı tarafın zarara uğradığı iddiası ile şimdilik 1.000 TL talepli belirsiz alacak davası açtığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zarara uğradığını iddia eden tarafın zararının belli olması gerektiğini, müvekkili ... A.Ş ile davacı firmalar arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, diğer davacıların da bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, anılan sözleşmeler kapsamında firmalara ticari krediler kullandırıldığını, söz konusu kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yasal takip işlemlerinin başlatılması sonrası davalı alacaklı bankalar ile davacı borçlu firmalar arasında 31.12.2011 tarihinde, 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe girecek Borç Tasfiye Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın bu sözleşmeyi haciz cebir tehdidi ile zorla imzalatıldığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, fahiş ve ahlaka aykırı faiz uygulandığını, davalıların sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasının da kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışı olmadığını, davacının iddiaları yerinde olmadığını ve birbiriyle çelişmekte olduğunu, davacının müvekkilinden kaynaklanan hiçbir zararı olmadığını, sözleşme gereği tasfiye yapılamaması davacı taraftın kusurundan kaynaklanmakta olduğunu, hiçkimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği davacının bu durumdan yarar sağlaması, hak talep etmesi de hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Caddebostan Şubesi ile davacı firmalar arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, diğer davalıların da bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, anılan sözleşmeler kapsamında firmalara ticari krediler kullandırıldığını, söz konusu kredilerin geri ödenmemesi üzerine 02.11.2011 tarihinde hesap kat ihtarnameleri gönderilerek davacılar temerrüde düşürüldüklerini, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine; .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğÜ ... E., .... İcra müdürlüğü ... E. , .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., ....İcra müdürlüğü ... E., .... İcra müdürlüğü ... E., sayılı icra takipleri başlatıldığını, yasal takip işlemlerinin başlatılması sonrası davalı alacaklı bankalar ile davacı borçlu firmalar arasında 31.12.2011 tarihinde, 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde "Borç Tasfiye Sözleşmesi" imzalandığını, iş bu davanın dayanağını oluşturan Borç Tasfiye Sözleşmesiyle davacı borçlulara, borçlarını ödemeleri için süre tanınmış ve malvarlıklarını haricen paraya çevirme imkanı verilerek kendilerine daha yüksek tutarda borç ödeme imkanı sağlandığını, bununla birlikte, haricen satılması planlanan davacılara ait malvarlığı üzerine üçüncü kişilerce muhtelif hacizler ve özellikle kamu hacizleri konulması nedeniyle harici satışlar gerçekleştirilemediğini ve böylelikle protokolün 7.1. maddesi uyarınca protokolün geçersiz hale geldiğini, protokol geçersiz hale gelmesinden sonra mevcut icra takiplerine kalındığı yerden devam edildiğini, ipotekli taşınmazlar icraen paraya çevrildiğini, bakiye alacaklar için rehin açığı belgeleri alınarak icra takip ve davalarına devam edilmekte olduğunu, davacılar alacaklı-bankalara yönelttikleri işbu dava da haksız ve hukuka aykırı iddia ve taleplerde bulunmakta olduklarını, davaya konu 31.12.2011 tarihli borç tasfiye sözleşmesine istinaden davacıların herhangi bir hak talebinde bulunması mümkün olmayıp iş bu protokolün akdinden sonra protokole konu gayrinakit riskler nakde dönerek alacaklarının likit hale geldiğini, iş bu protokole konu davacı ... lehine 12.04.2011 tarihinde verilen 15.740.000,00-TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu alacaklarının protolün akdinden sonra 13.11.2012 tarihinde tazmin olduğunu, iş bu alacaklarının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Karar sayılı ilamı ile hüküm altına alındığını ve kesinleştiğini, 31.12.2011 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ile fahiş faize hükmedildiği iddiası asılsız olduğunu, borç tasfiye sözleşmesi davacı borçluların haksız ve kusurlu eylemleri neticesinde geçersiz kaldığını, borç tasfiye sözleşmesinin geçersiz kalmasından sonra icra takiplerine kalındığı yerden devam edildiğini ve taşınmazların cebri icra yoluyla paraya çevrildiğini, davacı tarafın iddia ettiği maddi tazminatın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, tazminat davasıdır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/07/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı alacaklı bankalar ... Bankası A. Ş., ... A Ş. ve ... A. Ş. ile Müşterek ve Müteselsil Borçlular ile Müşterek borçlu ve Müteselsil Kefiller arasında imzalanan Borç Tasfiye Sözleşmesi’ nin Müşterek ve Müteselsil Borçlular ile Müşterek borçlu ve Müteselsil Kefillerin muaccel hale gelen borçlarını “faiz ve masraf uygulanmaksızın, varlık satışından elde edilecek gelirle varlık satışından gelirin sözleşmede tespit edilen borçların ödenmesine yetmemesi halinde borç bakiyesinin sözleşmede belirlenen faiz uygulaması ile nakden geri ödenmesi sureti ile tasfiye edilmesine” yönelik Müşterek ve Müteselsil Borçlular ile Müşterek borçlu ve Müteselsil Kefillerin borçlarını ödemede kolaylık sağlayan olağan bir borç tasfiyesi sözleşmesi olduğu, sözleşmenin faiz ve diğer maddelerinde olağandışılık bulunmadığını, Borç Tasfiyesi Sözleşmesinin Konusu borçların Müşterek ve Müteselsil Borçlular ile Müşterek borçlu ve Müteselsil Kefillerin, Alacaklı bankalarla imzalamış oldukları Nakdi ve Gayri Nakdi kredi Sözleşmelerine istinaden kullanmış oldukları Nakdi Ve Gayri Nakdi ödenmemiş Kredilerin tasfiyesi için düzenlendiği, sözleşmenin 7.9 maddesinde de” İşbu sözleşme taraflar arasında imzalanmış bulunan kredi sözleşmelerinin/ taahhütnamelerinin eki ve ayrılmaz bir cüz’ ü olduğu, bu sözleşmede yer almayan konularda müşterek ve müteselsil borçlu ve müteselsil kefiller ile alacaklı bankalar arasında daha önceden imzalanmış bulunan tüm sözleşmeler ile özellikle Genel Nakdi Ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmelerinin hükümlerine göre işlem yapılacağı” şeklinde düzenleme yapıldığını, dolayısı ile kredi sözleşmelerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, tacir olan davacıların Alacaklı Bankalara haricen ödeme yaptıklarını beyan ettiğini, ödemeler ile ilgili dosyada belge bulunmadığını, haricen yapılan ödemelerin ispatının davacıların uhdesinde olduğunu, Borç Tasfiyesi Sözleşmesinin 5.1/ 2 ve diğer maddelerinde Ek-2/a, b, c deki listelerde nitelikleri yazılı gayrimenkullerin sözleşme esaslarına uygun olarak 6 ay içinde %20’ sinin, ikinci altı ayda %40 ‘ının, ve/veya müşterek ve müteselsil borçlu ve müteselsil kefiller temerrüde düşmüş sayılamayacağı hükmünün yerine geçerli olması için bir yıllık süre içerisinde %40’ ına tekabül eden miktarda satış yapılıp yapılmadığının ispatının Borç Tasfiyesi Sözleşmesine göre satışları yapması gereken davacıların sorumluluğunda olduğunu, Borç Tasfiyesi Sözleşmesinin 7.1 ve 7.5 maddelerinde davacıların Borç Tasfiyesi Sözleşmesine dayalı olarak her türlü tazminat ve dava haklarından gayri kabili rücu vazgeçtikleri beyanlarına göre davacıların tazminat talebinde bulunamayacakları; davacıların gayrımenkul satışlarının geciktirildiği ve fahiş faiz iddialarına dayalı zararlarının tespit edilemediğini, İcra Takip Dosyalarının bir bölümün uyuşmazlıkla ilgili olmadığını, uyuşmazlıkla ilgili görülenlerde ise, fiziki dosyaların celbi ile tahsilatın sağlıklı tespitinin mümkün olamayacağı, yapılan tahsilatların icra dosyalarının her birine ilişkin ‘Reddiyat Raporları’nın celbi ile mümkün olabileceğini; çok sayıda icra dosyasına ilişkin -varsa- ‘satışların geciktirilmesi’ her bir dosya için incelenmesinin uyuşmazlığı çıkmaza sokabileceği, bu açıdan her dosyanın incelenmesi yerine davacı tarafın işlemleri somutlaştırılmasının çözüm olabileceğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; feshedilen borç tasfiye protokolünde 31/12/2011 tarih itibari ile davacı: Grubun riskinin:
¸Gayrimenkullerin değerinin:
¸kabul edildiğini, buna göre, gayrimenkullerin piyasa değeri (103.862.750-TL) ve son ekspertiz değerine (54.939.001-TL) göre grubun toplam riskini karşılamaktan uzak gözüktüğünü, icra müdürlükleri tarafından bildirilen tahsilat-reddiyat dekontları ile bankalardan gelen hesap hareketlerine göre davalı bankaların bir bölümü dava açıldıktan sonrasına ait olmak üzere toplam tahsilatlarının;
¸tespit edildiğini, toplam tahsilat içinde, T.İş Bankası'na ilişkin hesap hareketlerinin bulunmayışı nedeniyle T.İş Bankası'na yapıldığı düşünülen harici ödemeler yer almadığını, ödemelerin borçları karşılamaktan uzak olduğunu, davacıların diğer itirazlarının kök raporlarında yer alan değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte görülemediğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01/07/2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporuna göre; feshedilen borç tasfiye protokolünde 31.12.2011 tarih itibarı ile davacı: Grubun riskinin:
¸Gayrimenkullerin değerinin:
¸kabul edildiğini, buna göre, gayrimenkullerin piyasa değerinin 103.862.750 TL'si, son ekspertiz değerinin 54.939.001 TL olmasına göre grubun toplam riskini karşılamaktan uzak gözüktüğünü, icra müdürlükleri tarafından bildirilen tahsilat-reddiyat dekontları ile bankalardan gelen hesap hareketlerine göre davalı bankaların bir bölümü dava açıldıktan sonrasına ait olmak üzere toplam tahsilatlarının:
¸olduğunu, toplam tahsilatın 37.876.216,09 TL (29.177.150,60 TL icra dosyaları+ 8.699.065,49 TL harici ödemeler) tespit edildiğini, ödemelerin borçları karşılamaktan uzak olduğunu, davacıların 'varsayımına' dayalı talepleri dışında varsa maddi zararlarını somutlaştırmadığını, davalı bankalara atfedilebilecek maddi zararların tespit edilemediğini, davacıların diğer itirazlarının kök ve 02/03/2024 tarihli ek rapordaki değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte görülemediğini belirtmişlerdir.
Davacılar ile davalı alacaklı bankalar arasında 31/12/2011 tarihinde 01/03/2012 yürürlük tarihli Borç Tasfiyesi Sözleşmesinin imzalandığı, davacıların sözleşmenin cebri icra ve iflas tehdidi altında imzalandığını, sözleşmenin birçok maddesinin gabin, irade sakatlığı ve ahlaka aykırılık sebebiyle geçersiz ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalıların yaklaşık 10 sene boyunca hiçbir haklı gerekçe göstermeden taşınmazların satımı için gerekli işlemleri yapmaması nedeniyle zarara uğradıklarını belirterek, uğradıkları maddi zararın davalılar tarafından karşılanmasını talep ettikleri, davacıların dava konusu sözleşmeyi irade sakatlığı altında imzaladıklarına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, ayrıca sözleşme maddelerinde gabin, ahlaka aykırılık ve dürüstlük kuralına aykırı bir durum olmadığı, sözleşmenin olağan bir tasfiye sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacıların basiretli tacir olması gerektiği bu nedenle sözleşmeyi icra ve iflas tehdidi altında imzaladıklarını ileri süremeyeceği, Borç Tasfiye Sözleşmesinin 7.5.maddesine göre davacıların hiçbir gerekçeyle davalı alacaklılardan tazminat talep edemeyeceği, davacıların taşınmazlar üzerinde bulunan kamu ve piyasa borçlarından kaynaklı takyidatları kaldırmaması nedeniyle taşınmazların satışının yapılmadığı, davacıların Borç Tasfiye Sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin, 7.1. maddeye göre bakiye borç yönünden sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihe geri dönülmek üzere ortadan kalktığı gözetilerek bu gerekçelerle davacıların davalılardan maddi tazminat talep edemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.440 TL ücretin tamamının davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı İş bankası yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır