İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/441 K.2024/191
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2021/441 Esas
KARAR NO:2024/191
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/07/2021
KARAR TARİHİ:28/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından da alındığı kabul edilen bila tarihli 105.000 TL ve 110.000 TL bedelli iki adet bono nedeniyle davalı şirkete borçlarının bulunmadığının tespit edilerek söz konusu bonoların iptal edilmesini, ------- dosyasındaki hakkımızda devam eden takibin kalan bakiye yönünden borçsuz olduğumuzun tespit edilmesini taraflarınca teminat olarak davalıya devredilen ---- mevkiinde bulunan -----bağımsız bölümlü gayrimenkulün satış tarihindeki gerçek değerinin tespiti ile tapu kayıtlarının celp edilerek gayrimenkulün satış bedelinin tespit edilmesini, bu sebeple davalı şirketin kötü niyetli olarak gayrimenkulü satmasından kaynaklı uğramış olduğumuz zararımızın tespit edilerek zararlarının satış tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesini, taraflar arasındaki tüm cari hesapların incelenerek davalı şirkete borçlu olmadıklarının alacaklı olduklarının ve alacak miktarının tespiti ile alacağın ödeme tarihinden itibaren işletilecek faizi ile tarafımıza ödenmesine, kötü niyetli davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ------yönünden öncelikle davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine, ancak Mahkememiz aksi kanaatte olacak ise her iki davacı yönünden söz konusu davanın ikame edilmesinde hukuki bir dayanağın bulunmadığı, davacıların halen müvekkili şirkete ----- dosyasında mevcut tutar ile borçlu olduğu açık olup aksi haldeki tüm taleplerin reddine nitekim haksız tümüyle reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR:Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı şirketin. ----- yılına ait yevmiye defterinin kapanış onayının yasal sürelerde yaptırılmadığı, kebir ve envanter defterlerinin yazdırılmadığı, 2020 yılına ait ticari defterlerden yevmiye defterinin kapanış onayının yasal sürelerde yaptırılmadığı, envanter defterinin ibraz edilmediği, kebir defterinin yazdırılmadığı, bu sebeplerle 2019-2020 yılları davacı ticari defterlerinin HMK. m. 222 çerçevesinde davacı lehine delil teşkil edemeyeceği. Davalı şirketin 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onayları yasal sürelerde yaptırıldığı, 2021 yılı yevmiye defteri kapanış süresinin henüz dolmadığı, bu sebeplerle davalı ticari defterlerinin HMK. m. 222 çerçevesinde davalı lehine delil teşkil edeceği, 10.03.2020 takip tarihi itibarı ile; davacı tarafın ticari defterlerine 809.568,37.TL alacak kaydı işlediği, davalı tarafın da 98.577,45 TL. alacak kaydettiği, Taraf defterleri arasındaki farklılıklar ve sebeplerinin yukarıda 3.3 maddesinde detaylıca incelenmiş olduğu, F) maddesinde yıllara göre farklılığın tablo ile anlatıldığı. Davalı tarafından dava dışı bankaya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise kaç lira ödendiği konusunda belge ibraz edilmediği, bu nedenle bankaya yapılan ödeme ve bakiye kalan miktar için tespit yapılamadığı. Davalı tarafın ticari defter kayıtlarında gayrimenkul satışına ilişkin olarak alacağından 95.012,28.TL düşüm yaptığı, Dava dosyasında yapılan incelemede dava konusu taşımaz için düzenlenmiş gayrimenkul değerleme raporu bulunmakta olup, heyetimiz tarafından dava konusu taşınmaz dairenin bulunduğu il ve bölgede bulunan gayrimenkul danışmanı ve değerleme uzmanları ile yapılan görüşmeler, dosyasında bulunan gayrimenkul değerleme raporunda yapılan inceleme ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge için İnternet emlak sitelerinde yapılan emsal araştırmaları neticesinde dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemi gördüğü tarih olan 17.08.2020 tarihindeki piyasa rayiç değerinin 440.000. -TL ( DörtVüzKırkBin Türk Lirası) olabileceği kanaatine varılmıştır. Dava dosyasında davalı tarafın --------- bulunan gayrimenkulün satışına ilişkin satış senedi ve bedeline ilişkin belge bulunmadığı, satış bedeli bilinmediği için değerleme raporu baz alınarak satış tarihindeki piyasa rayiç değerlerine uygun olup olmadığının tespit edilememiştir. Ayrıca Gayrimenkul piyasasında alım satımlara konu olan gayrimenkullerin piyasa rayiç fiyat tutan ile tapudaki işlemler yapılırken bildirilen satış rayiç değerleri arasında alıcı veya satıcının beyanları neticesinde farklılık olabilmektedir. Dosyaya celp edilen tapu kaydı ve son alıcı ----- ait resmi senetten, gayrimenkul üzerinde sadece 21.01.2021 tarihli borçlusu ------ ipotek bulunduğunun başkaca ipotek bulunmadığının görüldüğü. Taraflar arasında, uyuşmazlığın kaynağından olan ve davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkil şirket, satılmayan ürünleri davalı şirkete iade başvurusunda bulunmuş ve iade faturası düzenlemiştir. İade talebi kabul edildiği taktirde müvekkil şirketin davalı şirkete hiçbir borcu kalmayacaktır." olarak ifade ettiği iddiasının incelenmesinde, dosya içerisinde taraflar arasında iade talebi ve kabulüne yönelik yeterince bilgi/belge olmadığı için, bu konuda bir değerlendirme yapılamamıştır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR:Bilirkişi raporunda özetle;"Mali inceleme neticesinde: Davacı ---------- incelenen defterlerinin, TTK. md.85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunmadığı kanaatine varıldığı; Davalı ------ incelenen defterlerinin, TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu; Davacı -------------- incelenen kayıtlarına göre, 31.12.2019 tarihli kapanış kaydında kapanış tutarı 207.875,10 TL olarak alındığı ancak 34.704,65 TL bakiyenin kaldığı, 2020 yılına devirde 34.704,65 TL nin devir edilmediği, bu nedenle kayıt nizamının VUK. md. 215-219 hükümlerine ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun olmadığı, Davacı firmanın, davalı şirket lehine ---------------- bedelli tanzim ettiği çekleri ve karşılıksız bedellerini kayıtlarında yer vermediği, ------------davalı tarafından işleme konulan Teminat Mektubuna kayıtlarında yer vermediği, Teminata konu satılan taşınmazın davacının borcuna mahsup edilen tutara kayıtlarında yer vermediği, Davacı ------- tarihinden itibaren davalı----- olduğu; Davalı ------ kayıtlarına göre; 120.020.145 Alıcılar hesabında takip edilen ---------- ticari ilişkisinin 2019 yılı öncesinden süregeldiği, 2019 yılına davacıya 0,85 TL borçlu devrettiği, Davacı firmanın davalı şirket lehine 16.12.2019 (16.11.2019 iken düzeltilmiş) tarih 111.000,- TL bedelli, 16.12.2019 tarih 105.000,- TL bedelli ve 15.01.2020 tarih 134.000,- TL bedelli çeklerin tanzim edildiği, söz konusu karşılığı olmayan çeklerin davalı kayıtlarında yer aldığı, ----- tutarlı -------konularak tahsil edildiğinin kayıtlarında yer aldığı, ------ yevmiye numaralı kayıt ile V.U.K. 323. madde gereğince tahsil edildiğinde matraha konu edilecek şekilde alacaklı oldukları 98.577,45 TL tutara, karşılık ayrılarak gider hesaplarına kayıt ettikleri, ------ Şüpheli ticari Alacaklar Karşılığı hesabına virman yapıldığı ve bu tutarın ----- ticari Alacaklar Karşılığı hesaplarında yer aldığı, ------yevmiye kaydı ile teminata konu satılan taşınmazın bakiye bedeli olarak 95.012,28 TL davacının borcuna mahsup edildiği, ticari defter ve kayıtlarda ödemeye karşılık cari düşümün yapıldığı, Davalı------takip tarihinde 98.577,45 TL alacaklı olduğu, 12.07.2021 dava tarihinden itibaren 2.457,37 TL alacaklı olduğu; Davacı ile davalı defter kayıtları arasındaki toplam 805.451,37TL farkın kaynağına dair raporumuzun "c- Defter kayıtları arasında farklar yönünden inceleme" kısmında detaylı bilgi verildiği; "satılan taşınmazın bedelinden ipotek sahibi dava dışı kişi/şirket/bankaya ödeme yapılıp yapılmadığı, -------- cevabi yazı ve ekindeki bilgi ve belgeler nazara alınarak dava dışı üçüncü Kişilere yapılan ödeme sonrası bakiye bedelin davacının borcuna mahsup edilip edilmediği" hususunda dosyaya sunulan cevabi yazıda; -----yevmiye numaralı ipoteğin borcuna ilişkin ödemelerin ------ tarafından yapıldığı ve ekindeki belgelerde --- tarihinde---------------- yer alan gayrimenkul ipoteğine bağlı risklerin kapatılmış olması sebebi ile fekkinin rica edildiğinin, söz konusu belgede ipotek bedelinin 700.000TL. olduğunun görüldüğü, Gayrimenkul yönünden yapılan inceleme neticesinde: Sayın Mahkemece bilirkişi görevlendirmesinde "satış bedelinin, satış tarihindeki piyasa rayiç değerlerine uygun olup olmadığı, davalı şirketin teminata konu taşınmazı piyasa rayiç bedelinden aşağıya satması ihtimalinde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı" hususunda inceleme yapılmasına karar verilmiş olup. Dava dosyasında yapılan incelemede dava konusu taşımaz için düzenlenmiş yerinde gayrimenkul değerleme görüş raporu, 29.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu ve diğer belgeler tekrardan incelenmiş dairenin bulunduğu il ve bölgede bulunan gayrimenkul danışmanı ve değerleme uzmanları ile tekrardan görüşülmüş, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge için tekrardan internet emlak sitelerinde yapılan emsal araştırmaları neticesinde dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemi gördüğü tarih olan 17.08.2020 tarihindeki piyasa rayiç değerinin 440.000TL (DörtYüzKırkBin Türk Lirası) olabileceği kanaatine varıldığı; Tapuda işlemler yapılırken gayrimenkul piyasasında alım satım işlemlerine konu olan gayrimenkullerin piyasa rayiç fiyat tutarı ile tapudaki işlemler yapılırken bildirilen satış rayiç değerleri arasında alıcı ve/veya satıcının beyanları neticesinde farklılık olabildiği; yürürlükteki Vergi Kanunu'na göre dava konusu taşınmazın tapu alım satımları sırasında beyan ettikleri satış tutarının piyasa rayiçlerinden düşük veya yüksek gösterilmesinden her iki tarafa da cezai sorumluluk çıkabildiği, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Dava dilekçesinde Davalı şirket tarafından da alındığı kabul edilen bila tarihli 105.000TL ve 110.000TL bedelli iki adet bono nedeniyle davalı şirkete borçlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ye -------- dosyasındaki takibin kalan bakiye yönünden borçsuz olduklarının tespit edilmesi talep edilmiş olup------başlatılan icra takibinde alacaklı olarak davalı şirketin, borçlu olarak ise davacı şirketin gözüktüğü; 98.577,45TL.Iik 15.01.2020 tarihli çek + 98.577,45TL.Iik çek + 2.005,31TL.Iik işlemiş faiz+197,15TL.Iik çek komisyonu + 9.857,74TL.Iik çek tazminatı+2.005,31TL.Iik işlemiş faiz+ 197,15TL. çek komisyonu* 9.857,74TL. çek komisyonu= 221.275,30TL.nin ödenmesinin istendiği, "senet ve tarihi" olarak ------- gösterildiği; yukarıda yer alan mali incelemede buna dair değerlendirmeye yer verildiği; takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Teminat olarak davalıya devredilen ------------ numaralı bağımsız bölümün satış tarihindeki gerçek değerinin tespiti ile tapu kayıtlarının celp edilerek gayrimenkulün satış bedelinin tespit edilmesi ve bu sebeple davalı şirketin kötüniyetli olarak gayrimenkulü satmasından kaynaklı uğranılan zararın tespit edilerek satış tarihinden itibaren isletilecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş olup tapu kaydı incelendiğinde -------numaralı bağımsız bölümün tüm payının davalı şirket adına "satış" yoluyla, -------- tarihinde tescil edildiği; davalı şirket tarafından davacılara---------yevmiye numaralı ihtarnamede açık bir şekilde --- numaralı bağımsız bölümün,------------- çeklerin teminat olarak verildiğinin beyan edildiği; davalı şirket tarafından taşınmazın ---------------- tarihinde tapu devredildiği; dosya kapsamı incelendiğinde sunulan ---- yevmiye numaralı resmi senet uyarınca ---- tarihinde davalı şirket tarafından --- numaralı bağımsız bölümün --------- bedelle satıldığının anlaşıldığı; dava dışı ----- da söz konusu taşınmazı dava dışı ------- tarihinde tapuda, 343.200TL. bedelle satış yoluyla devrettiği; dosyaya -------- tarafından sunulan 31.03.2022 tarihli tapu kayıtları incelendiğinde ise (maliki halihazırda--------- numaralı bağımsız bölüm üzerinde 280.000TL.lik ipoteğin bulunduğu ve henüz terkin edilmediği; taşınmazın değeri ile ilgili değerlendirmelere yukarıdaki teknik kısımda yer verildiği," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR:Bilirkişi ek raporunda özetle;"Bilirkişi heyetimizce 29.03.2022 tarihinde hazırlanarak mahkeme’ye sunulmuş olan kök raporumuza, taraf vekillerinin dilekçesinde belirtiği açıklama ve itirazlarına , heyetimizce dava dosyasında tekrardan yapmış olduğumuz inceleme ve tetkikler neticesinde yukarıda bulunan açıklama ve cevaplarımız bulunmakta olup , yapmış olduğumuz incelemeler neticesinde 29.03.2022 tarihinde düzenlemiş olduğumuz Kök raporumuzda heyetimizce belirlenen " Dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemi gördüğü tarih olan 17.08.2020 tarihindeki piyasa rayiç değerinin 440.000. -TL ( DörtYüzKırkBin Türk Lirası ) olabileceği kanaatimizde herhangi bir değişiklik yapmaya gerek görülmemiş olup," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR:Bilirkişi ek raporunda özetle; "Sayın Mahkemece 26.10.2023 tarihli celsede "Davalı vekilince dosyaya sunulan bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarını içeren dilekçesinde belirtiği hususlara cevap verilmesi için ek rapor alınmasına” karar verilmiş olup tüm dosya incelendiğinde 07.08.2023 tarihinde düzenlemiş kök raporda teknik açıdan tespit edilmiş "Dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemi gördüğü tarih olan 17.08.2020 tarihindeki piyasa rayiç değerinin 440.000. -TL (DörtYüzKırkBin Türk Lirası) olabileceği" kanaatinde herhangi bir değişiklik olmamıştır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
ISLAH: Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Bila tarihli, 105.000,00 tl ve 110.000,00 tl tutarlı senetlerin iptali ile bu senetler sebebi ile davalı şirkete borçlarının bulunmadığının tespitine, teminat olarak davalıya verilen-----------mevkiinde bulunan --------taşınmaz bedelinin 440.000 olarak tespiti ile davalıdan alacağımızın 123.542,63 olarak tespitine, bu alacağa taşınmazın satış tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte taraflarına ödetilmesine, davalı taraf aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, haklı davalarının kabulüne, vekalet ve yargılama giderinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davacı vekili, Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalıya verilen ----senetler ile ----- takip dosyasında mevcut çek nedeniyle borçlu olmadıklarından bahisle menfi tespit davasının kabulüne, teminat olarak verilen taşınmazın bedelinden çok aşağıya satışının yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur.Menfi Tespit Davasına İlişkin Olmak Üzere;
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. ---- senetlerine mahsus haciz yolu ile -----sayılı dosyasına konu ---- seri nolu tarihli, ---bedelli keşidecisi davacı ------olan senetten kaynaklı takip başlattığı görülmüştür.---- sayılı takip dosyası ile ------- senetler nedeniyle borçlu olmadıklarından bahisle menfi tespit davasını ikame ettiği, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin varlığı her iki tarafın kabulünde olduğu, davacı yanın teminat amacıyla verilen taşınmazın satışından sonra davalı yana borcu kalmadığını, bunun tespiti gerektiğini iddia ettiği, davalı yanın ise taşınmazın satışından sonra bile bakiye alacağın kaldığını savunduğu anlaşılmıştır.İcra İflas Kanunun 72. Maddesi; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Menfi tespit davası, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. -----------4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ---------- İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. ---------Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına gerek duyulmuş olup, 06/04/2023 tarihli 8 nolu celsenin ara kararları uyarınca taraf şirketlerin ticari defterlerini incelemeye esas olmak üzere mahkememize sunulması istenilmiş, taraflarca bilirkişi incelemesine sunulan ticari defter ve kayıtlar kapsamında 07/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda konu ile alakalı olarak;
"A. Mali inceleme neticesinde:
1. Davacı ------- incelenen defterlerinin, TTK. md.85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunmadığı kanaatine varıldığı;
2. Davalı ------incelenen defterlerinin, TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu;
Davalı ------ davacı ----- takip tarihinde 98.577,45 TL alacaklı olduğu, 12.07.2021 dava tarihinden itibaren 2.457,37 TL alacaklı olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Mezkur bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunmadığı, diğer yandan davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmiştir. Sonuç olarak davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, takipten sonra teminat amacıyla verilen taşınmazın satışından sonra dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 2.457,37 TL alacaklı olduğu, davacı şirket vekilinin dava dilekçesinde "toplam tutarı 215.000,00 TL olan bonolardan dolayı borçlu olmadığımızın tespitini" talep ettiği, hal böyle olunca 215.000,00 TL üzerinden açılan menfi tespit davasında 215.000 TL - 2.457,37 TL = 212.542,63 TL üzerinden borçlu olmadığına, bakiye 2.457,37 TL üzerinden talebin reddine karar vermek gerekmiş olup yukarıda yapılan açıklamalar ışığında aldırılan bilirkişi raporları nazara alındığında davacı şirket hakkında başlatılan------- sayılı dosyasına konu ---- seri nolu tarihli, 134.000,00 TL bedelli keşidecisi davacı ------ çekten, dava dilekçesinde bildirilen senetlerden ve açık hesap ilişkisinden kaynaklı davacının davalıya 212.542,63 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 2.457,37 TL üzerinden talebin reddine karar verilerek mahkememizce bilirkişi raporları hükme esas hükme esas alınmış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davacı borçlu kötü niyet tazminatı talep etmiştir. Benzer konuya ilişkin----------- sayılı ilamında;" Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. İİK 67/2 maddesi takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacının keşideci davalının lehtar olduğu takibe girişen davalının davacının yetkisiz temsilci olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği bu nedenle takipte haksız olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir." şeklindeki açıklamaları nazara alınarak davalı alacaklının bilirkişi raporu ile takip tarihinde 98.577,45 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle davalı alacaklının kötü niyetli olduğunun davacı borçlu tarafından ispatlanamaması nedeniyle kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Alacak Talebine İlişkin Olmak Üzere;Davacı vekili dava dilekçesinde; "Tarafımızca teminat olarak davalıya devredilen-----mevkiinde bulunan ------ bağımsız bölümlü gayrimenkulün satış tarihindeki gerçek değerinin tespiti ile tapu kayıtlarının celp edilerek gayrimenkulün satış bedelinin tespit edilmesini, bu sebeple davalı şirketin kötü niyetli olarak gayrimenkulü satmasından kaynaklı uğramış olduğumuz zararımızın tespit edilerek zararımızın satış tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesini" talep ettiği görülmüştür.
Taraf şirketler arasında teminata konu taşınmazın dosyada mevcut değerleme raporları (13/01/2020) baz alınarak satış bedelinin (320.000 TL) satış tarihindeki (17/08/2020) piyasa rayiç değerlerine uygun olup olmadığı, davalı şirketin teminata konu taşınmazı piyasa rayiç bedelinden aşağıya satması ihtimalinde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, satılan taşınmazın bedelinden ipotek sahibi dava dışı kişi/şirket/bankaya ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise bakiye bedelin davacının borcuna mahsup edilip edilmediği, ticari defter ve kayıtlarda ödemeye karşılık cari düşümün yapılıp yapılmadığı hususunun irdelenmesi amacıyla (talimat yazılarak) mahal mahkemesince keşif yapılarak bilirkişi raporu oluşturulması sağlanmış olup keşif neticesinde oluşturulan bilirkişi heyet raporunda konu ile alakalı olarak; "satış tarihi (17/08/2020) itibariyle 440.000 TL civarında olacağı" tespit edilmiştir. Davalı vekili söz konusu bilirkişi raporuna karşı bir dizi itirazda bulunduğu için ek rapor alınmıştır. 13/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda da söz konusu taşınmazın piyasa rayiç değerinin (17/08/2020) 440.000 TL olacağı değerlendirilmiştir.Sonuç olarak davacı vekilinin dava dilekçesinde teminat olarak devredilen taşınmazın piyasa rayiç değerinden aşağı satılmasından kaynaklı oluşan zararın tazminini talep ettiği, iş bu dava dosyası kapsamında 29/03/2022 tarihli heyet kök bilirkişi raporunda, aynı heyetten 04/09/2022 tarihli heyet ek bilirkişi raporunda, talimat mahkemesince aldırılan 08/06/2022 tarihli heyet kök bilirkişi raporunda, talimat mahkemesince aldırılan 13/12/2022 tarihli heyet ek bilirkişi raporunda, mahkememizce aldırılan 08/03/2023 tarihli heyet kök bilirkişi raporunda ve son olarak 12/12/2023 tarihli heyet ek bilirkişi raporunda---------- yüz ölçümlü ------ nolu bağımsız bölümlü gayrimenkulün satış tarihindeki gerçek değerinin 440.000 TL olduğunun tespit edildiği, bu aşamadan sonra davalı vekilinin söz konusu taşınmaz üzerindeki ipotek sebebiyle bedelinin daha düşük olduğu yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, davalı şirketin piyasa rayiç bedeli 440.000 TL olan taşınmazın (17/08/2020) satış tarihinde 314.000 TL üzerinden satılması sonucunda davacının 440.000-314.000 =126.000 TL zararının oluştuğu anlaşılmakla davacının talebinin 126.000 TL üzerinden kabulü gerekmiş ancak davacı vekilinin ıslah dilekçesinde 123.542,37 TL alacaklı olduğu beyanı ile bu miktar üzerinden talepte bulunduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur.Bu noktada davacı vekili dava dilekçesinde menfi tespit istemi ile birlikte gayrimenkul satışından kaynaklı uğramış olduğu zararın tahsilini talep etmesine rağmen ıslah delikçesinde taleplerini birbirine sokarak talepte bulunduğu, oysa davalı şirketin piyasa rayiç bedeli 440.000 TL olan taşınmazın (17/08/2020) satış tarihinde 314.000 TL üzerinden satılması sonucunda davacının 440.000-314.000 =126.000 TL zararının oluştuğu mahkememiz tarafından tespit edilmekle söz konusu 126.000 TL zarardan cari hesap ilişkisinden kaynaklı 2.457,37 TL'nin indirilmesi yerinde olmadığı, bu noktada hesap hatası yaptığı, mahkememiz tarafından davacının talepleri olan menfi tespit ve zarar alacağı kalemlerinin ayrı ayrı olarak ele alındığı anlaşılmakla netice itibariyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-A)MENFİ TESPİT DAVASININ KISMEN KABULÜ ile;
B)Davacı-borçlu şirketin ------- icra takip dosyasındaki takip dayanağı ---- bedelli keşidecisi davacı------- olan senedden ve davalıya verilen 105.000 TL ve 110.000 TL senetlerden ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı davalı-alacaklıya 212.542,63 TL asıl alacak üzerinden borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin 2.457,37 TL talebin reddine,
C)Davacı borçlunun kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmaması nedeniyle reddine,
2-A) Davacının alacak davasının KABULÜ İLE
B) 123.542,37 TL'nin dava tarihi olan12/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
Harçlar
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 22.957,96 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 3.757,05 TL, 571,90 TL keşif harcı ve 2.025,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 16.604,01 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Menfi Tespit Davası Bakımından Vekalet Ücreti
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 33.881,39 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 2.457,37 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Alacak Davası Bakımından Vekalet Ücreti
6-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 19.766,78 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Yargılama Giderleri
7-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 3.757,05 TL peşin harç, 571,90 TL keşif harcı ve 2.025,00 TL ıslah harcı toplamı 6.413,25 TL ile 9.436,10 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, keşif gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 15.849,35 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,99 ve red 0,01 oranına göre hesaplanan 15.690,85 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 1.650,00 TL (tebligat ve müzekkere gideri) yargılama giderinden davanın red 0,01 ve kabul 0,99 oranına göre hesaplanan 16,50 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin kabul oranına göre 1.306,80 TL' sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin red oranına göre 13,20 TL' sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde --------- Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/03/2024