İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/121 K.2024/824
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/121
KARAR NO : 2024/824
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/02/2022
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davamızın kabulü ile, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 20.000,00 TL'sinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Değerlendirmede taşınmazın bitişik nizam 7 kat imarlı , rapora konu taşınmaza benzer özellikte taşınmazların el değiştirme bedelleri , konumu v.s gibi hususlar birim değer kanaatinde değerlendirilmiştir. Ayrıca mevcutta +9 m2 proje dışı imal edilen bölüm bila tarihli onaylı mimari projesinde 57 m2 alana İlave edilerek ----. numaralı taşınmzın tam hisse değeri üzerinden mevcut değer olarak tapu kaydında maliklerin hisse oranlarına göre değer takdir edilmiştir. ---- : Emlak danışmanı ----- Bey rapora konu taşınmaza benzer özellikteki taşınmazların m2 birim değerinin 10.000 tl bedel ile mevcut piyasa koşullarında alıcı bulubileceği bilgisini vermiştir. -----EMLAK : Emlak danısmanı ----- Bey rapora konu taınmazın 57 m2 dükkanın 500.000 -550.000 TL bedel arasında satılabileceği bilgisini vermiştir. Ortalama birim değer 525.000 TL TEL ---- Mahalle esnafı ve bölgeye hakim emlak danışmanları ile yapılan görüşmede m2 500.000 / 600.000 TL bedel arası rapora konu tanmazın satılabileceği bilgisini vermişlerdir. Ortalama değer 550.000 TL İsim ve telefon numarası vermekten imtina etmişlerdir. Dava tarihi 18.02.2022 itibarı ile hisselere düşen değer =
---- 1/3 hisse değeri = 129.816,79 TL
--- - 2/3 HİSSE DEĞERİ = 259.633,58 tl
Gayrimenkul Değerleme Raporu 23.02.2017 tarihi itibarı ile ;
---- 1/3 hisse değeri = 30.946,49 ---- 2/3 HİSSE DEĞERİ = 61.892,99 tl
9 M2 PROJE DIŞI İMALAT İLE = 57 M2 + 9 M2 = 66 M2 ( mevcut durum )
Dava tarihi 18.02.2022 itibarı ile hisselere düşen değer = ---- 1/3 hisse değeri = 150.154,73TL ----- 2/3 HİSSE DEĞERİ = 300.309,51 tl GAYRİMENKUL DEĞERLEME RAPORU TARİHİ 23.02.2017 TARİHİ İTİBARI İLE ----- 1/3 hisse değeri = 35.794,78 tl ----- 2/3 HİSSE DEĞERİ = 71.589,56 tl Değerlendirmede proje geliştirme çaılışmamış olup tüm hüssedarların 1/1 olması koşuluna göre proje geliştirme yöntemi ile değerlendirilebilecektir. Rapora konu taşınmaz hisselidir. taşınmazın bitişik nizam 7 kat imarlı , rapora konu taşınmaza benzer özellikte taşınmazların el değiştirme bedelleri , konumu v.s gibi hususlar birim değer takdir edilmiştir. Ayrıca mevcutta +9 m2 proje dışı imal edilen bölüm bila tarihli onaylı mimari projesinde 57 m2 alana ilave edilerek----. numaralı taşınmzın tam hisse değeri üzerinden mevcut değer olarak tapu kaydında maliklerin hisse oranlarına göre değer takdir edilmiştir. Değerlemede 2033-100 ÜFE endeksi kullanılarak değer dava tarihi ve gayrimenkul değerleme raporu tarihine indirgenmiştir. Ayrıca mevcutta her ne kadar keşif günü itibarı ile ayrı bağmsız bölüm olarak yaklaşık 24 m2 büyülen alan ile de ayrıbir dükkan vasfında olasada bila tarih onaylı mimari projesine göre dosyasında riza taksim olduğu görülmemiş ve taşınmazın ayrı bağımsız bölüm niteliği bila tarih onaylı mimari projesinde tek hacimli ve yasal alanın 57 m2 büyütülen alan ile 66 m2 olduğu görülmüş olup VE PROJE ALANI YASAL ALAN , 9 M2 ALAN İLE BÜYÜTÜLEN ALAN İLE değerlemesi yapılmıştır. " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Dosya içerisinde bulunan belgeler ve davaya konu taşınmaza ait değişik tarihli tanzim edilen gayrimenkul değerleme raporları üzerinde yapılan incelemede 23.02.2017 tarihli değerleme raporunda fiyatın gayrimenkulün serbest piyasa alım –satım değerinin üzerinde alındığı kıyaslanan emsallerin çok üzerinde değer verildiği" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;“defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri tespit edilmek suretiyle HMK 222 maddesi uyarınca lehine delil teşkil edecek vasıfta olup olmadığı” hususunda: Mali inceleme yapıldığında davacı ve davalı tarafın incelenen 2017,2018 yılları ticari defter ve kayıtlarının HMK’nın 222. maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği; Davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre dava dışı----’un dava tarihi itibari ile 5 TL borçlu olduğu, Davalının ticari defter kayıtlarına göre davacı -----0,01 TL borçlu olduğu, “tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunduğu takdirde müsteminatlarının da incelenmek suretiyle farklılığın neden kaynaklandığı ve hangi tarafın defterindeki kayda değer verilmesinin gerektiği” hususunda: Mali inceleme yapıldığında tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunmadığı, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde 08.11.2012 tarihli “Gayrimenkul Değerleme/Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi”nin kurulduğu; davacının teminat olarak kabul edeceği taşınmazların tespitine yönelik raporun ücret karşılığında davalı tarafından hazırlanmasının kararlaştırıldığı; sözleşmede irade açıklamaları incelendiğinde sözleşmenin, işgörme sözleşmelerinden TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesi olduğu; zira sözleşmede taşınmazın satılabileceği pazar bedelinin, davacının talimatına gerek olmaksızın (bu nedenle işbu sözleşme, hizmet sözleşmesi değildir) ilgili yöntemlere göre belirlenmesinin “taahhüt” edildiği; hal böyle olmakla da davalının “yüklenici”, davacının ise “işsahibi” sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, Davalı tarafından düzenlenen 23.02.2017 tarihli “Değerleme Raporu”nda davaya konu edilen---- numaralı bağımsız bölüm bakımından dava dışı ---- payının yasal değerinin 160.000TL., mevcut değerinin ise 180.000TL. olduğunun; satış kabiliyetinin ise “düşük-alıcısı az” şeklinde beyan edildiği, ----- tarafından açılan “kıymet takdirine itiraz” konulu davada ---- İcra Hukuk Mahkemesi’nin----- kararında davaya konu edilen 2 numaralı bağımsız bölüm bakımından ---- düşen payın değerinin keşif tarihi olan 20.11.2020 tarihi itibariyle 93.200TL. olduğuna karar verildiği; işbu kararın 06.04.2021 tarihinde kesinleştiği, Huzurdaki davada teknik bilirkişi tarafından 22.10.2022 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda ---- düşen payın 57m2’ye tekabül edeceği kabul edilir ise bu halde değerinin, dava tarihi olan 18.02.2022 tarihinde 129.816,79TL.; “Değerleme Raporu”nun düzenlendiği 23.02.2017 tarihi itibariyle ise 30.946,49TL. olduğunun tespit edildiği, ---- düşen payın 66m2’ye tekabül edeceği kabul edilir ise bu halde değerinin, dava tarihi olan 18.02.2022 tarihinde 150.154,73TL.; “Değerleme Raporu”nun düzenlendiği 23.02.2017 tarihi itibariyle ise 35.794,78TL. olduğunun tespit edildiği, Davacı ve davalı tarafça bilirkişi raporuna teknik yönden itirazların sunulduğu, Uzmanlık alanımız gereğince bu ayrımın neden kaynaklandığının anlaşılamadığı, Huzurdaki davada teknik bilirkişiler tarafından 12.06.2023 ve 12.12.2023 tarihinde sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda 23.02.2017 tarihli “Değerleme Raporu”nda taşınmazın fiyatının emsallerin çok üzerinde belirlendiğinin belirtildiği; davacı ve davalı tarafça bilirkişi raporuna teknik yönden itirazların sunulduğu, “davalı vekilinin 16/01/2024 tarih beyan dilekçesindeki savunmalarının irdelenmesi” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Hatalı olarak düzenlenmiş gayrimenkul değerleme raporu nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi zararın tazminin talep edilebilmesine ilişkin olarak verilmiş Yargıtay ----. HD.-----kararının “Davalı gayrimenkul değerleme uzmanı ...'ın zarara neden olduğu iddia edilen ekspertiz raporunda, ipotekli taşınmazın rayiç değeri 65.000TL olarak belirlenmiştir. Banka, hatalı ekspertiz raporu nedeniyle uğradığı zararı, davalıdan eksperden talep edebilmesi için öncelikle teminat olarak alınan ipoteği paraya çevirmesi ve satıştan sonra ödenmeyen bir alacağının kalması halinde bunun için kesin veya geçici rehin açığı belgesi (İİK m.152, 150/f) alınması, ayrıca asıl borçlu hakkında tüm takip yolları tüketilmesine rağmen, tahsil edilemeyen bakiye alacak için aciz vesikası alınması (İİK m.105) zorunludur. Zira ödenmeyen kredi borcunun, rehin paraya çevrilerek veya asıl borçludan tahsili halinde, eldeki davanın konusuz kalacağı açıktır. Bu nedenle, asıl borçlu hakkında aciz vesikası ve rehin açığı belgesi alındıktan sonra eldeki davaya devam edilmesinde davacının hukuki yararının olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, mahkemenin davacı tarafa asıl borçlu hakkında varsa rehin açığı belgesi ve aciz vesikası sunulması için uygun mehil verilmesi, bakiye alacağın kalması halinde eldeki davaya devam edilmesi gerekirken aksine düşünce ile davaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.” şeklinde olduğu; buna göre hatalı gayrimenkul değerleme raporu nedeniyle zararın tazminin talep edilebilmesi için ipoteğin paraya çevrilmesi ve satıştan sonra ödenmeyen alacağın kalması; bunun için kesin veya geçici rehin belgesinin alınması; asıl borçlu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesine rağmen tahsil edilemeyen bakiye alacağın kalması gerektiği; dosya kapsamı incelendiğinde ise “kesin veya geçici rehin belgesinin alındığı; asıl borçlu hakkında tüm takip yollarının tüketildiği ve fakat tahsil edilemeyen bakiye alacağın kaldığı” hususunun tespit edilemediği; bununla birlikte davacı vekili tarafından 01.04.2024 tarihinde sunulan dilekçenin ekinde sunulan haciz tutanağında borçlunun evde olmadığının beyan edildiği, işbu haciz tutanağının İİK m. 105 hükmü gereğince aciz vesikası olup olmadığının uzmanlık alanımızca tespit edilmesinin mümkün olmadığı, zira bu hususun usul ve icra-iflas mevzuatını ilgilendirdiği, Yukarıda da belirtildiği üzere davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde 08.11.2012 tarihinde kurulan “Gayrimenkul Değerleme/Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi”nin işgörme sözleşmelerinden TBK m. 470 hükmü gereğince “eser sözleşmesi” olduğu; zira sözleşmede taşınmazın satılabileceği pazar bedelinin, davacının talimatına gerek olmaksızın (bu nedenle işbu sözleşme, hizmet sözleşmesi değildir) ilgili yöntemlere göre belirlenmesinin “taahhüt” edildiği (taahhüt söz konusu olduğu için de sözleşmenin TBK m. 502 hükmünce vekalet sözleşmesi olmadığı) kanaatine varıldığı, ayıba ilişkin değerlendirmenin ise yukarıda yapıldığı, “davalı vekilinin ayıp ihbarına yönelik 19/10/2023 tarihli beyanlarının irdelenmesine, varsa ayıp türünün belirlenmesi (açık ayıp-gizli ayıp)” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davalı vekili tarafından taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu ve davacı tarafından ayıp ihbarının süresine yapılmadığı ileri sürülmüş olup teknik bilirkişi raporları ve ----- İcra Hukuk Mahkemesi’nin ------kararı incelendiğinde 08.11.2012 tarihli “Gayrimenkul Değerleme/Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi” gereğince davalı yüklenici tarafından borçlanılan edimin gizli ayıplı olarak ifa edildiği kanaatine varıldığı, Bu durumda TBK m. 477/son hükmü gereğince eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibinin, “gecikmeksizin” durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri kabul etmiş sayılacağı; Dosya kapsamı incelendiğinde ise davacı işsahibi tarafından davalı yükleniciye gönderilen ihtarnamenin1 tarihi olan 21.09.2021 tarihi ile ayıbın öğrenildiği 20.11.2020 tarihi (---- tarafından açılan “kıymet takdirine itiraz” konulu ---- İcra Hukuk Mahkemesi’nin -----. sayılı davasında, taşınmazın değerinin 20.11.2020 tarihi itibariyle 93.200TL. olduğuna karar verildiği görülmekle) arasında geçen süre nazara alındığında TBK m. 477/son hükmüne göre “gecikmeksizin” ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin davacı işsahibi tarafından yerine getirilmediği; dolayısıyla ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümlerine dayalı olarak TBK m. 475/II2 hükmü uyarınca zararın tazmininin istenemeyeceği kanaatine varıldığı, takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Bununla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda “borç ilişkisinin kaynakları”nın “sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz işgörme” olarak düzenlendiği görülmekle her ne kadar yukarıdaki paragrafta, sözleşmeye dayalı olarak, özel hüküm niteliğindeki ayıptan sorumluluk hükümlerine gidilemeyeceği kanaatine varılsa bile “borç ilişkisinin kaynakları” arasında sayılan haksız fiile dayalı olarak (TBK m. 49/I3 hükmüne göre) davalının sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği, aranan kanuni şartların olayda olup olmadığını hususunu takdirin, Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, “davacının ileri sürdüğü iddialar ve önceki kök ve ek raporlar muvacehesinde ayıplı hizmetten kaynaklı oluşan zararların tespiti; davalının hazırladığı rapor ile davacının dava dilekçesinde ileri sürülen zarar arasında illiyet bağının mevcut olup olmadığı” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davalı tarafından hazırlanan gayrimenkul değerleme raporu ile davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının mevcut olup olmadığı hususunda usul ve icra-iflas mevzuatının uzmanlık alanımızın dışında kalması nedeniyle davalının açık artırmaya ve ipoteğin paraya çevrilmesine yönelik beyanlarının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; dolayısıyla bu hususta illiyet bağının olup olmadığının tarafımızca tespit edilemediği; eğer Sayın Mahkemece iddia edilen zarar ile davalının kusurlu ve hukuka aykırı fiili arasında illiyet bağının bulunduğu kabul edilir ise bu halde haksız fiil dolayısıyla davalının sorumluluğunun doğabileceği, ancak TBK m. 60 hükmü uyarınca haksız fiil kurallarının uygulanıp uygulanmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, “zarar tespitinin ortaya konulmasında dava dışı borçlunun (davacıya gayrimenkulün satış tarihi olan) 20/08/2021 tarihindeki borcunun tespiti, bu borçtan satış bedeli olan 121.000TL'nin mahsubu ile “Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ----- sayılı ilamında "…davalı şirket tarafından kıymet takdirinin doğru yapılmadığı ve davacının bu nedenle zarara uğradığı dosyada sabittir. …mahkemece …icra dosyasında davacının dava tarihi itibariyle net alacağı hesaplanarak, bu alacaktan taşınmazın ihaleyle satış bedeli mahsup edilerek gerçek zarar tespitinin yapılıp çıkan meblağa hükmedilmesi gerekirken…” şeklindeki açıklamalar ışığı altında hesaplamanın benimsenmesi” hususunda: Mali inceleme yapıldığında: davacının dava tarihi itibariyle net alacağı: Davacı tarafından dava dışı---- aleyhine -----. İcra Müdürlüğü’nde başlatılan ---- sayılı icra takibi uyarınca dava tarihi itibariyle alacağının 273.853,77 TL olduğu, - taşınmazın ihaleyle satış bedeli: Davacı tarafından dava dışı ---- aleyhine -----. İcra Müdürlüğü’nde başlatılan ---- sayılı icra takibinde alınan karar üzerine ---- İcra Müdürlüğü’nün ----. dosyası ile 20.08.2021 tarihinde 121.000TL. bedelle ipoteğin paraya çevrildiği; - bu iki bedelin birbirinden mahsup edilmesi durumunda tespit edilen gerçek zararın: 273.853,77- 121.000 = 152.853,77 TL olduğu" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler davaya konu edilen 23/02/2017 tarihinde hazırlanan raporda taşınmaza ederinin üzerinde bir değer verildiği yönündeki görüşümüzü desteklemektedir. " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava taraflar arasında düzenlenen gayrimenkul değerleme hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Davalı şirket, gayrimenkul değerleme şirketi olup, davacı şirketin bayi sözleşmesi uyarınca dava dışı -----’la yapılacak ticari işlere teminat oluşturmak üzere ipotek koyduğu taşınmazın, gerçek değerinin tespiti için gayrimenkul değerleme raporu düzenlemiştir. Davacı taraf, davalının düzenlediği raporun gerçeğe aykırı olduğunu belirterek uğradığı zararın tazmini için eldeki davayı açmıştır.Davalı gayrimenkul değerleme şirketi tarafından düzenlenen 23/02/2017 tarihli Değerleme Raporunda davacının ekspertiz hizmeti satın alan, davalı şirketin ekspertiz hizmeti veren olduğu, değerleme konusunun, -----adresinde bulunan dükkan vasfındaki taşınmazın rayiç değerinin tespiti edilmesi işi olduğu açıkça yazılmıştır.
Davacının incelenen defter ve kayıtları sonucu oluşturulan 26/04/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; " Davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre dava dışı ---- dava tarihi itibariyle 5 TL borçlu olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamında; " Banka, hatalı ekspertiz raporu nedeniyle uğradığı zararı, davalıdan eksperden talep edebilmesi için öncelikle teminat olarak alınan ipoteği paraya çevirmesi ve satıştan sonra ödenmeyen bir alacağının kalması halinde bunun için kesin veya geçici rehin açığı belgesi (İİK m.152, 150/f) alınması, ayrıca asıl borçlu hakkında tüm takip yolları tüketilmesine rağmen, tahsil edilemeyen bakiye alacak için aciz vesikası alınması (İİK m.105) zorunludur....Bu nedenle, asıl borçlu hakkında aciz vesikası ve rehin açığı belgesi alındıktan sonra eldeki davaya devam edilmesinde davacının hukuki yararının olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, mahkemenin davacı tarafa asıl borçlu hakkında varsa rehin açığı belgesi ve aciz vesikası sunulması için uygun mehil verilmesi, bakiye alacağın kalması halinde eldeki davaya devam edilmesi gerekirken aksine düşünce ile davaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir...." şeklinde gerekçelere yer verilerek yerel mahkeme kararının bozulduğu görülmüştür.
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları tespit edildikten sonra mahallinde keşif icrası için mahal mahkemesine talimat yazılarak keşfin icrası sağlanmıştır. Teknik bilirkişi heyeti, yapının davalı eksperin rapor tanzim ettiği tarihte değerinin serbest piyasa alım-satım değerinin üzerinde alındığı, kıyaslanan emsallerin çok üzerinde değer verildiği rapor etmiştir. Davacı taraf, taşınmaza takdir edilen 160.000,00 TL bedele mukabil geçen zaman zarfını da göz önünde bulundurularak 400.000,00 TL ye satılması gereken taşınmazın 93.2000,00 TL bedel belirlenerek toplamda 121.000,00 TL lik bir fayda sağlamasından kaynaklı oluşan zararın tespit edilmek şartıya başlangıçta 20.000,00 TL üzerinden dava açmıştır. Bir takım itirazlar üzerine talimat mahkemesi aracılığı ile birden fazla ek rapor alınmıştır. Dosyaya kazandırılan tüm bilirkişi raporlarında davalı değerleme şirketinin ihtilafa sebebiyet veren taşınmazın eksper rapor tanzim tarihinde serbest piyasa alım-satım değerinin üzerinde belirlendiği, kıyaslanan emsallerin çok üzerinde değer verildiği tespiti yer almakla Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin ---- esas ve -----karar sayılı ilamı esas alınarak davacı vekiline rehin açığı belgesi ve aciz vesikası sunulması amacıyla süre tanınmış olmakla süresinde istenilen belgeyi mahkememize sunamadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına alınan tüm taraf iddia ve savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporlarına nazaran davalı eksperin, eksperlik sözleşmesi ile üstlendiği özen yükümlüğüne uygun davranmadığı ancak Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin ----- esas ve ---- karar sayılı ilamı esas alındığında hatalı ekspertiz raporu nedeniyle uğradığı zararı, davalıdan eksperden talep edebilmesi için öncelikle teminat olarak alınan ipoteği paraya çevirmesi ve satıştan sonra ödenmeyen bir alacağının kalması halinde bunun için kesin veya geçici rehin açığı belgesi (İİK m.152, 150/f) alınması, ayrıca asıl borçlu hakkında tüm takip yolları tüketilmesine rağmen, tahsil edilemeyen bakiye alacak için aciz vesikası alınması (İİK m.105) gerektiği, davacının mahkememizin bu yöndeki ara kararlarının gereğini yerine getirmediği anlaşılmakla davacının reddine karar vermek gerekmiştir.Davada hükmolunün miktarın 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ----- Bölge Adliye Mahkemesinin -----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 341,55 TL harçtan mahsubu ile eksik bakiye 86,05 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 278,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.