İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/796 K.2025/14
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/796
KARAR NO : 2025/14
DAVA : Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli)
DAVA TARİHİ : 05/11/2024
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Davalı----- sermayesi, her biri 1 Türk lirası kıymetinde 100.000 adet payı temsil eden 100.000.000 Türk Lirasıdır. Bu sermayenin; - 3.698.140 adet payı temsil eden 3.698.140 Tlsı ----, - 2.410.015 adet pay temsil eden 2.410.015 Tlsı --- , - 6.108.155 adet payı temsil eden 6.108.155 ----, - 20 adet payı temsil eden ------ait bulunmaktadır. Şirketin 03.08.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında, şirketin yönetim kurulu üyeliklerine --- 3 yıl süreyle görev yapmak üzere seçilmişlerdir, --- istifa etmiş ve istifa üzerine boşalan yönetim kurulu üyeliği için boşalan yönetim kurulu üyeliğine TTK 360ncı maddesi uyarınca ilk genel kurulun onayına sunulmak kaydıyla ---- 26.09.2023 tarih ve ---- sayılı yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir Yönetim kurulu üyelerinden ---- 17.06.2024 tarihinde vefat etmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 363ncü maddesine göre; “herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar...” Yine davalı şirket ana sözleşmesinin 10ncu maddesine göre; “Azil, istifa, vefat veya Türk Ticaret kanunun 315. maddesinin 2. fıkrasında sayılan hallerden birisinin mevcudiyeti sebebiyle üyeliklerden herhangi birinin açılması halinde yerine yeni üye tayini idare meclisinin kalan üyeleri tarafından yapılır. Bu şekilde seçilen yeni üye veya üyeleri ilk adi veya olağanüstü genel kurul toplantısına kadar vazife görür. Üyenin asaleten tayini ilk genel kurulun tasvibine bağlıdır. İdare meclisi tarafından tayin olunan üye genel kurulca tasvip edilmediği takdirde boşalan üyeliğe genel kurulca yeni bir seç im yapılır. ”Vefat üzerine boşalan yönetim kurulu üyeliğine TTK 363ncü maddesi uyarınca yeni bir üyenin seçilmesi maksadıyla yönetim kurulu 30.07.2024 tarihinde toplantı icra etmiştir (EK-5:Toplantı tutanağı). Bu toplantıda ----- tarafından TTK 363 ve ana sözleşmenin 10ncu maddesi uyarınca yönetim kurulunun boşalan üyesinin yerine yeni bir üyenin seçilmesi ve bu kişinin ---- olması yolunda teklifte bulunmuş, yönetim kurulu başkan yardımcısı ile ---- ise boşalan yönetim kurulu üyeliğine yeni bir üyenin seçilmesini uygun görmedikleri beyanıyla birlikte oylama yapılmış ve oylama sonucu eşitlik bozulmadığı için herhangi bir karar alınamamıştır. O günden bugüne şirket yönetim kurulu herhangi bir şirket meselesinin görüşülmesi maksadıyla toplantıya davet edilmediği gibi davetsiz de herhangi bir toplantı gerçekleştirememiştir. Esasen ana sözleşmenin 10ncu maddesi ile Türk Ticaret Kanunu'nun 363ncü maddesi birlikte değerlendirildiğinde, boşalan yönetim kurulu üyeliğine, boşalan üyenin görev süresini tamamlamak üzere yeni bir üyenin seçilmesi gerekmekte olup yönetim kurulu üyelerinin ikisini bu konuda itiraz etmeleri nedeniyle seçim gerçekleştirilememektedir. Şirket an itibariyle yönetim kurulu üyelerinin gerektiği zamanlarda gerektiği gibi toplanıp görevlerini icra etme fonksiyonunu yitirmiş bir yönetim kurulu tarafından yönetildiği varsayımıyla hareket edilmektedir. Yönetim kurulu başkanı ---- vefatı ile birlikte şirket fiilen diğer yönetim kurulu üyeleri ---- tarafından fiilen yürütülmekte, uluslararası ihalelere teklifler verilmekte, şirketin olağanüstü borçlandırılması maksadıyla çeşitli bankalarla görüşmeler yürütülmekte ve bu hususlar planlı ve ısrarlı bir şekilde diğer yönetim kurulu üyelerinden gizlenmektedir. Şirketin ortaklarından davacılar----. Noterliği aracılığıyla keşide ettikleri 04.10.2024 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarname ile Türk Ticaret Kanunu'nun 411nci maddesine uygun olarak yönetim kurulunun ihtarnamede belirtilen gündem çerçevesinde genel kurulun toplantıya davet edilmesi hususunda ihtarname keşide etmişlerdir (EK-6:İhtarname). İhtarname 04.10.2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen bugüne kadar genel kurulun olağanüstü toplantıya davet edilmesi hususunda herhangi bir işlem icra edilmiş değildir. Öte yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 409ncu maddesi hükümleri çerçevesinde, genel kurulun her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 ay içerisinde toplanması gerekli olmasına rağmen bugüne kadar 2023 yılı faaliyet yılı hesaplarının görüşüleceği genel kurul toplantısı da henüz yapılmış değildir. Yönetim kurulunun çalışma yöntem ve tablosu çerçevesinde yönetim kurulu üyeleri arasında şirketin yönetilmesi konusunda ortaya çıkan görüş ayrılıkları, fiilen şirketi yöneten ---- usul ve yasa tanımayan tavır ve davranışları nedeniyle yönetim kurulunun yıl sonuna kadar olağan genel kurulu toplantıya davet etme imkan ve ihtimali de söz konusu değildir. Türk Ticaret Kanunu'nun 411nci maddesi ile sermayenin en az onda birini temsil eden ortaklara genel kurulu toplantıya çağırması için yönetim kuruluna talepte bulunma imkanı getirilmiştir. Bu talep yukarıda belirtildiği gibi, 04.10.2024 tarih ---- nolu ihtarname ile gerçekleştirilmiştir. İhtarnameyi keşide eden davacıların toplam payı 12.216.330 Tlsına tekabül etmektedir. Şirketin sermayesinin 100.000.000 Tlsı olduğu nazara alındığında talep edenlerin sermayenin onda birinden fazla olduğu ortadadır. Müvekkillerimiz ihtarnamede olağanüstü genel kurul toplantısında görüşülecek gündem maddelerini de belirlemişlerdir. Buna göre talep edilen gündem şöyledir: " 1-Açılış, 2-Yoklama, 3-Divan başkan ve heyetinin seçimi, 4---- istifası ile boşalan yönetim kurulu üyeliğine ----’seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının TTK’nın 363/2nci fıkrası hükmüne göre onaya sunulması, 5-Boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçim yapılması ya da mevcut yönetim kurulunun azli ile yeniden yönetim kurulunun seçilmesi, -Dilek ve temenniler ve 7-Kapanış”, Türk Ticaret Kanunu'nun 412nci maddesine göre, isteme 7 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde, bu talebin mahkemeye yöneltilmesi mümkündür. Bu çerçevede, yukarıda yer alan gündem maddelerinin görüşülmesini temin edecek şekilde genel kurulun olağanüstü toplantıya davet edilebilmesi ve gerekli işlemlerin icrası için davacılardan birinin ya da üçüncü bir şahsın şirkete kayyım olarak atanması için işbu davanın açılması zaruri olmuştur. :Yukarıda izah edilen nedenlerle; Davalı şirketin 04.08.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üye sayısının 5 olarak belirlenmiş olması, Yönetim kurulu üyelerinden ---- 17.06.2024 tarihinde vefat etmiş bulunması, Yönetim kurulunun 30.07.2024 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında görüleceği gibi yönetim kurulu üyeleri arasındaki şirketin yönetilmesi noktasında oluşan anlayış farkı nedeniyle şirket yönetim kurulunda karar alma imkan ve ihtimalinin kalmaması, Yönetim kurulu üyelerinden ---- vefatı nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine ana sözleşmenin 10ncu maddesi ile TTK'nun 363ncü maddesi kapsamında seçim yapılma ihtimalinin bulunmaması, Şirketi fiilen yöneten yönetim kurulu üyeleri --- ile ---- diğer yönetim kurulu üyelerinden gizli, şirketi risk altına sokan bir takım iş ve işlemleri icra etmeleri gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde; Ortakların acilen olağanüstü genel kurul toplantısına davet edilmesi ve şirkete uyum içerisinde çalışacak yeni bir yönetim kurulunun belirlenmesi zorunluluğunun ortaya çıktığı değerlendirilerek; Dilekçemizin 9 nolu bendinde belirtilen gündem maddelerinin görüşülmesi maksadıyla olağanüstü genel kurulun toplantıya davet edilmesi için iş ve işlemlerin icra edilmesi amacıyla davacılardan birinin ya da üçüncü bir şahsın şirkete kayyum olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Açılan dava HMK madde 29 ve tmk madde 2 hükümlerine açıkça aykırı olup dava dilekçesi mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Malum olduğu üzere tarafların mahkemeye sundukları beyan ve bilgilerde dürüst davranmakla mükelleftir. Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü "MADDE 29 - Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler. " Aynı şekilde herkes haklarını kullanırken dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uymakla mükelleftir. Dürüst davranma: "MADDE 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. ir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Davacılar, gerek gönderdikleri ihtarnameye verilen cevaptan gerek hissedarlar ve yöneticiler olarak haklarında devam eden hukuki ve cezai süreçlerden ve şirketteki hisseler açısından devam eden tereke tespit davasından bahsetmeyerek hem iyiniyet kurallarına (TMK madde 2) hem de mahkemeye dürüst ve doğru beyanda bulunma (MK madde 29) yükümlülüklerine aykırı davranarak eldeki davayı açmıştır. Aşağıda detaylı olarak izah edileceği üzere davacıların genel kurul toplanması talebine 7 gün içinde cevap verilmiş, genel kurul yapılması talebi REDDEDİLMEMİŞTİR. Aksine şirketin genel kurul yapılabilmesi için çoğu davacılarca bizzat yerine getirilmesi gereken kanuni yükümlülükler açıkça kendilerine bildirilmiştir. Davacıların kanuni yükümlülükleri yerine getirmek yerine şartları oluşmadığı halde genel kurul yapılması için mahkemeye başvurması hukuka aykırı olduğu gibi açıkça kötüniyet göstergesidir. davacıların genel kurul yapılması talepli ihtarnamesine ----noterliği 11.10.2024 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarname ile yazılı olarak cevap verilip yerine getirilmesi gereken tüm hususlar açıkça kendilerine bildirilmiştir. Ekte sunulan cevabı ihtarname (Ek-1) ile davacılara açıkça ve detaylı olarak bildirildiği üzere ---- genel kurul tertip edebilmesi için öncelikle pay sahiplerinin, pay oranlarının kanuna uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Mezkur şirketin %6,09 hissesi rahmetli --- ait olup --- terekesinin tespiti konusunda ----. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ---- sayılı davası (celbini talep ediyoruz.) ile tereke tespit işlemi devam etmektedir. --- mirasçıları ---- oluşmakta ise de mirasçılar genel olarak tereke malları ve özelde----hisseleri konusunda birlikte hareket edememektedir. Bilindiği üzere murisin vefatıyla birlikte malvarlığı terekeye dönüşmekte, tereke üzerinde ise mirasçılar arasında kanuni adi bir ortaklık (miras ortaklığı) oluşmaktadır. Bu miras ortaklığı birlikte karar alamadığı takdirde ortaklığa mahkemece atanacak bir temsilcinin ortaklığın hak ve menfaatlerini temsil etmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükmü aşağıdaki şekildedir.
Miras ortaklığı
MADDE 640 - Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz halinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler. Davacıların avukatları aracılığıyla araştırıp öğrenmesi gereken hukuki gereklilikler (bu kadar detay bildirilmesi zorunluluğu da olmadığı halde) detaylı olarak ve adım adım yapılması gereken işlemler şeklinde kendilerine bildirilmiştir. Davacılar söz konusu tereke tespit dosyasında veya başkaca bir mahkemede tereke temsilcisi atanması için halen herhangi bir girişimde bulunmamışlardır. Müvekkil şirket ana sözleşmesine göre yönetim kurulunun en az 3 en fazla 7 üyeden oluşması gerekmektedir. ---- vefatı ile yönetim kurulu üye sayısı ana sözleşmede öngörülen sayının altına düşmemiştir. Hali hazırda şirket yönetim kurulunda 4 üye bulunmaktadır. Bu haliyle şirket yönetim kurulu hukuka ve ana sözleşmeye uygun bir şekilde faaliyetlerine devam etmektedir. Davanın temel dayanağı şirketin organsız kaldığı yönündedir. Genel kurula gidilmesi talepleri de bu dayanak üzerine inşa edilmektedir. Ancak görüldüğü üzere şirketin organsız kalması gibi bir durum söz konusu değildir. TTK m.409/2'ye göre olağanüstü genel kurul toplantısı "gerektiği" halde yapılabilmektedir. Buradaki gerekliliğin makul bir sebebe işaret ettiği açıktır. Bu sebebin yokluğu halinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması talebinin reddi gerekmektedir. Aksi halde hissedarlar tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden şirketin devamlı olarak olağanüstü genel kurula çağrılması durumu ortaya çıkacaktır. Ayrıca yukarıda da açıklandığı üzere genel kurula gidilebilmesi için yapılması gereken işlemler bulunmaktadır. Davacılar bu işlemlerin yapılmasından kaçınmakta ve aşağıda açıklanacağı üzere şirketi hukuksuz yollarla ele geçirme çabalarına bir araç olarak işbu olağanüstü genel kurul talebini kullanmaktadır. Azınlık pay sahibi sıfatıyla genel kurul toplantısı çağrısı yapılmasını talep eden hissedarların talep tarihinde ve (dava açılması söz konusu olduğu takdirde dava devam ettiği süre boyunca da) azınlık payına sahip olma durumunu korumaları bu çağrının temel şartıdır. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi ---- tarihli) (Ek-4) Davacılar şirketteki mevcut hisse durumlarından hareketle aşağıdaki şekilde pay sahibi olduklarını ve azınlık pay sahipleri olarak dava haklarının olduğunu ileri sürmektedir.
İSİM HİSSE SERMAYE PAY ORANI
--- 2.410.015 2.410.015,00 2,41%
---- 3.698.140 3.698.140,00 3,70%
--- 6.108.155 6.108.155,00 6,11%
---- 20 20,00 0,00%
Oysa davacıların bildiği ve taraf oldukları ---- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ---- sayılı tereke tespit davası devam etmekte olup bu davada davacıların seçimlik haklarını kullanmaları, bu şirketteki paylarını uhdelerinde tutup tutmayacaklarını beyan etmeleri gerekmektedir. Merhum ---’un muhataplardan ---- hitaben, 05.04.2024 tarih hangisini tercih ettikleri sorulmus olup, davalılardan ... ... seçim hakkını aynen iade yönünde kullanmıstır. Mahkemece, adı geçen davalının bu tercihi dikkate alınmaksızın yazılı sekilde karar verilmesi dogru degildir..." (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi--- tarihli)(Ek-4) Yukarıda alıntılanan ve benzer nitelikteki şirket hisselerinin iadesini de kapsayan bir somut olayın çözümüne ilişkin kararda işaret edildiği üzere davacıların genel kurul talep ettikleri şirketteki hisseleri için öncelikle seçimlik haklarını kullanıp hisseyi iade edip etmeyeceğini mahkemesine bildirmeleri gerekmektedir. Diğer yandan davacılardan ---- kızı ---’dan bedelsiz devir ile edindiği hisseler yönünden aynı şekilde tereke tespit davasını gören mahkemeye beyanda bulunması, bu hisselerin terekeye iade mi edileceği yoksa mirasçı ----’nın miras payı hesabına denkleştirme yoluyla dahil mi edileceği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Benzer durum davacı ---- için de geçerlidir. Yukarıda izah edildiği üzere davacıların hem uhdelerinde bulunan (azınlık pay sahibi olma iddialarına dayanak olan) hisseleri yönünden seçim haklarını kullanarak beyanda bulunması hem de ---- hisseleri için tereke temsilcisi atanmasını sağlamaları gerekmektedir. Davacılar eldeki dava yoluyla genel kurul tertip ettirdikten sonra şirketteki paylarını iade edeceklerini beyan ettikleri takdirde hak ve pay sahibi olmayan kişilerin talebiyle bir genel kurul yapılmış, bu kişiler muvakkaten ellerinde bulunan paylara istinaden genel kurulda oy kullanıp karar almış olacaktır. Böyle bir genel kurul kararı butlanla malül olacağından davacılar sayın mahkemeyi kanuna aykırı bir genel kurul yapılabilmesi yönünde karar almaya zorlamaktadır. Oysa bu surette yapılacak bir genel kurulda alınacak kararların uygulanması telafisi güç zararlar doğuracağından tedbiren uygulaması durdurulacak ve nihayetinde de genel kurul kararları iptal edilecektir: ...Somut uyuşmazlıkta müteveffa ...’nun terekesinin paylasılmasına iliskin mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunduğu mirasçılar arasında terekeye dahil sirket hisselerinin ve malvarlıgının paylaştırılması konusunda mutabakat saglanamadığı, terekenin korunması için dava açıldığı ve tereke temsilcisi atandığı dikkate alındıgında ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri, genel kurulda alınan kararların niteliği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir degisme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlasacagı ya da tamamen imkânsız hâle gelecegi noktasında ve davanın esası hakkında yaklasık ispat kosulunu sağlandığından Ilk Derece Mahkemesince 21.03.2023 tarihinde gerçeklestirilen 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıstır. Davacı vekilinin istinaf basvurusu bu sebeplerle yerinde görülmüstür..." (---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi ---- ve ---- sayılı 05-10-2023 tarihli kararı) (Ek-4) Müvekkil şirket TTK 195 ve devamı maddelerine göre bildirim, tescil ve ilan yükümlülüğü altındadır. Şirketin hisselerinin %75,55'ine sahip olan ---- tarafından bu hususta bugüne kadar bildirim, tescil ve ilan yapılmamıştır.
Bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri
MADDE 198 - Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir. Payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Birinci fıkrada öngörülen bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy hakkı dahil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır. Hakimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. Diğer yandan davacıların tereke tespit davasından sonra miras yoluyla intikal edecek hisseler ve seçimlik haklarını "hisseleri uhdelerinde tutma yönünde kullanmaları halinde" hali hazırdaki hisseler yönünden de bildirimde bulunmaları gerekmektedir. Ayıca yönetim kuruluna üye adayı gösterilen--- mirasçı--- eşi, yönetim kurulu üyesi--- aynı davacının oğludur. Yönetim Kurulu üyesi ---- ise mirasçı ---- eşidir. Yönetim kurulu üyelerinin eş ve anne hisseleri nedeniyle bildirimde bulunma zorunluluğu söz konusudur. Hisse sahipliği, hakim ve bağlı ortaklık gibi konulara ilişkin bildirim, tescil ve ilan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi TTK madde 198/2 uyarınca oy hakkı dahil hisse haklarının kullanılmasına engel teşkil ettiğinden bu eksiklik giderilmeden yapılacak bir genel kurulda hissedarların oy kullanması da karar alınması da kanunen mümkün ve geçerli olmayacaktır. Genel kurulda temsil yönünden diğer önemli bir konu müvekkil şirkette %75,55 oranında pay sahibi olan ----yönetim kurulundaki muhtemel hukuki sakatlıktır. ---- Yönetim Kurulu Başkanı--- hakkında ----. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ----sayılı “vesayet altına alınması talepli” bir dava derdesttir (celbini talep ediyoruz). Genel kurulda tüzel kişiliğin temsili konusunda --- Yönetim Kurulu’nun karar alması gerekecek olup TTK madde 359/3 kapsamında ---- hakkındaki hukuki süreç müvekkil şirketin genel kurulunu da doğrudan ilgilendirmektedir. --- sözleşmesine göre yönetim kurulu en 3 en fazla 7 üyeden oluşmaktadır. ---- vefatından sonra yönetim kurulu 4 kişi olarak anasözleşmenin öngördüğü en az sayıdan daha fazla üyeye sahip olarak varlığını sürdürmektedir. Ancak davacılar, ---- vefatından önce başlattıkları bir dizi eylemle şirketin yönetimini ele geçirmeye çalıştıklarından ısrarla ve hatalı olarak şirketin beşinci yönetim kurulu üyesini seçmesi gerektiğini ısrarla ileri sürmektedir. Yönetim kuruluna seçilmesi için teklif edilen ---- davacı (ve mirasçı) ---- eşi olup ---- ömrünün son günlerinde iki kızı olan davacılar, babalarına karşı bir anlamda isyan bayrağı açmıştır. ---- yıllardır uygulayageldiği şirket yönetimini bloke etmek ve eşleri aracılığıyla şirketlere hakim olmak isteyen davacılar ---- ve ----daha hayatta iken kendisini vesayet altına aldırmaya çalışmışlardır. Şüpheliler önce --- vesayet altına alınması talebiyle ---. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ---- sayılı davayı açmış (celbini talep ediyoruz.), daha sonra 03.05.2024 tarihinde tedavi altına alındığı --- Hastanesinden 05.05.2024 tarihinden tedavisi tamamlanmadan -----’u kaçırarak kendi evlerine götürmüşlerdir. Kısa bir süre önce (Mart 2024) mental sağlığı yerinde olduğuna dair sağlık raporu almış olan merhum ---davacıların yanında kaldığı süre içerisinde Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, Mayıs 2024'te bu kez mental sağlığını kaybettiği yönünde rapor alınmıştır. Söz konusu raporda merhum ---- "yürüme zorluğu nedeniyle hastaneye geldiğini, mahkemelik olayı anlatamadığı" belirtilmiş, basit bir ifade ile davacıların kendisini nasıl bir duruma soktuğunu fark edemeyecek duruma getirildiği ortaya çıkmıştır. Bu hususlar ---- SHM ---- sayılı dosyanın celbi ile içindeki evraklar incelendiğinde anlaşılacaktır. Davacılar tarafından maruz bırakıldığı süreç nedeniyle daha önce günlük olarak işlerinin takibini yapabilen merhum ---- şirkete gelemez duruma düşmüştür. Bu durumdan faydalanan davacılar 31.05.2024 şirket yöneticilerine bir mail göndererek şirketin kendileri tarafından yönetileceğini, kendilerine sorulmadan işlem yapılmamasını ihtar etmişlerdir. Üriner enfeksiyon tedavisinin tamamlanmasına izin verilmeyen ----- yaklaşık bir ay sonra oldukça kötü bir haldeyken yalnız başına kendi evine bırakılmıştır. Böbrek ve idrar yolu enfeksiyonunun tedavi edilmesine izin verilmeyen ve muhtemelen bu enfeksiyonun verdiği rahatsızlık nedeniyle "günlerce su içmeyi ve gıda almayı" reddeden merhum, çok kötü bir halde 11.06.2024 tarihinde hastaneye kaldırılmış, 17.06.2024 tarihinde de vefat etmiştir. Davacılar hakkında ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- sayılı soruşturması (celbini talep ediyoruz.) devam etmekte olup emniyeti suistimal (TCK 155), hürriyeti tahdit (TCK madde 109/2-b ve e, 109/4), aile hukukundan doğan yükümlülükleri ihmal (TCK 233) gibi isnatlar soruşturmanın konusunu teşkil etmektedir. Ayrıca merhumun alıkonulmasından sonra bir daha sağlığına kavuşmaması, kaldırıldığı hastanede olayın adli vaka olarak kayıtlara geçmesi ve bu süreçte iyileşemeden hastanede vefat etmesi nedeniyle ---- Sayılı dosya (celbini talep ediyoruz) ile şüpheli ölüm nedeniyle bir soruşturma başlatılmıştır. Davacılar, henüz --- hayatta iken iki kardeş olarak ittifak kurmaları nedeniyle üçüncü kardeş olan ---- kendileri ne istiyorlarsa ona uyması gerektiği şeklinde bir söylem oluşturmuş, şirketin banisi ---- vefatından sonra ise tüm eylemlerini bu mantıkla icra etmişlerdir. Davacıların temel gayesi Türk Ticaret kanunundaki sermayenin ve tüzel kişiliğin korunması prensibinin aksine şirketin (ve sırasıyla grup içerisindeki diğer şirketlerin) yönetimini ele geçirerek şirket varlıklarını satmaktan ibarettir. Şirketin organ yokluğu ile karar alamadığı iddiası kanuna ve ana sözleşmeye uygun olmadığı gibi bugüne kadar hiçbir makam, merci, muhatap ve ilgili tarafından da ileri sürülmemiştir. Bu anlamda şirketin karar alamaması söz konusu olmayıp davacıların bu ifadeyle kastettikleri "şirketlerin kendilerinin istediği şekilde karar alması"ndan ibaret bir beklentidir. Yönetim Kurulu üyesi ---, yönetim kurulu başkanı merhum ---- tarafından alınan sermaye artışı gündemiyle olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu karar taslağını imzalamak yerine alıkoymuş, şirketin finansal olarak zor duruma düşmesi için ilk hamleyi bu şekilde yapmıştır. Sermaye artışı yapmak isteyen merhum ---- zorla alıkonulduktan sonra bu kez şirketin grup şirketlerden aldığı borçların iadesi talep edilmiş, şirketin cari işlerini sürdürmesi ve grup şirketlere olan borçlarını ödeyebilmesi için alınmak istenen banka kredisi için gerekli yönetim kurulu kararları da ısrarla imzalamamıştır. Şirketin dört yönetim kurulu üyesi ile karar alarak bu krediyi kullanması mümkün olduğu halde --- ve ---- ısrarla bu kararı imzalamamış, yönetim kuruluna ---- seçilmesini de içeren şerh ile kararı imzalayacaklarını bildirmiştir. İhtiyaç ve gereklilik olmadığı halde yönetim kuruluna ---- dahil edilme çabası davacıların yönetim kurulunda çoğunluğu elde etme planından başka hiçbir makul gerekçe taşımamaktadır. Zira davacılar şirket yönetimini ele geçirerek tüm varlığını satmak, bu mümkün olmadığı takdirde ise şirketi işe yapamaz hale getirerek tasfiye yoluyla paylarını yine nakde döndürmeyi istemektedirler. Benzer şekilde şirketin yönetim kurulu üye seçiminin zorunlu ve gerekli olduğuna dair açıklamalar da davacıların ana planının bir parçası olup şirketin temsil ve ilzam yetkililerinin 25.08.2025 tarihine kadar geçerli görevlendirmesi bulunmaktadır. Yukarıda anlatılanlar ışığında huzurdaki uyuşmazlığın davacı tarafın anlattığı kadar olmadığı, davacı tarafın oldukça büyük bir resmin yalnızca ufak bir kısmına odaklanarak kötüniyetli hareket ettiği açıktır. Bu doğrultuda dilekçemizde belirtmiş olduğumuz deliller dosya arasına alınması, detaylıca incelenmesi ve sonrasında duruşma icra edilerek somut olayın tüm yönleriyle ortaya konulması gerekmektedir. Dosya üzerinde acele ile ve bütün resim görülmeden verilecek kararın hukuka ve mevzuata aykırı olacağı da açıktır. Bu nedenlerle delillerimizin toplanmasını müteakiben duruşma icra edilmesini, gerekirse bilirkişi raporu alınarak dosyada yapılması gereken tüm araştırmaların tamamlanmasını talep ederiz. Zira bu işlemler yerine getirildiğinde davanın reddinin gerekeceği de mahkemenizce de malum olacaktır. Yukarıda izah edilen nedenlerle; Koşulları oluşmadan açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava TTK'nın 410/2 gereği genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesi talepli davadır.Davacı vekili boşalan yönetim kurulu üyeliği seçimi ve şirket yönetim kurulu toplantısında karar alma imkanının bulunmaması nedenleriyle dava dilekçesinde belirtilen gündem maddelerin görüşülmesi maksadıyla olağanüstü genel kurulun toplantıya çağrılması için kayyım atanması talebinde bulunmuştur.TTK 410/2 maddesine göre ''Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir.''Yargılama devam ederken ----.ATM nin ----- Karar nolu 11/12/2024 tarihli kararı ile tarafları ve konusu iş bu davayla aynı olan dosyada kesin olarak karar verilmiş olduğu görülmekle, mahkememizce yargılaması yapılan iş bu davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken 615,40.-TL harcın 1/3 ü olan 205,13.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 222,47.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davanın ve verilen kararın niteliği gereği herhangi bir taraf lehine vekalet ücret takdirine yer olmadığına
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.