İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/56 K.2018/38
null 2018/56 E. , 2018/38 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
İstanbul Anadolu
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/56 Esas
KARAR NO : 2018/38
DAVA : Tapu İptali ve Tescil
DAVA TARİHİ : 15/01/2018
KARAR TARİHİ : 18/01/2018
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan aldığı İstanbul İli, ...İlçesi, ... Mah. .. Mevkii, ... Pafta, ...Parsel numaralı taşınmaz üzerindeki ... nolu dükkanın bedelini taksitler halinde 30/12/2014 tarihinde 50.000,00 TL, 30/01/2015 tarihinde 50.000,00 TL, 27/03/2015 tarihinde 134.496,00 TL, 27/03/2015 tarihinde 15.000,00 TL 27/03/2015 tarihinde 200.000,00 TL, 10/06/2016 tarihinde 150.000,00 TL, 26/07/2016 tarihinde 30.000,00 TL, 08/08/2016 tarihinde 30.000,00 TL, 28/09/2016 tarihinde 91.500,00 TL ve 17/11/2016 tarihinde 118.500,00 TL TL olmak üzere toplam 870.000,00 TL makbuz ve banka aracılığı ile davalı tarafa ödediğini, taşınmazın zilyetliğinin teslim edildiği, ancak tapuda devrinin yapılmadığını belirterek, davaya konu taşınmazın tapu kaydının davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde satış vaadi sözleşmesindeki bedele istinaden davalı tarafa ödenmiş olan ödeme makbuz tarihlerinden itibaren ayrı ayrı bankaların mevduata uyguladıkları en yüksel banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi vermediği, dava konusu taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbire itirazlarını bildirir dilekçe sunmuş olduğu görüldü.
Dava; davalı şirketten haricen düzenlenen gayrimenkul satış vaadi inşaat sözleşmesine dayalı olarak satın alınan taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacı adına kayıt ve tescili ile bu mümkün olmadığı takdirde davalı tarafından, davacıya ödenen bedelin istirdatı istemine; ilişkindir.
İstanbul Anadolu .... Tüketici Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası getirtilerek incelenmekle, davacısının ...., davalısının ... İnşaat ve Proje Yönetimi A.Ş. dava konusunun Tapu İptali ve Tescili davası olduğu, halen derdest olduğu görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen 10/03/2017 tarih ve ........... sayılı yazı cevabına göre; ...İnşaat ve Proje Yönetimi A.Ş. (Sicil No: ....)'nin, ".... Mah. ... Sokak No:.. Kat:... ..../İstanbul" adresinde faaliyet gösterdiğinin bildirildiği; görülmüştür.
Başlangıçta; İstanbul Anadolu ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayıtlı olarak açılan davada; ..... tarih ve ... sayılı kararla "... davacı ile davalı yüklenici arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin İstanbul İli, .... İlçesi, ...Mah. .... Mevkii, ... Pafta, ... Parsel numaralı taşınmaz üzerindeki ... nolu dükkana ilişkin olduğu, bu doğrultuda davaya konu gayrimenkulün işyeri olması nedeni ile ticari iş niteliğinde olduğu, aynı hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/383 esas 2017/963 karar, 2017/1611 esas 2017/1100 karar sayılı kararlarının bulunduğu, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerine göre ticari işlerden doğan uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş olmakla dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkememizin görev[li bulunmadığından]..." bahisle; mahkemenin görevsizliğine karar verildiği; bu kararın, taraflarca temyiz edilmemesi üzerine; davacı vekilinin de talebi üzerine dosya tevzien mahkememizin ... esasına kaydedilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına ve tapu sicil müdürlüğünden gelen yazı cevabı içeriğine göre;
Taraflar arasında; dava konusu İstanbul ili ... ilçesi, ...Mahallesi .. Mevkii, ... parselde yer alan .. nolu dükkanın, davalı şirkete ait olduğu; bu husus dışında uyuşmazlık konusu olmayan husus bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın, davalı şirket tarafından taraflar arasında düzenlenen ...... tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi İnşaat Sözleşmesi ile 1.150.000,00 TL bedel karşılığında davacı alıcıya haricen satışının yapılıp yapılmadığı; bu sözleşme kapsamında davacı tarafından, davalı şirkete toplam 870.000,00 TL ödeme yapılıp yapılmadığı; taraflar arasında düzenlenen 05/02/2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi inşaat sözleşmesine dayalı olarak davacının, davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptalini ve adına tescilini talep etmekte haklı olup olmadığı; bu mümkün olmadığı takdirde davacı tarafından ödendiği iddia edilen 870.000,00 TL'nin davalıdan istirdatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında; toplanmaktadır.
Kural olarak; tacir olmayan özel kişilerin bir menkul veya gayrimenkulü satın alma amacının, nihai kullanım amaçlı olabileceği gibi, mesleki veya ticari amaçlı da olabileceği; alan yönünden, ticari amaç taşımayan satım sözleşmelerinin, tüketici hukuku kapsamına girmediği gibi, satın alanın tüketici sıfatını taşımaması durumunda işlemin de tüketici işlemi olarak kabul edilemez.
İncelenen tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketten haricen düzenlenen gayrimenkul satış vaadi inşaat sözleşmesine dayalı olarak satın alınan taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacı adına kayıt ve tescili ile bu mümkün olmadığı takdirde davalı tarafından, davacıya ödenen bedelin istirdatı istemine yönelik davada; davacının, bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten tacir olmadığı gibi dava konusu iş yeri niteliğindeki taşınmazı haricen satın alması nedeniyle tüketici sıfatının da bulunmadığı; bir davanın, ticari dava sayılabilmesi için ya taraflarının tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili bulunması veya 6102 sayılı TTK'nun 4-(1). maddesinin 1.bendi uyarınca bu kanundan (TTK) yahut da bu kanunun TTK 4-(1). maddesinin - b,c,d,e,f bendlerinde yazılı hükümlerinde düzenlenen hususlardan doğmasının gerektiği; bu koşulları taşımayan fakat bir ticari işten doğan hukuk davasının ticari dava olarak kabul olunamayacağı; tacir olmayan davacı tarafından davalı şirketten "ticari dükkan/işyeri" niteliğindeki taşınmazı haricen satın alması kullanım amacına yönelik bulunduğu; davacıya tacir sıfatını kazandırmadığı; bu kavramın tüketici hukuku'na ilişkin tüketici mahkemesinin görevinin tanımlanmasına yönelik bir kavram olduğu; bu noktada, 6762 sayılı TTK.nun. 5/3.maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi ile 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 6102 sayılı TTK.nun. 5. maddesinde yapılan değişiklikle asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olarak değiştirildiği; bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağının hükme bağlandığı; tüketici hukuku'na ilişkin "ticari işyeri" kavramından hareketle; 01/07/2012 tarihinden önceki dönemde verilen kararların derecatta incelenmesi sırasında; Tüketici Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlıklarının çözümünde kullanılan bu kriterin [bu döneme ilişkin Yargıtay kararları] 01/07/2012 tarihinden sonra asliye ticaret mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlıklarında kriter olarak kullanılamayacağı; çünkü, yukarıda da açıklandığı üzere asliye ticaret mahkemelerinin görevi 6102 sayılı TTK.nun. 4. maddesinde açık bir şekilde düzenlenmiş olduğu; bu madde de belirtilen görev kriterlerine uymayan davalara asliye ticaret mahkemesinde bakılamayacağı; bu nedenlerle, asliye hukuk mahkemesinin davaya konu gayrimenkulün "işyeri" olmasından hareketle vermiş olduğu görevsizlik kararının yerinde bulunmadığı; davada, mahkememizin yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı görevli bulunmadığı; davada görevli mahkemenin, genel görevli asliye hukuk mahkemesi olduğu; HMK'nun 114-(1) c) maddesi uyarınca mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve dava şartlarının da davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiğinden, davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davada mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nun 115-(2) maddesi uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizce verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK.nun 21-(1)c) maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nin 37. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine; karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın; mahkememiz görevsizliği nedeni ile HMK.115-(2) maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine,
Mahkememizce verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK.nun 21-(1) c) maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nin 37. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,
Harç ve mahkeme masrafı konularının görevli mahkeme tarafından nihai kararda değerlendirilmesine,
İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın, taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf/kanun yolu açık olmak üzere; oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2018