İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1452 K.2024/426
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1452
KARAR NO: 2024/426
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2021
NUMARASI: 2018/751Esas - 2021/492 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacılar vekili, davalı şirketin sermayesinin 1.480.100 adet paya bölünmüş, 1.480.100-TL itibari değerli paydan oluştuğunu, 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre bu paylardan, 301.577,75-TL itibari değerli toplam 301.577,75 adedinin müvekkili ...’a, 330.461,50-TL itibari değerli toplam 330.461,50 adet payın da müvekkili ...'ya ait olduğunu; ...'nın eşi, ... ile diğer iki ortak ... ve ...'ın babası olan, şirketin eski ortaklarından ...'ın 16/07/2015 tarihinde vefat ettiğini; müteveffanın sağlığında şirketin yaklaşık %45’ine tekabül eden 636.502 payına sahip olduğunu; şirketin 11/05/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveline göre de toplam 1.480.100 adet paya bölünmüş esas sermayenin 636.502'sinin müteveffaya, 171.336'sının ...'ya, 222.015'inin ...’a, 222.015'inin dava dışı ...’a, 222.015'inin ...'a, 6.217'sinin ise dava dışı ... A.Ş.’ye ait olduğunu; Bodrum 2. SHM'den alınmış 2015/765 esas, 2015/87 karar sayılı ve 11/09/2015 tarihli veraset ilamında müteveffa ...'ın 1/4 hissesinin eş ...'ya, 1/4'er hissesinin de ayrı ayrı oğulları ..., ... ve ...’a ait olduğunun tespit edildiğini; ancak murisin miras ortaklığının, davaya konu 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısı ve işbu dava tarihi itibariyle paylaşılamamış olduğunu, dolayısıyla murisin sahip olduğu 636.502 adet payın, TMK 640'a göre elbirliği mülkiyeti şeklinde bütün mirasçılarına intikal ettiğini ve elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğunu; TMK 702/2'ye göre miras ortaklığına dâhil mal ve hakların tüm mirasçıların oy birliğiyle verecekleri kararlara göre yönetileceğini, oy birliğinin sağlanamadığı hallerde bu yetkinin TMK 640/3 uyarınca atanan tereke temsilcisine ait olduğunu, Bodrum 1. SHM'nin 2017/2 Tereke esas numaralı dosyasında verilmiş 14/11/2017 tarihli ara kararla ...'ün, murisin terekesine temsilci tayin edildiğini, ancak dava dışı ortaklar ... ve ...'ın mensubu oldukları şirket yönetim kurulunca hukuksuz şekilde alınan 07/02/2016 tarihli kararla, şirkette murisin sahip olduğu payların haksız bir şekilde mirasçılara taksim edildiğini ve oluşan yeni ortaklık yapısının davalı şirketin pay defterine kaydedildiğini; zira söz konusu taksimatın yukarıda belirtilen veraset ilamına göre değil, müvekkili ...'ın İstanbul 2. AHM'nin 2017/45 esas sayılı dosyasında açılmış iptal davasına konu vasiyetnamesine göre yapıldığını, belirtilen davanın halen derdest olduğunu; tenfiz edilmediğinden uygulanması mümkün olmayan vasiyetnameye göre alınmış YKK'nın hükümsüzlüğünün tespiti için İstanbul 11. ATM’nin 2017/217 esas sayılı dosyasının da derdest olduğunu ve mahkemece murisin hisselerinin üçüncü kişilere devrini engellenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, murisin sağlığında hissedarı olduğu ve ortaklık yapısı davalı şirket ile birebir aynı olan dava dışı üç ayrı şirketin daha bulunduğunu, bu üç şirketin de YK yapılarının davalı şirketle aynı olduğunu, o şirketlerde de aynı kararların alındığını; açılan davalarda YKK'nın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkillerinin davalı şirketin 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısına asaleten katıldıklarını ve murisin şirket paylarının hukuksuz şekilde paylaştırıldığını, toplantıdaki paydaşların pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususun hâlihazırda açılmış davanın konusunu teşkil ettiğini, elbirliği mülkiyetine tabi bu paylardan doğan oy haklarının oy birliği oluşmadan kullanılamayacağını, muhalefetlerini toplantı tutanağına ve hazirun cetveline şerh ettirdiklerini, murisin paylarının miras ortaklığının taksimine kadar tereke temsilcisi tarafından temsil edilmesi ve bu paylardan doğan oy haklarının da temsilci tarafından kullanılmasının gerektiğini, fakat tereke temsilcisinin genel kurul toplantısına çağrılmadığını dolayısıyla oy kullanma imkanı tanınmadığını, tereke temsilcisinin toplantıya katılamamış ve murisin paylarından doğan oy haklarını kullanamamış olmasının, toplantıda yapılan oylamaların sonucunu doğrudan etkilediğini; bu nedenle GK'da alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiğini, davaya konu GK toplantısında YK üyelerinin ibrası hususunda yapılan oylamada da TTK 436/2'ye aykırılıklar olduğunu; buna göre YK başkanı ve ortak ...'ın, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığını ancak ...’ın geçersiz oylarının, kendisinin ve ...’ın ibrasına ilişkin oylamalarda sonucu değiştirmediğini, oylar geçersiz sayılsa bile ibra sonucun değişmediğini ancak YK üyesi ...’nun ibrasına ilişkin oylamada ise müvekkillerinin olumsuz oy kullandıklarını, YK Başkanı ...’ın oyu geçersiz sayıldığında, karar nisabı eksikliğinden ötürü ...'ın ibra edilmemiş sayılacağını; sonuç olarak bu YK üyesinin ibra kararın yok hükmünde veya iptale tabi olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 16/052018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların, yoklukla malul olup hükümsüzlüğünün tespitine, bu talebin kabul edilmemesi halinde iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, toplantıda pay oranlarına ilişkin bir hususun görüşülmediğini, İstanbul 2. ATM'nin 2016/1109 esas sayılı kararının henüz kesinleşmediği gibi o kararın toplantı nisabını etkilemeyeceğini, davacının paylara ilişkin itirazlarının (pay oranları) şirket genel kurulunun veya işbu davanın konusu olmadığını; davacının vasiyetnameye karşı açtığı davanın derdest olduğunu, bu nedenle genel kurulda toplantının açılması ve gündem maddelerinin görüşülmesinde hiçbir yasal engel bulunmadığını; muristen kalan payların “ölüme bağlı tasarruflar bir mahkeme kararı ile iptal edilip o mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçerlidir ilkesi” çerçevesinde, murisin vasiyetnamesine uygun olarak pay defterine kaydedildiğini; şirket ortağı murisler ... ve ... vasiyetnameye uygun olarak pay devrinin gerçekleştirilmesi yönünde, ilgili şirketlerden 07/03/2016 tarihinde talepte bulunduklarını; davacının açtığı tereke tespiti dosyasında atanan tereke temsilcisinin şirket genel kuruluna katılması, oy kullanması veya organlarda görev alması hususlarında ilgili mahkemece bir karar alınmadığını, genel kurullara tüm pay sahiplerinin katıldığını; hatta tereke memurunun 12/01/2018 tarihli raporunda müteveffanın YK başkanı veya başkan vekili olduğu şirketlerin genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etmek, tereke yararına oy kullanmak ve organlarında görev almak üzere yetki talebinde bulunduğunu, mahkemenin de 29/05/2018 tarihli celsesinde hisselerin tereke memuru tarafından temsil edilmesi talebinin İstanbul 2. ATM'nin kararının kesinleşmesinden sonra değerlendirilmesine karar verdiğini, hisselerin temsili hususunda, tereke memurunun -genel kurul tarihleri itibariyle ve halen- bir yetkisi bulunmadığını; ibra oylamasının TTK’ya uygun olarak yapıldığını, buna göre yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığı üzerinde durulması gerektiğini; TTK 424'e göre bilânçonun tasdikine dair olan genel kurul kararının, aksine açıklık olmadığı takdirde yönetim kurulu üyeleriyle, müdürler ve denetçilerin ibrasını kapsayacağını ve şirketin finansal tablolar ile kayıtların gerçeği yansıttığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davaya konu genel kurul toplantısından önce tereke temsilcisinin atandığı, TTK 432-477 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde genel kurul toplantısına katılmak ve oy kullanmak için özel ve ayrı bir izin veya yetki verilmesine gerek bulunmadığı ve tereke temsilcisi usulüne uygun olarak genel kurula çağrılmadığından TTK 447'ye göre genel kurulda alınan kararların batıl olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 16/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olup hükümsüz olduklarının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili , mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Bodrum 1. SHM tarafından atanan tereke temsilcisine, mahkemece şirketteki payları temsil etmesi hususunda bir karar verilmediğini, TMKnda tereke temsilcisinin yetkisiyle ilgili özel bir hüküm bulunmadığını, zira mahkemenin temsilciye genel bir yetki tanımadığını; davaya konu genel kurul toplantısının gündem maddeleri incelendiğinde nitelikli çoğunluğu gereken bir durumun olmadığının görüleceğini ve bu nedenle toplantı ile karar yeter sayıları karşılandığından, kararların yok hükmünde olduğu kararı verilemeyeceğini, iptali gerektiren bir durumun da ispatlanamadığını; davacı tarafın, dava dilekçesinde ileri sürmediği finansal tabloların 2. kez ertelenmesi hususunun reddinin iptali talebinin iddianın genişletilmesi olduğunu ve bunun kabul edilmediğini; davacı ...'nın olumsuz oyunu ve muhalefetini toplantı tutanağına yazdırmadığını; murisin geçerli olan vasiyetnamesi varken payların el birliği mülkiyeti esasına göre belirlenmesinin düşünülemeyeceğini, zaten davacı ...'ın vasiyetnamenin iptali için Bodrum 3. AHM'de açtığı davanın reddine karar verildiğini; salt davacılar tarafından açılmış bilgi alma hakkı davasına dayanarak finansal tablolar, ibra ve kar dağıtımı kararlarının uygun olup olmadığı incelenmeden karar verilemeyeceğini, bu konuda farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkmışken İstanbul 18. ATM kararına göre inceleme hakkının kullandırılmadığı yorumunun yapılamayacağını; ibra oylamasının TTK’ya uygun olarak yapıldığını, buna göre yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığı üzerinde durulması gerektiğini; TTK 424'e göre bilânçonun tasdikine dair olan genel kurul kararının, aksine açıklık olmadığı takdirde yönetim kurulu üyeleriyle, müdürler ve denetçilerin ibrasını kapsayacağını, şirketin finansal tablolarının ve kayıtlarının gerçeği yansıttığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı anonim şirketin 16/05/2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Yokluk ve iptal istemine konu genel kurul kararlarına davacı ... muhalefetini bildirmiş; davacı ... ise hazirun cetvelindeki paylara muhalefet etmiş ve eldeki dava 15/08/2018 tarihinde üç aylık süre içinde açılmıştır. Yokluk ve butlan istemi ise bir süreye bağlı değildir. Davacı taraf, öncelikle genel kurulda alınmış olan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Muris ... 16/07/2015 tarihinde vefat etmiş ve geriye mirasçı olarak eşi davacı ortak ... ile çocukları davacı ortak ..., dava dışı ortak ... ve dava dışı ortak ... kalmıştır. Bodrum 2. SHM'nin 2015/797 esas, 2016/238 karar sayılı ve 06/04/2016 tarihli kararıyla murisin, Bodrum ... Noterliği'nin 24/07/2014 tarih ve ... yevmiye nolu vasiyetnamesi açılıp okunmuş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 3. HD'nin 15/03/2018 tarihli ilamıyla onanmıştır.Mirasçılardan ...'ın vasiyetnamenin iptali için açtığı (öncesi İstanbul 21. AHM'nin 2016/103 esas ve 2016/104 karar sayılı yetkisizlik kararına istinaden) Bodrum 4. AHM'nin 2017/34 esas ve 2017/36 karar sayılı dosyasında davacının reşit olan oğlu ...'ın haklarını korumak amacıyla açtığı davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından 20/02/2017 tarihinde davanın usulden reddine karar verilmiş; İzmir BAM 1. HD'nin 03/10/2017 tarihli ilamıyla karara yönelik istinaf isteminin reddedilmiş,kararın temyizi üzerine Yargıtay 3. HD'nin 02/07/2019 tarihli ilamıyla onanmıştır.Ayrıca davacı ...'ın vasiyetnamenin iptali için açtığı (öncesi İstanbul 2. AHM'nin 2017/45 esas ve 2017/460 karar sayılı yetkisizlik kararına istinaden) Bodrum 3. AHM'nin 2018/406 esas ve 2021/44 karar sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali davasının 27/01/2021 tarihinde reddine karar verildiği; kararın halen istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür. Davalı şirketin 07/03/2016 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla murise ait hisselerin, 24/07/2014 tarihli vasiyetnamede belirtildiği şekilde mirasçılara intikali yapılarak pay defterine kaydedilmiştir. Davacı tarafça, yönetim kurulu kararının iptali için açılan İstanbul 11. ATM'nin 2017/217 esas ve 2019/646 karar sayılı davasında 23/09/2019 tarihli kararla, muris ...'ın mirasına ilişkin açılmış davaların henüz sonuçlanmadığı, dolayısıyla mirasının ve miras paylarının henüz belirlenmediği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olduğu, paylaşım olana kadar terekedeki tüm hak ve borçlardan birlikte sorumlu oldukları ve ancak birlikte tasarruf edebilecekleri, henüz tereke ve miras payları hususunda ihtilaf sürerken ve davalar kesinleşmemişken kanunun elbirliği hükümlerine aykırı olacak şekilde verilen 07/03/2016 tarihli, mirasçıların şirketteki pay oranlarının belirlenmesi kararının TTK 391 gereğince iptalinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 07/03/2016 tarihli (1) nolu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve davalı şirketin faaliyetlerindeki kaydın kararın hükümsüzlüğü nedeniyle önceki duruma getirilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 2019/2568 E., 2022/1214 K. sayılı ve 28/09/2022 tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; kararın halen temyiz incelemesinde bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı şirketle aynı ortaklık yapısını haiz ... A.Ş.',ye ilişkin aynı sebeple (murisin paylarının kanuna aykırı paylaştırılması) davacı ... tarafından, anılan şirkete (ve birleşen davada ...'a) karşı açılmış 07/03/2016 tarihli yönetim kurulunun (1) nolu kararının batıl olduğunun tespiti istemli İstanbul 6. ATM'nin 2017/181 esas, 2018/1164 karar sayılı ve 22/11/2018 tarihli kararda davanın kabulü ile davaya konu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verilmiş; İstanbul BAM 13. HD'nin 2019/945 E., 2020/1578 K. sayılı ve 31/12/2020 tarihli ilamıyla kararın istinaf istemi reddedilmiş; Yargıtay 11. HD'nin 2021/2442 E., 2022/661 K. sayılı ve 05/10/2022 tarihli ilamıyla bu kararın da onandığı ve hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine aynı ortaklık yapısını haiz ... A.Ş.'ye ilişkin davacı ... tarafından, anılan şirkete (ve birleşen davada ...'a) karşı açılmış 07/03/2016 tarihli yönetim kurulunun (1) nolu kararının batıl olduğunun tespiti istemli dava ilk derece mahkemesince kabul edilmiş, istinaf isteminin Dairemizce esastan reddine dair verilen karar Yargıtay 11. HD'nin 2021/6102 E., 2022/3535 K. sayılı ve 28/04/2022 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Davacı ... tarafından, diğer mirasçılar aleyhine 31/01/2017 tarihinde açılan Bodrum 1. SHM'nin 2017/2 Tereke nolu dosyasının incelenmesinde, dosya kapsamında 14/11/2017 tarihinde murisin terekesine tereke idare memuru olarak Av. ...'ün atandığı, muris ...'ın terekesinin tespiti isteminde bulunulduğu, 20/02/2017 tarihli tensip zaptıyla davalı şirketten murisin hisseleri hakkında bilgi istendiği ve %15 teminat karşılığında hisselerin el değiştirmesini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiği ancak davacı tarafın teminatsız tedbir kararı verilmesini istediği, 12/01/2018 tarihinde temsilcinin dosyaya göreve başlama raporunu sunduğu ve hem davalı şirketteki muris hisseleri hem de diğer malvarlığı hakkında bilgiler talep ettiği; davalılar vekilinin terekeye sınırlı sorumlu tereke temsilcisi atanması talebinin 18/01/2018 tarihli duruşmada reddedildiği ve temsilcinin talebi doğrultusunda şirkete bilgi ve belge talepli (25/01/2018) müzekkere yazıldığı; temsilcinin 24/05/2018 tarihinde ikinci raporunu sunduğu; davaya konu genel kurul tarihi itibariyle tereke temsilcisinin görevli olduğu, 22/02/2022 tarihinde terekenin korunması amacıyla murisin davalı şirketteki paylarına ihtiyati tedbir konulduğu ve yargılamanın halen devam ettiği görülmüştür. Davalı şirketin %43 hissesine tekabül eden toplam 1.480.100 paydan, 636.502 adetinin murisin terekesine dahil olduğu, davacı ...'ın açtığı tereke tespiti davasında 14/11/2017 tarihinde yani davaya konu genel kurulun yaklaşık 6 ay öncesinde murisin terekesine TMK 640'a göre temsilci atandığı, söz konusu tereke tespiti davasında davalı şirketle yazışmalar yapıldığı ve şirket YK başkanı ...'ın da davalı olduğu, buna rağmen genel kurul çağrısının iptali için dava açılmış YK'nın 07/03/2016 tarihli kararıyla murisin iptali istenilen vasiyetnamesine istinaden oluşturulan yeni pay durumuyla hissedarlara çağrı yapıldığı ve toplantının da o yeni pay adetlerine göre icra edildiği anlaşılmaktadır. Ancak tereke halen elbirliği hükümlerine tabi olup, mirasçılar arasında terekenin temsili hususunda iradi bir temsilci seçimi yapılmamıştır. Dolayısıyla terekenin temsili hususunda artık mahkemece atanmış temsilcinin yetkili olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki temsilci çağrılmadığından toplantıya katılmamıştır. Murisin terekesi usulüne uygun olarak toplantıya çağrılıp temsil edilmediğinden,davanın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,genel kurulda alınan kararlar yoklukla malul olduğundan, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubuyla kalan 368,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacılar tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.21/03/2024