İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/1979 K.2024/1384

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1979 📋 K. 2024/1384 📅 03.10.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1979
KARAR NO: 2024/1384
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/07/2023
NUMARASI: 2021/726 Esas 2023/515 Karar
BİRLEŞEN DAVA: İSTANBUL 9. ATM'NİN 2021/793 ESAS SAYILI DOSYASI
ASIL DAVA: Yönetim Kurulu Kararının İptali, Pay defterine kayıt
BİRLEŞEN DAVA: Gerçek Değerin Tespiti
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin annesi olan ...'in 1967 yılında vefat ettiğini, davalı şirketteki %15 (200 adet payda toplam 30 pay) payın eşi müteveffa ... ve müvekkili ...'ye kaldığını, müvekkilinin babası olan müteveffa ...'in o tarihte geçerli olan TMK'nın 444. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullandığını ve İstanbul 5. AHM'nin 10.05.1967 tarih ve 1967/319-293 esas karar sayılı veraset ilamı ile mirastan 1/2 oranda intifa hakkını seçtiğini, müvekkilinin babasının 1.1.2019 tarihinde vefat ettiğini, intifa hakkının seçimi sonucu müteveffa ...'e eşinden intikal eden 1/2 intifa hakkına isabet eden % 7,5 orandaki 15 adet çıplak payın mülkiyetinin müteveffa ...in ölümü ile birlikte müvekkiline geçtiğini, müvekkiline annesinden doğrudan intikal eden %7,5 oranındaki 15 adet şirket payının hali hazırda müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkiline babasından geçen % 7,5 oranındaki hissenin tescili için 16/11/2021 tarihinde şirkete yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, 17.09.2021 tarihli şirketin olağan genel kurul toplantısında şirketin ...'den mirasçısına intikal eden hisselerinin TTK'nın 493. maddesi uyarınca satın alınmasına karar verildiğini, bu hususun Kemer Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1 esas sayılı dosyasında görülen tereke tespit davasına gönderilen toplantı tutanağından öğrenildiğini, müvekkiline şirketin hisseleri satın alma kararı ve hisse değerine yönelik bir bildirim yapılmadığını, şirketin müvekkiline ait hisseleri satın alma kararının hukuka aykırı olduğunu, iktisabın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık süre geçtiğinden artık satın alma önerilemeyeceğini, şirketin satın alma kararının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, şirkette halen yönetimde olan çoğunluk hisse sahiplerinin vefat eden her hisse sahibinin hissesini satın alma kararı alarak ve mirasçılara geçişi engellediklerini belirterek hisselerin devralınmasına ilişkin kararın iptaline, muris ...'in şirket paylarında intifa hakkı sahibi olması ve çıplak mülkiyeti zaten müvekkilinin olduğu dikkate alınarak, murisin vefatı sonrası tam mülkiyete dönüşen 15 adet şirket payının şirket pay defterine kaydedilmesine, aksi takdirde miras payı oranındaki hissesinin pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin babası ...'in 01.01.2019 tarihinde vefat ettiğini, geriye sonradan evlendiği eşi ve tek oğlu olan müvekkilinin kaldığını, mirasçılık belgesine göre ...'in mirasının 3/4'ü müvekkiline ait olduğunu, yine, ...'in eski eşi ...'in vefatı sonrası, mirasta intifa hakkını seçtiğini, bu sebeple ...'e ait şirket hisselerinin 1/2'sinin yani 15 adet şirket payının (%7,5) intifa hakkının ona ait olduğunu, ölümle birlikte payların çıplak mülkiyetinin müvekkiline geçtiğini, payların müvekkiline adına yazılması gerekirken, intikal eden payların şirket tarafından satın alınmasına karar verildiğini, müvekkiline intikal eden hisselerin gerçek değerinin tespiti zaruretinin hasıl olduğunu, davalı şirketin 1887 yılında kurulduğunu 133 yıllık bir şirket olduğunu, bu nedenle markası ve ünvanının tüm dünyada tanındığını, markasının da bütün ülkelerde tescilli olduğunu, marka değerinin çok yüksek olduğunu, davalı şirketin yurt dışına hizmet verdiğini ve gelirini döviz cinsinden elde ettiğini, yurt dışı müşteri portföyünün çok geniş olduğunu, bu hususların değer tespitinde dikkate alınması gerektiğini, yönetim kurulunca son senelerde çok cüzi miktarda kâr payı dağıtıldığını, geri kalan kârların olağanüstü yedek akçeye ayrılarak davalı şirket uhdesinde tutulduğunu, şirketin nakdi varlığının dışarıdan hisse satın alınmak suretiyle değerlendirildiğinin söylendiğini belirterek TTK'nın 493. maddesi gereğince müvekkiline intikal eden davalı şirket hisselerinin değerinin tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili asıl davada 14/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkilin murisi ...'in davalı şirketteki 15 pay (%7,5 hisse)'ın tümünün müvekkile ait olduğunun tespitine, davalı şirketin murisi ...'in intifa hakkı sahibi olduğu davalı şirketteki %7,5 hisseyi satın alma kararının iptali ile 15 adet payın müvekkili adına kaydedilmesine, aksi takdirde miras payı oranında hissenin tesciline, yıllık kâr payı olarak Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi'nin "Esas No:2019/1 Tereke" dosyası hesabına yatan kâr paylarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının müvekkili şirketin 200 adet toplam pay içinde 15 adet pay ile %7,5 oranında pay sahibi olduğunu, aynı zamanda dava dışı ... ile birlikte şirket ortaklarından müteveffa ...’in mirasçısı olduğunu, Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından gönderilen 2019/1 tereke sayılı dosyasına ilişkin 14.01.2019 tarihli müzekkerenin 23.01.2019 tarihinde tebliğ edilmesi sonucunda müvekkili şirketin ...’in vefat ettiğinden haberdar olduğunu, 02.05.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile yapılan yetkilendirme doğrultusunda müteveffa ...’in mirasçılarına gönderilen 03.05.2019 tarihli ihbarname ile müvekkili şirketin TTK’nın 493. maddesi kapsamında müteveffanın müvekkili şirketteki paylarını gerçek değerinden satın almayı değerlendirdiği bildirilerek müteveffa ...’in payları üzerinde mirasçı sıfatıyla hak talep edip etmediği hususunda mirasçılardan görüş sorulduğunu, davacının 08.05.2019 tarihli cevabında ...’den miras yolu ile intikal eden şirket paylarının tamamının kendisine ait olduğunu iddia ettiğini ve şirket pay defterindeki kayıtların bu şekilde düzeltilmesini talep ettiğini, dava dışı mirasçı ... 16.05.2019 tarihli cevabi ihbarnamede müteveffa ...’den miras yolu ile intikal edecek şirket payları için Kemer ... Noterliği’nden 30.12.2015 tarih ve ... yev. numarası ile düzenlenen vasiyetnameyle müteveffa ...’in sahip olduğu şirket paylarının 2/3’ünün kendisine bırakıldığının bildirildiğini, müteveffa pay sahibi ...'in mirasta intifa hakkını tercih etmiş olsa da 29.08.1983 tarihinde yayınlanan esas mukavele tadilinde belirtildiği üzere ... ile davacı oğlu arasında yapılan anlaşma gereği ...’in müvekkili şirkette pay sahibi haline geldiğini ve bu hususun müvekkili şirketin anonim şirkete dönüşmesinin ardından da devam ettiğini, müteveffa pay sahibi ... ile davacının müvekkili şirkette sahip olduğu pay adet (15) ve oranlarının (%7,5) eşit olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, müvekkili şirketin ölümden 29/01/2019 tarihinde haberi olduğunu, 08/05/2019 tarihinde davacının pay tescili talebinde bulunduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket yönetim kurulunun 27.05.2019 tarihli kararıyla; gerek müteveffa ...’in sahip olduğu şirket paylarının paylaşımı hususunda mirasçılar arasında ihtilaf olması, gerekse şirket esas sözleşmesinin 9. maddesi ve TTK’nın 493. maddesi uyarınca, müteveffa ...’in müvekkili şirkette sahip olduğu payların tamamının, söz konusu payların gerçek değerinden şirket adına devralınmasını önermeye karar verilmesi nedenleriyle şirket paylarının mirasçıları tarafından kendi adlarına kaydedilmesi talebinin reddine ve miras kalan şirket paylarının gerçek değerinden satın ve devir almaya ilişkin iradesini ortaya koyduğunu, bu hususun müteveffa ...’in mirasçıları olan davacı ... ve dava dışı ...’e 27.05.2019 tarihinde gönderilen ihbarnameyle de yazılı olarak bildirildiğini, taraflar arasında miras ihtilafının olması nedeniyle gerçek değerin bildirilmesinin mümkün olmadığını, davacının gerçek değerin tespitine ilişkin talebin satın alma teklifinden 2 yıl gibi uzun bir zaman geçtikten sonra yapıldığını, şirket kâr paylarının biriken faizleriyle birlikte kendisine ödenmesi yönündeki talebinin pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; 1983 tarihli ve noterde düzenlenen sözleşmenin "A", "B"ve "C" maddelerinin değerlendirilmesi neticesinde davacı ...’in anılan sözleşmede intifa hakkı sahibi olduğu açıkça belirtilen ...’in %7,5 paya sahip olmasına muvaffakat ettiği ve bu nevi değişikliğine onay verdiği, davacının nevi değişikliğine ilişkin sözleşme ile %7.5 oranında payın mülkiyetinin babasına geçişine de muvaffakat ettiği, mukavele tadil sözleşmesi incelendiğinde davacının da dahil olduğu tüm ortakların oy birliği ile kabul edildiği ve C bendinde maliklerle intifa hakkı sahipleri arasındaki sözleşmenin kabul edildiğinin vurgulandığı, davalı şirket delilleri arasında dosyaya ibraz edilen nevi değişikliğine ilişkin noter sözleşmesi davacının kendisine ait çıplak payın müteveffa ...’e geçişine muvaffakat ettiğinin ispatı bakımından yeterli olup bu durumda davacı çıplak mülkiyeti kendisine ait kollektif şirket payının müteveffa babasına geçişine rıza göstermekle bu payların mülkiyetini kaybettiği, davacı tarafından olayda uygulanması gerektiği ileri sürülen mülga TTK'nın 520. maddesinin limited şirketlere özgü olup, anonim şirketler bakımından uygulama alanı bulunmadığı, yine TTK'nın 493. maddesi bağlamında pay alım teklifine ilişkin olarak ileri sürülen TTK'nın 596. maddesinin de limited şirketlere özgü olup somut olayda uygulama alanı bulmayacağı, uygulanması gereken hükümlerin TTK'nın 493. ve 494. maddesi olup TTK'nın 493/4 maddesine istinaden davalı şirket tarafından davacıya miras yoluyla intikal eden şirket payını gerçek değeri üzerinden satın alınmasının teklif edilmesinin mümkün olduğu, davacının ıslah dilekçesi ile birleşen davadaki talebini daralttığı, şirket hisse değerinin belirlenmesi talebinden feragat anlamını taşıdığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; uzman görüşünde mukavele tadil sözleşmesi ve içerdiği hükümler tekrar incelenerek davacı ile babası arasındaki işlemin inançlı işleme bağlı devir işlemi olduğu ve babanın ölümü ile bozucu şartın gerçekleşerek hisselerin tümünün müvekkiline dönmesi gerektiğinin hukuki dayanak ve maddi delilleri ile açıklandığını, mahkemece uzman görüşü görmezden gelinerek herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, 1983 tarihli mukavele tadil sözleşmesinin amacının davacının kuru mülkiyetine sahip hisselerin babasına devri olmayıp, şirketin anonim şirkete dönüştürülmesi için engellerin kaldırılması olduğunu, müvekkili ile aynı durumda olan hissedarların da aynı işlemi kabul ederek sözleşmeyi imzaladıklarını, intifa hakkı sahipleri ile çıplak pay sahipleri arasındaki iç ilişkiye münhasır bir durum bulunduğunu, bu hususun gerçekte bir hisse devir işlemi olmadığını, nitekim davacının babasının annesinin ölümünden sonra 47 yıl evlenmeyerek anlaşmaya sadakatini gösterdiğini, ancak 89 yaşında bir oldu bitti ile evlendiğini, somut olayda saf inançlı bir işlem söz konusu olduğunu, tadil sözleşmesinin yazılı delil başlangıcı olduğunu, tanık dinlenmesi gerektiğini, müvekkilinin şirkette zaten pay sahibi olduğunu, mirasen gelecek hisselerle hissesinin artacağını, bu nedenle şirketin hisse satın alma kararının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bahsi geçen düzenlemenin amacının şirkete yeni bir ortak girmesinin önlenmesi olduğunu, oysa müvekkilinin şirkette zaten hissedar olduğunu, uzman görüşünde de bu hususun açıklandığını, şirket ortağı ... tarafından aynı şekilde hisse payının satın alınması teklifi yapılmasına ilişkin karara karşı açılan dava sonucunda satın alma teklifinin iptaline karar verildiğini, esas sözleşmedeki bağlam hükmünün 6102 sayılı TTK gereğince yeni düzenleme yapılmaması nedeniyle geçersiz hale geldiğini, teklifte gerçek bedel belirlenmediğinden satın alma teklifinin de geçersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, miras yolu ile intikal eden hisselerin tescili, miras yoluyla intikal eden payların satın alınmasına ilişkin şirket yönetim kurulu kararının iptali, muris adına tereke dosyasına yatan kar payının ödenmesi, birleşen dava ise miras yoluyla intikal eden şirket hisse değerinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirkette % 15 hisse ile 200 paydan 30 pay sahibi olan müvekkilinin annesi ...'in 1967 yılında vefatıyla hisselerin miras yolu ile babası ... ile müvekkiline kaldığını, ancak babası ...'in 1/2 intifa hakkını seçmesi üzerine % 7,5 (15 pay) hissenin müvekkili üzerine geçtiğini, kalan % 7,5 hissenin çıplak mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, intifa hakkı bulunan babası ...'in 01/01/2019 tarihinde vefatı ile intifa hakkının sona ererek hisselerin tamamının müvekkiline geçtiğini belirterek hali hazırda ... adına kayıtlı görünen % 7,5 (15 pay) hissenin müvekkili adına kayıtlı olduğunun tespitine ve pay defterine işlenmesine, aksi halde miras payı oranında tesciline, miras yoluyla intikal eden % 7,5 (15 pay) hisse ile ilgili davalı şirketin satın alma kararının iptaline, muris adına tereke dosyasına yatan kar payının ödenmesine, birleşen davasında ise şirketin satın alma teklifinde bulunduğu miras yoluyla intikal eden payların gerçek değerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket ise, 1983 yılında yapılan sözleşme tadili ile davacının, babasının intifa hakkı sahibi olduğu % 7,5 (15pay) hissenin anlaşma gereği babası adına tesciline rıza gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece de 1983 yılında yapılan tadil sözleşmesi ile % 7,5 hissenin baba ...'e devrine rıza gösterildiği, böylelikle çıplak payın devredildiği, davacının ıslah dilekçesi ile talebini daraltarak birleşen davasındaki talebinden feragat ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle bir davada tarafların husumetinin bulunup bulunmadığı, hasımların doğru gösterilip gösterilmediğinin re'sen incelenmesi gerekmektedir. Davacı, annesi ...'den babası ...'e intifa hakkı ile intikal eden eden, ancak daha sonra babası adına kayıtlı bulunan % 7,5 oranında hissesinin kendi adına tescilini talep etmiştir. ...'in ise davacıdan başka ... isimli bir mirasçısı daha bulunduğu dikkate alındığında asıl davada verilecek kararda davada taraf olmayan, (sadece feri müdahale dilekçesi sunan) ...'in hukuku etkileneceğinden işbu davada taraf olarak yer almaksızın, uyuşmazlığın sonuçlandırılıp bir karar verilmesi mümkün değildir. Asıl dava, eksik hasımla açılmıştır. İstinaf sebebi olarak ileri sürülmese de, taraf teşkilindeki bu eksiklik re'sen incelenmiştir. Bu itibarla mahkemece, davacı tarafa, hukuku etkilenecek olan ... hakkında dava açmak üzere mehil verilip,açılan dava işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, davanın eksik hasımla görülüp işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacının, şirketin miras yoluyla intikal eden hisselerin pay defterine kaydı ve şirketin satın alma kararın geçersiz olduğu belirtilerek iptali istenmiş ise de bu taleple ilgili bir karar verilmemiştir.Öncelikle şirket tarafından bu yönde alınan kararın geçerli olup olmadığı değerlendirilerek davacının bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Bunun sonucuna bağlı olarak davacının hisse tescili talebi ile terditli olarak ileri sürdüğü miras payı oranında tescil istemi de değerlendirilip davacı ile diğer mirasçı ... arasında vasiyetnamenin tenkisi ile miras payını etkileyebilecek davaların akıbetinin araştırılarak gerektiğinde sonucunun beklenmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile şimdilik diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin, hükmün HMK'nın 353(1)a-4, 6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2023 Tarih 2021/726 Esas - 2023/515 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/10/2024