İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/562 K.2024/2004

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/562 📋 K. 2024/2004 📅 31.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/562
KARAR NO:2024/2004
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/12/2022
NUMARASI:2018/249 Esas - 2022/993 Karar
DAVA:Öz Sermaye Tespiti
İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024
İlk derece mahkemesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'ın 14.10.2017 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak çocukları müvekkilleri ... ve ...'ın kaldığını,Gebze 2. Sulh Mahkemesinin 2017/30 tereke sayılı dosyanın halihazırda derdest olduğunu,mirasçılar tarafından davalı şirkete ve davalı şirketin ortakları ve müvekkillerinin amcaları olan ... ve ...'a Bakırköy .... Noterliği aracılığı ile 25.12.2017 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarname ile murisin pay sahibi olduğu hisselerin intikal ve tescilinin yapılmasının ihtar edildiğini, Beyoğlu ... Noterliği'nin 09.01.2018 tarihli ihtarname ile verilen yanıtta, ileri sürülen taleplerin reddedildiğinin bildirildiğini, yine Gebze 2. Sulh Mahkemesi'nin 2017/30 tereke sayılı dosyasından grup şirketlerine yazılan müzekkerelere de davalı şirket ve diğer şirketler tarafından yanıt vermekten kaçınıldığını, davalı şirket tarafından ihtarnameye Beyoğlu .. Noterliğinin 16.03.2018 tarihli ihtarname ile verilen yanıtta ise murisin 11.250.000 adet nama yazılı payın sahibi olduğunun, şirketin bu paylara tekabül eden gerçek değeri 10.917.477-TL olarak belirlediğinin, şirketin TTK'nın 493/4 maddesi kapsamında payları gerçek değerinden satın alarak murise ait payların mirasçılara intikaline onay vermemeye ve mirasçıları pay defterine yazmamaya karar verdiğinin bildirildiğini, müvekkilleri tarafından keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 26.03.2018 tarihli ihtarname ile bildirilen değere itiraz edilerek fiyat teklifinin reddedildiğini, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar ile ilgili olarak 6102 sayılı TTK'nın 493/5 maddesinde, payların gerçek değerinin belirlenmesi için dava açılabileceğinin düzenlendiğini, aynı maddenin 4, 5 ve 6. fıkralarındaki düzenlemeye göre, miras yoluyla intikal eden paylar yönünden şirket tarafından sadece payların gerçek değeri ile devralmanın önerilmesi suretiyle pay devrinin reddedilebileceğini, şirketin bildirdiği değerin gerçek değerin çok altında olması nedeniyle müvekkillerince kabul edilmediğini, bu nedenle payların gerçek değerinin mahkemece şirket değerleme konusunda uzman bilirkişilere tespit ettirilmesi gerektiğini, miras bırakanın hissedarı olduğu şirketin ... Holding ile aile ve grup şirketi birliği içerisinde olduğunu, şirketin değerlemesinin doğru bir şekilde yapılması amacıyla bilirkişilerin şirket değerleme konusunda uzman ve yurtiçi ve yurt dışında tanınan ve bilinen kişilerden seçilmesi gerektiğini, değerin şirketin faaliyetlerine uygun metot ile hesaplanması gerektiğini belirterek,müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın davalı şirket nezdindeki bulunan paylarının dava tarihi ve hükme en yakın tarih itibari ile gerçek değerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; müvekkili şirketin, ...'ın vefatı üzerine 6102 sayılı TTK'nın 493. maddesinin kendisine tanıdığı hak kapsamında, hissedar ...'ın mirasçılarının devir talebini, payları gerçek değeriyle devralma teklifinde bulunarak reddettiğini, müvekkilince payların gerçek değerinin tespiti için Bursa 1. ATM'nin 2018/195 D.İş sayılı dosyasında talepte bulunulduğunu, ancak mahkemece talebin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiğini, bağımsız denetim kuruluşuna yaptıkları başvuru sonucunda değerleme raporu alındığını, bunun sonucunda gerçek değerin %5 civarında artırılarak davacılara iletildiğini, böylece müvekkilince payların gerçek değerinin bir an önce tespiti hususunda tüm hassasiyetin gösterildiğini, müvekkilinin davacıların onay talebini TTK'nın 494/3 maddesindeki 3 aylık süre içinde payların gerçek değeri ile devralacağını bildirerek reddettiğini, müvekkili şirketin, payların gerçek değeriyle devralma bildirimi ile kanunun kendisine tanıdığı tek taraflı yenilik doğrucu nitelikteki pay devrini ret hakkını hukuka uygun şekilde kullandığını, böylece paylar üzerindeki mülkiyet ve pay sahipliği haklarının müvekkili şirkete geçtiğini, müvekkilinin payları gerçek değerinden devralma bildiriminin kanuni önalım hakkı olduğunu ve mirasçıların kabul veya reddine bağlı olmadığını, davacıların önalım hakkının kullanımına karşı çıkmayacağını, davacıların paylar üzerindeki talep hakkının, payların gerçek değerine ilişkin alacak hakları ile sınırlı olduğunu, davacıların müvekkilince yaptırılan değerleme raporuna itirazlarının haksız olduğunu, bağımsız denetim kurulunca hazırlanan raporda, sermaye değerleme yönteminin kullanıldığını, bu raporda payların gerçek değerinin hesaplandığını, bu nedenle müvekkili şirketin değerlemesinde bu bağımsız denetim raporunun gözetilmesi, aksi halde yapılacak değerlemede öz sermaye değerleme yönteminin uygulanması gerektiğini, kanunda değerleme masraflarının şirket tarafından karşılanacağı düzenlense de, kötü niyetli olarak değerleme raporuna itiraz eden davacıların değerleme masraflarından sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, müvekkili şirketin paylarının uzman raporları kapsamında tespit edilmiş olduğuna hükmedilmesini, aksi halde payların gerçek değerinin bilirkişi incelemesi ile tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; alınan 05/11/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; şirketin 30/06/2018 tarihi itibari ile defter kayıtlarına göre öz varlığın 30.614.987,24-TL olduğunun, şirketin varlıkları arasında ticari emtia, arsa, arazi, bina, makine tesis cihaz, taşıt ve demirbaş gibi maddi duran varlıklar olmadığı, şirket kuruluşunun 22/05/2014 tarihinde tescil edildiğinin, kuruluş sermayesinin 33.750.000-TL olduğunun, şirket ortaklarının aldıkları 27/05/2014 tarihli ve 2014/1 sayılı yönetim kurulu kararı ile Lüksemburg'da mukim ... Limited Şirketi'ne 16.000.000-ABD Doları (33.680.000-TL) sermaye ile ortak olunduğu, şirket kurulduktan hemen sonra sermayesinin bu kuruluşa aktarıldığının bildirildiği, davalı şirketin... Ltd Ştinin hissedarı olduğu dosyaya sunulan mali müşavir bilirkişi raporundan ve davacı tarafça dosyaya sunulan 27.05.2014 tarihli davalı şirkete ait yönetim kurulu kararından anlaşılmakla, ... Adalarında yerleşik ... Ltd Ştindeki davalı şirket hisselerinin değerinin belirlenmesi için ... Adalarına Adalet Bakanlığı Uluslararası Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla istinabe yazısı yazıldığı, ancak Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nce istinabe yazısına olumsuz cevap verildiği, davacı vekilinin talebi üzerine Bursa 1. ATM ve Bursa 2. ATM tarafından bilirkişi olarak atanan ... AŞ'ye müzekkere yazılarak, davalı şirketin değerlemesinin yapılması halinde ayrıca ve ek bir ücret istenip istenmediği, istenecek ise ne miktarda olduğu konusunda bilgi istenilmesine karar verildiği, ... A.Ş. tarafından verilen cevapta; davacı tarafların aynı olduğu ve ... Holding bünyesinde olan ...'u da teklifleri kapsamına alabileceklerini düşündükleri, teklif aşamasında söz konusu şirkete ilişkin bir fiyat detaylandırılması yapılmadığı, bu aşamada ilgili şirketin normal bir faaliyet hacmi içerisinde olduğu tahmin edilerek, ... değerlemesini de teklif ettikleri ücret dahilinde ilave bir ücret talep etmeksizin kabul edebilecekleri, ancak çalışmaya fiilen başladıklarında, ...'un altında farklı iştirak, bağlı ortaklık vb pek çok şirket görülmesi durumunda ek bir ücret talep edebilecekleri hususlarının belirtildiği, ... A.Ş.'nin harici bilirkişi olarak dosyaya yetkilendirilmesinin onaylandığı, bunun üzerine 19/04/2021 tarihli ara karar ile TTK'nın 493. maddesi kapsamında davalı şirketin değerlemesinin yapılarak, davacıların paylarının karar tarihine en yakın gerçek değerlerinin belirlenmesi için ... A.Ş.'nin bilirkişi olarak atanmasına karar verildiği, ancak ... A.Ş. tarafından bilirkişi raporunun düzenlenemediğine dair dilekçe sunulduğu, bunun üzerine alınan 13/01/2022 tarihli ara karar doğrultusunda bilirkişi heyetince düzenlenen 20/06/2022 tarihli raporda; davalı şirketin inceleme konusu yapılan 2022 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun bulunduğunun, davacılardan ...'ın 15.04.2022 tarihli dilekçesiyle davasından feragat ettiğinin, davalı şirketin rayiç değerlemeye konu olabilecek tek mal varlığı bağlı ortaklığının mutlak surette güncele en yakın değerinin ne olduğunun tespit edilmesi gerektiğinin, davalı şirketin %100 payına sahip olunan bağlı ortaklıkla ilgili bilgi akışının sağlanmasının mevcut yönetim kurulunun sorumluluğunda olduğunun, bağlı ortaklık ile ilgili mali verilerin defalarca talep edilmesine rağmen heyetlerine sunulmadığının, TTKnın 638 maddesine göre davacı ...'ın talep edebileceği ayrılma akçesinin rapor içerisinde hesap edilmiş olduğu üzere, 28.02.2022 inceleme tarihi itibariyle kaydi değerlere göre 3.128.233,81-TL olarak hesaplandığı, davacı ...'ın talep edebileceği ayrılma akçesinin rapor içerisinde hesap edilmiş olduğu üzere 28.02.2022 inceleme tarihi itibariyle rayiç değerlere göre 35.077.300,48-TL olarak hesaplandığının, davacı ...'ın davalı şirketçe teklif edilen ayrılma akçesi tutarının ihtimalli olarak değerlendirilmesi durumunda ise 1/2 mirasçılık payı oranına tekabül eden tutarın 20.081.286,13-TL olarak hesaplandığının bildirildiği, tarafların itirazları üzerine düzenlenen 26/10/2022 tarihli ek raporda ise kök rapordaki tespitleri değiştirecek somut bir belge sunulmadığından kök rapordaki tespitlerin aynen geçerli olduğu yönünde görüş bildirildiği,davacı ... tarafından açılan davada ise; payların gerçek değerinin belirlenebilmesi amacıyla yaptırılan yerinde inceleme sonucu düzenlenen ilk raporda, şirket ortaklarının aldıkları 27/05/2014 tarih ve 2014/1 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin ... Limited Şirketine 16.000.000-ABD Doları sermaye ile ortak olduğu, şirket kurulduktan hemen sonra sermayesinin bu kuruluşa aktarıldığının bildirildiği, sadece davalı şirket bakımından tüzel kişiye inceleme yaptırmak çok külfetli olduğundan ve davacıların beyanlarına göre böyle bir giderin karşılanması mümkün olmadığından, keşif yapılarak ve davalı kayıtları incelenerek yeniden rapor alınması yoluna gidildiği, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyet raporunda, davacı ...'ın talep edebileceği ayrılma akçesinin 28.02.2022 inceleme tarihi itibariyle rayiç değerlere göre 35.077.300,48-TL olarak hesaplandığı, kanuna göre payın dava tarihine en yakın gerçek değerinin tespiti zorunlu olduğundan, bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer dışındaki rakamlara itibar edilmediği, rayiç değer olarak bulunan 35.077.300,48-TL'nin, bilirkişilerin 28.02.2022 inceleme tarihi itibariyle belirledikleri rakam olduğu, davalı şirketin yurt dışında ortağı olduğu şirkette bulunan sermayesinin 16.000.000-USD olduğu, davalı şirketin duran aktif varlıklarının tamamının yurt dışında bulunan şirkete konulan bu sermaye olduğu, tüm aktif varlıklar içinde bu rakamın %98,5 seviyesinde olduğu, bilirkişilerin rayiç değere göre hesap yaparken, 28.02.2022 tarihinde ... Bankası efektif satış kuru olan 14,0859 USD/TRY kuruna göre hesap yaptıkları, rayiç değere göre 28.02.2022 tarihinde bulunan 35.077.300,48-TL tutar aynı tarihte USD'ye çevrildiğinde, davacı ...'ın paylarının tutarının 2.490.242,05-USD'ye karşılık geldiği, payların değerinin dava tarihine en yakın gerçek değerine göre belirlenmesi gerektiğinden ve davalı şirketin aktif duran varlıklarının tamamı USD cinsi olduğundan, bilirkişilerden yeniden ek rapor alınmadığı, 28.02.2022 tarihi itibariyle bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan 2.490.242,05-USD'nin karar tarihi itibariyle ... Bankası efektif satış kuru olan 18,69 USD/TRY kuruna göre Türk Lirası karşılığının hesaplanması yoluna gidildiği, 2.490.242,05-USD'nin 15.12.2022 karar tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı 46.542.623,91-TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kabulü ile davacının davalı şirketteki paylarının gerçek değerinin 46.542.623,91-TL olarak tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ... vekili; davalı şirket tarafından teklif edilen bedelin, şirketin yapısı içerisinde son derece düşük olduğu anlaşılmasına rağmen mahkemece şirketin gerçek değerini yansıtmayan ve bunu açıkça ifade eden bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre şirketin değerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece değer tespiti yapılması amacıyla davalı şirketin çatı şirketi olan ... Holding ve bağlı şirketlerin de değer tespitinin yapılması için Bursa 2. ATM tarafından 2018/498 esas sayılı dosyada atanan bilirkişi ... şirketi seçilmiş ise de, davalı tarafın kötü niyetli davranışlarıyla ilgili bilirkişi şirketçe değer tespiti yapılamadığını, bu şirkete yaptırılacak bilirkişi incelemesi için gerekli ücretin kanun hükmüne rağmen davalı şirket tarafından karşılanmaması üzerine bilirkişi ücretinin kendilerince yatırıldığını, ancak davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmadığını, bunun üzerine ... şirketi tarafından bilirkişi raporunun düzenlenemediğine dair dilekçe sunulduğunu, davalının kötü niyetli tutumu nedeniyle alınan bilirkişi raporunda da kanunda hüküm altına alınan gerçek değer tespitinin yapılamadığını, buna rağmen gerçek değeri yansıtmayan bir değer üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkilince dava açılmadan önce alınan değerleme raporunun esas alınması gerektiğini, davalının çatı şirketi olan ... Holding nezdindeki bilirkişi incelemesinin davalının kötü niyetli davranışları sebebiyle gerçekleştirilememesinin akabinde, bu dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, davalı şirketin bilirkişilerce talep edilen bilgi ve belgeleri yine kötü niyetli olarak paylaşmamasından dolayı gerçek değer tespiti yapılamayarak, davalı şirketin yalnızca duran varlıklarının özvarlık değerinin hesaplanması nedeniyle, mahkemece hükmedilen bu değerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından hesaplanan bu tutarın, şirketin yalnızca defter ve kayıtlarına göre aktifinde yer alan menkul/gayrimenkullerinin öz varlık değerini ifade etmekte olup, bu değerin TTK 493/5 maddesi anlamında gerçek değer niteliğinde olmadığını, şirketin en büyük varlığı olan bağlı ortaklığın gerçek değeri tespit edilemeyip defter değerinin tespit edildiğini, oysa davalı şirketin en büyük varlığının ... Şirketinin hisseleri olduğunu, işbu şirket İngiltere’ye bağlı ... Adalarında uluslararası alanda faaliyet göstermekte olup, davalı şirketin 2014 yılında bu şirketin bir kısım hisselerini 16.000.000-USD karşılığında satın aldığını, hissesi satın alınan ... Limited Şirketinin başkaca şirketlerin de hissedarı ve sahibi olduğunu, bu durumun da hissesi satın alınan şirketin esasında değerinin defter değeri olarak 2014 yılında bildirilen 16.000.000-USD'den çok yüksek olduğunu ortaya koyduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; davaya konu hesabın yapılabilmesi için 21.02.2022 tarihinde yapılan keşif incelemesinde ... Limited Şirketi olan bağlı ortaklığın değerleme raporunun istendiği, ancak davalı şirketçe bu raporun bilirkişi heyetine sunulmadığı, bu sebeple değerlemenin bağlı ortaklık edinim bedeli olan 16.000.000-USD’nin 28.02.2022 tarihli TCMB USD efektif satış kuru üzerinden yapıldığı belirtilmiş olup, mahkemece de bu tespit esas alınarak davacının paylarının tutarı karar tarihindeki Dolar kuru baz alınarak tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 493/5. maddesinin gerçek değer tespiti yapılmasını zorunlu kılmakta olup, ilgili kanun maddesinin gerçek değerin tespit edilememesi halinde mevcut verilere göre değerin tespit edilmesi şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığını, davalı tarafın teklif ettiği şirket değerinin gerçek olduğunu veya reddin haklı olduğunu ispat etmekle mükellef olmasına rağmen, delil ibraz etmekten kaçınmak suretiyle hukuka aykırı eylemlerde bulunan davalının ispat yükü değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan uzman görüşleri ile yazılı beyanlarında belirttikleri üzere, işbu dava bakımından şirketin gerçek değerinin özvarlık yöntemi ile tespit edilemeyeceğini, ancak mahkemece gerekçeli kararda uzman görüşlerine hangi sebeple itibar edilmediği ve öz varlık yönteminin benimsendiğinin açıklanmadığını, bu nedenle kararın eksik ve gerekçeden yoksun olduğunu, doktrinde de öz varlık yönteminin müvekkilinin mirasçılık yoluyla iktisap ettikleri şirket paylarının gerçek değerinin hesaplanmasının hüküm altına alındığı TTK 493/5. maddesi kapsamında hedeflenen amaca hizmet etmeyeceğinin benimsendiğini, konusunda uzman çok sayıda akademisyenin şirketin gerçek değerinin hesaplanmasında birden fazla yöntem olduğunu, öz varlık yönteminin ise hiçbir şekilde gerçek değer tespitini sağlamayacağını ve ilaveten birden fazla iştiraki olan şirketlerin tüm iştiraklerinin gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini ve nihayetinde ise birden fazla yapılacak olan şirket değer tespitlerine bir arada yer verilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerektiğini mütalaa ettiklerini, davalı şirket tarafından şirketin gerçek değerinin tespitinin yapılması engellendiği açıkça ortada olduğundan, HMK'nın ispat yükü ve delil ibrazı hükümleri uyarınca, müvekkilinin yaptırdığı değer tespitinin hükme esas alınmasının zorunlu olduğunu, yargılama sırasında müvekkili tarafından özel olarak ... lisanslı ... firmasından alınan 17.06.2019 tarihli özel raporda davalı şirketin gerçek değerinin yaklaşık olarak tespit edildiğini, bu raporun mahkemece dikkate alınmamasının yasaya aykırı olduğunu, davalının defter ve belgelerini mahkemeye sunmaması nedeniyle HMK'nın 220. maddesi gereğince müvekkilince sunulan beyan ve belgelerin kabul edilmesi gerektiğini, 17.06.2019 tarihli özel rapor, hisse değerinin güncele en yakın olmaması durumunu doğurmasına rağmen müvekkilinin aleyhine olsa da müvekkilinin zarar görme riskini almayı dahi kabul ettiğini, bu nedenle yapılacak istinaf incelemesinde müvekkilinin uğradığı mağduriyetin artmasının engellenmesi bakımından, bu konuda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ya da kaldırma kararı verilmeksizin dosya içerisinde mevcut USD cinsinden yapılan şirket değerlemesini içeren 17.06.2019 tarihli BDO tarafından düzenlenen özel rapora göre karar verilmesini talep ettiklerini, bu raporda belirtilen değerlerin USD cinsinden yapılan değerlemeler olduğunu, döviz artışları göz önüne alındığında, bu raporda belirtilen değerleme rakamlarının aslında karar tarihine yakın değerler olduğunu, bu nedenle bu rapora göre karar verilebileceğini belirterek, kararın kaldırılarak davalı şirketin değerinin, müvekkilince...şirketine yaptırılan değer tespitine ilişkin 17.06.2019 tarihli özel raporda belirlenen değerler üzerinden tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacıların pay defterine kayıt talebinin TTK'nın 493. maddesi gereğince müvekkilince reddedilerek kendilerine payların gerçek değeriyle devralınacağının bildirildiğini, ancak bu bildirimin davacılar tarafından payların gerçek değerinin yansıtılmadığı iddiasıyla, bu iddiayı destekleyen hiçbir veriye dayanmadan reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilince bağımsız bir değerleme kuruluşunca tespit edilen değer üzerinden payların devralınmak istenildiğini, bu değerin de davacılar tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin değerlemenin yapılabilmesi için dosyaya şirket bilgi ve belgeleri ile Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihadı kapsamında değerleme için benimsenmesi gereken öz kaynak tutarının tespitine yönelik beyanları sunduğunu, şirket değerlemesinin tüm objektif ve sübjektif kriterler dikkate alınarak, şirketin ekonomik, hukuki, sosyal ve teknik yapısı göz ardı edilmeden değerinin ortaya çıkarılması olarak ifade edilebileceğini, hedefe yönelik bir değerleme metodunun seçilmesi ve bu seçimde müvekkili şirketin özelliklerinin dikkate alınmasının önemli olduğunu, somut olayda en uygun değerleme yönteminin ise öz sermaye (defter) değeri yöntemi olduğunu, bir şirketin defter değerinin, şirketin öz kaynaklarının toplam bilanço (muhasebe) değerine eşit olduğunu, işletmenin son dönem bilançosundaki varlıklar ile borçlar arasındaki farkın öz kaynakları verdiğini, defter değerinin, işletmenin ortaklarından sağladığı tüm parayı ve onlar adına elde ettiği bütün kazançları gösterdiğini, pay senetlerinin defter değerinin, öz sermaye toplamının pay senedi sayısına bölünmesiyle elde edildiğini ve çoğunlukla pay senetlerinin kayıtlı değerinden farklı olduğunu, öz sermayenin; ödenmiş sermaye, ihtiyatlar, dağıtılmamış kârlar, yeniden değerleme değer artış fonları ve karşılıklar toplamından oluştuğunu, defter değerine öz sermaye değeri de denildiğini,öz sermaye (defter) değeri yönteminin, kullanılabilecek diğer değerleme yöntemleri ile karşılaştırıldığında, müvekkili şirketin değerleme işlemi için en uygun yöntem olduğunu,Yargıtay uygulamasına bakıldığında da öz sermaye (defter) değeri yönteminin mahkemeler ve bilirkişiler tarafından sıklıkla tercih edildiğini, alınan 05.11.2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda, 30.06.2018 tarihi itibariyle şirketin aktiflerinin 33.869.016,31-TL, borcunun 3.254.029,07-TL ve özvarlığının 30.614.987,24-TL olduğunun, stoklarda herhangi bir ticari emtia olmadığı, aktifine kayıtlı duran varlığın olmadığı, sadece yurtdışı bağlı ortaklıklar hesabında 33.680.000-TL’lik ... Ltd. ortaklık payı bulunduğunun, şirket kurulduktan hemen sonra sermayenin bu kuruluşa aktarıldığının ve şirketin zarar etmekte olduğunun belirtildiğini, gerçekten de şirketin halihazırda gelir elde edebileceği bir işlem olmadığından, şirket özvarlığının azalmakta olduğuna dair raporun yerinde olduğunu, bu raporun müvekkilince davacılara önerilen 10.917.477-TL bedelin gerçek değer olduğunu ortaya koyduğunu, mahkemece 16.04.2021 tarihli ara kararı ile, davacılar tarafından ikame edilen diğer davalarda bilirkişi olarak atanan ... AŞ'nin bilirkişi olarak atanmasına karar verildiğini, davacılardan kaynaklanan nedenlerle diğer şirketler yönünden ... şirketi tarafından rapor tanzim edilmemesi nedeni ile mahkemece bu kez yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, bilirkişilerin istinabe sürecini yok sayarak müvekkilini talep edilen belge ve bilgileri sunmamakla itham etmişler ise de, mahkeme tarafından müvekkili şirkete bu yönde yazılmış bir müzekkere bulunmadığı gibi, müvekkilinin elinde olan kayıt ve bilgilerin bilirkişiler ile paylaşıldığını, bilirkişilerin talep ettiği bağlı ortaklık ile ilgili daha detaylı bilgilerin müvekkili nezdinde de bulunmadığını, söz konusu bağlı ortaklık ... Adaları’nda yerleşik bulunmakta olup, istinabe sürecinin karar verilirken dahi nihayete ermediğini, mahkemece yurt dışı istinabe işlemlerinin tamamlanamadığının ve ayrıca davasını ispatla mükellef davacı yargı giderlerini karşılamaktan kaçındığı için gerçek kişi bilirkişilerden rapor alındığının kabul edildiğini, ayrıca alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, miras yoluyla intikal eden anonim şirket paylarının TTK'nın 493/5 maddesi gereğince gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 493. maddesinin 4. fıkrasında; "Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir.", 5. fıkrasında ise "Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır Değerleme giderlerini şirket karşılar." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda; davalı şirket ortaklarından 1/3 pay sahibi ...'ın 14.10.2017 tarihinde ölümü üzerine mirasçı olarak geriye çocukları olan ... ile ...'ın kaldığı, mirasçılar tarafından davalı şirketin de aralarında bulunduğu şirketlerde muristen intikal eden payların intikali ile pay defterine kaydedilmesi istemiyle şirketlere 25.12.2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, davalı şirketçe keşide edilen 16.03.2018 tarihli ihtarname ile verilen yanıtta ise, murisin 11.250.000 adet nama yazılı payına tekabül eden gerçek değerinin 10.917.477-TL olarak belirlendiği belirtilerek, şirketin TTK'nın 493/4 maddesi kapsamında payları gerçek değerinden satın alarak murise ait payların mirasçılara intikaline onay vermemeye ve mirasçıları pay defterine yazmamaya karar verdiğinin bildirildiği, davacı mirasçılar tarafından keşide edilen 26.03.2018 tarihli ihtarname ile de bildirilen değere itiraz edilerek fiyat teklifinin reddedildiği,sonrasında TTK'nın 493/5 maddesi gereğince hisselerin gerçek değerinin tespiti istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece davalı şirketin gerçek pay değerinin tespiti bakımından Bursa mahkemelerince grup şirketlerinin değerlemesinde bilirkişi olarak atanan... AŞ işbu dosyada da gerçek değer tespiti bakımından bilirkişi olarak atanmışsa da, şirket tarafından mahkemeye yazılan 02.09.2021 tarihli yazı ile davalı şirketler ve holding mali işler direktöründen talep edilen bilgi ve belgelerin taraflarına iletilmemesi nedeniyle değerleme çalışmasını yürütme imkanının bulunmadığı bildirilmiştir.Mahkemece davalı şirketin yurt dışı iştiraki olduğu tespit edilen ... Adalarında mukim ... Limited Şirketinin tüm kayıtları ile mal varlıkları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalı şirkete ait hisselerin değerinin tespiti hususunda ... Adaları yetkili adli makamlarına yurt dışı istinabe yazısı yazılmış ise de, en son Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 29.06.2020 tarihli cevabi yazısı ile istinabe talebine bir yanıt verilmediğinin bildirildiği, dolayısıyla yurt dışı istinabe talebinden bir sonuç alınamadığı anlaşılmaktadır.Bunun üzerine davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak düzenlenen 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda; murisin şirketin toplam 33.750.000 hissesinden 11.250.000 adet hisseye sahip olduğu, davalı şirketin ticari defterleri, mizanlar ve vergi beyannamelerine göre 30/06/2018 tarihi itibari ile aktiflerinin 33.869.016,31-TL, borcunun 3.254.029,07-TL, buna göre öz varlığının ise 30.614.987,24-TL olduğu, şirketin varlıkları arasında herhangi bir ticari emtia, arsa, arazi, bina, makine, tesis cihaz, taşıt ve demirbaş gibi maddi duran varlıkların olmadığı, şirketin tek varlığının yurt dışı bağlı ortaklıklar hesabında 33.680.000-TL tutarında ortaklık payı olduğu, bu ortaklık payının şirket yönetim kurulunun 27/05/2014 tarih ve 2014/1 sayılı yönetim kurulu kararı ile ... Adalarında mukim ... Limited Şirketine 16.000.000-ABD Doları karşılığında ortak olmasından kaynaklandığı, bu varlığın defter değerinin 33.680.000-TL olduğu, şirketin ödenmemiş sermayesinin bulunmadığı, şirketin 2014-2018 yılları arasında mal veya hizmet satışının bulunmadığı ve bu yıllarda zarar ettiği belirtilmiştir.Tarafların rapora yönelik itirazları ile davacı tarafça sunulan ... şirketinin düzenlediği değerleme raporunun dikkate alınarak rapor tanzimi için görevlendirilen bilirkişi kurulunca düzenlenen 20.06.2022 tarihli raporda ise; kesin netice ifade etmesi bakımından davalı şirketin değerlemesinde öz varlık yönteminin esas alındığı, davalı şirketin 28.02.2022 inceleme tarihi itibariyle bilançonun aktifinde bulunan ortaklardan alacaklar hesabında herhangi bir borç-alacak bakiyesi bulunmadığı, pasifinde bulunan ortaklara borçlar hesabında 15.658.156,81-TL borç bakiyesinin bulunduğu ve hesabın kümülatif olarak tutulduğu, genel olarak gelen havalelerin ...Holding'den geldiği, ortaklara borçlar hesabında ise borç bakiyesi görülmediği, davalı şirketin inceleme tarihi itibariyle kaydi olarak öz varlığının 18.769.402,85-TL olduğu, şirketin stoklarında herhangi bir ticari emtia, arazi, arsa, bina, tesis, makine, taşıt gibi duran varlık bulunmadığı, şirketin aktifindeki varlıklarda bankada 16.471,03-TL, diğer çeşitli alacaklar hesabında 3.094,48-TL, devreden KDV hesabında 736.527,10-TL ve bağlı oraklıklar (...) hesabında 33.680.000-TL tutarında ortaklık payı bulunduğu, şirketin 27.05.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile 16.000.000-USD karşılığında ... Adalarında yerleşik... Limited Şirketine iştirak edildiği, buna ilişkin 28.05.2014 tarihinde 16.000.000-USD havale yapıldığı ve bu varlığın defter değerinin 33.680.000-TL olduğu, bağlı ortaklığın öz varlığının ne olduğu yönünde bir çalışma imkanı bulunmadığından 28.02.2022 tarihi itibariyle ...B efektif satış kuruna göre güncele en yakın değerinin tespitinin yapıldığı, buna göre satın alma bedelinin hesaplama tarihindeki döviz karşılığının dikkate alındığı, bu doğrultuda yapılan hesaplamada şirketin 28.02.2022 itibariyle rayiç değerlere göre öz varlığının 210.463.802,85-TL olduğu, murisin %33,33 payı karşılığının 70.154.600,95-TL olduğu, davacıların her birinin 1/2 miras payına karşılık gelen tutarın ise 35.077.300,48-TL olduğu görüşü bildirilmiştir.Aynı bilirkişi kurulunca düzenlenen 26.10.2022 tarihli ek raporda da yapılan incelemeler sonucunda kök rapordaki tespitleri değiştirecek somut bir belge sunulmadığından, kök rapordaki tespitlerin aynen geçerli olduğu belirtilmiştir.Eldeki davada bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere; davalı şirketin stoklarında herhangi bir ticari emtia, arazi, arsa, bina, tesis, makine, taşıt gibi duran varlık bulunmamakta olup, şirketin tek varlığı yurt dışı iştiraki olan ... Adalarında yerleşik ... Şirketidir. Davalı şirketin 27/05/2014 tarih ve 2014/1 sayılı yönetim kurulu kararı ile... Limited Şirketine 16.000.000-ABD Doları sermaye ile ortak olunmuş olup, bu iştirakin defter değerinin 33.680.000-TL olarak kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, son bilirkişi kurulu değerleme tarihi olan 28.02.2022 tarihi itibariyle belirlenen değerin o tarihteki ...B efektif satış kuru üzerinden USD karşılığı olarak tespit edilen 2.490.242,05-USD davacı payının karar tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı üzerinden belirlenen 46.542.623,91-TL bedele hükmedilmiştir.Davacı vekilince; şirket paydeğerlemesinde kullanılacak yöntemlere ilişkin bilimsel görüşler ile dava öncesi taraflarınca ... şirketinden alınan değerleme raporu dosyaya sunulmuş olup, şirketin değerlemesinde kullanılan öz varlık yönteminin gerçek değeri vermeyeceği, davalının gerekli bilgi ve belgeleri sunmaktan kaçınması nedeniyle HMK'nın 220. maddesi kapsamında kendi sundukları ... değerleme raporu esas alınarak karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak şirketin tek varlığının yurt dışı iştiraki olması ve iştirakin değer tespiti bakımından yurt dışı istinabe girişiminden sonuç alınamaması dikkate alındığında, somut olayı özelliklerine göre öz varlık yöntemine göre yapılan hesaplamaya itibar edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacının sunduğu ... şirketince düzenlenen değerleme raporunun yönetici özetinde ise, şirketlerden herhangi bir bilgi alınamaması nedeniyle davacının sunduğu kısıtlı bilgi ve belge ile 2015 ve 2016 yıllarında ... şirketinin hazırlamış olduğu taslak değerleme raporları ve ve alt çalışmalarından elde edilen verilerle değerleme yapıldığı anlaşılmakla, söz konusu raporun gerçek değeri yansıttığından söz edilemez. Yine TTK'nın 493/5. maddesinde açıkça mahkemece şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerinin esas alınacağı düzenlenmiş olmakla, 2015-2016 yıllarına ait verilere dayalı hesaplamaya itibar edilmesi mümkün olmadığı gibi, HMK'nın 220. maddesine dayalı olarak da bu değerleme raporunun esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilince ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilince ise mahkemece istinabe sürecinin sonuçlanmadan karar verildiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği ve değer tespitinde öz sermaye (defter) değeri yönteminin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak yurt dışı istinabe sürecinden sonuç alınamadığı sabittir. Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda sadece şirketin bilanço ve defter değeri tespiti yapılmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporu ise eldeki verilere göre uygulanması uygun bulunan öz varlık yöntemine göre gerçek değer tespitine ilişkindir. Buna bağlı olarak raporlar arasında çelişkiden söz edilmesi mümkün değildir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda benimsenen öz varlık yönteminin somut olayın özelliklerine göre değerlemeye esas alınması yerinde olup, sunulan bilimsel görüşlerden anlaşılacağı üzere defter değeri, şirketin muhasebe kayıtlarına göre hesaplanan toplam öz kaynak tutarını ifade etmekte olup, enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde enflasyon etkisi nedeniyle defter değerinin anlamlı sonuçlar vermesi mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilince ileri sürülen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ... ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından 179,90-TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 247,7‬0-TL harcın davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90‬-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 247,70‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024