İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1547 K.2024/1990
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1547
KARAR NO: 2024/1990
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/08/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/347 Esas
BİRLEŞEN DAVADA
TALEP: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2024
İhtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü-reddine ilişkin 09/08/2024 tarihli ara kararın asıl davada her iki taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
ASIL DAVA VE TALEP: Davacılar vekili; davalı şirket ortağı muris ...'in hisselerinin elbirliği halinde mirasçılara geçtiği hisselerin elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, dava konusu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, halihazırda terekenin İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/4 Tereke numaralı dosyasında tespit ve idare edildiğini, ilgili dosyada tereke temsilcisi ve idare memuru görevlendirildiğini, mirasçı ... tarafından davalı şirkete karşı açılan davalarda BAM'ın çeşitli dairelerinin, davalı şirketin önceki genel kurullarının aynı nedenle yok hükmünde olduğuna karar verdiğini, mirasçı ... tarafından açılan İstanbul 20. ATMnin 2023/515 esas sayılı dosyasında, dava konusu (yönetim kurulunun da seçildiği) genel kurulun yürütmesinin durdurulması kararı verildiğini, ancak davalı şirket yürütmenin durdurulması kararının hemen akabinde işbu dava konusu genel kurulu düzenlediğini ve aynı yönetim kurulunu tekrar seçtiğini, bir kısım mirasçıların tereke konusu hisseler üzerinde hukuka aykırı biçimde işlem gerçekleştirme iradelerini sürdürdüğünü,şirkete yönetim kayyumu atanmasının gelinen aşamada zorunlu hale geldiğini beyan ederek, davalı şirketin 17.05.2024 tarihinde gerçekleştirdiği, 21.05.2024 tarihinde tescil ve ilan edilen genel kurulda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine,aksi halde iptaline, genel kurul kararlarının icra edilmesi halinde, müvekkilleri nezdinde telafisi imkânsız zararların doğacağı göz önünde tutularak, TTK 449 madde uyarınca icranın geri bırakılmasına davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARARI: Mahkemece; 09/08/2024 tarihli ara karar ile, davacılara murisin şirketteki payları miras olarak intikal etmiş olmakla davacı ve diğer ortaklara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmediği, bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerektiği,somut olayda bu hallerin gerçekleştiğine dair bir veri bulunmadığı, bu durumda elbirliği mülkiyeti henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden ve TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığından terekeye temsilci atanması gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı) Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta mahkemece emsal nitelikte kabul edilen aynı şirkete ilişkin İstanbul 20. ATM'nin 2023/515 esas, 2024/374 karar sayılı ilamı ve bu dosyada verilen tedbir kararı, İstanbul BAM 43. HD'nin 2024/38 esas, 2024/293 karar sayılı ilamı da göz önüne alınarak genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması yönünden yaklaşık ispatın gerçekleştiği anlaşılmakla genel kurulda alınan yönetim organının seçimi gibi kararların telafisi imkansız zarar doğurma ihtimali bulunduğu görülmekle 17.05.2024 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına, şirketin organsız bulunmadığı göz önüne alınarak işbu talebin reddine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Davalı vekili 20/08/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile davacılar tarafından dayanak gösterilen İstanbul 20. ATM’nin 2023/515 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir talebinin reddi kararının BAM tarafından kaldırılması sonrasında davacı tarafça ...’in Tereke dosyasında müvekkili şirkete tekrardan tereke temsilcisi atanması talebinde bulunulduğu talebin Mahkemece,şirket hisselerinin ... Terekesinin dışında olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan 43. HD’nin kararında “mirasçılar arasında bir sözleşme veya MK 2 anlamında sözleşmeye eşdeğer bir halin varlığı” halinde hisselerin münferiden paylaşıldığını kabul etmekte olup böyle bir halin varlığına dair somut deliller bulunduğunu, davacıların şirket (çoğunluk) üzerinde baskı oluşturmak ve birtakım kişisel istekleri yerine getirmeye zorlamak amacında olduğunu, davacı tarafın kayyum atanması talebinin de reddinin gerektiğini beyanlarla ihtiyati tedbire itiraz etmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ: 1- Davalı şirket vekili; davacı taraf kötü niyetle müvekkili şirkete açtığı sayısız dava ile şirketi zarara uğratmak, şirket (çoğunluk) üzerinde baskı oluşturmak ve birtakım kişisel istekleri yerine getirmeye zorlamak amacında olduğunu, verilen tedbir kararı sebebiyle yatırımların durması durumunda doğabilecek zararların şirket ve diğer ortaklar yönünden telafisi imkânsız olacağından şirket sermayesinin %15’inden aşağı olmamak üzere teminatsız olarak tedbir talebine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, eğer kararın kaldırılması talebi kabul edilmezse o halde teminata hükmedilmesi gerektiğini, şirket hissedarları ..., ... ve ...’in yerine yönetimin kayyum eline bırakılması hissedar olan Yönetim Kurulu üyelerinin mülkiyet hakkına zarar verecek olması nedeniyle de kabul edilemez olduğunu, diğer mirasçı ...’in terekeye temsilci atanmış üstelik bu tereke temsilcisi genel kurullara dahi iştirak etmeye başlamışken davadan feragat etmesi dahi tek başına aslında miras hissesini korumak için değil şirketleri yıpratmak için talepte bulunduğunu gösterdiğini, ... tarafından terekenin tespiti amacıyla açılan İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/31 Tereke dosyasında miras temsilcisi atandığı,ancak davadan feragat ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2- Asıl davada davacılar vekili; murisin anonim şirket statüsünde bulunan davalı şirketteki hisseleri de, tereke konusu diğer tüm malvarlığı gibi, elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine göre mirasçılara geçtiği ve 2015 yılında bu yana da paylaştırılma yapılmadığını, bir kısım mirasçıların tek taraflı işlemleri ile tüm mirasçılar davalı şirket pay defterine paydaş olarak kaydedildiğini, bir kısım mirasçıların tek taraflı gerçekleştirdikleri bu işlemlerin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, 2015 yılından bu yana her türlü hukuki yola başvurulmuşsa da; kendilerini yönetim kurulu üyesi olarak atayan bu mirasçılar tereke konusu şirketi tek başlarına ve keyfi biçimde yönettiklerini ileri sürerek kararın kaldırılarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 Tereke dosyasında muris ... tereke dosyasında, 29/04/2024 tarihli ara karar ile, mahkemece terekenin yönetimi sırasında terekeye ait olduğu tartışmasız olan, bu konuda çekişme olmayan malların dikkate alındığını, murise ait hisseler yönünden payların mirasçılarına miras payları oranında intikal ettirilmesine ve mirasçıların paydaş sıfatıyla pay defterine kaydedilmesi işlemi yapıldığı, bu sebeple hisseler üzerindeki elbirliği mülkiyeti bulunduğu hususu tartışmalı bir hal aldığı, bu sebeple mirasçılar tarafından bu işlemin iptali için İstanbul 3. ATM'nin 2023/455 esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, yine aynı gerekçelerle şirketin 2015 yılından bu yana yapılan genel kurullarının iptali için davalar açıldığı, 09/05/2023 tarihli ara kararda da şirket tarafından yapılan işlemin, açılacak dava neticesinde iptal edilinceye kadar geçerli bir işlem olduğu, Terekenin resmen yönetilmesine karar veren makam olan mahkemece şirket kararının iptaline dair bir karar olmadan kararı yok saymanın yetki aşımına sebep olacağı, gelinen noktada davacıların hem şirket kararının ve genel kurulların iptali için görevli ticaret mahkemelerinde dava açması hem de mahkemeden bu davaları dikkate almayı ve mahkemece işlemin ve genel kurulların yok sayılmasını talep etmelerinin hukuki zemini bulunmadığı, davacılar ile mirasçı ... vekilinin muris hisselerinin tereke kapsamına dahil edilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan tereke dosyasında 9.5.2023 tarihli ara karar ile davadan sonra tereke kapsamına alınan davalı şirketin tereke kapsamında çıkartıldığı, 15.7.2016 tarihli genel kurul kararının yokluğunun tespitine ilişkin açılan davanın reddine ilişkin kararın (İstanbul 2. ATM'nin 2020/1549 esas 2023/1579 karar sayılı dosyası) İstanbul BAM 14. HD tarafından yoklukla malul olduğundan kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek ara kararından rücu talebi üzerine, davalı şirkette bulunan muris hisselerinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup olmadığı hususunun çekişmeli bir hal aldığı gerekçesiyle ara karardan rücu talebinin reddine karar verilmiştir. Murisin ölümünden sonra ... tarafından açılan tereke tespiti davasının terekeye temsilci atanmasından sonra davadan feragat ettiğinden tereke dosyasının kapatılmasına karar verilip, kararın onanmakla kesinleştiği, davalı şirketin muristen sonra mirasçılara intikal işlemlerinin tereke paylaşılmadan yapıldığından geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü, bu hususun tespiti için İstanbul 3. ATM'nin 2023/455 esas sayılı dosyasında dava açtıkları anlaşılmaktadır. Davalı şirketteki muris hisselerinin tereke kapsamına alınmadığı bu aşamada,mirasçılara yapılan intikal işleminin İstanbul 3. ATM'nin 2023/455 esas sayılı dosyasında belirleneceği, daha evvel yapılan İstanbul 20. ATM’nin 2023/515 Esas sayılı dosyasında 05/06/2023 tarihinde yapılan 2020 ve 2021 yılı olağan genel kurulda alınan kararların icrasının durdurulmasına karar verilmiş ise de; bu halde terekeye dahil edilmeyen ve miras hisselerinin halen asıl ve birleşen davada davacılar adına intikal işlemlerinin yapıldığı gözetildiğinde, davacılar ile davalı şirketin menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması zaruridir. Davacılar tarafından terekeye dahil edilmeyen muris hisselerinin mirasçılarına olması gerekenden daha az intikal ettirildiği ,hisselerin ketmedildiği hususunda bir iddiaları yoktur. Mirasçılara intikal işlemlerin geçersiz olduğu yargılama mevzu olup, şirketin yönetimsiz kalması, diğer ortakların yanında davacıların da zararına olacak niteliktedir. Muristen sonra 29.12.2015 tarihinde yapılan ilk genel kurula tüm mirasçılar katılarak olumlu oy kullanmışlardır. Bu genel kurul hakkında birleşen davada davacı ... tarafından açılan aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilerek dava esasdan reddedilmiş, red kararı istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.( Dairemizin 2017/233 esas ,390 karar sayılı ,12.07.2017 tarihli kararı ve bu kararı onayan Yargıtay 11 HD nin 2017/4597 esas ,2019/1493 karar sayılı 2017/4597 esas,2019/1493 karar sayılı 25/02/2019 tarihli ilamı )Sonra ki genel kurul olan 15/07/2016 olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğuna ilişkin BAM kararı ise temyiz aşamasında olup kesinleşmemiştir. Davalı vekili ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin kısmını istinaf etmiş ise de ; HMK nın 394(1)maddesi uyarınca tarafların yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararına ancak itiraz mümkündür. HMK'nın 341/1 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü halinde ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Davalı bakımından istinaf edilen 09.08.2024 tarihli ara karar, itirazın reddine ilişkin bir ara karar olmayıp tarafların yokluğunda verilen bir ihtiyati tedbir kararının kısmen kabulüne ilişkin kısmıdır.İhtiyati tedbire itiraz yolu tüketilmeden istinaf kanun yoluna başvuru mümkün olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341(1) ve 346(1) maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; murise ait şirket hisselerinin mirasçılarına intikal edilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının geçerli olmadığı yolunda açılan derdest bir dava bulunduğu ,davacılar adına intikal eden hisselerin olması gerekenden az olduğuna yönelik bir iddia ileri sürülmediği ,şirket hisselerinin tereke mahkemesince tereke dosyasından çıkartıldığı, tereke dosyasındaki bilgilere göre murisin vasiyetinin kesinleştiği anlaşıldığından bu aşamada mirasçıların paylarından doğan haklarını bizzat kullanmaları nedeniyle ne şekilde zarara uğradıkları, iştirak hükümlerinin uygulanmasının davacıların veya şirketin hangi sebeple daha menfaatine olduğu hususu izaha muhtaç olduğu,ihtiyati tedbir kararının davanın esası bakımından haklılığın yaklaşık ispatın sağlanması yanında "HMKnın 389 (1)maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlleri"nin mevcut olması gerektiği ; iştirak çözüldüğünde davacıların aynı paya sahip olacakları gözetildiğinde HMK nın 389 madde kapsamında ihtiyati tedbir koşullarının sağlanmadığı sonucuna varılmakla şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş,davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/1, 346/1 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, Asıl davada Davacılar tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024