İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1444 K.2025/460

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1444 📋 K. 2025/460 📅 20.03.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1444 Esas
KARAR NO: 2025/460 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/490 Esas- 2022/363 Karar
TARİH: 31/03/2022
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalı çalışan olduğunu, biriktirdiği paralar ile kendisine ikamet amaçlı bir konut satın almak istediğini, yaptığı araştırmalar sonucu İstanbul ili, Esenyurt ilçesi, ... ada, .. parsel, ... nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazın alım satımı konusunda davalı ve davalının ortağı olan ... ile görüşmeler yaptığını, görüşmeler kapsamında dava dışı ... ile komisyon sözleşmesinin imzalandığını ve sözleşmeye istinaden 10.000,00 TL nakit ile dava konusu 10.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, ancak taşınmazın belirtilen nitelik ve nicelikleri taşımadığının anlaşılması üzerine müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davalının ortağı olan dava dışı ...'a vermiş olduğu nakit para ile senedin kendisine teslimi için Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, dava dışı ...'ın takibe itiraz etmeyerek 10.000,00 TL'yi iade ettiğini, ancak senedin iade edilmeyerek, üzerinde oynama yapılarak Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını beyanla müvekkilinin söz konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafın arabuluculuk görüşmelerini başlatmadığını, bu nedenle davanın esasına girilmeden usulden reddinin gerektiğini, davanın esasına ilişkin olarak müvekkilinin davacıya vermiş olduğu borç paranın karşılığı olarak düzenlenen senedi davacıdan aldığını, senet bedelinin ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın dava dışı ...'a yapmış olduğu 10.000,00 TL'lik ödemenin iş bu dava ile bir alakasının bulunmadığını, davacı tarafın bu davayı açarak müvekkiline olan borcunu sürüncemede bırakmaya çalıştığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih 2021/490 Esas- 2022/363 Karar sayılı kararında; "Yapılan yargılamada, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyaları UYAP aracılığıyla dosyamız arasına alınmış, GSM operatörlerine yazılar yazılarak ... nolu telefon numarasının kime ait olduğu sorulmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibinin dayanağı olan 18/08/2020 düzenleme, 18/10/2020 ödeme tarihli, 10.000,00-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının saptanması, bononun istirdatı ile kötü niyet tazminatına ilişkindir. Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davalı ..., borçlusunun davacı ... olduğu, takibin kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davacının birikimi ile ikamet amaçlı konut satın almak istediğini, yaptığı araştırmalar neticesinde İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Ada ... Parsel ... nolu bağımsız bölümün alım satımı konusunda davalı ve davalının ortağı ... ile görüşmeler yaptığını, davacının taşınmazı satın almak istemesi üzerine dava dışı ... ile komisyon sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden 10.000,00-TL nakit ile dava konusu senedin verildiğini, ancak taşınmazın anılan nitelik ve nicelikleri taşımadığının sonradan anlaşılması üzerine davacının sözleşmeyi feshettiğini, davalının ortağı dava dışı ... ile görüşerek kendisi tarafından ödenen komisyon bedelinin iadesini ve verilen senedin kendisine teslimini istediğini, dava dışı ... bu talepleri kabul etmeyince aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takipte borcun sebebinin gayrimenkul alımına ilişkin ödenen bedelin iadesi 10.000,00-TL yazdığını, bu hususun davacı tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ve davalının ortağı olan dava dışı ... tarafından bu durumun kabul edildiğini, davacının haklılığına bir itirazlarının olmadığını gösterdiğini, dava dışı ...'a verilen senet, defilerden sıyrılmak amacıyla kötü niyetli bir şekilde davalı adına doldurularak Büyükçekmece .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davacının dava konusu senet nedeniyle davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bedelsiz senedin haksız bir şekilde doldurularak icra takibine konu edildiğini iddia etmiştir. Bono, nedenden soyut, kamu güvenine mazhar, kurucu nitelikte bir alacak senedidir. Bono yasal olarak emre yazılı olup, doğumuna neden olan ilişkiden bağımsız ve soyuttur. Bono bir defa düzenlendikten sonra, doğumuna neden olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk bononun geçerliliğine etkili olmaz. Bono aslında belli bir nedene dayanmakla birlikte, bononun düzenlenmesine neden olan asıl borç ilişkisinin bonodan anlaşılmasına olanak bulunmayan kıymetli evraktır. Temel ilişki herhangi bir sözleşme olmakla, bono bu temel ilişkiden doğan alacağı içerdiğinde ona tedavül kabiliyeti vermektedir. Ancak, bonodan bu bononun düzenlenmesine yol açan asıl borç ilişkisinin ne olduğunun bilinmesine olanak yoktur. Bu nedenle, herhangi bir uyuşmazlık durumunda, hamil, hakkını yalnızca bonoya dayandırabilir, yani temelde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve içeriğini kanıtlamak zorunda değildir. Geçerli bir temel ilişkinin bulunmadığını kanıtlama yükü ve bundan doğacak defilerin ileri sürülmesi borçlu üzerindedir. Bononun lehtarı tarafından devir edilmesiyle, borçlu, asıl borç ilişkisindeki eksikliklerden/aksaklıklardan ve bu ilişkinin tarafları arasındaki işlemin amacına yönelik olarak varılmış bulunan anlaşmalardan kaynaklanan veya bedelsizliğe ilişkin defilerin ileri sürülmesi üçüncü şahıs olan iyiniyetli hamillere karşı, görünüşe güven ilkesi gereği olanaklı olmayacaktır. Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bir bononun, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulması halinde bunun aksinin ispatı aynı güçteki kanıtlarla olanaklıdır. Yine bonoya karşı bedelsizlik iddiasınında da aynı şekilde kesin kanıtlarla ispatlanması gerekmektedir. Davacı taraf iddiasının dayanağı olarak davalı ile watsapp görüşmelerine ilişkin kayıtları sunmuştur. Görüntülerdeki telefon numarasının kime ait olduğunun belirlenmesi için ilgili yazışmalar yapılmış, telefon numarasının davalıya ait olduğu saptanmıştır. Davacının dayandığı watsapp yazışmaları HMK’nin 202/2 maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliğinde bulunmakla (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/6703-7141 E-K sayılı ilamı), davacı iddiasını tanık dahil her türlü kanıtla ispat edebilecektir. Ancak davacı taraf tanık dinletmek istemediklerini beyan etmiştir. Bu durumda dosya kapsamında davacının iddiasını kanıtlamaya yarar dava konusu bonoyu hükümden düşürücü nitelikte başkaca kanıt da bulunmamaktadır. Davacı tarafa HMK'nin 226/1-c maddesi hükmü göz önüne alınarak davalıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususu da hatırlatılamamıştır. Açıklanan nedenlerle ispatlanamayan davanın tüm istemler yönünden reddine karar vermek gerekmiş, yargılama aşamasında davacı tarafın istemi üzerine icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmekle icra dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı uygulandığından İİK'nin 72/4 maddesi uyarınca davalı yararına %20 oranında tazminata hükmedilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, İİK'nin 72/4 maddesi uyarınca 2.185,90-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in sigortalı çalışan olduğunu, müvekkilinin biriktirdiği paralar ile kendisine ikamet amaçlı bir konut satın almak istediğini, bu doğrultuda piyasa araştırması yapmaya başladığını, yaptığı araştırmalar neticesinde İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Ada, ... Parsel ... nolu taşınmazın alım satımı konusunda davalı ve davalının ortağı dava dışı ... ile görüşmeler yaptığını, görüşmeler kapsamında müvekkili bilgileri verilen taşınmazı almak istediğini beyan edince dava dışı ... (davalının ortağı) ile komisyon sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden 10.000 TL nakit ile dava konusu senedin verildiğini, dava konusu senedin boş olarak davalıya verildiğini ancak daha sonra müvekkilinin gayrimenkul alımından vazgeçmesi üzerine senedin bedelsiz kaldığını;Davalının o dönem henüz tüzel kişiliğe sahip olmayan ancak ekte resimlerini sundukları ... İnşaat isimli işyerinin dava dışı ... ile birlikte ortağı olduğunu, daha sonradan ... İnşaat isimli işyerinin, tüzel kişiliğe bürünerek ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. isimli şirket adında faaliyetine devam ettiğini, kurulan şirketin, tüzel kişiliğe haiz olmayan ... İnşaat isimli işyerinin devamı olduğunu, bu husus deliller ile açık olup; gerektiğinde vergi kayıtları, kolluk veya zabıta tahkikatı ile de ortaya çıkacağını, kurulan şirketin ortakları da aynı olup aynı ortaklık yapısı ile şirket görünümünde faaliyetine devam ettiğini, ancak taşınmazın anılan nitelik ve nicelikleri taşımadığının sonradan anlaşılması üzerine müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davalının ortağı olan dava dışı ... ile görüşerek kendisi tarafından ödenen komisyon bedelinin iadesini ve verilen senedin kendisine teslimini istediğini, dava dışı ... bu talepleri kabul etmeyince aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını; Söz konusu icra takibinin davalının ortağı tarafından kayıtsız şartsız, hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiğini, başlatılan takipte İİK m. 58'e uygun olarak borcun sebebi kısmında açık bir şekilde "gayrimenkul alımına ilişkin ödenen bedelin iadesi 10.000,00 TL" yazdığını, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasının celbini talep ettiklerini, bu hususun müvekkili tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ve davalının ortağı olan şirket tarafından ve diğer ortağı dava dışı ... tarafından bu durumun kabul edildiğini, müvekkilinin haklılığına bir itirazlarının olmadığını gösterdiğini, davalının gerek şirketin kurulmasından önce ... ile birlikte, gerekse de şirketin kurulmasından sonra şirket olarak emlak sektöründe faaliyet gösterdiğini; Ayrıca diğer taraftan davalı ve dava dışı davalının ortağının çalışanı olan ... tarafından müvekkiline gönderilen mesajlarda gayrimenkulün metrekaresi noktasında uyuşmazlık olduğunun, taşınmazın müvekkiline bahsedilen metrekareden daha düşük metrekarede olduğunun, bu durumun izahında da ... tarafından gönderilen "Abi dask için hep düşük metrekareler yazarlar zaten" denilerek kabul edildiğinin görüldüğünü, müvekkilinin taşınmaz bakımından kendisine izah edilen niteliklerin gerçeği yansıtmadığını görüğü için sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili tarafından dava dışı ...'a verilen senedin def'ilerden sıyrılmak amacı ile kötü niyetli bir şekilde davalı adına doldurularak Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine konu edildiğini; Dava dışı ... ile müvekkili arasında 28.07.2020 tarihinde komisyon sözleşmesi imzalandığını, akabinde 14.08.2020 tarihli müvekkili adına sigorta da yapıldığını, daha sonra müvekkilinin 10.000 TL'lik senedi verdiğini, senedin verilmesinden sonra 320.000 TL olan gayrimenkul bedelinin 310.000 TL olarak değiştirildiğini ve tarafın imzası ile bu hususun sabit olduğunu, ilaveten taraflar arasında gerçekleşen mesaj kayıtlarında da bu hususun ikrar edildiğini, dolayısıyla işin esasına dair hem mesaj kayıtları hem de taraf imzasını havi sözleşme sunularak senedin bedelsiz olduğunun yazılı deliller ile ispatlandığını, ancak gayrimenkul alım satımının gerçekleşmediğini, dolayısıyla senedin bedelsiz hale geldiğini, bu noktada senedin bedelsiz kaldığının yazılı deliller ile ispatlandığını, karşı ispat yükünün davalıya geçtiğini, ancak davalının da yargılamanın hiç bir aşamasında aksine yazılı delil sunamadığını, tüm bu hususların İlk derece mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, delil durumuna aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini; Dava dosyasına sunulan mesaj kayıtlarında da dava konusu edilen senedin bedelsiz olduğunun açık bir şekilde davalı tarafından kabul edildiğini, mesajlarda geçen müvekkilinin yaptığı konuşmaların davalı ve çalışanı ... arasında geçtiğini, mesaj kayıtlarının dosya içerisinde mübrez olduğunu, davalı tarafından müvekkiline gönderilen mesajların senedin bedelsiz olduğunu gösterdiğini, davalının dosya kapsamı içerisinde sunulan delillere karşı senedin verilemesine dayanak teşkil edecek geçerli bir hukuki sebep açıklayamadığını; Davalının çalışanı olan ... tarafından da dava konusu senedin bedelsiz olduğunu kabul eden mesajlar gönderildiğini, söz konusu mesaj kayıtlarında senedin açık bir şekilde gayrimenkul alımına istinaden verildiğinin, tapu harcının ödenmesi akabinde senedin iade edileceğinin belirttiğini, nitekim taraflar arasında gayrimenkul alımına ilişkin sözleşme yapıldığını ve senet bedeli kadar nihai tutardan düşüldüğünü, davalının ortağı ... tarafından bu bedel düşümünün ayrıca imzalandığının yazılı delil ile ispat edildiğini, ilaveten ... ile davalı arasında organik bağ olduğunun, şirket ortağı olduklarının gerek mesaj kayıtları ile, gerekse de Ticaret Sicil kayıtları ile ispatlandığını, İlk derece mahkemesince yazılı delil sunulmadığından bahisle davanın reddi kararı verilmiş ise de sözleşme ve diğer yazılı deliller ile dava konusu senet arasındaki ilişkinin izah edilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu; İlk derece mahkemesince yazılan müzekkere doğrultusunda gelen yazı cevabında ... numaralı hattın davalıya ait olduğunun bildirildiğini, dolayısıyla senedin bedelsiz olduğuna işaret eden beyanların davalıdan sadır olduğu gelen yazı cevabı ile sabit hale geldiğini, Mahkemece dosyaya sunulan mesaj kayıtlarının yazılı delil başlangıcı olduğu, yazılı delil başlangıcı olduğu durumda takdiri delil sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiğini, Gelişen teknolojik gelişmelere bağlı olarak Yargıtay tarafından mesaj kayıtları, mail yazışmaları gibi taraflardan sadır olan elektronik verilerin yazılı delil sayılacağının kabul edildiğini, HMK hükümlerine uygun yazılı delillerin dosyaya sunulduğunu; İlk derece mahkemesinin HMK'ya uygun olarak sunulan delilleri kabul etmeyerek davanın reddine karar verdiğini, dava dosyası kapsamında sunulan delillerin, yazılı delille ispat olanağı taşıyan belgeler olduğunu, bu belgelerin gerek davalıdan gerek davalının ortağı olan ...'tan, gerekse de bunların çalışanı olan ...'tan sadır olan belgeler olduğunu, alacak davalarında mail, whatsapp, facebook gibi elektronik ortamlarda yapılan yazışmaların belge ve delil niteliğinde olduğuna ilişkin içtihatlar geliştirilmiş olup söz konusu dosyaya sunulan Whatsapp yazışmalarının huzurdaki davada belge olarak kullanılabileceğine dair kararların artık daha da yaygın hale geldiğini, Yargıtay tarafından verilen bu kararlar teknolojik gelişmelere de uygun olup somut olay bakımından uygulama yeri de bulunduğunu; Netice itibari ile, taraflar arasında gerçekleşen konuşmalarda senedin gayrimenkul işi için verildiği, gayrimenkul işine ait sözleşmenin dosya kapsamına sunulduğu, sözleşme bedelinden senet kadar bedelin ayrıca düşüldüğü ve bu bedel düşüklüğünün imza ile sabit olduğu, ancak gayrimenkul satımına ilişkin hukuki ilişkinin gerçekleşmediği sarihken, ispat yükünün karşılanmadığından bahisle davanın reddinin usul, yasa ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu beyanla İlk derece mahkemesince verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip ve takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı ve davalının ortağı olan dava dışı ... isimli kişi ile taşınmaz alım satımı konusunda anlaştığını, bu nedenle bir komisyon sözleşmesi imzalandığını, davalı ile dava dışı ortağına 10.000 TL nakit ve bir adet senet verdiğini, daha sonra taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, nakit ödediği 10.000 TL'nin dava dışı ortak tarafından aleyhine açılan icra takip dosyası kapsamında iade edildiğini ancak senedin iade edilmediğini ve davalı tarafından sonradan doldurularak icra takibine konu edildiğini beyanla icra takibi ve takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının senedi borç para karşılığı olarak verdiğini, senedin komisyon sözleşmesi ile bir ilgisinin bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan 18/08/2020 tanzim ve 18/10/2020 vade tarihli, 10.000 TL bedelli senet davalı adına düzenlenmiştir. Davacı tarafından sunulan 28/07/2020 tarihli taşınmaz alım satım komisyon sözleşmesi dava dışı ... İnşaat-... ile davacı arasında akdedilmiş olup davalı sözleşmenin tarafı değildir. Davacının, davalı ile ...'ın ortak olduklarını beyan ettiği ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi senedin tanzim ve vade tarihi ile sözleşme tarihinden sonra kurulmuştur. Sözleşmede davacı tarafından davalıya senet verildiğine dair bir kayıt bulunmamakta, 10.000 TL kapora verildiği yazmaktadır. Davacı kapora olan 10.000 TL'nin dava dışı ... tarafından kendisine iade edildiğini beyan etmiştir. Davacının, senedin davalıya boş olarak verildiğini, davalı tarafından sonradan doldurulduğunu ve davalının savunmasının aksine, taşınmaz komisyon sözleşmesi nedeniyle verildiğini yazılı delil ise ispat etmesi gerekmekte ise de, dosyaya bu surette bir delil sunulmamıştır. Sunulan whatsapp kayıtlarında ise hangi senetten bahsedildiği anlaşılmamaktadır. Mesajlarda davalının, açık bir şekilde dava ve takip konusu senedin, tarafı olmadığı taşınmaz komisyon sözleşmesi nedeniyle verildiğine dair bir ikrarı yoktur. Uyap üzerinden yapılan incelemede, davalının, hakkında bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinden bahisle açılan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/56079 soruşturma sayılı dosyasında da, senedin komisyon sözleşmesi nedeniyle verildiğine dair bir beyanının bulunmadığı ve soruşturma dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu minvalde davacı iddiasını ispat edememiş olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.