İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1533 K.2024/1841
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1533 Esas
KARAR NO: 2024/1841 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/415 Esas- 2024/441 Karar
TARİH: 07/06/2024
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
KARAR TARİHİ: 21/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirketten alacağının tahsili talebi ile Marmaraereğlisi İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu icra takibine itiraz etmiş olduğundan icra takibinin durduğunu, davalı borçlu şirkete usulünce tebligat yapılmış olduğunu, davalı borçlu tarafından borca itiraz edildiğini, gerekçe olarak da davacı alacaklı şirket ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını iddia ettiğini, ancak davalının itirazı yersiz olup sırf zaman kazanmaya yönelik itirazda bulunduğunun açık ve net olduğunu, davalı borçlunun kötü niyetli olduğunu, icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere borç konusu fatura alacağına ilişkin olup davalı şirkete fatura tebliğ edilmiş olmasına rağmen itiraz yada ödeme yapılmadığını, bundan dolayı fatura alacağına ilişkin olarak icra takibi yapıldığını, borçlu şirketin kötü niyetli olup alacağı sürüncemede bırakmak için icra takibine itiraz ettiğini beyanla davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, itiraz haksız ve kötü niyetli olmakla % 20 den az olmamak kayıt ve şartı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; icra takibi her ne kadar cari hesaba dayalı olarak yapılmış olsa da taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, faturaların müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkilinin bu malları teslim almadığını, faturanın, hukuki sonuçları olan önemli bir belge olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi salt faturanın bildirilmesinin alacak hakkı doğurmayacağını, faturayı düzenleyen tacirin aradaki ilişkiyi ve malın teslimini de ispat etmesi gerektiğini, fatura düzenlenen muhatabının faturayı tebliğ alarak 8 günlük süre içerisinde itiraz etmemiş olması halinde, faturanın mutad münderacatını yani satılan malın cinsi ve yapılan işin adeti, türü, bedeli gibi hususları kabul etmiş sayıldığını, sözleşmesel ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve malın teslimini veya hizmetin tamamlandığını kanıtlaması gerektiğini, davacı yanın kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 07/06/2024 tarih ve 2024/415 Esas- 2024/441 Karar sayılı kararında; "Marmaraereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/11/2021 tarih, 2021/135 Esas, 2021/359 Karar sayılı kararı ile kesin olarak verilen gönderme kararı ile dosya mahkememiz esasına kaydedilmiştir. Öncelikle göndermeye yönelik kararlar, 6762 sayılı TTK ile 1084 sayılı HUMK döneminde verilebilecek kararlar olup bu kanun döneminde asliye hukuk mahkemesinde dava açıldığında ve davalı tarafça süresinde verilen cevap dilekçesinde işbölümü itirazında bulunulması halinde asliye hukuk mahkemesince, ticaret mahkemesi ile arasındaki işbölümü ilişkisi nedeniyle gönderme kararı verilebiliyor idi. (HGK 2013/1589 esas ve 2015/33 karar; HGK 2012/14-1081 esas ve 2013/502 karar, Yargıtay 17. HD 2019/4678 esas ve 2020/6952 karar sayılı ilamlarında da benzer yönde açıklama ve değerlendirme yapılmıştır.) Davanın açıldığı tarih itibariyle ise asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasında görev ilişkisi bulunduğundan 6102 sayılı TTK ve 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmesinden itibaren gönderme kararı verilemeyeceği açıktır. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yargı çevresi belirlemesine ilişkin 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararı ile yeni kurulan Tekirdağ Ticaret Mahkemesi'nin yetki çevresine ilişkin kararın 01.09.2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesine dair karar verilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi heyeti olarak yapılan müzakerelerde oy çokluğu ile alınan sözlü kararda, Yargıtay 11 HD 2016/79217 esas ve 2016/7676 karar, 2016/9527 esas ve 7952 karar, Yargıtay 23. HD 11.03.2019 tarih 2016/4923 esas ve 2019/937 karar, Yargıtay 17. HD 04.04.2019 tarih 2016/14281 esas ve 2019/4199 karar sayılı ilamlarında yeni kurulan mahkemelerin görevli olduğuna yönelik verilen kararlar nedeniyle Mahkememize gönderilen dosyalarda bu kararlara uyularak yargılama sürecine devam edilmiştir. Bilahare ticaret mahkemelerinin yeni kurulması üzerine yeni kurulan mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik, gönderme veya devir kararlarına yönelik başvurulan kanun yollarında verilen Yargıtay 20. HD 2016/12135 esas ve 2016/11681 karar, 2017/5237 esas ve 2017/3017 karar, İstanbul BAM 44. HD 30.12.2021 tarih, 2021/1577 esas ve 2021/1654 karar, Konya BAM 3. HD 11.01.2022 tarih 2022/39 esas ve 2022/20 karar, Ankara BAM 23. HD 22.11.2021 tarih 2021/1939 esas ve 2021/1732 karar, İzmir BAM 21. HD 24.12.2021 tarih 2021/2020 esas ve 2021/2204 karar sayılı ilamlarında verilen TC Anayasa'sı 37. Maddede düzenlenen kanuni hakim ilkesinin doğal sonucu, yeni ticaret mahkemelerinin kurulması halinde dosyaların devredilmesine dayanak yapılabilecek yasal mevzuat olmaması ve 07.07.2021 gün ve 608 sayılı HSK kararında ticari dava dosyalarının yeni kurulan mahkemelere devrine yönelik karar bulunmaması nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin yargılama yapmaya devam etmesi gerektiğine yönelik farklı yöndeki Yargıtay ve İstinaf içtihatları ve Bursa BAM 4. HD 2021/1672 esas ve 1483 karar sayılı, Trabzon BAM 4. HD 2021/2079 esas ve 1656 karar sayılı yeni kurulan mahkemelerin görevli olduğuna yönelik kararlar nazara alınarak Mahkememiz 2021/937 esas sayılı dosyası üzerinden 5235 sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35/3 no'lu bendinde düzenlenen "benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay’dan bu konuda bir karar verilmesini isteme" görevine dayanılarak başvuru yapılmış, bu başvuru sonuçlanana kadar Mahkememize devir, gönderme veya görevsizlik kararı ile gönderilen dosyaların yargılamasına devam edilmiştir.Yargıtay 11. HD 2022/509 esas ve 2022/2410 karar sayılı aynı tarihli ilamında, Yargıtay 5 HD 2022/1181 esas ve 2022/2687 karar sayılı ilamı ile verilen kararda da "Hakimler Ve Savcılar Genel Kurulu’nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla antalya asliye ticaret mahkemesi yargı çevresinin antalya ağır ceza mahkemeleri yargı çevresi olarak belirlendiği, davanın 03/02/2009 tarihinde açıldığı, 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararda derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın kemer 1. asliye hukuk mahkemesi’nin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmeye devam edilerek sonuçlandırılması gerekmektedir." gerekçesiyle davaya dava tarihinde görevli olan asliye hukuk mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğine karar verilmiştir. Mahkeme heyetimizce yapılan müzakereler neticesine Yargıtay ve İstinaf Mahkemeleri tarafından verilen kararlar, Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair kararlar ve gerekçeleri değerlendirildiğinde, Mahkememiz'in faaliyete başladığı 01.09.2021 tarihinden önce açılmış olan davalar yönünden görevli mahkemenin, davanın açıldığı tarihte görevli olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olduğu, kamu düzeninin ve göreve ilişkin dava şartının yargılamanın her aşamasında nazara alındığı, buna göre dava tarihi itibariyle görevli olmayan Mahkememizce yargılamaya devam edilmesinin hukuki dayanağının olmadığı kanaatine varılarak ve HMK 30. Madde gereği "Hakimin yargılamanın makul sürede yürütülmesi yükümlülüğü" nazara alınarak (Mahkememize gönderilen dosyalarının yargılaması sırasında tahkikatın tamamlanmış olduğu dosyaları yönünden ise "hakimin tarafsızlığı" ilkesine aykırı hareket etmeme ve dosyalar açısından kayırma yapılma şeklinde algı oluşmaması hususu da birlikte değerlendirilerek) görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, devir kararı veren Mahkeme tarafından usulüne uygun görevsizlik kararı verilmemesi nedeniyle görev yönünden olumsuz görev uyuşmazlığı bulunmadığı kanaatine varılarak talep halinde dosyanın Mahkememize gönderme kararını veren asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin dava tarihi itibariyle GÖREVSİZLİĞİNE, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-)Görevli Mahkemenin 01/09/2021 tarihinden önce açılan iş bu davada, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Marmaraereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemece mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de kararın gerekçesinin dosya kapsamına, delillere, usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf incelemesi ile kararın ortadan kaldırılması ve neticede davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; Dosyadan araştırılması gereken temel hususun malların teslim edilip edilmediği olduğunu, söz konusu malların hiç bir zaman müvekkiline teslim edilmediğini, sahte faturalar ile hayali bir alacak oluşturan davacı tarafın malları teslim ettiğini kanıtlayamadığını, söz konusu malların müvekkili şirkete hiçbir zaman teslim edilmediğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da ticari defterlerin açılış veya kapanış tastiklerinin yapılmış olması veya usulüne uygun tutulmuş olmasının alacağı tek başına kanıtlamaya yeter görmediğini, bu defterlere dayanak olan belgelerin de usulüne uygun olması ve defterlerdeki kayıtların bu belgelerle desteklenmesi gerektiğini; Belirtilen nedenle de davacı tarafın sunduğu defter ve belgelere dayanılarak tek başına alacağın ve/veya mal teslimin gerçekleştiği sonucuna ulaşılamayacağını, sadece fatura düzenlenerek o faturanın işlenmiş olmasının dahi alacağı tek başına ispat etmeye yeterli nitelikte olmadığını, davacı tarafın hangi faturaya ilişkin alacak talebinde bulunduğunu ispat edemediğini, bu nedenle de cari hesaba dayalı olarak icra takibine geçtiğini, sahte faturalar ile carisine bir alacak yazdığını, hiçbir şekilde de mal teslimini ispat edemediğini beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.06.2024 tarihli 2024/415 E. - 2024/441 K. sayılı kararının ortadan kaldırılarak neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece verilen 20/04/2022 Tarihli ve 2021/1024 Esas - 2022/404 Karar sayılı kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizce 16/05/2024 Tarihli, 2023/2270 Esas ve 2024/858 Karar sayılı karar ile; "Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih ve 2021/1024 Esas - 2022/404 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın esasının kapatılarak Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmek üzere mahkemesine İADESİNE," dair kesin olarak karar verildiği, Dairemiz kararının, İlk Derece Mahkemesince görev hususunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi şeklinde olmadığı, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 01/09/2021 tarihinden önce açılan iş bu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespit edilerek İlk Derece Mahkemesince herhangi bir karar verilmeksizin dosyanın esasının kapatılma işlemlerinin tamamlanması ile görevli Mahkemeye gönderilmesi için kararın kaldırılmasına karar verildiği, daha açık bir ifadeyle Dairemizce görev yönünden kesin olarak bir karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesince yeniden bir karar verilemeyeceği, bununla birlikte Mahkemece verilen görevsizlik kararının sonucu itibariyle doğru, davalı vekilinin görevsizlik kararına karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin haksız olduğu, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin ise bu yönde bir karar verilmediğinden incelenemeyeceği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.