İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1107 K.2025/969

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1107 📋 K. 2025/969 📅 12.06.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1107 Esas
KARAR NO: 2025/969 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/727 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 21/04/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ: 12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebinin “yeni gelişmeler” ve “dava dosyasında toplanan deliller” incelenerek tekrar değerlendirilmesini talep ettiklerini, mahkemece 10.12.2024 tarihli tensip tutanağında “Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde bildirdiği tüm dosyaların ilgili mahkemelerden UYAP üzerinden celbine,” ve” Tüm dosya örnekleri celp edildikten sonra davacı vekilinin şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin ayrı bir ara karar ile değerlendirilmesine” karar verildiğini, mahkemenin bu ara kararı gereği yerine getirilmeden, dosyada tüm deliller toplanmadan; 27.12.2024 tarihli ara karar ile “..delillerin henüz tam toplanmamış olması nedeniyle”, 10.01.2025 tarihli ara karar ile “mahkemenin görüşünde değişiklik olmadığı” gerekçesiyle tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, tedbir talebini ret kararının, önce deliller henüz toplanmadığı için, sonra ise önceden verilen ret kararında değişiklik olmadığı için, delil dilekçelerinde tek tek açıklanan ve sunulan delilleri incelenmeden verildiğini, mahkemenin tensip tutanağı ara kararı gereği tutarlılığı sağlayarak, mevcut durum hakkında dosyada bulunan ve mahkemece toplanan delillere ek olarak dava açıldıktan sonra meydana gelen ve işbu dilekçeleri ekinde sunulan ve aşağıda açıklanan gelişmelerle birlikte, tedbir taleplerinin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini, Prof. Dr. ...’ın hukuki mütalaasının değerlendirilmesinin önem arz ettiğini, dava dilekçelerinde davalı şirketin 24.05.2023 tarihli genel kurulunda alınan, bilanço ve kar zarar tablolarının onaylanmasına ilişkin (3) nolu, YK üyelerinin ibralarına ilişkin (4) nolu, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile mali haklarının belirlenmesine ilişkin (5) nolu ve YK üyelerine TTK md. 395 ve 396'daki izinlerin verilmesine ilişkin (6) nolu kararların iptali talebiyle açılan İstanbul 18. ATM 2023/557E. sayılı davasından ve bu davada alınan “04.11.2024 tarihli bilirkişi raporundan” bahsedildiğini, mahkemenin bu bilirkişi raporunu dikkate alarak 13.12.2024'te, 5 ve 6 nolu genel kurul kararlarının yürütmelerinin tedbiren geri bırakılmasına karar verdiğini, davalının tedbire itirazının ise mahkemece 30.01.2025'teki duruşmada reddedildiğini, huzurdaki davanın açılmasından sonra ise, 16.01.2025’te İstanbul 18. ATM tarafından davanın müvekkilleri lehine kabulüne karar verildiğini, anılan mahkeme kararı ile genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini ve davalı şirketin hukuka aykırı işlemleri bir kez daha kanıtlandığını, böylelikle, ...’ın şirket zararına olarak kendi menfaatine hareket ettiğinin, müvekkili ortakların haklarını ihlal ettiğinin, bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarıyla teselsülen ortaya konduğunu, denetim ve onay kayyımı taleplerinin İstanbul BAM 43. H.D.’nin 2023/1127e. 2023/933k. sayılı kararına uygun olduğunu, müvekkilleriyle arasında husumet başladığından bugüne kadar şirkete zarar vermeye devam eden ve içini boşaltan yönetim kurulunun dava süresince bu tasarruflarına devam edeceğinin açık olduğunu, bu nedenle müvekkillerin haklarının korunması için ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasının talep edildiğini ifade ederek davalı şirketin malvarlığının korunması için dava süresince şirkete tedbiren denetim ve onay kayyımı atanmasına, kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kısıt getirilmesine, yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve primin durdurulmasına, şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/04/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/727 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Somut olayda, mahkememizce 27.12.2024 tarihli ara karar ile davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yargılamanın bulunduğu aşama ve delillerin henüz tam toplanmamış olması nedeniyle reddine karar verildiği, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2025 tarihli 2025/291 Esas 2025/270 Karar sayılı kararıyla bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği olayda, mahkememiz görüşünde bir değişiklik olmadığı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği kanaatiyle davacılar vekililerinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile,''1-Davacılar vekililerinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/727E. sayılı davasında, dava süresince davalı şirketin malvarlığının korunmasına yönelik ihtiyati tedbire karar verilmesinin talep edildiğini, Mahkeme, 10.12.2024 tarihli tensip ara kararı ile, tüm deliller toplandıktan sonra tedbir talebimizin değerlendirileceği belirtilmiştir. Ardından 27.12.2024 ve 10.01.2025 tarihli ret kararlarında henüz delillerin tam toplanmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, 21.03.2025 tarihli dilekçeleri ile ihtiyatı tedbir talebinin “yeni gelişmeler” ve Mahkemenin ara kararına uygun olarak “dava dosyasında toplanan deliller” incelenerek tekrar değerlendirilmesinin talep edildiiğni ancak İst. 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 21.04.2025 tarihli ara kararı ile, “bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği kanaatiyle” ihtiyati tedbir talebimiz bir kez daha reddedilmiştir. Ret kararı hatalıdır. Şöyle ki 21.03.2025 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçeleri ile dava ve delil dilekçelerinde kapsamlı şekilde izah edilen hususların, Mahkemeye sunulan bilirkişi raporları ve özel denetçi raporlarıyla somut olarak ortaya konduğunu; bu kapsamda verilmiş ihtiyati tedbir kararları ile mahkeme kararları da dikkate alındığında, davalı şirketin kötü niyetli ve zarara yol açıcı yönetim tarzı açıkça tevsik edildiğini, Davalı şirketin 2021 ve 2022 mali yıllarına ilişkin İstanbul 18. ATM 2022/572 E. sayılı ve 2023/557 E. sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporları ve 2022/572E. 2025/25K. sayılı kararı ile davalı şirket yönetiminin kötüye kullanım yoluyla şirket kaynaklarını şahsi menfaatleri uyarınca çoğunluk pay sahibi olduğu şirketlere aktardığı, ortaklık haklarını ihlal ettiği ve özellikle azınlık pay sahiplerinin kâr payı, denetim ve bilgi alma gibi temel haklarının sistematik şekilde bertaraf ettiği; dağıtılacak karların düşürüldüğü, gayrimenkul değerlemelerinin şişirildiği, yetkisiz oy kullanımıyla ibra sağlandığı ve Yönetim Kuruluna usulsüz TTK’nın 395 ve 396. Maddelerindeki izinlerin verildiği ortaya koyulmuştur. Söz konusu tespitlerin ardından, İst. 18. ATM 2022/572E. sayılı dosyasında genel kurul kararlarının yürütmesinin tedbiren durdurulmasına ve iptaline hükmedilmiş olup İst. 18. ATM 2023/557E. sayılı dosyasında da genel kurul kararlarının yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini; bahsedilen kararlar istinaf konusu 21.03.2025 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçemizin ekinde sunulduğunu, İhtiyati tedbir taleplerimiz, ilk günden itibaren soyut iddialara değil; somut, denetime açık ve hukuki delillere dayandırıldığını; gerek İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ret kararlarında gerekse İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2025/291 E. 2025/270 K. sayılı ilamında, talepleri ve gerekçelerinin mültefit şekilde değerlendirildiğini; ancak her iki kararın sonucunda da o aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebimizin reddine karar verildiğini; halbuki İst. BAM 13. H.D.’nce 13 sayfa bizim iddia ve taleplerimizi uygun görüşle yazmış olup en son “Karar” kısmında, “Yaklaşık ispat henüz bu aşamada oluşmadığından…” denilerek olumlu karar verilmediğini; olumsuz hiçbir gerekçeye yer verilmeyen BAM kararında, iddiaların somutlaştırıldığı ve delillerle sabit olduğu halde, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği yönündeki kanaati anlaşılamadığını; bu hususun gözden geçirilerek ikmal edilmesi, şirketin ve %49 azınlık pay sahiplerinin haklarının korunması bakımından elzem gözükmekte olduğunu, Yargılamanın geldiği bu aşamada, bilirkişi raporları ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, artık yalnızca ihtimal değil, yüksek düzeyde somutlaşmış bir hak ihlali söz konusu olup; Mahkemenin ret kararının gerekçesinin aksine yaklaşık ispat düzeyi aşıldığını; önceki ret kararlarının gerekçeleri ortadan kalktığını, tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkillerin hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi ve şirketin mal varlığının muhafazası için denetim ve onay kayyımı atanmasının zorunlu olduğunun açıkça ortaya koyulduğunu; bu durumun, HMK m.389 ve devamı maddeleri kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte olduğunu; bu hususun istinaf dilekçesinde sunulan farklı dairelerce verilmiş Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da görülmekte olduğunu, Bu kararlar ile birlikte daha evvel detaylıca açıklakları hususlar ve sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; yaklaşık ispat gerekliliğinin yerine getirildiği kanısında olmamız ve Mahkemece fesih yerine, Müvekkillerin karar tarihindeki gerçek pay değerlerinin ödenip çıkarılmalarına da karar verebileceğinden, şirketin karar tarihindeki değerini kaybetmesinin önüne geçilebilmesi ve Müvekkillerin haklarının himayesi için istinaf talebimizin kabulü ile bidayet mahkemesinin ihtiyati tedbir talebimizin reddi ara kararının kaldırılarak, davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması ve ayrıca kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kısıt getirilmesine,Yönetim Kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında herhangi bir ödeme yapılmamasına, Şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, Şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine karar verilmesi talep edilmektedir. İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, Mahkemenin 21.04.2025 tarihli “ihtiyati tedbir talebinin reddi” ara kararının KALDIRILMASINA ve Davalı şirketin malvarlığının korunması için dava süresince davalı şirkete tedbiren DENETİM VE ONAY KAYYIMI atanmasına, Kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kısıt getirilmesine, Yönetim Kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında ödeme yapılmamasına, Şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, Şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; TTK'nın 531 maddesine dayalı olarak davalı şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesi talepli davada, tedbiren davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına, kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kısıtlama getirilmesine, Yönetim Kurulu üyelerine ödenen ücret ve primin durdurulmasına, şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 21/04/2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut talepte; davacılar vekili, davalı şirket yönetim kurulu üyesinin şirketi keyfi ve kötü olarak yönettiğini, diğer ortakları dışladığı, şirket mevcudunu kendisinin hakim ortağı olduğu şirketlere çeşitli adlar adı altında aktardığını, taraflar arasında yargıya intikal eden pek çok davanın olduğunu, şirketin zarar ettiğini, azlık haklarının ihlal edildiğini ve ortak olma iradesinin ortadan kalktığını haklı sebep olarak ileri sürmek suretiyle şirketin haklı sebeple feshi veya uygun görülecek diğer bir çözüme karar verilmesi talepli davada yukarıda belirtilen ihtiyati tedbirlere karar verilmesi talep edilmiştir. Davacılar vekilinin söz konusu ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin Mahkemece 27/12/2024 ve 08/01/2025 tarihli ara kararları ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen kararlara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 20/02/2025 tarih, 2025/291 Esas ve 2025/270 Karar sayılı ilamı ile yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden istinaf talebinin reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bundan sonra davacılar vekili tarafından yeni gelişme ve delil olarak İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/557 esas sayılı dosyasında 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talepli davada alınan bilirkişi raporlarını ve Mahkemece "... Tic. A.Ş'nin 24/05/2023 tarihinde yapılan 2022 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında alınan; 5 nolu gündem maddesindeki sadece yönetim kurulu üyelerine ücret ve prim haklarının belirlenmesi kısmının ayrıca 6 nolu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri gereğince müsaade edilmesine ilişkin maddenin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına," ilişkin tedbir kararını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/572 esas ve 2025/25 karar sayılı dosyasında 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talepli davada alınan bilirkişi raporlarını ve Mahkemece "davalı şirkete ait17/05/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında "2021 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması" na ilişkin alınan 3 nolu kararın, aynı genel kurul toplantısında "yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmesi gündem maddesi"ne ilişkin olarak alınan 4 nolu karardaki ... A.Ş ve ... Holding A.Ş'nin ibra edilmesine ilişkin kısmının, aynı genel kurul toplantısında "kar dağıtımı ile ilgili karar alınması ve kar dağıtım kararı çıkması halinde yönetim kuruluna kar dağıtım tarihlerine ilişkin yetki verilmesine" ilişkin olarak alınan 5 nolu kararın, aynı genel kurul toplantısında "yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri gereğince müsaade edilmesine" ilişkin olarak alınan 6 nolu kararın iptaline," ilişkin karar verilmesini göstermiş ve ihtiyati tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlığa konu davanın şirketin haklı sebeple feshi davası olduğu, genel kurul kararlarının iptali talepli davalarda Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre bir kısım usulsüzlüklerin tespit edilerek kararların iptaline karar verilmesinin veya kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin tek başına şirketin feshi sebebi için haklı sebep oluşturmayacağı, bu hususun henüz tartışılmadığı, yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumu itibariyle şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunun halen yaklaşık olarak ispat edilemediği, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararlardan sonra dosyaya yeni bir delilin sunulmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.