İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1496 K.2025/1340

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1496 📋 K. 2025/1340 📅 11.09.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1496 Esas
KARAR NO : 2025/1340 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2025/115 Esas (Derdest Dava Dosyası )
TARİH: 21/05/2025 (Ara Karar Tarihi )
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 08/11/2024 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaate ise dava konusu kararların iptal edilmesine, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 21/05/2025 tarih ve 2025/115 Esas sayılı ara kararında;".......Bu itibarla davacı vekilince, tedbir istemi yönünden ileri sürülen gerekçelere nazaran, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğabileceği yönünde Mahkememizde yeterli kanaat hasıl olmamakla birlikte taleplerin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle yukarıda ayrıntısı açıklanan HMK'nun 390/3. maddesinde öngörülen yaklaşık ispata ilişkin ve dolayısıyla HMK 389. maddesi koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş, tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Davacının 08/11/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı...İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin söz konusu davayı 08.11.2024 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'nda alınan kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ve alınan kararların icrasının durdurulması talebi ile ikame edilmiş olduğunu, mahkemeden verilen 21.05.2025 tarihli ara kararın gerekçesinin haksız olduğunu, tespiti isteminde bulunulan söz konusu genel kurulda alınan kararın yeni bir şube açılarak şubenin şirket bünyesine dahil edilmesine ilişkin olduğunu, anılan kararın ihtiyaten tedbir kararını gerektirmeyecek nitelikte olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, alınan kararların icra edilmesi üzerine telafisi güç sonuçların doğacağını,
Huzurdaki davada haklılıklarının yaklaşık ispatın ötesinde ispat olunduğunu, huzurdaki davanın maddi sebebini teşkil eden; alınan kararların yetkisiz müdürlerce toplantı düzenlenmesi üzerine alınması hususunun dava dilekçesi ekinde sunulan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/19 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi ek raporu ile de tespit olunduğunu, söz konusu bilirkişi ek raporu ile yapılan inceleme neticesinde "Dava konusu genel kurullara çağrının yetkisi olmadığı düşünülen müdürler tarafından yapıldığının kabulü halinde söz konusu genel kurullarda alınan kararların yok hükmünde olduğu" kanaatine varıldığını, Davaya konu genel kurul kararının doğmuş olmasından bahsedilebilmesi için de öncelikle genel kurulun usule uygun surette toplanmış olması ve sonrasında karar nisabını sağlayarak irade ortaya koymuş olması gerektiğini, dava konusu kararlar bakımından değerlendirilecek olursa; yetkisiz müdürlerce yapılan çağrı sebebiyle, usulünce toplanmış bir genel kurul söz konusu olmadığı için akabinde alınan bir karardan da bahsedilemeyeceğini, Limited Şirketlerde, Genel kurulu toplamanın yetki ve görevi kural olarak müdürlere ait olduğunu, bu hususun TTK'nın Genel Kurulun toplanması başlıklı çağrı alt başlığı ile 617. maddesinde ifade edildiğini, ancak Müdürler Kurulunun karar alarak Genel kurulu toplayabileceğini, müdürler kurulu tarafından alınan karar üzerine çağrının yapılmış olmasının, genel kurulun toplanmasında ve karar alınmasında kurucu unsur olduğunu, gelinen sonuç ile de Müdürler Kurulunca alınan karar olmaksızın toplanabilen bir Genel Kurulun da hukuken var olan kararlar aldığından bahsedilemeyeceğini, huzurdaki davada, yerel mahkeme tarafından da ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi üzerine basitçe tespit edilebilecek olan haklılığın çoktan ispat edildiğini, icrası kabil olmayan ve yok hükmünde olan kararlar icra edilemeyeceğinden, merkezden sermaye karşılanması sureti ile açılan şube şirketi ve dolayısı ile hissedarları zarara uğrattığından, dava konusu kararın icra edilmesinin ciddi sakıncalar doğuracağını,Davaya konu kararların alındığı Olağanüstü Genel Kurul toplantısının yetkisiz müdürler tarafından gerçekleştirildiğini, yetkililerce gerçekleştirilmeyen toplantı üzerine de usulünce toplanan ve karar alan bir genel kuruldan bahsedilemeyeceğini, Müdürler Kurulu'nun Limited şirketlerde şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim organı olduğunu, Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde de görülebileceği üzere, davalı şirkette evleviyette 3 müdür bulunmakta olduğunu, 26 Aralık 2014 tarihi itibariyle bu kişilerin... ..., ...ve ... olduğunu, dava dışı muris... ...'un 2016 tarihinde vefat etmiş olduğunu, bu tarihten sonraki genel kurulun yetkisiz müdürler ...ve ... tarafından yapıldığını, dava konusu edilen genel kurul toplantısı ile... ...'un vefatı arasında geçen tüm genel kurul toplantılarının da yetkisiz müdürlerce gerçekleştirildiğini, bu sebeple de diğer genel kurullar gibi, dava konusu genel kurul toplantısının yetkisiz müdürlerce gerçekleştirilmesi akabinde alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, nitekim önceki toplantılarda alınan kararlardan birinin de müdürler seçimine ilişkin olduğunu, şirketin müdürler kurulunun hiç oluşturulmadığı ve devamında yapılan tüm toplantıların da her zaman yetkisiz müdürler tarafından düzenlendiği anlamına geldiğini, Genel kurulu çağırma yetkisinin müdürlere ait olduğunu, bunun için müdürler kurulunca alınmış geçerli bir kararın varlığının arandığını, zira yönetim kurulu çağrısının geçerli olabilmesi için, yönetim kurulunda alınan kararların da geçerli olması gerektiğini, şirket ana sözleşmesi ve temsil iç yönergesi incelendiğinde ve dosyaya emsal olarak sunulan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere, şirketin temsiline ilişkin müdürlerin yetkilerinin özel olarak düzenlendiğinin görüleceğini, Ticaret Sicil Gazetesinde 26.11.2014 tarihinde ilan edilen temsil iç yönergesi uyarınca diğer müdürlerin ancak ve ancak Başkan... ...'un birlikte müşterek imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, diğer müdürlerin imzalarının... ...'un imzası bulunmadan şirket yönünden hukuki manada hiçbir sonuç doğuramayacağını, dava dışı muris... ...'un vefat ettiği 07.09.2016 tarihinden sonraki süreçte diğer müdürlerin müdürler kurulu kararı alabilmelerinden söz edilemeyeceğini, zira genel kurulu çağrıya ilişkin bir kararın müdürler kurulunca hiçbir zaman alınamayacağını, söz konusu şirkette pay sahiplerinin ortak iradesi ile, müdürler kurulunun şirketi temsil yetkilerine ilişkin kanunun yedek tamamlayıcı hükümleri aksine bir düzenlemeye gidilerek özel bir hüküm öngörüldüğünü, TTK m.624/3'te düzenlenen adi çoğunluk aksine özel bir karar nisabı bulunmadığını, bu karar nisabının da kararın oluşabilmesi için kurucu unsur olduğunu, müdürler kurulunca şirkete ilişkin bir kararın ancak ve ancak ... ile başkan... ... veya ...ile başkan... ... veya üçünün birlike imzası ile sonuç doğuracağını, diğer müdürlerin şirketi temsil için her zaman... ...'un imzasına muhtaç olduklarını,Dosya kapsamından görüleceği üzere, başkanın imzası olmadan şirketi temsil edemeyecek olan müdürlerin mahkeme kararı da olmadan yetkisiz bir şekilde genel kurulu topladıklarını ve yok hükmünde kararların alınmasına sebebiyet verdiklerini, verilecek nihai kararın etkin hukuki korumaya elverişli olması için, gecikilen ve hatalı olarak reddedilen tedbir kararının verilmesi gerektiğini,Mahkeme aksi kanaatte ise söz konusu kararın iptal edilmesi taleplerinin de bulunduğunu, iptal edilmesi ile alındığı andan itibaren etkisini yitirecek olan iş bu kararın dava sonuna kadar uygulanmasının, icrasının geri bırakılmamasının şirket ve hissedar müvekkil yönünden telafisi güç zararların doğumuna sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, söz konusu toplantıda erteletme haklarını kullanmalarına rağmen toplantının gerçekleştirildiğini, Huzurdaki davaya konu edilen olağanüstü genel kurul toplantısında yeni şube açılışının görüşüldüğünü ve hukuka aykırı olarak karara bağlandığını, 08/11/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının saat 10.00'da yapıldığını, hemen arkasından ise saat 10.30'da Olağan Genel Kurul toplantısı yapılmak üzere toplanıldığını, fakat işbu toplantının ise erteletme taleplerini kullanmaları ile ertelendiğini, söz konusu Olağanüstü Genel Kurul toplantısının, Olağan Genel Kurul toplantısından yalnızca 30 dk önce gerçekleştirildiğini, Olağanüstü toplantı tutanağının ekinde sunulan muhalefet şerhinde de ifade edildiği üzere Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesinin Olağan Genel Kurul toplantısında görüşülecek olan finansal tablolara ilişkin gündem maddesi ile doğrudan doğruya ilişkili olduğunu, fakat söz konusu Olağanüstü Genel Kurul toplantısının yapıldığı esnada henüz Olağan Genel Kurul toplantısı yapılmadığını, finansal tablolara ilişkin gündem maddesi de görüşülmediğini, buna rağmen ertelenmeyerek yapılan toplantı neticesinde alınmış olan kararın Kanuna aykırı olduğunu, uzun süren bir yargılama ve tahkikate ihtiyaç bulunmadığını, iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olduğunu, etkin hukuki korumanın sağlanabilmesi için davanın sonunda etkisini yitirecek olan kararın şimdiden tedbiren sağlanması gerektiğini belirterek yerel mahkemenin 21.05.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair yasaya aykırı ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; Davalı...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 08/11/2024 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, mahkeme aksi kanaate ise dava konusu kararların iptali talepli davada, alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, genel kurul üyelerine görüşlerini bildirmek üzere TTK 449. maddesi gereğince davetiye çıkartıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davalı şirketin 08/11/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; gündemin 1. Nolu maddesi ile;'' Toplantı Başkanının seçilmesi,'' 2. Nolu gündem maddesi ile;'' Toplantı Başkanlığına toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisinin verilmesi,'' 3. Nolu gündem maddesi ile de;'' Yeni bir şube açılış kararının ,'' görüşülüp oy çokluğuyla karar alındığı anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Davacı taraf, 08.11.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların davacının olumsuz oyuna karşılık diğer pay sahiplerinin olumlu oyu ile oy çokluğu ile karar alındığını beyan ederek kararların yokluğun tespitine aksi halde iptaline karar verilmesi talep ettiği, davacı taraf 2016 tarihinde dava dışı muris... ...' un vefatı sonrasında genel kurulların yetkisiz müdürler tarafından gerçekleştirildiğini, akabinde yapılan tüm genel kurulların da yok hükmünde olduğunu, dava konusu olan 08.11.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların da bu sebeple yok hükmünde olduğunu iddia ederek alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptal yaptırımına mı yoksa yokluk yaptırımına mı tabi olacağının, iptal veya yokluk yaptırımı koşullarının oluşup oluşmadığı yapılacak yargılama ve değerlendirme ile tespit edileceği ve sunulan deliller ile bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmakla; Mahkemece dava konusu kararlara ilişkin yürütmenin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbiri talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.