İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2005 K.2025/1903

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2005 📋 K. 2025/1903 📅 13.11.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2005 Esas
KARAR NO : 2025/1903 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/585 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 23/09/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket Genel Kurul Kararlarının İptali
DAVA TARİHİ: 13/08/2025
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ATM'NİN 2025/609 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA: Ticari Şirket Genel Kurul Kararlarının İptali
KARAR TARİHİ: 13/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2024 yılı olağan genel kurulunun ilk olarak 08/04/2025 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin, davalı şirketin 83.217.654,00-TL'lik sermayesine tekabül eden 8.321.765.400 adet hisseden, toplam 1.260.559.093 adet hissesinin sahibi olduğunu, buna göre müvekkilinin davalı şirketteki pay sahipliği oranının %15,15 olduğunu, müvekkilinin, azınlık pay sahibi olarak genel kurulda finansal tabloların ve ilişkili bazı maddelerin görüşülmesinin ertelenmesini talep etmesi nedeniyle toplantının ertelendiğini, müvekkilinin, davalı şirketin finansal tablo ve raporlarını incelediğini ve ihtarname ile davalı şirketten ilave bilgi talep ettiğini, bu ihtarnameye davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından cevabi ihtarname ile cevap verildiğini, ancak cevabi ihtarname ile soruların çoğunun yüzeysel cevaplar ile geçiştirilirken, bir kısmına ise hiç yanıt verilmediğini, 2024 yılı olağan genel kurulunun 14/05/2025 tarihinde yapıldığını, genel kurulda sorulan sorulara da yüzeysel cevaplar verildiğini veyahut davalı şirketin bilgi vermekten imtina ettiğini, davalı şirket hakkındaki birçok davadan, uzun süredir hukuka aykırı bir şekilde yönetildiğinin görülebileceğini, borca batık olduğu halde mevcut yönetim kurulunun bu durumu gizlemeye çalışmakta, ortak alacaklarını gerçeğe aykırı olarak kayıt altına almakta, şirketin gayrimenkullerini daha yüksek değerde göstererek ara bilançolar düzenlemekte ve dolayısıyla yükümlülüklerini yerine getirmemekte olduğunu, davalı şirketin, farkı şirketlerin kaynaklarının şirkete aktarılması ve davalı şirketin kaynaklarının başka şirkete aktarılması için transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesine aykırı tasarruflarla muvazaalı işlemlerde taraf haline getirilmekte olduğunu, davalı şirketin mal varlığı ve özkaynaklarının finansal tablolarda doğru gösterilmediğini, ya özellikle yanıltıcı olacak şekilde düzenlendiğini; ya da şirketin bütün yükümlülüklerinin yansıtılmadığını, mahkeme kararları ile sabit olan ortak alacaklarının, finansal tablolara kaydedilmediğini, bu nedenle de finansal tabloların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı şirket ile aralarında şirketler topluluğu yapılanması olmadığı halde, dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile ... Enerji Üretim Anonim Şirketinin bankalardan kullandıkları kredilere kefalet/garanti verilerek kanuna aykırı tasarruflar yapıldığını, davalı şirketin, 2024 yılında ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Enerji Üretim Anonim Şirketinden toplam 129.570.124,00-TL garanti komisyonu adı altında ücret tahsil ettiğini, aynı şekilde davalı şirketin, ... Holding'e 8.523.808,00-TL garanti komisyonu ödediğini, TTK'ya aykırı olduğu halde uygulanan garantörlük komisyonunun OECD ve VUK'a da aykırı olarak uygulandığını, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinden projelendirme çalışmaları adı altında örtülü kaynak aktarıldığını, danışmanlık bedeli vb. isimler altında ... Holding'e hukuka aykırı ödemeler yapılarak kâr transfer edilmekte olduğunu, gayri faal durumdaki şirketin çalışan sayısı ve yapılan ödemelerin çelişki içerisinde olduğunu, davalı şirketin ara bilançosunun gerçek mali durumu yansıtmamakta olduğunu, şirketin Hadımköy'deki gayrimenkullerinin eski arsa maliklerine iade edilerek şirketin daha da büyük zarara uğratıldığını, gündemin 4. maddesi kapsamında, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın, 2.521.118.186 adet ret oyu ile ibra edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin yalnızca kendi ibra oylamalarında değil; diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında da kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacağını, ancak ...'ın oy kullanması neticesinde oy çokluğuyla ibraları yönünde hukuka aykırı karar alındığını, bu hususun yokluk ve iptal sebebi olduğunu, gündemin 5. maddesi kapsamında yeni yönetim kurulu olarak ..., ... Holding ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin seçildiğini, gündemin 6. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair izin verilmesine itirazlarının bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin payları oranında oy hakkından yoksun olduklarını, şirketler topluluğu varmış gibi yanıltıcı bir izlenim yaratılarak, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerindeki izinlerine verilmesinin şirkete zarar vereceğini, dava konusu genel kurul kararlarının uygulanması durumunda, gerçeğe ve iyi niyet kurallarına uygun olarak hazırlanmayan finansal tablolarla işlem yapılmaya, yönetim kurulu üyeleri ibra edilmemesi gerekirken ibra edilmiş olmaları nedeniyle, hukuki sorumluluk hesabının sorulamayarak hukuksuz uygulamalara ve başka kişiler ve şirketler lehine ve menfaatine işlemler yapılmaya devam edileceğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin, erteleme nedeniyle 14/05/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, 2024 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı; yönetim kurulu üyelerinden ... Holding Anonim Şirketi ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin ibrasına ilişkin 4 numaralı; yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin ..., ... Holding Anonim Şirketi(temsilen ...) ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi(temsilen ...)nin seçilmesine ilişkin 5 numaralı; TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereği yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddelerinin TTK'nın 445. maddesi uyarınca butlanının tespitini veya ademi kabulü halinde TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalini; iptalini talep ettikleri bu kararların TTK'nın 449. maddesi gereğince yürütmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2024 yılı olağan genel kurulunun ilk olarak 08/04/2025 tarihinde yapıldığını, müvekkili vekilinin finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine, ilgili konuların görüşülmesinin ertelendiğini, söz konusu finansal tablolar ve buna bağlı konuların müzakeresinin ertelenmesine itiraz edilen konuların açıklığa kavuşturulması amacıyla müvekkili vekilince şirket yönetimine, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında yöneltilen ihtarname üzerine cevabi ihtarnameyle yetersiz ve sözde cevaplar verildiğini, ancak özde geçiştirilerek şirketten bilgi alma haklarının engellendiğini, şirketin toplam 8.321.765.400 adet paya bölünmüş 83.217.654,00-TL’lik sermayesinden, müvekkilinin 12.605.590,93-TL’lik kısmına tekabül eden 1.260.559.093 adet payın sahibi sıfatıyla %15,15’lik oranda pay sahibi olarak vekili marifetiyle alınan ve haksız ve hukuksuz olduğuna inandığı kararlara muhalefet ederek ret oyu vermesinin yanında, muhalefet şerhlerini tutanağa eklettiğini, ayrıca, bunlardan bağımsız olarak, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında dürüst hesap verme ilkelerine uygun olarak cevaplanmamış soruların bir kez de 14 Mayıs 2025 tarihli genel kurul toplantısı esnasında sözlü ve yazılı olarak şirket yönetim kuruluna sorulduğunu, ancak yetersiz ve geçiştirmeye yönelik cevaplar verildiğinden tekrar sorulmak durumunda kalınan sorularına gerek ticari sır olduğu, gerek ortakların bilgi alma hakkını aştığı, gerek dava açma amacıyla sorulduğu bahaneleriyle ve gerekse daha önce cevap verildiği iddiası ile yine hiçbir cevap verilmediğini, ayrıca toplantı esnasında ayrıca belirli konularda özel denetim talebinde bulunulmuşsa da, bu talebin de çoğunluğu oluşturan pay sahibince reddedildiğini, davalı şirket hakkındaki birçok davadan, uzun süredir hukuka aykırı bir şekilde yönetildiğinin görülebileceğini, borca batık olduğu halde mevcut yönetim kurulunun bu durumu gizlemeye çalışmakta, ortak alacaklarını gerçeğe aykırı olarak kayıt altına almakta, şirketin gayrimenkullerini daha yüksek değerde göstererek ara bilançolar düzenlemekte ve dolayısıyla yükümlülüklerini yerine getirmemekte olduğunu, davalı şirketin, farkı şirketlerin kaynaklarının şirkete aktarılması ve davalı şirketin kaynaklarının başka şirkete aktarılması için transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesine aykırı tasarruflarla muvazaalı işlemlerde taraf haline getirilmekte olduğunu, davalı şirketin mal varlığı ve özkaynaklarının finansal tablolarda doğru gösterilmediğini, ya özellikle yanıltıcı olacak şekilde düzenlendiğini; ya da şirketin bütün yükümlülüklerinin yansıtılmadığını, mahkeme kararları ile sabit olan ortak alacaklarının, finansal tablolara kaydedilmediğini, bu nedenle de finansal tabloların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı şirket ile aralarında şirketler topluluğu yapılanması olmadığı halde, dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile ... Enerji Üretim Anonim Şirketinin bankalardan kullandıkları kredilere kefalet/garanti verilerek kanuna aykırı tasarruflar yapıldığını, davalı şirketin, 2024 yılında ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Enerji Üretim Anonim Şirketinden toplam 129.570.124,00-TL garanti komisyonu adı altında ücret tahsil ettiğini, aynı şekilde davalı şirketin, ... Holding'e 8.523.808,00-TL garanti komisyonu ödediğini, TTK'ya aykırı olduğu halde uygulanan garantörlük komisyonunun OECD ve VUK'a da aykırı olarak uygulandığını, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinden projelendirme çalışmaları adı altında örtülü kaynak aktarıldığını, danışmanlık bedeli vb. isimler altında ... Holding'e hukuka aykırı ödemeler yapılarak kâr transfer edilmekte olduğunu, gayri faal durumdaki şirketin çalışan sayısı ve yapılan ödemelerin çelişki içerisinde olduğunu, davalı şirketin ara bilançosunun gerçek mali durumu yansıtmamakta olduğunu, şirketin Hadımköy'deki gayrimenkullerinin eski arsa maliklerine iade edilerek şirketin daha da büyük zarara uğratıldığını, gündemin 4. maddesi kapsamında, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın, 2.521.118.186 adet ret oyu ile ibra edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin yalnızca kendi ibra oylamalarında değil; diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında da kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacağını, ancak ...'ın oy kullanması neticesinde oy çokluğuyla ibraları yönünde hukuka aykırı karar alındığını, bu hususun yokluk ve iptal sebebi olduğunu, gündemin 5. maddesi kapsamında yeni yönetim kurulu olarak ..., ... Holding ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin seçildiğini, gündemin 6. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair izin verilmesine itirazlarının bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin payları oranında oy hakkından yoksun olduklarını, şirketler topluluğu varmış gibi yanıltıcı bir izlenim yaratılarak, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerindeki izinlerine verilmesinin şirkete zarar vereceğini, dava konusu genel kurul kararlarının uygulanması durumunda, gerçeğe ve iyi niyet kurallarına uygun olarak hazırlanmayan finansal tablolarla işlem yapılmaya, yönetim kurulu üyeleri ibra edilmemesi gerekirken ibra edilmiş olmaları nedeniyle, hukuki sorumluluk hesabının sorulamayarak hukuksuz uygulamalara ve başka kişiler ve şirketler lehine ve menfaatine işlemler yapılmaya devam edileceğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin, erteleme nedeniyle 14/05/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, 2024 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı; yönetim kurulu üyelerinden ... Holding Anonim Şirketi ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin ibrasına ilişkin 4 numaralı; yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin ..., ... Holding Anonim Şirketi(temsilen ...) ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi(temsilen ...)nin seçilmesine ilişkin 5 numaralı; TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereği yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddelerinin TTK'nın 445. maddesi uyarınca butlanının tespitini veya ademi kabulü halinde TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalini; iptalini talep ettikleri bu kararların TTK'nın 449. maddesi gereğince yürütmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 23/09/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/585 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Asıl ve birleşen dava, davalı şirketin erteleme nedeniyle 14/05/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurulunda davacıların muhalefetine rağmen oy çokluğuyla alınan, 2024 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı; yönetim kurulu üyelerinden ... Holding Anonim Şirketi ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin ibrasına ilişkin 4 numaralı; yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin ..., ... Holding Anonim Şirketi(temsilen ...) ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi(temsilen ...)nin seçilmesine ilişkin 5 numaralı; TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereği yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddelerinin TTK'nın 445. maddesi uyarınca butlanının tespiti veya TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkin bulunmakta olup; ayrıca dava konusu genel kurul kararlarının uygulanması durumunda telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkacağından bahisle, asıl ve birleşen davada butlanının tespiti/iptali talep olunan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi de bulunmaktadır.6102 Sayılı TTK'nun 449.maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.'' hükmünü içermektedir. Asıl ve birleşen dosya kapsamında aynı genel kurul kararlarının butlan veya iptalinin talep ediliyor olması, asıl dava dosyası kapsamında asıl ve birleşen dosyada davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak görüşlerinin alınmış olması nedeniyle, birleşen dosya kapsamında yeniden görüşlerinin alınmasına gerek duyulmamış olmakla birlikte, şirket yönetim kurulu üyeleri, tedbir talebinin, kabulü halinde şirketin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirecek olması nedeniyle yersiz ve hukuka aykırı olduğundan bahisle reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.6102 Sayılı TTK'nun 449. maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılacaktır. 6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Bunun yanında 6102 Sayılı TTK'nun 449. maddesi hükmü ile mahkemeye taraflar arasındaki hukuki menfaat dengesi gözetilerek tebdir konusunda takdir hakkı tanınmıştır.Mahkememizce davalı şirket ticaret sicili kayıtları, 08/04/2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, hazirun listesi ve pay defteri, bilgi talebini içeren ihtarnameler ve cevabi ihtarnameler, 14/05/2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve muhalefet şerhleri, davalı şirketin 01/06/2018 tarihli ve 10 numaralı yönetim kurulu kararı, 2024 yılına ait bağlılık raporu ve finansal tabloları, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Enerji Üretim Anonim Şirketi pay sahipliği ve yönetim kurulu gösterir faaliyet raporu, 2019/2022 yılları arası gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarına dair bağımsız denetçi raporu, 2024 yılına ait faaliyet raporu, taşınmazlarına ilişkin sözleşmeler, ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi ve ... Holding Anonim Şirketinin ortaklık yapılarını gösteren faaliyet raporları vs. hep birlikte incelenmiştir. Somut olayda, davalı şirketin erteleme nedeniyle 14/05/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurulunda davacıların muhalefetine rağmen oy çokluğuyla alınan, 2024 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı; yönetim kurulu üyelerinden ... Holding Anonim Şirketi ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin ibrasına ilişkin 4 numaralı; yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin ..., ... Holding Anonim Şirketi(temsilen ...) ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi(temsilen ...)nin seçilmesine ilişkin 5 numaralı; TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereği yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddelerinin yürütülmesinin tedbiren durdurulması hususunda, öne sürülen iddiaların yargılama sonunda anlaşılabilecek olması, asıl ve birleşen dosyada davacılar tarafından dayanılan gerekçeler ile asıl ve birleşen dosyada davalı tarafça sunulan beyanlar kapsamına ve beyanları alınan yönetim kurulu üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları karşısında yaklaşık ispat olgususunun bu aşamada gerçekleşmemiş olduğu, haklılık durumunun yapılacak yargılama sonunda belli olacak olması, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin, dava sonucunda verilecek kararın ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesine yönelik olması ve uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmaması, ayrıca dava konusu genel kurul kararlarının üzerinden geçen uzun süre dikkate alındığında tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, tarafların menfaat dengelerinin de gözetilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Asıl ve birleşen dosyada davacı tarafların, asıl ve birleşen dosyada davalı şirketin 2024 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı; yönetim kurulu üyelerinden ... Holding Anonim Şirketi ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketinin ibrasına ilişkin 4 numaralı; yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin ..., ... Holding Anonim Şirketi(temsilen ...) ve ... Enerji Ticaret Anonim Şirketi(temsilen ...)nin seçilmesine ilişkin 5 numaralı; TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereği yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddelerinin yürütülmesinin tedbiren durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir talebinin reddi hakkındaki ara kararın sadece kanun ve doktrini tekrar etmekte olup esas itibariyle gerekçesiz olduğunu, İst. 8. ATM, 23.09.2025 tarihli ara kararında, yaklaşık ispat olgusunun bu aşamada gerçekleşmemiş olması, haklılık durumunun yapılacak yargılama sonunda belli olacak olması, uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, gibi kanun ve doktrinde yer alan sebeplerin sayılmakla yetinildiğini; buna karşılık, bu gerekçelerin somut olay ile ne şekilde bağlantıları olduğunun açıklanmadığını, hatta mahkemenin red gerekçelerinden birinin “genel kurul kararının üzerinden geçen uzun süre dikkate alındığında tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı” şeklinde olduğunu; sadece karar okunduğunda, genel kurul üzerinden yıllar geçtiği gibi bir izlenim edinilmesi mümkün olduğu halde, somut olayda genel kuruldan itibaren 3 ay içinde dava açma zorunluluğu bulunmakta olup bu süreye uyulduğunu; bu gerekçenin, süresi içinde açılmış bir genel kurul iptal davası için uygun olmadığını, bu ara kararın, sadece kanun maddesini ve doktrin ile içtihat uyarınca tedbir kararı verilmemesinin genel gerekçelerini tekrar etmekte ve fakat gerçekte somut dava ile ilgili ve onunla bağlantılı hiçbir gerekçe içermemekte olduğunu; kaldırılması talep olunduğunuDavalı şirketin farklı yıllarına ait genel kurul kararları hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini; bu kararlar da dikkate alınarak dava konusu genel kurul kararları hakkında da tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davalı şirketin 28.06.2018 tarihli Genel Kurulunda alınan, Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (4) nolu karar hakkında, İst. 6. ATM’nin 2023/471E. sayılı davasında, İstanbul BAM 14. H.D.’nin 2024/412E. 2024/570K. sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin 18.05.2022 tarihli Genel Kurulunda alınan, Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (4) nolu ve Yönetim Kurulu üyelerine TTK md. 395 ve 396'daki izinlerin verilmesine ilişkin (6) nolu kararlar hakkında, İst. 9. ATM’nin 2022/556E. sayılı davasında 06.09.2023 tarihli ara karar ile yürütmelerinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin 06.03.2024 tarihli Genel Kurulunda alınan, Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (4) nolu ve Yönetim Kurulu Başkanı ...’a TTK md. 395 ve 396'daki izinlerin verilmesine ilişkin (5) nolu kararlar hakkında, İstanbul 12. ATM’nin 2024/338E. sayılı davasında, İstanbul BAM 43. H.D.’nin 2025/643E. ve 2025/619K. sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin 16.10.2024 tarihli Genel Kurulunda alınan, Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (4) nolu ve Yönetim Kurulu Başkanı ...’a TTK md. 395 ve 396'daki izinlerin verilmesine ilişkin (5) nolu kararlar hakkında, İst. 19. ATM’nin 2025/36E. sayılı dosyasında 25.03.2025 tarihli ara karar ile yürütmelerinin durdurulmasına karar verildiğini, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 23.09.2025 tarihli ara kararı, geçmiş genel kurullar hakkında verilen tedbir kararlarını incelemeden gerekçesiz, eksik incelemeye dayalı ve hatalı olup kararın KALDIRILMASINA ve 14.05.2025 tarihli genel kurulda alınan (3), (4), (5) ve (6) nolu kararlar hakkında TTK’nın 449. maddesi gereğince yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Yaklaşık ispat gerekliliğinin yerine getirildiğini; istinaf incelemesine konu İst. 8. ATM’nin 23.09.2025 tarihli ara kararı ile, ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini ancak söz konusu ara kararın yerinde olmadığını, genel kurul kararlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat şartı aranmamakta ve yaklaşık ispat yeterli kabul edilmekte olduğunu; mahkeme kararında belirtildiği şekilde inceleme yapılması neticesinde ise tam ispat sağlanacak olup, dosyada mübrez deliller dikkate alındığında, mevcut delillerin yaklaşık ispatı sağladığı ve tedbir kararı verilebilmesi için yeterli olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zaruri olduğunu; gerek dava dilekçesinde gerekse aşağıda açıklanan nedenlerle Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Finansal tabloların, TTK md. 515 uyarınca “Dürüst Resim İlkesi”ne uygun hazırlanmadığını; davalı şirketin hukuka aykırı eylemleri devam etmekte ve pay sahiplerinin zararınin giderek artmakta olduğunu, davalı şirketin sermayesinin artırılması ile ilgili 17.07.2019 tarihli genel kurul kararının, İstanbul 8. ATM’NİN 2019/538E. VE 2023/202K. sayılı kararı ile iptal edilmiş olup bu iptal kararı kesinleştiğini; mahkeme kararı ile davalının kanuna aykırı sermaye artışı kararı aldığı ve finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığının sabit hale geldiğini, davalı şirketin, sadece Müvekkili pay sahibine dahi faiz hariç 13.005.194,27 ABD Dolarını aşan borcu olduğu, mahkeme kararları ile sabit olduğu halde, bu borç şirket kayıtlarına yansıtılmadığını ve icra takibi konusu borcun, TL cinsinden, 207.850.429 TL olarak, karşılık ayrılmadan, uzun vadeli borçlarda takip edilmeye devam edildiğini, davalı şirket ile aralarında “Şirketler topluluğu” yapılanması olmadığı halde, dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. ile ... Enerji Üretim A.Ş.’nin bankalardan kullandıkları kredilere kefalet/garanti verilerek kanuna aykırı tasarruflar yapıldığını, 'Garantörlük Komisyonu” adı altında usule aykırı ödemelerin yapıldığını ve alındığını,...’den “Projelendirme Çalışmaları” adı altında örtülü kaynak aktarıldığını, Danışmanlık Bedeli vb.” isimler altında ... Holding’e hukuka aykırı ödemeler yapılarak kar transfer edilmekte olduğunu, Gayri faal durumdaki şirketin çalışan sayısı ve Şirket üst düzey yöneticilerine yapılan ödemelerin çelişki içerisinde ve gerçeğe uygun olmadığını, davalı Şirketin ara bilançosunun yanıltıcı hale getirildiğini, Hadımköy'deki arsaların iadesinin şirketi zarara uğrattığını, finansal tabloların kasıtlı olarak yanıltıcı düzenlendiğini veya şirketin mali durumunun olduğundan daha iyi bir görünüm vermesi için kanuna aykırı tasarruflarda bulunulduğunu; bu nedenle finansalların, mevcut halleri ile onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı TTK’nın 445. maddesine aykırı olup iptali gerekmekte ve yargılama sonuçlanıncaya kadar hem davalı şirketin hem de davacıların olası zararlarının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Davalı şirketin, 17.07.2019’da yapılan Olağanüstü Genel Kurulunda kanuna aykırı olarak sermaye artışı yapılması kararı aldığını ve sermayesinin 83.217.654.-TL’den 301.235.327,66.-TL’ye çıktığını; bu kararın iptali istemiyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan 2019/538E. sayılı davada: davada alınan 22.01.2021 tarihli kök ve 04.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, Şirket’in TTK md 376 uyarınca sermayesinin tamamını yitirmiş ve borca batık halde olduğundan sermaye artırımı yapamayacağı ve sermaye artırımı kararının kanuna uygun olmadığının tespit edildiğini, davalının itirazları üzerine atanan yeni bilirkişi heyetinin 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda da aynı tespitlerin yapıldığını; bu raporunda aynı zamanda, davalı şirketin mali durumunu olduğundan daha iyi göstermek için finansal tablolarını gerçeğe aykırı düzenlediği de tespit edildiğini, dosya tekemmül ettikten sonra ise, İstanbul 8. ATM’nin 2019/538E. 2023/202K. sayılı ve 09.03.2023 tarihli kararı ile sermaye artırım kararının İPTALİNE, 13.04.2023 tarihli ek kararı ile yürütmenin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin finansal tablolarının dürüst resim ilkesine aykırı hazırlandığı ve gerçeği yansıtmadığı, İstanbul 8. ATM 2019/538E. sayılı davasında verilen iptal ve tedbir kararı ile sübuta erdiğini, üstelik İstanbul 8. ATM’nin verdiği iptal kararına karşı davalı şirket istinaf başvurusundan feragat ettiğini ve kararın böylelikle 21.11.2023 tarihinde KESİNLEŞtiğini; bu kesin delil niteliğindeki kesin mahkeme kararının, şirketin borca batıklığını ve görünürdeki sermayenin dahi gerçeğe aykırı olduğunu kesin olarak kanıtlamakta olduğunu, Diğer yandan davalı şirketin bu genel kurulu takip eden genel kurullarda, müvekkilin finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı beyanına karşılık, geçmiş dönemlere ait işlemlerin “dönemsellik ilkesi” gereği 2024 yılı genel kurulunu etkilemeyeceğini savunduğunu, ancak, birden fazla bilirkişi heyeti tarafından inandırıcı bulunmayan 70.690.027,30 TL geçmiş yıl karı ve 30.318.809,54 TL birleşme karı gibi toplamda 100 milyon TL’yi aşan tutarların halen 2024 yılı finansal tablolarında yer aldığının görülmekte olduğunu; bu durumun, şirketin finansal tablolarını “dürüst resim” ilkesine aykırı şekilde hazırladığını göstermekte olduğunu,Davalı şirketin finansal tablolarının güvenilirliğinin pay sahiplerince ciddi şekilde sorgulanması, 100 milyon TL’yi aşkın tutarın finansal tablolarda halen yer alması, şirketin dönemsellik ilkesini yanlış yorumlayarak dürüst resim ilkesini ihlal etmesi gibi hususlar değerlendirildiğinde, söz konusu genel kurul kararının icrasının şirketin ortaklık yapısını, pay sahiplerinin karar alma haklarını ve ekonomik menfaatlerini ciddi şekilde etkileyeceğini; bu nedenle, kararın uygulanmasının doğurabileceği telafisi imkânsız zararların önlenmesi için yürütmesinin durdurulmasının zorunlu olduğunu,
Mahkeme kararları ile sabit olan ortak alacağı finansal tablolara doğru şekilde yansıtılmadığından da finansal tablolar gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı şirketin, 01.06.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile müvekkili Davacı pay sahibi ...’in ve diğer pay sahibi ...’nin onayı ve haberi olmaksızın, ABD DOLARI cinsinden olan ortak alacaklarını geriye dönük olarak 2014 yılından itibaren TL’na dönüştürdüğünü, bu tarihten itibaren hesaplanan kur farkı değerlemelerini geçmiş yıl karlarına, 134,4 milyon TL gelir olarak kaydetmiştir. Böylelikle 85,6 milyon ABD Doları “bakiye ortak alacağı”, finansal tablolarda olması gereken değerden çok daha düşük olarak gösterildiğini, müvekkilin şirketten olan alacağı hakkında, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/201E. 2021/472K. sayılı ve 17.06.2021 tarihli kararı ile, 13.005.194,27 ABD Doları asıl alacağı ve 259.480,59 ABD doları işlemiş faiz alacağı olduğuna hükmedildiğini, İst. BAM 12. H.D. 2021/1900 E. 2024/1435 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onadığını, mahkeme kararı ile alacaklının muvafakati olmaksızın Şirket’in “tek taraflı” 01.06.2018 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, ortak alacaklarının geriye dönük olarak 2014 yılından itibaren TL’na dönüştürülmesi işleminin hukuken geçersiz olduğunu, davalı şirketin, sadece Müvekkili pay sahibine dahi faiz hariç 13.005.194,27 ABD Doları (onüçmilyonbeşbinyüzdoksandört dolar yirmiyedi cent) civarında borcu bulunmakta iken, bağımsız denetçi raporunda, ortak alacakları halen uzun vadeli borçlarda 207.850.429 TL (ikiyüzyedimilyonsekizyüzellibindörtyüzyirmidokuz TL) olarak gerçeğe aykırı bir şekilde çok daha düşük bir tutar olarak gözükmekte olduunu, anılan mahkeme kararlarından anlaşılacağı üzere, şirketin finansal tablolarında ortak alacakları hesabı gerçeği yansıtmamakta olup finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu,
Davalı şirket ile aralarında “Şirketler Topluluğu” yapılanması olmadığı halde, dava dışı ... san. ve tic. a.ş. ile ... enerji üretim a.ş.’nin bankalardan kullandıkları kredilere kefalet/garanti verilerek kanuna aykırı tasarruflar yapıldığını, davalı ... Yapı ile onun kefalet/garanti verdiği ... A.Ş. ile ... Enerji Üretim A.Ş. arasında şirketler topluluğu yapılanması olmadığını; buna rağmen davalı şirketin, anılan şirketlerin yüksek miktardaki banka kredilerine kefalet/garanti vermekle TTK’nın 202. maddesini ihlal etmekte olduğunu, ancak davalı şirketin ısrarla, anılan şirketler arasında “şirketler topluluğu” yapılanması olduğunu iddia etmekte olduğunu; halbuki ilişkili şirket olarak sayılan şirketler arasında TTK’nın 195. Maddesi anlamında bir “şirketler topluluğu” ilişkisi olmadığını, davalı şirketin bağlılık raporunda ilişkili şirket olarak anılan şirketlerin hiçbirinde şirketler topluluğu kurulmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı veya hakimiyet sözleşmesi veya bu yönde ticaret sicil nezdinde yapılmış bir tescil de olmadığını, Prof. Dr. ...’nın “Hâkimiyet Sözleşmeleri” hakkındaki makalede hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bunun yazılı olması ve Ticaret Siciline tescil ve ilan edilmesi gerektiği vurgulanmakta olduğunu, (TTK md. 198/3). buna göre hâkimiyet sözleşmeleri yazılı yapılacağını ve bunların ilan edilmeleri sonucu, üçüncü kişilerin, bu sözleşmelerin mevcudiyetinden haberdar olacağını; Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 106. maddesinin 2. Fıkrasında, hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bağlı şirketin genel kurulu tarafından da onaylanması gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, davalı şirket açısından bu şartların hiçbirinin gerçekleşmediğini; hakkında bir karar alınmadan ve tescil ile ticaret sicil gazetesinde ilan edilmeden “Şirketler Topluluğu” kurulamayacağını, davalı şirketin, bu yöndeki itirazlarına, “...’ın “hakim teşebbüs” olduğu ve onun yönetimindeki şirketler arasında bu vesileyle bir “şirketler topluluğu” yapılanması olduğu” şeklinde yanıt verdiğini; halbuki ...’ın “hakim teşebbüs” olarak nitelendirilmesinin de hukuk sistemimize aykırı olduğunu, Prof. Dr. Hamdi Yasaman’ın, Prof. Dr. Ercüment Erdem’e Armağan’da basılan “Şirketler Topluluğunda Teşebbüs” isimli makalesinde, gerçek kişinin “hakim teşebbüs” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin detaylı biçimde değerlendirildiğini, buna göre her ne kadar “teşebbüs” kavramı TTK’da tanımlanmamış olsa da Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 3. Maddesindeki tanımdan yola çıkarak, “teşebbüs”ü tanımlayan unsurların, bağımsız ekonomik faaliyet, ekonomik bağımsızlık ve süreklilik, olduğu belirtilmiş ve gerçek kişilerin özellikle “süreklilik” unsurunu sağlayamayacağından hakim teşebbüs olmasının Kanunun sistemine aykırı olacağı sonucuna varıldığını, ayrıca hakimiyet sözleşmesinin geçerliliği için tescil ve ilanı ile aleniyet kazanması gerekliliğinin de aşağıdaki şekilde açıklandığını, davalı şirketin, -şartlarını sağlamadığı halde- “şirketler topluluğu” olduğunu iddia etmesinin sebebinin, şirketler arasında yapılan pek çok hukuka aykırı tasarrufa geçerlilik kazandırma çabası olduğunu, 6102 sayılı Kanunda “şirketler topluluğu”nun düzenlenmesinin esas amacı kötü niyetli kişilerin, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanarak sorumluluktan kaçınmasını engellemek olduğunu; amacın, birden çok şirkette pay sahibi olan bir kişinin çoğunluk hissedar olduğu şirketleri finanse etmek için diğer şirketlerin kaynaklarını kullanmasına imkan sağlamak olmadığını; hiçbir hukuk sisteminin böyle bir istismara cevaz vermeyeceğini, Bağlılık Raporunda yer alan şirketler arasında şirketler topluluğu yapılanması olmadığını; böyle bir yapılanma olduğu “varsayımı” ile hazırlanan Faaliyet Raporu ile Bağlılık Raporunun hukuka aykırı olup bunlara dayanan bilanço ve kar/zarar tabloları da gerçeği yansıtmamakta ve “Dürüst Resim İlkesi”ni ihlal etmekte olduğunu, Davalı şirket 2024 yılında ... A.Ş.’nden ve ... Enerji A.Ş.’nden toplam 129.570.124.-TL (yüzyirmidokuzmilyonbeşyüzyetmişbinyüzyirmidört TL), “garanti komisyonu” adı altında ücret tahsil edildiğini, aynı şekilde davalı şirketin, ... Holding’e 8.523.808.-TL (sekizmilyonbeşyüzyirmiüçbinsekizyüzsekiz TL) “garanti komisyonu” ödediğini, bu şirketler arasında, şirketler topluluğu yapılanması olmadığından davalı şirketin söz konusu şirketlere kefalet/garanti vermesi veya almasının hukuka aykırı olduğunu; buna rağmen Davalı şirketin kanuna aykırı olarak bu şirkete garantörlük komisyonu ödediği ve aldığı görülmekte olduğunu; bu tür hukuki dayanak olmaksızın, garantörlük adı altında komisyon alınması ve ödenmesinin, açıkça TTK’nın temel ilkelerine aykırı olup, örtülü kaynak aktarımı niteliği taşımakta olduğunu, diğer yandan TTK’ya aykırı olduğu halde uygulanan “garantörlük komisyonu” OECD ve VUK’a da aykırı olarak uygulandığını; kefalet ve garantörlük, lehtar ilişkili tarafa bir menfaat sağlamıyorsa, iş ve kredi hacmini artırmıyor ve faizini düşürmüyorsa, kefil/garantörün riski bu garanti olmasa dahi grubun yapısından ya da diğer sözleşmelerden vb. kaynaklı olarak değişmiyorsa, kefalet ve garantinin bir bedelinin olmaması gerektiğini; davalı şirketin de kredibilitesi düşük bir şirket olup onun verdiği kefalet ve garantinin lehtarına menfaat sağlamayacağını, garantörlük komisyonu bedelinin “uygun bedel ilkesine” göre belirlenmesi gerektiğini; komisyon bedellerinin ne şekilde belirlendiği sorusuna, Davalı şirketin yanıtlarından komisyon bedelinin asli bir teminat olan “teminat mektubu komisyonlarını” esas alarak belirlendiğinin anlaşıldığını, oysa bu kefaletlerin bir banka teminat mektubu gibi nakde kolayca dönüştürülebilecek nitelikte veya banka vasfında bir kuruluş tarafından verilen kefaletler olmadığını; aynı şekilde fiyatlandırılmalarının mümkün olmadığını; gerçekte faydasız olduğu halde teminatlardaki gibi yüksek oranlarda garantörlük komisyonu tahsil edilmesinin vergi mevzuatı açısından da sakıncalı olduğunu, diğer pek çok tasarrufta olduğu gibi “garanti komisyonunun” da gerçekte şirketler arasında kaynak aktarımına kulp bulmak için yaratılmış bir uygulama olduğunun anlaşılmakta olduğunu; uygulamayı içeren finansal tabloların da bu nedenle dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu, ...’den “projelendirme Çalışmaları” adı altında örtülü kaynak aktarıldığını, davalı şirketin, 2024 yılı Bağlılık raporunda, 26.307.800.-TL tutarında “danışmanlık geliri” olduğu görüldüğünü; bu gelirin, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye devredilen arsalar üzerinde gerçekleştirilen projelendirme faaliyeti karşılığı elde edildiğinin beyan edildiğini ancak, Davalı Şirketçe, söz konusu faaliyetin niteliği, kapsamı, maliyeti vb. hakkında herhangi bir belge, teknik rapor veya sözleşmeye dayalı açıklama sunulmadığını, bu hizmete konu gayirmenkullerin, gerçekte davalı şirketin mülkiyetinde iken ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye satılan gayrimenkuller olduğunu, davalı şirketin 2019 yılında stoğunda bulunan kendisinin satamadığı veya proje geliştiremediği taşınmazları, şirketin çoğunluk pay sahibi ve yönetim kurulu başkanının yine ortak ve yönetim kurulu başkanı olduğu Trakya Dökün San. ve Tic. A.Ş.’ne devretmeye başladığını, ... Yapı, ...’e, 2019'da İzmir/Urla’da bulunan 33 adet gayrimenkulü, 185.027.255.-TL, 2021'de İstanbul/Arnavutköy’de bulunan 3 adet araziyi, 395.729.000.-TL, 2022'de İstanbul/Arnavutköy’de bulunan arsalar ile Ortaköy’de bulunan ofis niteliğinde gayrimenkullerinin, 885.597.052.-TL, bedeller karşılığında sattığını, böylelikle davalı şirketin, aynı şirkete 2019-2022 yılları arasında toplamda yaklaşık 1,5 milyar TL’sını bulan gayrimenkul satışı yaptığını, çeşitli mahkemelerce atanan muhtelif bilirkişi raporu ve mahkeme kararı ile sabit olduğu üzere, davalı şirketin ...’e yaptığı bu satışların, fahiş bedel üzerinden yapılmış olup davalı şirkete örtülü olarak ...’ün kaynaklarının aktarıldığını, örneğin ...’ün yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında açılan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/401E. sayılı davasında, -mahkemenin istinabe usulü ile aldığı- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/72 Tal. Sayılı dosyasından yapılan bilirkişi incelemesinde gayrimenkullerin satın alındığı tarihteki bedeli 130.244.762.-TL olarak değerlendirildiğini; satış bedeli ile gayrimenkullerin gerçek bedeli arasındaki 54.782.493.-TL, davalı şirkete örtülü olarak aktarılan tutar olduğunu; bilirkişi heyetinin bu tespitinin ayrıca, davalının dayandığı değerleme raporlarının gerçeği yansıtmadığını da ortaya koyduğunu; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/401E. sayılı davanın 11.09.2025 tarihli duruşmasında, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ve diğer zararların yanı sıra anılan 54.782.493.-TL zararın da tazminine karar verdiğini, davalı ... Yapı’nın İstanbul/Arnavutköy’deki üç adet arazisini 27.08.2021’de ... San. Ve Tic. A.Ş.’ne satışında da esas alınan 395.729.000.-TL bedelin gerçeği yansıtmadığı ...’ün 2021 mali yılına ait olağan genel kurulunda alınan kararların iptali için açılan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/572E. sayılı davasındaki 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespit ile ortaya çıkmıştır. Bilirkişi raporuna göre ...’ün bu gayrimenkulleri satın almasından sadece 4 ay sonra, aldığı değerleme raporunda söz konusu gayrimenkullerin değeri 581.350.000.-TL olarak belirlendiği halde, gayrimenkullerin yapılaşma şartları, imar durumuna aykırı biçimde şişirilmiş ve gayrimenkullerin bedelinin kasıtlı olarak 177.350.000.-TL fazla gösterilmiştir. Buradan da ... yönetimindeki şirketlerin aldığı değerleme raporlarının yanıltıcı olduğunun anlaşılmakta olduğunu; anılan mahkemenin, bilirkişi raporunu esas aldığını ve İstanbul 18. ATM’nin 2022/572E. ve 2025/25K. sayılı kararı ile dava kabul edildiğini, ..., davalı ... Yapı’dan 2022 yılında tekrar gayrimenkul satın aldığını; ...’ün 2022 mali yılına ilişkin olağan genel kurulunda alınan kararların iptali için İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/557E. sayılı dava açıldığını ve anılan davaya sunulan 04.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda,“Davalı ... tarafından ... Yapı A. Ş.’ den gayrimenkul alımı işlemini, davalı şirket kaynakları ile ... Yapı’nın finanse edilmesi, davalı şirketi doğrudan zararlandırıcı bir işlem olduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.(…) “Davalı şirket tarafından 2019 yılından itibaren alınan gayrimenkullerin tamamının davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...’ın çoğunluk pay sahibi olduğu ... Yapı’dan alınmasının, şirket kaynaklarının dolaylı olarak bu şirkete aktarılması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” denildiğini, böylelikle davalı şirketin, 2019-2022 yılları arasında yaptığı gayrimenkul satışlarının, gerçekte davalı şirkete örtülü kaynak aktarılması için yapılan, VUK md. 13’te yasaklanan transfer fiyatlandırılmasına aykırı tasarruflar olduğunun sabit hale geldiğini, davalı şirketin sahip olduğu nerdeyse tüm taşınmazları ... A.Ş.’ne sattıktan sonra artık satacak gayrimenkulü kalmadığını; davalı şirketin bunun üzerine nakit akışını temin için farklı yollara başvurduğunu; projelendirme hizmetinin de bu yollardan biri olduğunu, Gayrimenkul geliştirmenin davalı şirketin ana faaliyet alanına girmekte olduğunu; buna göre makul olan davalı şirketin sahip olduğu taşınmazlar hakkında projelendirme çalışması yapmış olması olduğunu ancak somut olayda davalı tarafından iddia edildiğine göre, davalı şirket senelerce satamadığı ve değerlendiremediği bu gayrimenkuller ile ilgili hiçbir şey yapmamış, bunları fahiş bedel üzerinden başka şirkete sattığını ve sonrada o şirkete aynı gayrimenkuller için projelendirme hizmeti verdiğini; bu iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve gerçeği yansıtmadığını, bu haliyle, şirketin 2024 yılına ilişkin gelir tablosunda yer alan 26.307.800.-TL tutarındaki söz konusu gelir, şirketin olağan faaliyetlerinden kaynaklanmayan, belgelenmemiş, denetlenemeyen ve ekonomik gerekçeleri ortaya konulmamış bir işlem niteliğinde olduğunu; gelirin yaratılma şekli ise ...’ın Yönetim Kurulu başkanı ve pay sahibi olduğu şirketler arasında örtülü bir transfer etkisi yaratmakta, bu da finansal tabloların şeffaflığı ve güvenilirliğini zedelemekte olduğunu, Sonuç olarak, bu işlemin ekonomik ve hukuki mahiyeti yeterince açıklanmadan ve belgeleriyle ortaya konulmadan finansal tablolara dahil edilmesi, şirketin mali durumunun olduğundan farklı gösterilmesine neden olduğunu, dürüst resim ilkesi ihlal edilmiştir. Bu nedenle, hem bilgi alma hakkının ihlali hem de söz konusu projelendirme çalışmaları gerekçesiyle elde edildiği belirtilen danışmanlık gelirine dair kayıtların gerçeği yansıtmaması nedeniyle genel kurulda onaylanan finansal tabloların iptali gerektiğini, ''Danışmanlık bedeli vb.” isimler altında ... holding’e hukuka aykırı ödemeler yapılarak kar transfer edilmekte olduğunu, davalı şirketin, 2024 yılına ait bağlılık raporunda, ... Holding A.Ş.’ye danışmanlık, kira ve bina yönetim giderleri ve bakım, onarım, lisans ve masraf yansıtma bedeli karşılığı toplam 5.344.305.-TL ödediğinin görülmekte olduğunu, Davalı Şirketin, uzun süredir aktif operasyonu olmayan ve gelir üretmeyen bir pozisyonda bulunmasına rağmen, 2024 yılı içerisinde yalnızca ... Holding’e 5 milyon TL’yi aşan tutarda ödeme yapmasının, gider kalemlerinin gerçeği yansıtmadığını göstermekte olduğunu, Davalı şirketin, “Yönetim Danışmanlık Hizmeti” adı altında ... Holding’e 1.022.750.-TL ödeme yaptığını; danışmanlık faaliyetlerinin şirkete somut ve ölçülebilir bir katma değer üretip üretmediği dahi ortaya konulmamışken, bu kalemlerin doğrudan gider yazılması, mali tabloların doğruluğunu ve güvenilirliğini ciddi şekilde zedelemekte olduğunu, söz konusu danışmanlık hizmetlerinin “bütünsel grup yönetimi” gibi tanımsız bir yapıya atfen gerçekleştirildiğinin savunulmakta olduğunu ancak, ilgili şirketler arasında – daha önce detaylı şekilde açıklandığı üzere- Türk Ticaret Kanunu’nun 195. maddesi anlamında bir şirketler topluluğu ilişkisi bulunmamakta olduğunu; bu yönüyle, söz konusu “danışmanlık” uygulaması ne hukuki ne de ticari temele sahip olduğunu; şirketin bağımsız karar alma iradesi, ...’ın çoğunluk payına sahip olduğu ve Yönetim Kurulu başkanı olduğu şirketler lehine, işlevsiz hale getirildiğini, Davalı şirketin Bağlılık Raporunda ... Holding’e 2024 yılı içerisinde kira ve bina bakım-onarım hizmet giderleri için toplam 4.321.555.-TL ödendiğinin görülmekte olduğunu; davalı şirketçe, kira ve bina yönetim giderleri ile bakım-onarım giderlerine ilişkin detayların açıklanmaması, gider paylaşımının hangi dağıtım anahtarlarına dayandığının bilinmemesi ve piyasa rayiçleriyle uyumunun ispatlanmaması, bu ödemelerin içeriği açısından ciddi belirsizlik yaratmakta olduğunu; özellikle önceki yıla kıyasla bu kalemde yaşanan artışın dayanağı açıklanmadığı gibi, giderlerin şirketlere yansıtılmasında kullanılan oranlama, hesaplama ve hizmet kapsamına ilişkin hiçbir teknik veri paylaşılmadığını, danışmanlık, kira ve bakım-onarım giderleri adı altında yapılan bu ödemelerin, sözleşmesel, mali ve operasyonel dayanakları ortaya konulmadıkça, şirketin finansal tabloları eksik ve yanıltıcı kalmakta olduğunu, gayri faal durumdaki şirketin çalışan sayısı ve yapılan ödemelerin çelişki içerisinde olduğunu, Davalı şirketin, aktif projesi olmayan, öz kaynaklarının tamamını yitirdiğini gayri faal durumda bir şirket olduğu halde, 16 adet çalışanı olduğunu; üstelik davalı şirketin, ... Holding A.Ş.’nden de Yönetim Danışmanlık Hizmeti almakta olduğunu, gayri faal olan şirketin geri kalan gayrimenkullerinin satışı için personel bulundurulması veya üretilen projeler için site yönetimi, muhasebe vs. personellerinin sayısı için 16 adet çalışanın fazla olduğunu, ayrıca sonuncusu 2014 yılında tamamlanmış olan projeler için, 11 yıl sonrasında site yönetimi, müşteri ilişkisi, imalat, yüklenici ilişkisi veya ilgili yükümlülükler gibi kalemlerden bahsetmenin de mümkün olamayacağının ortada olduğunu; finansal tabloların gerçeği yansıtmayan, kötü niyetli tasarrufları içerdiği ve iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirket, genel müdür ve satış-pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı olmak üzere 2 adet üst düzey yöneticisine 9.010.394.-TL brüt ücret ve prim ödemekte olduğunu ancak gayri faal olan şirkette, üst düzey yöneticilerin böylesine yüksek ödemeleri hak edecek derecede katkı sağlamaları veya performans göstermeleri mümkün görünmemekte olduğunu; üstelik hasılat yokken, başarı kriterine endeksli prim ödemesinin makul olmadığını, gayri faal durumdaki şirketin 16 adet çalışanı olması ve 2 adet üst düzey yöneticiye 9.010.394.-TL brüt ücret ve prim ödemesi şirketin mali yapısına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin bu çalışanlar ile ilgili bilgi taleplerini gereği gibi yanıtlamaktan da kaçındığını; şirketin geçmiş uygulamaları, bu ödemelerin kime ve ne için yapıldığının gerekçelerinin sorgulanmasına neden olmakta olduğunu; müvekkili pay sahibinin TTK’nın 437. Maddesinde düzenlenen bilgi alma hakkı ihlal edilmiş olup 9.010.394.-TL ödemenin hiçbir açıklaması olmadığını, Davalı şirketin ara bilançosu gerçek mali durumu yansıtmamakta olduğunu, gerçeğe aykırı finansal raporlara dayanan ara bilançonun gerçeği yansıtmasının da mümkün olmadığını, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/538E. 2023/202K. sayılı kesinleşmiş kararına göre “inandırıcı bulunmayan, 70.69.027,30.-TL geçmiş yıl karı ve 30.318.809,54.-TL birleşme karı” halen finansallarda yer almakta olduğunu, ayrıca, davalı şirketin tüm ortaklarına boçları finansal tablolarda sadece 207.850.428,75.-TL olarak görülmekte olduğunu ancak İstanbul 15 ATM’nin 2019/201 E. 2021/472K. sayılı ve istinafın da onayladığı kararına göre ortaklardan sadece biri olan Müvekkili ...’in davalı şirketten alacağının 13.005.194.- Amerikan Doları olduğunu; bu tutarın güncel olarak (1 USD = 40,74 TL) 529.831.614.-(beşyüzyirmidokuzmilyon sekizyüzotuzbiraltıyüzondört) TL olduğunu; yüzlerce milyonluk borç gizlenmekte, finansal tablolara yansıtılmamakta olup finansal tabloların kasıtlı olarak yanıltıcı olacak şekilde düzenlenmekte olduğunu, buna karşılık davalı şirket pay sahiplerinin talep etmesine rağmen ara bilançoyu ve buna esas alınan değerleme raporlarını pay sahipleri ile paylaşılmayı reddettiğini; gerçekte şirketin borca batıklık halinin gizlenmesi amacıyla mali tablolar yanıltıcı biçimde kurgulanmakta ve ara bilanço da aynı amaca hizmet etmek için gerçeğe aykırı olarak düzenlenmekte olduğunu, Davalı şirketin Hadımköy’deki gayrimenkullerin eski arsa maliklerine iade edilerek şirket zarara uğratıldığını, davalı şirketin, Hadımköy’de bulunan iki adet arsa niteliğindeki gayrimenkulü, 24.01.2008 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” uyarınca edinilmiş olup, şirketin sözleşme gereği arsa maliklerine belirli niteliklerde konut inşa edip teslim etme ve teslimin gecikmesi halinde cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, söz konusu sözleşmenin yıllar içinde defalarca tadil edildiğini, taahhütlerin kapsamı ve teslim tarihleri sürekli değiştirildiğini; buna rağmen şirket, anılan taşınmazları her yıl herhangi bir kısıtlama, yükümlülük ya da şerh dikkate alınmaksızın “satılabilir” gibi değerlendirerek finansal tablolarda yapay bir değer artışı yarattığını, 27.08.2024 tarihli genel kurulda, Müvekkilin konuya ilişkin bilgi ve belge talepleri “2024 yılı olağan genel kurulunda detaylı açıklama yapılacağı” gerekçesiyle karşılıksız bırakıldığını; akabinde şirkete gönderilen 2024 yılına ilişkin bilgi ve belge taleplerine ilişkin ihtarnameye karşılık, Şirketin Beyoğlu 37. Noterliğinin 12.05.2025 tarih ve 9155 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde, anılan Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin sona erdiğini Müvekkile bildirildiğini, davalı Şirketin, bu sona ermenin 21.05.2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı’na dayandığını belirtmesine rağmen, söz konusu tutanağı ve ilgili diğer belgeleri Müvekkil ile gizlilik ilkesi kapsamında paylaşmaktan kaçındığını, davalı Şirketin, sözleşmenin sona ermesi neticesinde 131.937.491 TL tutarında Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) oluştuğunu belirttiğini, ancak bu KKEG’nin doğurduğu ilave Kurumlar Vergisi ve Geçici Vergi yükünün miktarını dahi açıklamadığını, Genel kurulda Şirket, ilgili mali yılda ödediği 15.627.650.-TL kurumlar vergisinin yalnızca KKEG ile değil, tüm faaliyet kalemleriyle birlikte hesaplandığını beyan etiğini ancak bu açıklamanın yetersiz olduğunu; örneğin bu tutarın ne kadarının doğrudan KKEG’den kaynaklandığı, bu farkın matraha ve net kara etkisinin ne olduğu soruları cevapsız bırakıldığını, ayrıca şirketin, yükümlülüklerin yalnızca arsa iadesiyle ortadan kalktığına ilişkin beyanı, ilgili arabuluculuk anlaşması paylaşılmadıkça doğrulanamaz nitelikte olduğunu; bu yönüyle şeffaflık ilkesinin zedelendiğini, mali raporların denetlenebilirliğinin ortadan kalktığını, bahsedilen hususların, şirketin vergi yükümlülüğünün pay sahiplerince net biçimde anlaşılmasını engellemekte, finansal tablolarda yer alan verilerin doğruluğuna gölge düşürmekte olduğunu, sonuç olarak, Şirketin finansal tablolarında yüksek bedellerle gösterilen Hadımköy arsaları hukuken yükümlülük doğurur haldeyken, hiçbir açıklayıcı bilgi sunulmadan değersizleştirilmesi, mali tabloların gerçeği yansıtmaması sonucunu doğurmuş ve TTK’da öngörülen dürüst resim ilkesini ihlal edildiğini; davalı şirketçe bu bilgi ve belgelerin paylaşılmasından imtina edilmesi ve sürecin örtülü şekilde yürütülmesi, hem şirketin finansal tablolarının “dürüst resim” ilkesine aykırı biçimde düzenlendiğini, hem de yönetim kurulunun Türk Ticaret Kanunu’na aykırı işlem gerçekleştirdiğini ortaya koymakta olduğunu,Yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının yanıltıcı olduğunu, davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri, mahkemece alınan beyanlarında, “davalı şirketin tüm finansal tablolarının dürüst resim ilkesine uygun olduğunu” beyan etmişlerse de bu beyanların doğru olmadığını, finansal tabloların objektifliği ve güvenilirliğinin ortadan kalktığının tespit edildiğini ancak bu durum, davalı şirket yönetimi tarafından açıkça yok sayıldığını; davalı şirketin borca batık olduğu, ortak alacaklarının gerçeği yansıtmadığı ve sermaye artırımı kararının kanuna aykırı olduğu mahkeme kararları ile sabit hale geldiği halde, şirketin mali durumu sağlıklıymış gibi genel kurullar yapılmış, davalı şirketin finansal tabloları düzeltilmemiş, bu halleriyle oy çoğunluğu ile onandığını, hal böyleyken, söz konusu genel kurullarda alınan kararların yürütülmesi, kesinleşmiş yargı kararlarına aykırı bir yönetim anlayışının devamını teşkil edecek ve ortaklar açısından telafisi imkânsız zararlara yol açacağını; bu nedenle iptali talep edilen genel kurul kararları hakkında ivedilikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi, hem yargı kararlarının etkinliği hem de ortakların hukuki menfaatlerinin korunması açısından zorunlu olduğunu, TTK 436/2 maddesinde oldukça açık bir şekilde şirket yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacakları, yani oy kullanamayacaklarının belirtilmekte olduğunu; oydan yoksunluk sadece yönetim kurulu üyesinin kendi ibra oylaması ile sınırlanmadığını, yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibra oylamasında da kendi payından doğan hakkını kullanamayacağının açıkça belirtildiğini, Davalı şirket yönetim kurulu başkanı ..., (2.521.118.186) adet red oyu ile ibra edilmediğini, aynı şekilde ve nedenlerle diğer iki Yönetim Kurulu Üyesi ... Holding A.Ş. ve ... Enerji A.Ş.’nin de ibra edilmemesi gerekirken, Yönetim Kurulu başkanı ...’ın sahip olduğu tüm paylara ilişkin olarak oy kullanma yasağına rağmen oy kullanması neticesinde (1.174.941.332) adet red oyuna karşılık (1.225.058.668) kabul oyuyla oy çoğunluğu ile ibraları yönünde karar alındığını; kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadına göre “pay sahibi” yönetim kurulu üyesinin, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına katılması halinde alınan kararın iptaline karar verilmekte olduğunu, kanunun açık hükmüne ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına rağmen davalı şirketin ısrarla kanuna aykırı ibra kararı almaya devam etmekte olduğunu, Buna karşılık, 30.04.2019 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 7. ATM’nin 2019/438E. ve 2022/314K. sayılı kararıyla, 04.05.2020 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 21. ATM’nin 2020/364E. ve 2022/221K. sayılı kararıyla, 22.06.2021 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 15. ATM’nin 2021/598E. ve 2022/1007K. sayılı kararıyla, 18.05.2022 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 9. ATM’nin 2022/556E. ve 2024/383K. sayılı kararıyla bu yasağa aykırı olması gerekçeyle iptal edildiğini, her sene iptal edilen ibra kararının kanuna aykırı olduğunu tespit etmek için dosyada mübrez hazirun cetveli ile genel kurul tutanağının incelenmesi yeterli olup, iptali kabil olduğu sabit olan genel kurul kararı hakkında yürütmeyi durdurma için yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinin belirtilmesinin isabetsiz olduğunu; mahkemenin ara kararının kaldırılarak yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Genel Kurulun (5) no.lu gündem maddesi ile önceki 3 yönetim kurulu üyesi olan ..., ... Holding A.Ş. (temsilen ...) ve ... Enerji Tic. A.Ş. (temsilen ...) oy çokluğu ile yeniden seçildiğini; bu kişilerin yeniden seçilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresince özen yükümlülüklerine uymadığını, asli görevlerinden biri olan finansalları dürüst resim ilkesine uygun düzenleme görevlerine aykırı hareket ettiklerini, üstelik ...'ın ibra dahi edilmediğini; bu üyelerin tekrar seçilmeleri halinde hukuka aykırı davranılmış olunacağını, Şirket’in usulsüz yönetimi devam edecek, en nihayetinde şirket pay sahipleri ve kamu zarara uğrayacağını, bu derece yasaya aykırı işlemler yapan, ortakları bilgilendirmeyen, şirketi kötü yönetimle ciddi zarar içeren ve hukuka aykırı işlere sokan, ibra edilmeyen yönetim kurulunun yeniden seçilmesi TTK 514, 515 ve 516. maddelerine ve dürüstlük kuralına aykırı olup ilgili gündem maddesinin iptali gerektiğini, Şirketin yönetim kuruluna ...'ın seçildiğini; kendisi başka şirketlerde de yönetim kurulunda olup bu şirketlerdeki yönetim kurulu üyeliği devam etmekte olduğunu ancak ... hakkında, ... San. ve Tic. A.Ş.’ndeki yönetim kurulu üyeliği hakkında kendisine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin, 28.06.2018 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/853E. ve 2020/460K. sayılı kararı ile; 30.04.2019 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/437E. ve 2021/589K. sayılı kararı ile; 05.05.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/366 E. ve 2022/100K. sayılı kararı ile; 09.06.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/430 E. ve 2021/830K. sayılı kararı ile; 17.05.2022 tarihli genel kurul kararı, İst. 18. ATM’nin 2022/572E. ve 2025/25K. sayılı kararı ile ... Holding A.Ş.’ndeki yönetim kurulu üyeliği hakkında kendisine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin, 19.03.2018 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/533E. ve 2019/343K. sayılı kararı ile; 29.04.2019 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/374E. ve 2021/586K. sayılı kararı ile; 04.05.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/339E. ve 2024/211K. sayılı kararı ile 24.05.2022 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/509E. ve 2023/791K. sayılı kararı ile ... Enerji Üretim A.Ş.’ndeki yönetim kurulu üyeliği hakkında kendisine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin, 05.05.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/318E. ve 2022/1115K. sayılı kararı ile, 25.05.2022 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/518E. ve 2024/149K. sayılı kararı ile, 25.06.2024 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/546E. ve 2025/560K. sayılı kararı ile, ... Enerji Ticaret A.Ş.’ndeki yönetim kurulu üyeliği hakkında kendisine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin, 04.05.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/344E. ve 2023/396K. sayılı kararı ile, 01.08.2023 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/663E. 2025/488K. Sayılı kararının iptal edildiğini; bu durumda kendisine verilen şirket ile rekabet etme izni geçmişe etkili olarak kaldırılmış olduğundan yukarıda anılan şirketlerden sadece birisinde Yönetim Kurulu’na seçilebileceğini, diğer başka bir şirkette yönetim kurulu üyeliği yapmasına imkan olmadığını; bu nedenle Şirketin Bağlılık Raporu’nda “ilişkili şirket” olarak sayılan yukarıdaki şirketlerde yönetim kurulu üyesi olan ...’ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yönetim kurulu üyelerinin TTK 436. madde gereğince oydan yoksun olduğunu, oy çoğunluğu ile alınan kararda TTK 436/1 uyarınca oydan yoksun pay sahibi olan Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın da oy kullandığını, Halbuki, TTK’nun 436. Maddesi uyarınca;“Pay sahibi, kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunları ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” denilmekte olduğunu, buna göre, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın, kendisine TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin verilmesi konusunda yapılan oylamaya iştirak etmemesi gerekirken, iştirak etmesi ve kararın bu oylar sayesinde alınmış olması söz konusu kararın iptalini gerektirmekte olduğunu; Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın oyları dikkate alınmaksızın hesap yapıldığında talebin reddedileceğinin toplantı tutanağından açıkça görülmekte olduğunu, ayrıca diğer yönetim kurulu üyeleri olan ... Holding A.Ş. ve ... Enerji Tic. A.Ş.’nin çoğunluk pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı yine ... olduğunu, ...’ın ... Enerji Tic. A.Ş.’nde pay oranı %70 ve ... Holding A.Ş.’ndeki pay oranının da %84,5 olduğunu, dolayısıyla ...’ın diğer yönetim kurulu üyelerine de TTK md. 395 ve 396’daki izinlerin verilmesi hakkındaki kararda TTK md. 436/1’e göre oydan yasaklı olduğu açıktır. Hazirun cetveli kısaca incelendiğinde dahi rahatlıkla görüleceği üzere bu genel kurul kararının iptali kabil olduğunu; yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, Davalı şirketin geçmiş genel kurulunda alınan karar hakkında da tedbir kararı verildiğini, kanunun açık hükmüne ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına rağmen davalı şirket ısrarla kanuna aykırı şekilde Yönetim Kuruluna TTK’nun 395 ve 396. Maddelerinde sayılı izinlerin verilmesine ilişkin karar almaya devam etmekte olduğunu, buna karşılık davalı şirketin, 20.03.2018 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/501E. ve 2023/290K. sayılı kararı ile, 30.04.2019 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/438E. ve 2022/314K. sayılı kararı ile, 04.05.2020 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/364E. ve 2022/221K. sayılı kararı ile, 18.05.2022 tarihli genel kurul kararı, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/556E. ve 2024/383K. sayılı kararı ile, Yönetim Kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine TTK’nın 395. ve 396. Maddeleri gereğince müsaade edilmesine ilişkin alınan genel kurul kararlarının da İPTAL edildiğini, Şirketler topluluğu varmış gibi yanıltıcı bir izlenim yaratılarak, yönetim kuruluna TTK’NIN 395 VE 396. maddeleri kapsamında izin verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin geçmiş yıllarda gerçekleştirdiği genel kurullarında, Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddelerinde düzenlenen işlem yasağına ilişkin istisnai izinlerin, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın yönetim kurulu üyelerine rutin biçimde tanınmakta olduğunu ancak 2024 yılına ilişkin genel kurulda, önceki uygulamadan şeklen sapılmış ve söz konusu izin, bu kez yalnızca “... Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Holding A.Ş., ... Enerji Ticaret A.Ş., ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., Tam Enerji Üretim A.Ş. ve ... Enerji Üretim A.Ş.’den oluşan ... Topluluk Şirketleri” ile sınırlı olarak tanındığını, bu sınırlamanın fiilen bir değişiklik teşkil etmediği, yalnızca şekli ve yanıltıcı bir düzenleme olduğunu: yönetim kurulu üyelerine tanınan bu iznin kapsamı fiilen hiçbir değişiklik içermemekte olduğunu; yönetim kurulunun, geçmişte de bu izinleri esasen ...’ın doğrudan veya dolaylı olarak çoğunluk payına sahip olduğu ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlerle işlem yapmak amacıyla kullanmakta olduğunu; bu yıl getirilen sözde sınırlama, yalnızca bu fiili durumu “şirketler topluluğu” adı altında meşrulaştırma ve genel kurul nezdinde daha masum bir görünüm kazandırma amacını taşımakta olduğunu, gerçekte ise bu uygulamanın, işlem yasağının istisnasına dair yetkinin keyfi ve sistematik biçimde kullanıldığını, TTK m. 395 ve 396’da belirtilen kurumsal dengeyi ortadan kaldırdığını ve özellikle azınlık pay sahiplerinin haklarını ciddi biçimde zedelediğini göstermekte olduğunu; yönetim kurulu üyeleri, işlem yasağının istisnası yoluyla sürekli olarak ...’ın YK başkanı ve çoğunluk payına sahip olduğu diğer şirketlere avantaj sağlayan işlemlere taraf olmakta, böylece hem şirketin bağımsız karar alma yetisi ortadan kaldırılmakta hem de şirket malvarlığı, denetime kapalı biçimde yönlendirilmekte olduğunu, yapılan sözde sınırlamanın, ... ve onun çoğunluk pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlerin TTK’nın 436. Maddesi uyarınca “oydan yasaklı” olduğu gerçeğini değiştirmemekte olduğunu; açıklanan gerekçelerle söz konusu genel kurul kararının da iptali kabil olduğunu; yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin kabulü ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/585E. sayılı dosyasından görülen davada, Mahkemenin ihtiyati tedbir ile ilgili olarak verdiği 23.09.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına, HMK 389. maddesi ile TTK’nun 449. maddesi uyarınca 14.05.2025 tarihli genel kurulda alınan 2024 yılına ait “bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin (3) nolu ve Yönetim Kurulu üyelerinden ... Holding A.Ş. ve ... Enerji Tic. A.Ş.’nin ibra edilmesine ilişkin (4) nolu, yeni Yönetim Kurulu üyesi olarak ..., ... Holding A.Ş. (temsilen ...) ve ... Enerji Tic. A.Ş. (temsilen ...) seçilmesine ilişkin (5) ve Yönetim Kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396. maddelerinde yazılı izinlerin verilmesine ilişkin (6) nolu kararlar hakkında icranın geri bırakılması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Görülen dava, ... (“Şirket”)’nin 14 Mayıs 2025 tarihinde erteleme üzerine toplanan 2024 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında (“Genel Kurul Toplantısı”) (i) müvekkillerinin muhalefetine rağmen oy çokluğu ile kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan 3, 4 (kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç olmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının) 5 ve 6 sayılı kararların iptal edilmesi, (ii) gerektirici sebeplerin varlığı halinde ilgili kararların yok hükmünde olduğunun, veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 447 inci maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti istemiyle açıldığını,Dava kapsamında ayrıca; 14 Mayıs 2025 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların ağır hukuk ihlalleriyle kanuna açıkça aykırı olarak alındıkları, yok hükmünde oldukları, Şirket’in son derece keyfi şekilde, sınırsız, hudutsuz olarak, kimseye sormadan, ilişkili taraflarla usulsüz birçok iş ve işleme devam ettiği, Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlüğe açık aykırılık oluşturan kararlar alınmış olmasının Şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturmakta ve bu kararların alınmasında etkili olan kişilerin de Şirket’e zarar vermeye devam etmekte olmaları ve bunu gizlemeye devam etmeleri, geçmiş yıllarda alınan kararların mahkemelerce iptal edilmelerine ve yürütmeleri geri bırakılmalarına rağmen Şirket’in zararlarının giderilmesine yönelik en ufak girişimde bulunulmadığı, Şirket’e zarar verenin bizzat Şirket yönetimi olduğu, 2017, 2018, 2019, 2021, 2022 ve 2023 mali yıllarına ilişkin bir kısım kararların da yürütmelerinin halihazırda geri bırakıldığı ve iptal edildiği, huzurdaki davada artık tedbir kararı verilebilmesi için yargılamanın neticelenmesinin beklenmesine gerek kalmadığı, ve bu kararların uygulanmasına devam edilecek olursa Şirket’in zararının artacağı, ortada olduğundan Şirket Genel Kurul Toplantısı gündem maddeleri uyarınca alınan kararların TTK’nın 449 uncu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”)’nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmesinin geri bırakılması talebinde bulunulduğunu, Bidayet Mahkemesince, 23 Eylül 2025 tarihli ara karar (“Ara Karar”) ile ‘… öne sürülen iddiaların yargılama sonunda anlaşılabilecek olması, asıl ve birlesen dosyada davacılar tarafından dayanılan gerekçeler ile asıl ve birlesen dosyada davalı tarafça sunulan beyanlar kapsamına ve beyanları alınan yönetim kurulu üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları karsısında yaklaşık ispat olgususunuz bu aşamada gerçekleşmemiş olduğu, haklılık durumunun yapılacak yargılama sonunda belli olacak olması, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin, dava sonucunda verilecek kararın ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesine yönelik olması ve uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmaması, ayrıca dava konusu genel kurul kararlarının üzerinden geçen uzun süre dikkate alındığında tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden su aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, tarafların menfaat dengelerinin de gözetilmesi gerektiği …’ gerekçeleri ile tüm tedbir taleplerinin reddedildiğini, bu nedenle de Ara Karar’ın istinaf kanun yoluna başvurularak incelenmesi gerekliliğinin doğduğunu, Şirket finansal tabloları ve raporlarının gerçeği yansıtmadığını, Şirket’in 2024 mali yılına ilişkin bilanço ve kar zarar tabloları, bağlılık raporu, faaliyet raporu ve bağımsız denetim raporu TTK’nın 515 inci ve 516 ncı maddeleri uyarınca dürüst resim ilkesine aykırılık iddialarının olduğunu ve bu aykırılıkları dava dilekçelerinin 2.2.1 no.lu bölümünde çok detaylı olarak ilgili belgeleriyle beraber belgelendirmiş olduklarını; aşağıda ana başlıklar halinde özetlediklerini; Şirket’in iptal edilen ve yürütmesi geri bırakılan geçmiş mali yıl finansal tabloları, ibra kararları ve yönetim kurulu üyelerine verilen izin kararları hükümsüz olmasına rağmen herhangi bir düzeltmede veya araştırmada bulunmaması, Şirket’in en az iki yıldır faaliyeti ve geliri bulunmaması, gayrifaal konuma gelmesi, buna rağmen ciddi genel yönetim giderleri bulunup çok ciddi zarar etmesi, Şirket’in ortaklara borçları hususunun ...’in ve müvekkilemiz ...’nin ayrı ayrı açtıkları davaların kabul edilmiş olması nedeniyle tekrar gözden geçirilmesi gerekmesine rağmen bir değişiklik yapılmaması, ve çoğunluk pay sahibi ...’ın Şirket’ten alacaklarının cins ve miktarının sır gibi saklanması,TTK’nın 376 ncı maddesi uyarınca rayiç değerlere göre çıkarıldığı belirtilen ara bilanço kapsamında dikkate alınan değerlemelerin belirsiz olması ve geçmiş yıllarda alınan sözde tedbirler sonuçsuz kalmasına, tedbir amaçlı yapıldığı söylenen sermaye artırımı iptal edilmesine ve teknik iflas ve borca batıklık şüphesi devam etmesine rağmen yeni bir tedbir alınmamış olması, Hadımköy Projesi’nin sonlandırılmasının finansal tablolara ne yönde yansıdığının belirsiz olması, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“...”)’den her yıl büyük tutarlarda borç alınıp büyük tutarlarda faiz ödenmesine rağmen yılsonu olmadan borçların kapatılıp borç miktarının finansal tablolardan gizlenmesi ve bunlar karşılığı edim-karşı edimlerin, kar-zarar edilip edilmediğinin gizlenmiş olması, geçmiş yıllarda uygulaması olmamasına rağmen 2021 mali yılında başlayan, 2022, 2023 ve 2024 mali yıllarında fahiş şekilde artan garantörlük komisyonları alınmaya ve ödenmeye devam edilmesi, ancak böylesi komisyon geliri elde edecek bir hizmet sunmuş olabilecek malvarlığı bulunmaması, ticari olarak açıklanamayacak şekilde ...’e sattığı taşınmazlar için bu sefer de projelendirme çalışması hizmeti adı altında muvazaalı bir gelir açıklanması, ve bu gibi sebeplerle uğranılan zararların finansal tablolardan gizlenmesi ve bilgi alma ve inceleme haklarının ihlali, gibi hususlar önceki mali yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptali/yokluğu talepleriyle açılan bir kısım davada yapılan yargılamalarda gerek bilirkişi raporları gerekse mahkeme kararı ile tespit edildiğini,Dava dilekçelerinin 1.5 no.lu kısmında detaylı şekilde belirttikleri ve delil olarak ekledikleri üzere davalı Şirket’in; 2017 mali yılına ilişkin 20 Mart 2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üye seçimi ve yönetim kurulu üyelerinden ...’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izin verilmesi kararları İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/501 Esas, 2023/290 Karar sayılı, 10 Mayıs 2023 kararı ile iptal edildiğini, 2017 mali yılına ilişkin 28 Haziran 2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan faaliyet ve bağımsız denetim raporlarının onayı, ve bilanço ve kar/zarar hesaplarının onayı kararlarının İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/906 Esas, 2020/75 Karar sayılı 31 Ocak 2020 tarihli kararı ile yürütmesi geri bırakıldığını, 2017 mali yılına ilişkin özel denetim davası İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/841 Esas, 2019/1147 Karar no.lu 19 Eylül 2019 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve davalı Şirket’in, özel denetim raporundan, ara bilançonun gerçek durumu yansıtmadığı ve gayrimenkullerin rayiç ve mevcut durumlarıyla değerlemesinin yapılması gerektiği tespitlerinin rapordan çıkarılması talebi de İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/841 Esas, 2019/1147 Karar no.lu 3 Ocak 2020 tarihli ek kararı ile reddedildiğini, 2018 mali yılına ilişkin 30 Nisan 2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibraları ve yönetim kurulu üyelerinden ...’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izin verilmesi kararı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/438 Esas, 2022/314 Karar no.lu, 26 Mayıs 2022 tarihli kararı ile iptal edildiğini, 17 Temmuz 2019 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan sermaye artırımı kararı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/538 Esas, 2023/202 Karar no.lu, 9 Mart 2023 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve 13 Nisan 2023 tarihli ek kararı ile yürütmesi geri bırakılmış, davalının istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2023/1708 Esas, 2023/1630 Karar no.lu, 25 Ekim 2023 tarihli kararı ile reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, 2019 mali yılına ilişkin 4 Mayıs 2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibraları ile yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izin verilmesi kararları İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/364 Esas, 2022/221 Karar no.lu, 23 Mart 2022 tarihli kararı ile iptal edildiğini, 2020 mali yılına ilişkin 22 Haziran 2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2020 mali yılı finansal tablolarının onayı ile yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibraları kararları İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/598 Esas, 2022/1007 Karar no.lu, 22 Aralık 2022 tarihli kararı ile iptal edildiğini, 2021 mali yılına ilişkin 18 Mayıs 2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibraları ile yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izin verilmesi kararları İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/556 Esas no.lu 30 Mayıs 2024 tarihli kararı ile iptal edildiğini, 2021 mali yılı ile ilgili açılmış bilgi alma ve inceleme davasında İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/390 Esas, 2023/176 Karar no.lu, 16 Şubat 2023 tarihli kararı ile müvekkilemizin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği tespit edilerek dava kabul edildiğini, 2022 mali yılına ilişkin 24 Ocak 2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyeleri ... Enerji Ticaret A.Ş. ile ... Holding A.Ş.’nin ibralarına ilişkin karar ile yönetim kurulu üyelerinden ...’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddelerince izin verilmesi kararlarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 2025/643 Esas, 2025/619 Karar no.lu, 8 Mayıs 2025 tarihli kararı ile yürütmelerin geri bırakıldığını, 2023 mali yılına ilişkin 9 Temmuz 2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ibraları kararı ile yönetim kurulu üyelerinden ...’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddelerince izin verilmesi kararlarının İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/36 Esas no.lu 25 Mart 2025 tarihli ara kararı ile yürütmelerin geri bırakıldığını, Davalı Şirket’in, ortaklara borçlarını olduğundan az gösterme girişimi neticesinde ... tarafından açılmış davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/201 Esas, 2021/472 Karar no.lu, 17 Haziran 2021 tarihli kararı ile ...’in davalı Şirket’ten 13.005.194,27 ABD Doları ve işlemiş ve işleyen faizi kadar alacaklı olduğu tespit edilmiş ve davalı Şirket’in istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2021/1900 Esas, 2024/1435 Karar no.lu, 10 Ekim 2024 tarihli kararı ile esastan reddedildiğini ve aynı şekilde müvekkili tarafından açılmış davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/527 Esas, 2022/263 Karar no.lu, 17 Mart 2022 tarihli kararı ile müvekkilemizin davalı Şirket’ten 12.217.965,82 ABD Doları ve işlemiş ve işleyen faizi kadar alacaklı olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte yargılama halen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/280 E. sayılı dosyasında devam etmekte olduğunu, Şirket’in sonuçlanıp da iptal edilmeyen bir kararının dahi olmadığını; 2017 yılından bu yana ne kadar sorunlu bir yönetim ile karşı karşıya olunduğu sayısız kez ortaya çıktığını, Şirket’in Yönetim Kurulu üyeleri de geçmiş yıllardakilerle aynı kişiler olup bizzat Şirket tarafından finansal tabloların her yıl aynı şekilde düzenlendiği ifade edilmekte olduğunu, davalı şirketin de zaten bu yukarıda anılan kanuna aykırı işlemlerin gerçekleştirilmediği gibi bir savunmada bulunmamakta, ancak bu işlemlerin zarar oluşturmadığını iddia etmekte olduğunu, bu nedenle görülen davada halihazırda 2024 mali yılına ilişkin bağlılık raporu, faaliyet raporu, bağımsız denetim raporu ve bilanço ve kâr zarar tablolarının da geçmiş mali yıllarda olduğu gibi dürüst resim ilkesine aykırı oldukları ve dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesi durdurulmadığı sürece bu aykırılığın davalı şirkete ve pay sahiplerine bu kanuna aykırı işlemlerin doğal sonucu olarak verdiği zararın giderek katlanacağı ve davalı şirketin başka şirketleri pay sahiplerinin menfaatini hiçe sayarak finanse etmeye devam edeceğinin şüphe götürmemekte olduğunu, Genel Kurul Toplantısı gündeminin 4 ve 6 no.lu maddelerince Şirketin ibra edilen Yönetim Kurulu üyelerinin ibra oylamasının TTK’nun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına, yine Yönetim Kurulu üyelerine Şirket’le TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izinlerin verilmesi oylamasının TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu açık ve net olarak ortada olup ek bir incelemeye gerek olmaksızın açık kanun hükmü olması dolayısıyla kanıtlandığını, Bidayet Mahkemesi’nce Genel Kurul Toplantısı’nda 4 no.lu gündem maddesi uyarınca alınan ... dışındaki yönetim kurulu üyeleri olan ... Holding A.Ş. ve ... Enerji Ticaret A.Ş.’nin ibrası kararının yürütmesinin geri bırakılması talepleri reddedilmiş olsa da; dava dilekçelerindeki kapsamlı iddialarının yanında, ...’ın, hem yönetim kurulu üyesi, hem de pay sahibi olarak, her ne kadar kendisinin ibrasında oy kullanmadığından kendisi ibra edilememiş olsa da, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanarak, ibra kararlarının alınmasına etki etmiş olduğu, kendisinin oydan yoksun olduğu, oylar düşüldüğünde ise ibra kararlarının alınamayacağı, bizzat toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listesi ile sabit olduğunu, bu hususta, toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listesi, yaklaşık ispatın ötesinde, davanın ispatı bakımından yeterli olduğunu, açık kanun hükmü gereği olması dolayısıyla başkaca bir delil aranmasına veya bu hususta bilirkişi incelemesinin beklenmesine dahi gerek olmadığını, ibra kararlarının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, sorumluluk davası açılmasının önünde engel olmaya devam etmekte olduğunu, Bidayet Mahkemesi’nce Genel Kurul Toplantısı’nda 6 no.lu gündem maddesi uyarınca alınan yönetim kurulu üyelerine (...’ın kendisine ve hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olan ... Holding ve ... Enerji’ye) Şirket ile işlem yapma ve rekabet etme izinleri verilmesi kararının yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin reddedilmiş olsa da ...’ın, kendisine izin verilmesi ve (hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olan) diğer yönetim kurulu üyelerine de izin verilmesi oylamalarında oy kullandığı Genel Kurul Toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listesi ile sabit olduğunu; ayrıca diğer yönetim kurulu üyeleri ... Holding ve ... Enerji’nin ...’ın hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olduğu, ... Holding’in temsilcisinin de ...’ın oğlu ... olduğu, dava dilekçemize 20, 26 ve 27 no.lu delilleri olarak ekledikleri faaliyet raporları ve davalının cevap dilekçesindeki anlatımları ile, özellikle de ... Holding ve ... Enerji’nin ...’ın hakimiyeti altındaki sermaye şirketi olduğunun davalının davaya cevap dilekçesinin 15 inci sayfasında bulunan 7 no.lu tabloda açıkça ikrarı ile sabit olup ...’ın hem kendi, hem de hakimiyeti altındaki sermaye şirketlerine izin verilmesi oylamalarında oydan yoksun olmasına rağmen oy kullanıp kararların alınmasına etki ettiği, oydan yoksun olduğu oylar düşüldüğünde ise kararların alınamayacağını, bu hususta da TTK md. 436/1’deki açık kanun hükmü bulunması dolayısıyla, bu delillerimiz dışında bir delil aranmasına veya bilirkişi incelemesi yapılmasının beklenmesine de gerek olmadığını, Davalı Şirketin, bu izinlere dayanarak, ... ve hakimiyeti altında olan sermaye şirketleri ve diğer ilişkili taraflarla, her bir işlemde işlemin iki tarafını da temsil edecek veya talimatı verecek şekilde işlemler yapmakta ve bunları inkar da etmemekte, yalnızca bunlardan zarar oluşmadığını iddia etmekte olduğunu, izin kararlarının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, yönetim kurulu üyeleri, geçmiş yıllardaki gibi davalı Şirket’i ve kendilerine ait diğer şirketleri temsilen birbirleri arasında kimseye sormadan, keyfi işlemler yapmaya, davalı Şirket varlıklarını diğer şirketlerine aktarmaya veya o şirketlerden davalı Şirket’e aktartmaya devam edecek, diledikleri gibi Şirket’e borçlanacak, Şirket’ten hakimiyeti altındaki diğer şirketlere borçlar aldırarak verdirtecek, başka şirketlerle keyfi işlemler yaptırtacak, Şirket ile rekabet edecek, bunlar hakkındaki bilgileri gizleterek, davalı Şirket’in zararının hesaplanamaması için ellerinden geleni yapacak, sorumluluk davası açılmasının ve bu yargılamaların maddi külfeti müvekkillerimizin omzuna yıkılacak, telafisi imkansız zararlar oluşmaya devam edeceğini, Genel Kurul Toplantısı gündeminin 5 no.lu maddesince, yukarıda bahsedilen hukuksuzlukları gerçekleştiren, faaliyet raporu ve finansal tabloları dürüst resim ilkesine aykırı düzenleyen, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını devamlı ihlal eden, tümü ... ve onun hakimiyeti altındaki sermaye şirketlerinden oluşan, aynı yönetim kurulu üyelerinin tekrar seçiminden ibaret olan yönetim kurulu üye seçimi kararının da objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı sabit olup yürütmeleri geri bırakılmadıkça bu aynı yönetim kurulu üyelerinin, geçmişteki hukuksuzluklara devam edeceğinin izahtan vareste olduğunu, Genel kurul toplantısında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olarak alınan yukarıda açıklanan kararlar: (1) şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturmakta, (2) yapılan yargılamalarda tespit edilen kararlarla aynı nitelikte olup şirket’e zarar vermeye devam etmekte, (3) ayrıca şirket 2017 mali yılından beri aynı kişiler tarafından yönetilmekte, (4) şirket’i açıkça zarara sokan ve zararı gizleyici faaliyetlerin devam etmekte olması nedenleriyle yürütmenin geri bırakılması kararı verilmedikçe zararın artacak olması gerçeği karşısında ivedilikle vakit geçirilmeksizin yürütmenin geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğini, İddialarının hepsini, bırakın ‘yaklaşık ispat’ kriterini karşılamayı, halihazırda kanıtlamış bulunduklarını, bidayet Mahkemesince delillerine ilişkin olarak da eksik inceleme ile ve tüm tedbir talepleri bakımından aynı ortak gerekçelerle tedbir taleplerinin reddedilmişse de, yürütmenin geri bırakılması taleplerine ilişkin olarak HMK’nın 389 ve devamı maddelerinde aranan tedbir sebeplerini ve türünü belirttiğini ve davanın esasına yönelik haklılıklarını ispat etmiş bulunduklarını; bir başka deyişle tedbir kararı verilebilmesi için HMK’nın 389 ve devamı maddesince aranan koşullar huzurdaki davada gerçekleşmiştir. Bu nedenlerle TTK’nın 449 uncu maddesi uyarınca davalı Şirket Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması gerektiğini, İleri sürerek, Yukarıda belirtilen nedenlerle, sair hukuk yollarına başvurma dâhil tüm hakları ve dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları talepleri saklı kalmak üzere, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/585 Esas no.lu 23 Eylül 2025 tarihli İhtiyati Tedbir Talebimiz ile ilgili Ara Karar’ının kesin olarak kaldırılmasını ve HMK’nın 389 uncu ve TTK’nın 449 uncu maddeleri uyarınca davalı Şirket’in 14 Mayıs 2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının, (5) sayılı kararın ve (6) sayılı kararın yürütmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 14/05/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan şirket bilançosu ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı, yönetim kurulu üyelerinden ... Holding A.Ş. ve ... Enerji Ticaret A.Ş.'nin ibrasına ilişkin 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 5 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin 6 numaralı kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti, aksi halde TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptali talebiyle açılan asıl ve birleşen davalarda, dava konusu yapılan kararların TTK'nın 449 ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca yürütülmelerinin geri bırakılmasına ilişkindir.TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.Somut dosyada mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair ilk talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış, yönetim kurulu üyelerince olumsuz görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle mevcut delil durumuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, yeni delil iddiası ile sunulan başka mahkemelerin benzer kararlarının daha önce de dosyaya ibraz edildiği, mevcut delil durumunun ve dava konusu olmayan genel kurul kararları ile ilgili olarak başkaca mahkemelerce verilmiş iptal kararlarının dava konusu genel kurul kararları ile ilgili iddialar yönünden yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkansız hale geleceğine yahut ciddi bir zararın doğacağına dair yaklaşık ispat koşulunun da bu aşamada oluşmadığı, değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman geçici hukuki korunma talep edilebileceği de gözetildiğinde, mahkemece ilk derece mahkemesi tarafından tedbir isteminin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, asıl ve birleşen davalarda davacıların istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davalarda davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.