İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1463 K.2024/1900

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1463 📋 K. 2024/1900 📅 19.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1463
KARAR NO:2024/1900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/06/2021
NUMARASI:2018/750 E. - 2021/491 K.
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının yokluğunun tespiti - İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının yokluğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermayesinin 1.200.000,00 paya bölündüğünü, 16.05.2018 tarihli hazirun cetveline göre bu paylardan, 244.498,82 adetinin ...'a, 267.926,93 payın ise ...'a ait olduğunu, müvekkillerinin davalı şirketin 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına katıldıklarını ve alınan kararlara ret oyu vererek muhalif kalınan hususları toplantı tutanağına yazdıklarını, 16.07.2015 tarihinde ölen şirket ortağı ...'ın ...’in eşi, ... ile şirketin diğer iki ortağın babası olduğunu, murisin sağlığında şirket sermayesinin %45'ine sahip olduğunu, kalan paylardan 57.879,27 adedinin ...’e, 74.996,03 adedinin ...’a, 74.996,03 payın ...’a, 74.996,03 adedinin ...’a, 2.104,84 adedinin ise dava dışı ... A.Ş.’ye ait olduğunu, Bodrum 2. Sulh Mahkemesinin 11.09.2015 tarih ve 2015/765 E. 2015/87 K. sayılı veraset ilamı ile mirasın 4 pay kabul edilerek murisin eşi ve çocuklarına birer pay verildiğini, mirasın genel kurul ve dava tarihinde henüz paylaşılmadığından taksimine kadar elbirliğiyle mülkiyet hükümlerinin uygulanacağını, TMK’nın 702/2 maddesi uyarınca miras ortaklığına dâhil mal ve hakların tüm mirasçıların oy birliği ile verecekleri kararlara göre yönetileceğini, oy birliğinin sağlanamadığı hallerde bu yetkinin, TMK'nın 640/3 uyarınca atanan tereke temsilcisine ait olacağını, TTK'nın 432 ve 477. maddelerinde de benzer düzenlemelerin bulunduğunu, Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararıyla Av. ...'ün tereke temsilcisi olarak atandığını, ancak dava dışı ortaklar ... ve ...’ın hukuksuz şekilde aldıkları 07.02.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile murisinin sahip olduğu payların haksız şekilde mirasçılara taksim edilerek, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/45 Esas sayılı dosyasında iptali istenilen henüz tenfiz edilmeyen vasiyetnameye göre payları mirasçılara intikal ettirildiğini, tenfiz edilmeyen vasiyeti esas alan yönetim kurulu kararının butlanı için İstanbul 6. ATM'nin 2017/181 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, murisin ortak olduğu ve benzer ortaklık yapısı bulunan üç şirket daha bulunduğunu, müvekkillerince 4 şirket aleyhine eşzamanlı olarak yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti talepli davalar açıldığını, İstanbul 2.ATM'nin 2016/1109 Esasında davalı ... A.Ş., İstanbul 3. ATM'nin 2017/213 Esasında davalı ... A.Ş aleyhine açılan davalarda kararların butlanına karar verildiğini, dava konusu genel kurulda da bu hususların gündeme getirilerek toplantı tutanağına yazıldığını, elbirliği mülkiyeti konusu olan ve şirket sermayesinin yaklaşık %45’ine tekabül eden paylarının, miras ortaklığının taksimine kadar tereke temsilcisi tarafından temsil edilmesi gerektiğini, ancak genel kurul çağrısında tereke temsilcisine yer verilmediğini, oy kullanma imkanı tanınmadığını, murisin payı dikkate alındığında katılması halinde alınacak kararların değişeceğini, şekil noksanlığı sonucu alınan kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan kararın, ibra edilen yöneticilerin bir birinin ibrasında oy kullanması nedeniyle yok hükmünde olduğun ileri sürerek, davalı şirketin 16.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi halde iptaline, kararların yürütmesinin geri bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; murisin mallarını yönetmekle yetkilendirdirilen tereke temsilcisinin sınırlı yetkili olduğunu, şirketteki payların temsili konusunda ilgili mahkemece yetkilendirilmediği takdirde bir yetkisinin bulunamayacağını, tereke temsilcisinin bu nedenle genel kurula çağrılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının geçerli olduğunu, gerçeğe uygun düzenlenen fİnansal tabloların onaylanmasının TTK'nın 424. maddesi uyarınca ibra hükmünde olduğunu, bu nedenle yönetim kurulu üyesi ...’m ibra oylamasına katılmasının sonucu etkilemediğini, davacıların şirketi zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava,genel kurul kararlarının yok hükmünde sayılması veya iptali istemine ilişkindir. TTK 446 mad.iptal davası açabilecek kişileri belirlerken 1/b fıkrasında 'Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri' ifadesine yer verilmiştir.TTK 447 mad'de 'Genel kurulun özellikle, a)Pay sahiplerinin genel kurula katılma, asgari oy,dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararları batıldır' hükmüne yer verilmiştir. Anılan TTK 446 ve 447 mad.uyarınca somut davada davacılar, genel kurul kararlarının batıl olduğu veya iptali istemiyle dava açma hakkına sahiptirler.Davalı şirketin % 45 ortaklık hissesine sahip ve davacılardan ...'ın eşi ve davacılardan ...'ın babası olan muris ... 16/07/2015 tarihinde vefat etmiş olup dosyaya ibraz edilen Bodrum 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/765 E - 2015/87 K.sayılı veraset ilamına göre davacılarla birlikte dava dışı oğulları ... ve ... mirasçılarıdır.
TMK 640 Mad'de 'Birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşmeye veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte hareket ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir 'hükmünü içermektedir.Bu hüküm uyarınca davacılar ile yönetim kurulu üyesi olan dava dışı ... ve ..., murisleri ...'dan intikal eden miras ve şirket hisseleri üzerinde miras ortaklığı çerçevesinde elbirliğiyle mülkiyet sahibidirler.Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/2 Tereke sayılı dosyasında 14/11/2017 tarihli kararla Tereke idare memuru olarak Av... atanmıştır.TTK 432 mad.'de 'Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler' ve yine TTK 477 mad.'de 'Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu taktirde bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları taktirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur ' hükümlerine yer verilmiştir.Bu hükümler doğrultusunda terekede yer alan şirket payına dayalı olarak genel kurula katılma paydan doğan hakların kullanılması için bir temsil zorunluluğu getirmiştir.Bu temsil iradi temsil niteliğinde olup eğer miras ortaklığına iradi temsilden önce tereke temsilcisi atanmışsa genel kurulda paydan doğan hakları kullanma yetkisi tereke temsilcisindedir.Somut davada da mirasçılar tarafından iradi temsilci seçilmediği ve genel kurul tarihinden önce terekeye tereke idare memuru olarak Av.... 'ün atanmış olduğu kuşkusuzdur. Tereke temsilcisine Tereke Mahkemesi olan Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce genel kurula katılma yönünde özel ve ayrıca hak ve yetki verilmesine kanunen lüzum yoktur. ... vefat ettikten sonra bıraktığı vaziyetname uyarınca yönetim kurulu üyesi olan dava dışı mirasçılar tarafından yönetim kurulu kararı ile murisin şirket paylarının intikali yapılmış ise de İstanbul 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/45 E.sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali davası devam etmekte olduğundan bu dava gözetilerek davalı şirket yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine yönelik açılan İstanbul 6.ATM 'nin 2017/181 E.sayılı dosyasında 22/11/2018 tarihli kararı ile açılan davayı kabul etmiş ve yönetim kurulu kararının batıl olduğuna karar vermiştir. Davalı şirketin 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısında tereke temsilcisi olan Av. ...'e genel kurula çağrı tebligatı gönderilmemiş ve tereke temsilcisi genel kurula katılmadığı gibi miras ortaklığının sahip olduğu % 45 oranındaki şirket payı yönünden alınan kararlarda oy kullanamamıştır.Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında miras ortaklığını oluşturan mirasçılara tebligatın yapıldığı ve bu ortakların da toplantıya katıldığı, miras ortaklığının toplantıya katılmış sayılacağını, ayrıca tereke temsilcisine tereke mahkemesince genel kurula katılması için ayrı yetki verilmediğinden, temsilcinin genel yetkili tereke temsilcisi olamayacağını belirtmiş ise de Tereke İdare memuru Av... yukarıda gerekçelendirildiği üzere genel kurul toplantısından önce tereke idare memuru olarak atanmış olup TTK 432-477 mad'leri birlikte değerlendirildiğinde genel kurul toplantısına katılmak ve oy kullanmak için özel ve ayrı bir izin veya yetki verilmesine gerek yoktur. Bu gerekçelerle bilirkişi kök ve ek rapora katılmamakla birlikte hükme esas alınmamıştır. Tereke temsilcisi usulüne uygun olarak genel kurula çağrılmadığından TTK 447 mad.uyarınca genel kurulda alınan kararlar batıl olmakla hükümsüzlüklerinin tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı ... AŞ 'nin 16/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece tereke temsilcisinin genel kurula çağrılmaması sebebiyle, bilirkişi raporlarının aksine genel kurulda alınan kararların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, oysa Bodrum 1 Sulh Hukuk Mahkemesince, tereke memuruna, şirket genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etme ve tereke yararına oy kullanması, organlarında görev alma hususunda bir yetki vermediğini, hisselerin temsili hususunda, tereke memurunun yetkisi bulunmadığını, nitekim tereke temsilcisinin mahkemeden 12.01.2018 tarihli raporu ile şirket genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etme yetkisi istediğini, mahkemece 29.05.2018 tarihli ara karar ile bu talebin daha sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, alınan kararlarda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç bulunmadığını, ikinci toplantıda da özel bir nisap aranmadığından bilirkişi raporunda belirtildiği gibi ikinci toplantıda nisabın sağlandığını, salt murisin payının temsil edilmemesi sebebiyle, genel kurulun iptaline de karar verilemeyeceğini, genel kurul kararları kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olmadığını ve bu durumun aksinin de davada ispat edilemediğini, temsilcinin, genel kurul toplantısına katılmak ve oy kullanma için özel ve ayrı bir izin veya yetki verilmesine gerek olmadığına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, tereke temsilcisini atayan mahkemenin bu temsilciye özel veya genel bir yetki tanıyabileceğini ve mahkemesince genel bir yetki tanımadığını, murisin iptal edilmeyen vasiyetine uygun şekilde yapılan paylaşımın, vasiyetnamenin iptaline kadar geçerli olacağını, TTK'nın 420. maddesine göre finansal tabloların ikinci kez ertelenmesi şartlarının oluşmadığını, yasada düzenlenen şekilde mali tablolar ile şirketin faaliyetleri konusunda ortakların bilgilendirildiğini, yöneticinin ibrada oy kullanmasının yasaya uygun olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, 16.05.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 445. maddesi uyarınca, ''446 ıncı maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler."TTK'nın 446. maddesinde de iptal davası açabilecek kişiler sayılmış olup buna göre, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, yokluk hali için davanın süreye tabi olmadığı anlaşılmaktadır.Dava dilekçesinde genel olarak murisin 16.07.2015 tarihinde vefatından sonra davalı şirketteki yaklaşık %45'inin mirasçılarına geçtiğini, davacılar ile dava dışı iki ortağın veraset belgesine göre eşit paylı ortaklar olduğunu, terekenin taksimine ilişkin mirasçılar tarafından terekenin taksimi konusunda alınmış bir karar bulunmadığından, TMK'nın 702. maddesi uyarınca ortaklığa dair hakların tüm mirasçıların oy birliği ile verecekleri karar ile idaresi gerektiğini, oy birliğinin sağlanmaması halinde TMK'nın 640. maddesi uyarınca yetkinin tereke temsilcisine ait olduğunu ve Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesince 14.11.2017 tarihli kararla tereke temsilcisi atandığını, şirket yönetiminin geçerli paylaşıma dayanmaksızın usulsüz şekilde murisin paylarını henüz tenfiz edilmeyen vasiyetname uyarınca paylaştığını ve bu paylaşıma göre tereke temsilcisinin haberdar edilmeyerek genel kurul toplantısının yapıldığını ileri sürerek, toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini istemiştir.Ancak ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davacının dava dilekçesindeki hiçbir iddiasından söz edilmemiş ve tapu iptal tescili talepli bir dava özetlenmiştir. Ayrıca, davalı vekilinin cevap dilekçesinde söz etmediği görev ve yetkiye ilişkin ifadeler de gerekçeli karara yazılmıştır.İlk derece mahkemesinin kararda yazmış olduğu iddia ile dava dilekçesindeki iddia ve mahkemenin değerlendirilerek hakkında karar verdiği iddia arasında hiçbir bağlantı bulunmamaktadır.Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anayasa Mahkemesinin 01/02/2017 tarihli, 2014/12158 başvuru numaralı kararında gerekçesiz karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesince ortaya konulmuştur. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Mahkemenin nihai kararları gibi, ara kararlarının da gerekçe taşıması hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Hukuki dinlenilme hakkı ancak, dosyadaki talep, savunma ve delillere göre oluşturulacak bir gerekçe ile sağlanabilir.Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin her şeyden önce tarafların iddia ve savunmalarını usulüne uygun bir şekilde gerekçeli karara yansıttığından söz edilemez. Bu hâli ile ortada denetlenebilecek bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların iddia ve savunmalarının yazılarak gerekçeli kararda tartışılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.12.2024