İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/219 K.2024/322

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/219 📋 K. 2024/322 📅 29.02.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/219
KARAR NO: 2024/322
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2020
NUMARASI: 2018/135 E. - 2020/249 K.
DAVANIN KONUSU: Yabancı hakem kararının tenfizi
Taraflar arasındaki yabancı hakem kararının tenfizi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... AŞ arasında 07.05.2012 ve 09.11.212 tarihlerinde "..." ve "..." isimli gemiler için kira sözleşmeleri yapıldığını, şirketin daha sonra davalı şirketçe devir alındığını, kira sözleşmelerinin tahkim şartı içerdiğini, çıkacak uyuşmazlıkların İngiliz Hukuku uygulanarak ve Londra'da tahkimde çözülmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmelerden kaynaklanan navlun ve demuraj alacaklarının ödenmemesi üzerine tahkime başvurulduğunu, tahkim yargılaması sonucunda verilen iki ayrı hakem kararındaki alacağın ödenmesi için davalıya Beyoğlu ...Noterliğinin 28.09.2016 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini ve ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle kararlarının tenfizinin telep edildiğini, İngiltere ve Türkiye'nin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin New York Konvansiyonuna taraf olmaları sebebiyle bu sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Konvansiyonda aranan tenfize ilişkin şartların her iki hakem kararı yönünden gerçekleştiğini, kararlarının tenfizine engel bulunmadığını ileri sürerek, kesinleşen 03.07.2013 ve 03.08.2015 tarihli İngiliz Hakem Kararlarının tenfizine, 150.731,13 USD ile 7.375,00 İngiliz Sterlini anapara alacağının dilekçede belirtilen faiz oranları uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ... ve ... isimli iki ayrı gemiye ilişkin hakem kararlarının farklı yargılamalar sonucunda verilmesi, aralarında iki yıl gibi bir sürenin olması sebebiyle HMK'nın 167. maddesine göre davaların ayrılması gerektiğini, taraflar arasında MÖHUK'un 62.maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin hakem seçiminden usulüne uygun olarak haberdar edilmediğini ve bu şekilde savunma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca müvekkiline nihai hakem kararlarının tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin hakem önünde usulüne uygun olarak temsil edilemediğini, hakem tarafından yapılan işlemlerin de sonradan kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesinin 05.02.2020 tarihli duruşmasında verilen ara kararı ile hakem kararlarının farklı gemi kira sözleşmelerinden kaynaklanması ve farklı gemilere ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 167.maddesi uyarınca 03.08.2015 tarihli hakem kararına ilişkin davanın ayrılmasına, bu davanın 03.07.2013 tarihli hakem kararı yönünden yürütülmesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusunun İngiliz Hakem ... tarafından ... gemisi ile ilgili navlun ve demuraj alacağının tahsili konusunda verilen 03/07/2013 tarihli hakem kararının tahsili istemine ilişkin olduğu, kararın verildiği İngiltere ile TC'nin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki New York Konvansiyonuna taraf olmaları ve MÖHUK'te milletlerarası anlaşmaların saklı tutulmuş olması nedeniyle dava konusu hakem kararının tenfizi talebinin New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, tahkim kararının navlun ve demuraj alacağına ilişkin olması nedeniyle Türk Hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, hakem kararında Türk Kamu düzeni ile genel ahlaka aykırı bir durum bulunmadığı, karar içeriğinden anlaşıldığı üzere davalının hakem seçiminden usulüne uygun şekilde haberdar edildiği ve davacı vekili tarafından sunulan e-mail yazışmalarından hakem kararının tahkim sekretaryası tarafından e-mail yoluyla taraflara gönderildiği anlaşılmış olduğundan ... gemisine ilişkin hakem kararı yönünden New York Konvansiyonu hükümlerine göre herhangi bir tenfiz engelinin bulunmadığı kanaatine varıldığından..." gerekçesiyle davanın kabulü ile ... gemisi ile ilgili İngiliz Hakem ... tarafından verilen 03.07.2013 tarihli hakem kararının tenfizine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ... gemisi ile ilgili 03.07.2013 tarihli İngiliz hakem kararının ve ... gemisi ile ilgili 03.08.2015 tarihli İngiliz hakem kararının tenfizini talep ettiğini, diğer davanın tefrik edilerek ... gemisi ile ilgili kararın tenfizinin bu davada görüldüğünü, Hakem kararlarının hukuka uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, mahkemece alınan kök ve ek raporda bu hususların belirlendiğini, New York Konvansiyonun V/1-e maddesinde "Aleyhine hakem kararı ileri sürülen taraf talepte bulunmaz ve zikri geçen kararın tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı önünde aşağıdaki hususları ispat etmez ise, hakem kararının tanınması ve icrası isteği reddolunamaz: Hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun, verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu.’’ düzenlemesi nedeniyle kararın bağlayıcılık kazanmamasının MÖHUK'uun 62/1-h bendinde de açıklandığını, mahkeme kararının her iki düzenlemeye aykırı olduğunu, Hakem kararının ihtarname ekinde yer alması tebliğ hükmünde olmadığını, kök raporda değerlendirildiği üzere hakem kararının tebliği ve kesinleşmesinin 1996 İngiliz Tahkim Kanunu’na tabi olduğunu, bu Kanuna göre hakem kararlarının, hakemler tarafından tebliğinin zorunlu olduğunu, anılan kanunun 55 ve 56. maddelerine uygun bir tebligatın yapılmadığını, bu şekilde tebligat yapıldığına ilişkin bir kanıt bulunmadığını, kesinlememiş bir hakem kararının bağlayıcı olmadığını ve tenfiz edilemeyeceğini, İngiliz Tahkim Kanununun hakem kararının tebliği başlıklı 55. maddesinde, anlaşma bulunmaması halinde hakem kararının suretinin gecikmeksizin taraflara tebliğ edilir düzenlemesine rağmen, bilirkişi raporunda ... vekili tarafından çekilmiş ihtarnamenin ekinde hakem kararlarının yer almasının ve bu yolla yapılan tebligatın ‘’e-maile nazaran daha kesin’’ olduğunun ileri sürülmesinin usul hukukunun tüm prensiplerine aykırı olduğunu, ek raporda da davacının tebliği ile şartların sağlanmadığı ve hakemlerce tebliğ edilmediğinin bir kez belirlenerek kararın bağlayıcı olmadığının belirlendiğini, raporlara göre kararının, hakem veya tahkim sekreteryasınca taraflara e-mail ekinde gönderildiğini gösteren bir yazışma bulunmadığının belirlendiğini, Davacı tarafından, bilirkişilerin tebligat olmadığının tespitinden sonra 09.10.2019 tarihinde usule aykırı şekilde yeni delil sunulduğunu, ek raporda bu usulsüzlüğe değinilmesine rağmen mail aracılığı ile hakem kararlarının gönderildiğinden bahsedildiğini, tarafların sonradan delil sunmasının usul hukukuna aykırı olduğunu, kararın müvekkiline tebliğ edildiğinin kanıtlanamadığını, Müvekkil şirketin savunma ve temyiz hakkı elinden alındığını, müvekkilinin 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu uyarınca, hakem kararlarını temyiz hakkı bulunduğunu, karar tebliğ edilmediğinden bu yola başvurulmadığını, New York Konvansiyonunun V/1-b bendinde bu hususun düzenlendiğini, MÖHUK'un 62/1-d bendinde de hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmış ise, yabancı hakem kararının tenfizi isteminin reddedileceğinin düzenlendiği, anılan kararın her iki düzenlemeye aykırı olduğunu, kararın genel ahlaka aykırı olduğunu, kira sözleşmelerine göre belirlenen navlun bedelinin ödenemsinde, davacı tarafından müvekkile yanlış banka hesabı verilmesi sebebiyle aksaklıklar yaşandığını, bu nedenle uyuşmazlık çıktığını, müvekkilinden kaynaklanmayan gecikmeler yüzünden, iki kez demuraj bedeli ödemek zorunda bırakılmaya çalışıldığını, genel ahlaka aykırı ve davacıdan kaynaklı nedenlerden oluşan hatalardan davacının yararlanmasının MÖHUK'un 62/1-c.maddesine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... arasında çimento yükünün taşıması için düzenlenen kira sözleşmesi kapsamında ödenmeyen navlun ve demuraj alacağı için tahkime başvurulduğunu, anılan şirketin davalı tarafından birleşme yoluyla devir alındığını, ... gemisi için verilen kararda herhangi bir tenfiz engeli bulunmadığını, kararın tebliğ edilerek bağlayıcılık kazandığını ve davalıya temyiz hakkı verildiğini, taraflar arasındaki 13.09.2012 tarihli sözleşmede uyuşmazlığın Londra'da tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, New York Konvansiyonunun V/1-e maddesi uyarında hakem kararının verildiği ülke hukukuna göre henüz mecburiyet/ bağlayıcılık kazanmaması halinde tenfiz isteminin reddedileceğini, hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğini, bu nedenle İngiliz Hukukuna göre belirlenmesi gerektiğini, İngiliz Tahkim Kanununun kararların tebliğine ilişkin 55. maddesinde özel bir tebliğ şartının aranmadığını, bu madde uyarınca taraflar arasında özel bir anlaşma yok ise hakem kararlarının gecikmeksizin taraflara tebliğ edileceğini, bu kanunun 76. maddesinde ise taraflar arasında tahkim sürecinde geçerli olacak tebliğ metodunda herhangi bir anlaşma kurulmaması halinde tahkim sürecine ilişkin ihtarname veya herhangi bir belgenin her türlü yolla tebliğ edileceğinin düzenlendiğini, kararın 03.07.2013 tarihinde verildiğini ve aynı gün hakem ücretinin ödenmesi halinde kararın gönderileceğinin bildirildiğini, müvekkilince hakem ücretinin ödenmesinin akabinde hakem sekreterinin 03.07.2013 tarihli e-posta ekinde hakem kararının iletildiğini, aynı e-postada kararın orijinalının ve bir kopyasının da posta yoluyla gönderileceğinin belirtildiğini, ayrıca kararın Beyoğlu ...Noterliği vasıtasıyla 28.09.2016 tarihli ihtar ekinde davalıya gönderildiğini, yapılan tebligatların geçerli olduğunu ve hükmün bağlayıcılık kazandığını belirterek istinaf başvurusunun reddini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı "..." ve "..." gemileri ile ilgili düzenlenen kira sözleşmeleri kapsamında oluşan kira ve demuraj alacakları için Londra'da bulunan tahkime başvurulmuştur. İngiliz hakem tarafından her iki gemi yönünden verilen kararlar tenfize konu edilmiştir. Yargılama sırasında "..." gemisine ilişkin dava tefrik edilmiş bu dava "..." gemisine yönelik olarak sürdürülmüştür. 3731 nolu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 08.05.1991 tarihinde kabul edilerek 21.05.1991 tarihli Resmî Gazetede yayınlanmıştır. Yasanın 1. maddesinde, 10 Haziran 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin, ikinci maddedeki beyanın yapılması suretiyle onaylanmasının uygun bulunduğuna yer verilmiştir. 2. maddede, Türkiye Cumhuriyetinin sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem ve tenfizi hakkında uygulanacağı, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağının beyan edildiği belirtilmiştir. Tahkimin yapıldığı ülke olan İngiltere de Sözleşme'ye taraftır. Bu Sözleşme 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiştir. Anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır (AKINCI, Ziya, Milletlerarası Tahkim, İstanbul, 2020, s.450-451). Bu açıklamalar ışığında, iş bu istinaf incelemesine konu davada MÖHUK hükümleri değil, New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmiştir. Prensip olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için, kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre, Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur. Davacı tarafça usulüne uygun şekilde onaylanmış kesin olarak verilen hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği dosyaya ibraz edilmiş, ilk derece mahkemesince muhafaza altına alınmıştır.Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1. maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada ,yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır .Sözleşmenin V . maddesinde tenfiz engelleri ( tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa İlişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve mahkemece; a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğudur. Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir. Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; Öncelikle resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli değerlendirilmelidir. Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık gemi kiralanmasına ilişkin olup HMK'nın 408 ve MTK'nın 1/4 maddeleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği ve tahkime elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Resen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. Davalı vekili de kamu düzenine aykırılık iddiasında bulunarak kararı istinaf etmiştir. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: "...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir. Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.". (Kamu düzeni konusunda ayrıca bakınız: (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı). Davalı vekili kamu düzenine aykırılık bakımından, müvekkilinin savunma ve temyiz hakkının elinden alındığını savunmuştur. Bu kapsamda, tefize konu hakem yargılaması sonucu verilen nihai kararın tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını belirtiştir. Hakem yargılamasının usulüne uygun şekilde yapıldığı ve hakem seçimi ile hakem yargılaması sırasında davalıya savunmalarını ileri sürme ve kanıtlama imkanı sağlandığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır. Esasen, davalının da bu yönlere ilişkin esaslı ve kanıtlanmış bir savunması bulunmamaktadır. Hakem kararının tebliğ edilmeyerek savunma ve temyiz hakkının elinden alındığı iddiasın istinaf başvurusunun esası olup, bu istinaf nedeni aşağıda ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir. Davalı vekili genel olarak, tenfize konu hakem kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmemesi nedeniyle bağlayıcı hâle gelmediğini, kesinleşerek bağlayıcı hâle gelmeyen hakem kararlarının tenfiz edilemeyeceğini ve kararın tebliğ edilmeyerek temyiz hakkının engellendiği savunmuştur. New York Konvansiyonu'yla HMK'nın ilgili hükümleri gereğince yabancı hakem kararının ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı bir sureti sunulmuştur. Sözleşmenin 19. maddesinde, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların İngiliz Hukukuna tabi olduğu ve Londra'da tahkim yoluyla çözüleceği kabul edilmiştir. Davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde tahkime başvurulmuş ve hakemin usulüne uygun şekilde oluşturularak taraflara iddia ve savunma hakkının kullandırıldığı anlaşılmıştır. ... gemisi hakkında 03.07.2013 tarihinde verilen kararın kesinleştiği ve temyiz yoluna başvurulmadığı, 17.11.2016 tarihli hakem sekreteri beyanından anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın İngiliz Tahkim Hukukuna tabi olması nedeniyle, hakem kararının tebliğinin geçerli olup olmadığının İngiliz Tahkim Hukukuna göre belirlenmesi gerekir. Yabancı hukukun uygulanması nedeniyle bu hususta mahkemece taraflardan yardım istenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkemece alınan 11.06.2019 tarihli raporda, hakem kararının kesinleştiği ancak, kararın davalıya tebliğine dair belgenin dosyada bulunmadığı belirlenmiştir. Raporun devamında İngiliz Tahkim Hukuku 55 ve 56. maddelerinin hakem kararının tebliğine ilişkin olduğu, kararın e-mail veya başka bir yolla tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı, 28.09.2016 tarihli ihtarname ekinde kararın davalıya gönderildiği bu hususun kesinleşme için yeterli olup olmadığı ile ilgili takdirin mahkemeye bırakıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece alınan ek raporda ise hakem kararının hakem sekretaryasınca taraflara e-mail ekinde gönderildiğini gösteren bir yazışma bulunmadığı, bununla birlikte ... adresinden ...'ye gönderilen konusu ... olan 08.09.2015 tarihli e-mailde hakem kararının tebliğ edildiği ve üzerinde çalışıldığı belirtilmiştir. Bu belge hakem kararının tebliğ edildiğini kanıtlamaktadır. 28.09.2016 tarihli Beyoğlu ...Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarı ile hakem kararları davalıya gönderilmiş ve bu kararlarla hükmedilen alacakların ödenmesi istenmiştir. Cevap dilekçesinde tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, hakem seçiminden davalının haberdar edilmediği, hakem kararının genel ahlaka aykırı olduğu belirtilmiş ancak kararın tebliğ edilmediği savunulmamıştır. Dosya kapsamında bulunan ve istinaf başvurusuna yeniden eklenen belgelerde hakem kararının kesinleştiği, hakem sekretaryasınca belirlenmiştir. Bunun yanı sıra 03.07.2013 tarihli e-posta ile kesinleşme kararında ismi bulunan ... adına ...@...com adresine gönderilen e-postada nihai kararın bir kopyasının gönderildiği, orijinal ve bir kopyasının da ...'e gönderileceği ve hakem ücretinin de talep edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği ve bilirkişice tespit edildiği üzere İngiliz Tahkim Kanununun 55. maddesinde hakem kararlarının tebliği özel bir şarta bağlanmamıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden ve sunulan elektronik postalardan hakem nihai kararının usulüne uygun şekilde davalıya gönderildiği ve karara karşı süresinde temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle kararın kesinleştiğinin, 17.11.2016 tarihinde tespit edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki 28.09.2016 tarihli ihtarname ekinde de kararın davalıya gönderildiği, dosyadaki delillerden İngiliz Tahkim Kanununa göre tebligat için bir şekil şartı belirlenmediğinden, e-posta ile hakem sekretaryası tarafından yapılan ve davalı şirketin adını taşıyan ... uzantılı e-posta adresinden verilen cevapta kararın geldiğinin belirtilmesi ve kararın noter aracılığıyla gönderilen ihtar ekinde de gönderilmesi karışsında tenfizi istenen kararın icra edilebilir hale geldiği ve bağlayıcılık kazandığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerindedir. İstinaf başvurusunda yer alan ve uyuşmazlığın esasına ilişkin olan davacının kusuru ile kiranın ödenemediği ve fazladan demuraj ücreti ödendiğine ilişkin istinaf nedenleri tenfiz yargılamasında incelenemeyecektir. Bu tür talepler esasa ilişkin itiraz nedenleri olup, tahkim yargılamasında değerlendirilebileceği anlaşıldığından davalı vekilini yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.29.02.2024
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.