İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/146 K.2024/462
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/146
KARAR NO: 2024/462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.10.2023
NUMARASI: 2023/335 Esas - 2023/941
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/372 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 17/04/2023
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/732 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
DAVA: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVADA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Ltd. Şti.'yi hasım göstererek Bakırköy 47. İş Mahkemesi nezdinde 2022/325 E. Sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, .... Ltd. Şti. adli şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, İş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Bakırköy 47. İş Mahkemesince işbu davayı açmak için mehil verildiğini, ihyası istenen .... Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Bağcılar / İSTANBUL olduğunu ve bu şirketin ticaret sicilinden silindiğini, bu nedenlerle bahse konu şirketin ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Türk Ticaret Kanunu'nun 32.ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.madde hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/372 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN,Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/335 E. Sayılı dosyası ile dava açılmışsa da tensip zaptında düzenlenen "12-Davacı vekiline, ihyası istenen TASFİYE HALİNDE ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin tasfiye memuru ... aleyhine dava açması ve ilgili davanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesini sağlaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davanın açılmaması halinde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun meşruhatlı davetiye ile davacı vekiline ihtar edilmesine," kararı üzerine birleştirme kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/732 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN, Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Ltd. Şti.'yi hasım göstererek Bakırköy 47. İş Mahkemesi nezdinde 2022/325 Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını ancak ... Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrendiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Bakırköy 47. İş Mahkemesince ihya davası açmak için süre verildiğini, Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/335 Esas sayılı dosyası ile ihya davası açıldığını, Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/335 Esas sayılı dosyası ile açılan ihya davasında tasfiye memuru ...'nun vefat ettiği ve mirasçılarına karşı ihya davası açılarak birleştirilmesi konusunda süre verildiğini beyanla işbu dosyanın Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/335 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle ; Şirketin ihyası davasında şirketin tasfiyesinin bittiğini ve tasfiye sonrasında vefat eden tasfiye memurunun mirasçılarına husumet yöneltilemeyeceğini, ...'nun 27/05/2020 tarihinde vefat ettiğini, davanın ticaret sicili müdürlüğü ile birlikte tasfiye memuruna karşı yöneltilmesinin tasfiye memurunun iddia edilen alacaktan kişisel malvarlığı ile sorumlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, vefat eden tasfiye memurunun davacının iddia olunan alacağından sağ olsa dahi kişisel malvarlığı ile sorumlu olmayacağının göz önünde bulundurulduğunda, huzurdaki davada tasfiye memurunun mirasçıları olan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, tasfiye memurunun ölümü ile mirasçılarının bu tasfiye memuru sıfatını miras yolu ile iktisap edemeyeceklerini, davacının Bakırköy 47. İş Mahkemesinin dosyası üzerinden ikame etmiş olduğu davanın bir eda davası olmaması, tespit niteliğinde olması sebebiyle ihya kararı verilemeyeceğini, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, anılan nedenlerle davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut uyuşmazlıkta; davacının açtığı davalarda taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, bu davada ihyası istenen şirketin son tescilini 01/04/2008 tarihinde yaptırdığı ve sicil kaydının tescil edildiği, şirketin tüzel kişiliğinin tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle sicilden terkin edildiği, dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için dava dışı şirketin ihya edilmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne, dava dışı şirketlin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı TTK.nun 547/2'nci maddesi uyarınca eski tasfiye memurunun mirasçısı ...'nun tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği... " gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin olan TASFİYE HALİNDE ... LTD. ŞTİ'nin tüzel kişiliğinin Bakırköy 47.İş Mahkemesinin 2022/325 esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için eski tasfiye memuru olan müteveffa ... mirasçısı ...'nun (T.C. NO:...) şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının davacı tarafça karşılanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin usule ve hukuka aykırı bir şekilde duruşma açmadan/yapmadan kendi kendine dosya üzerinden karar vermiş olmasının Anayasa tarafından korunan hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, Davada husumet itirazında bulunmuş olmalarına rağmen husumet itirazının neden kabul görmediğine ilişkin dosya üzerinden verilmiş olan kararda hiçbir gerekçe bulunmadığını, Tasfiye memurunun iddia edilen alacaktan kişisel malvarlığı ile sorumlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, vefat eden tasfiye memuru ...'nun, davacının iddia olunan alacağından sağ olsa idi kişisel malvarlığı ile sorumlu olmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, huzurdaki davada tasfiye memurunun mirasçıları olan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğinin de izahtan vareste olduğunu, bu nedenlerle, müvekkillerine karşı yöneltilen davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu itirazları hiç bir şekilde olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmadan, hiçbir gerekçe gösterilmeden ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek dosya üzerinden karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının Bakırköy 47. İş Mahkemesinin 2022/325 E. sayılı dosyası üzerinden ikame etmiş olduğu davanın bir eda davası olmaması sebebiyle ihya kararı verilemeyeceğini, Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu defleri dikkate alınmadan aleyhe karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Anayasanın amir hükmü gereğince mahkeme kararları gerekçeli olmak zorunda olduğunu, tüm talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi, mahkemenin gerekçeli kararının hiçbir yerinde ilk itirazların neden ret edildiği ortaya konmadığını adeta verilen cevap dilekçesi yok gibi kabul edilerek davacının tek taraflı beyanları dikkate alınarak hüküm verilmesinin ile açık Yasa hükümlerinin ihlal edildiği ve Anayasa tarafından korunan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ihlali oluşturduğunun tartışmasız olduğunu, Müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen davada davalı tasfiye memuru mirasçıları vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk Derece Mahkemesince dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki şirket ihyası davası basit usule göre görülecek davalardan olup, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalar kapsamında tensip tutanaklarında da davanın basit usulde görülmesine karar verdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar HMK'nın 320 maddesinde "Mahkeme mümkün olan hallerde tarafları davet etmeden dosya üzerinde karar verir" düzenlemesine yer verilmiş ise de somut olayda dosya üzerinden karar verilmesinin koşulları mevcut değildir. Yargıtay 11 HD 2021/7191 E 2022/257 K 21.03.2022 Tarihli emsal karar içeriği dikkate alındığında; davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulamalı duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36. maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir”.Bu itibarla, mahkemece taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan 20.10.2023 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen kararın kaldırılması gerekmiştir.Yukarıdaki açıklamalar ve Yargıtay emsal karar içeriği dikkate alınarak ilk derce mahkemesinin istinafa konu kararının HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.03.2024