İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1891 K.2024/1987

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1891 📋 K. 2024/1987 📅 26.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1891
KARAR NO: 2024/1987
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20.09.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2024/674 E.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen 20.09.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin cari hesap ve dayanak faturalar sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacağının ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden davalı/borçlu şirkete karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, icra takibinin dayanağının 07/03/2024 tarihli, ... nolu ve 1.072.500,00 TL miktarlı e-fatura olduğunu, fatura içeriğinde yazılı olan; "26931 Malzeme/Hizmet Kodlu, ... Enjeksiyonluk/İnfüzyonluk Çöz. İçin Lyf. Toz ve çözücü 50 mg çözücü" ye ilişkin 07/03/2024 irsaliye tarihli ve ... irsaliye nolu e-irsaliye bulunduğunu, davalı/borçlu şirketin haksız bir şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ilke %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, ileride telafisi güç veya imkansız zararlar doğmaması adına davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli tutumu ile müvekkilinin alacağını elde etmesini açıkça engellemeye çalıştığının göz önünde bulundurularak iş bu davanın neticesinde müvekkilinin alacağının karşılıksız kalmaması için UYAP vasıtası ile sorgulama yapılarak davalı adına kayıtlı araç ve gayrimenkul kayıtlarına satış/devir yapılmasının engellenmesi için takdiren teminatsız olarak ihtiyat-i tedbir konulmasını istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu takip bakımından, hem de huzurdaki dava bakımından Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacının dayandığı sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu, davacının ilaç piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullandığını, ayrımcılık yaptığını, davacının ... isimli ilacı fahiş fiyatla sattığını, özellikle hâkim durumunu kötüye kullanması ve ayrımcılık yapması nedenleri başta olmak üzere ilgili tüm nedenlere istinaden davacının Rekabet Kurumu'na şikâyet edileceğini, şikayeti müteakip, Rekabet Kurumu'ndan işlem dosyasının getirtilmesini ve Rekabet Kurumu nezdinde yürütülecek soruşturmanın kesinleşmesine kadar bekletici sorun yapılması gerektiğini, bekletici sorun talebi yerinde görülmez ise; davacı şirketin ... isimli ilaç bakımından hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığı, müvekkil şirkete ayrımcılık yapıp yapmadığı ve sair Rekabet Hukuku kuralları bakımından uygun hareket edip etmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, Rekabet Kurumu tarafından 4054 sayılı Kanun uyarınca davacı şirkete ceza verilmesi halinde, bir anlamda davacının dayandığı sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun davacının kesin hükümsüz sözleşmeye istinaden bir hak talep edemeyeceğinin tespit edilmiş olacağını, hem 4054 sayılı RKHK m.56 hem de 6098 sayılı TBK m.27 gereğince davacının dayandığı sözleşme geçersiz/ kesin hükümsüz olduğundan davacının geçersiz/ kesin hükümsüz sözleşmeden doğduğu iddia edilen hiçbir borcun ifasını talep edemeyeceğini, davacının müvekkili aleyhine ileri sürdüğü tüm iddiaları reddettiklerini, davacının hiçbir alacağı bulunmadığını, sözde alacak bakımından zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 20.09.2024 tarihli ara kararda özetle; "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca '(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (...)' Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, somut olayda uyuşmazlık konusunun ise taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan para alacağı olduğu, bu sebeple uyuşmazlık konusu (para alacağı) üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davacının üzerinde tedbir talep ettiği malvarlığı değerlerinin uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle bunlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasının da mümkün olmadığı kanaatine varılmış, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.." gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, ileride telafisi güç veya imkansız zararlar doğmaması adına davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli tutumu ile müvekkili şirketin alacağını elde etmesini açıkça engellemeye çalıştığının göz önünde bulundurularak iş bu davanın neticesinde müvekkilinin alacağının karşılıksız kalmaması için UYAP vasıtası ile sorgulama yapılarak davalı borçlu adına kayıtlı araç ve gayrimenkul kayıtlarına satış/devir yapılmasının engellenmesi için takdiren teminatsız olarak ihtiyat-i tedbir konulmasına dair karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf başvurusu ise ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 20.09.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde açıkça, ileride telafisi güç veya imkansız zararlar doğmaması adına davalının haksız ve kötü niyetli tutumu ile müvekkili davacının alacağını elde etmesini açıkça engellemeye çalıştığını ileri sürerek, iş bu davanın neticesinde davacının alacağının karşılıksız kalmaması için UYAP vasıtası ile sorgulama yapılarak davalı borçlu adına kayıtlı araç ve gayrimenkul kayıtlarına satış/devir yapılmasının engellenmesi için takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir. Dava, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturadan doğan alacağının tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep halinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı/borçlunun araçları ve taşınmazları hakkında tedbir kararı verilemez. Davacı vekili hem dava dilekçesinde hem de istinaf dilekçesinde davalıya ait mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmektedir. Bu durumda davacı vekilince ihitiyati haciz de talep edilmediği nazara alındığında ilk derece mahkemesince de bu gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.12.2024
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.