İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1316 K.2024/825
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1316 Esas
KARAR NO: 2024/825 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2021
NUMARASI: 2016/102 E. - 2021/430 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası/ murisi ...'nın, orijinal adı "..." olup ülkemizde "..." isimli olarak bilinen ilmi ve edebi eserin yazarı olarak kabul edildiğini, bu hususun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/3 Esas - 2013/285 Karar sayılı kararında, "sunulan orijinal kitapta da her ne kadar, ... (...) ibaresi ve logosu mevcut ve bu ibare davacı şirketi işaret etmekte ise de, davalı ...'nın Şirketi devrettikten sonra ve ...'nın şirkette yetkili olduktan sonra mali hakların sahibi olduğuna dair düzenlenmiş belge ya da önceden devralınan mali hakların dava tarihi itibarıyla da devam ettiğine dair sözleşme veya belge sunulmamış olması ve dolayısıyla davacı yanın tecavüze uğramış gerek hak sahipliği ya da gerekse men'i gereken haksız rekabet fiiline dair hak sahipliği bulunmadığından, bu konudaki iddialar kanıtlanamadığından aşağıda yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır... "şeklinde gerekçelendirildiğini ve ilgili mahkeme kararının kesinleştiğini ve müteveffa muris adına marka tescil belgesi alındığını, merhum ...'nın, sağlığında 29.12.2009 tarihinde, davalılardan ...'ün sahibi ve yöneticisi bulunduğu ... isimli ticari firmayla mali hakların devrine dair 5 yıl süreli Telif Sözleşmesi yapmış olduğunu, Telif Sözleşmesinin süresinin 29.12.2014 yılında sona erdiğini, merhum ...'nın henüz sözleşmenin süresi dolmadan kanser hastalığına yakalandığını ve İtalya'da hastanede ağır kanser tedavisi görmüş olduğunu, davalı ...'ün, özel ilişki içinde olduğu eser sahibi merhum ...'ya, ağır kanser tedavisi gördüğü dönemde psikolojik baskı yaparak mevcut ve yürürlükte olan sözleşmenin süresi dolmadan 25.04.2014 tarihinde 20 yıl süreli yeni bir sözleşme ve hatta sözleşmeler yapıldığını iddia ettiğini, davalı tarafından bu iddiasına dayanak olarak yargı makamlarına iki farklı sözleşme sunulduğunu, bu sözleşmelerden birisinin davalı ... ile ve diğeri ise diğer davalı ... ile yapılmış olduğunu, ancak sözleşmelerdeki ...'ya ait imzaların ikisinin de birbirinden farklı olduğunu, belirtilen sözleşmelerin her ikisinin de müteveffa ...'nın yoğun kanser tedavisi gördüğü ve ölüm döşeğinde olduğu dönemde psikolojik baskı altında iradesi sakatlanarak yapıldığını, nitekim sözleşmelerin yapıldığı ileri sürülen tarihten birkaç ay sonra 12 Eylül 2014'de vefat ettiğini, müvekkilinin, mirasçısı babasının ölüm döşeğinde yaptığı ve/veya yapmak zorunda bırakıldığı bu sözleşmelerin geçerliğini reddettiğini ve işbu dava ile sözleşmelerin geçersizliğinin tespitini talep ettiğini, sözleşmelerin yapılmasında eser sahibi merhum babasının iradesi sakatlandığı gibi, her iki sözleşmedeki imzaların da ...'nın gerçek imzası ile farklılık gösterdiğini, diğer yandan, mali hakların devri sözleşmesine ilişkin şekil esasının FSEK.md.52'de düzenlenmiş olup, bir sıhhat şartı olarak öngörüldüğünü, buna rağmen davalı tarafından sunulan sözleşmelerde telif bedelinin ödeme şekli, miktarı konularının belirsiz olduğunu, sözleşmenin bu sebeple de geçerliği olmadığını belirterek, açıklanan sebeplerle ve öncelikle her iki sözleşmenin de geçersizliğinin tespitine ve bu bağlamda, davalı tarafın ilk sözleşmenin sona erdiği 29.12.2014 tarihinden bu yana haksız ve hukuka aykırı olarak ... isimli kitabın basım, dağıtım ve satışını yapmakta olduğundan öncelikle ihtiyati tedbiren kitabin basım ve satışının durdurulmasını, mevcut sözleşmelerin geçersizliği sebebi ile, davalıların süresi sona eren sözleşmeye istinaden ... kitabının basım, yayın, dağıtım, çoğaltmaya halen devam etmesinin FSEK m. 21 ve devamındaki hükümler uyarınca hak ihlali oluşturduğunu, FSEK m. 71'de, hak sahibinin izni olmaksızın bir eseri herhangi bir şekilde çoğaltan, herhangi bir şekilde dağıtan, yayan, ticaret konusu yapan, umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işleyene veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur düzenlemesi bulunduğunu, bu düzenlemeye istinaden müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz eden karşı taraf aleyhine İstanbul Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz ile haksız rekabet yarattığını ve bu eylemler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, bu eylemlerine son verilmediği takdirde müvekkilinin zararının daha da artacağını ve telafisi imkansız boyuta ulaşacağını, bu konunun, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 77. maddesinde düzenlendiğini, müvekkilinin, babasının vefatından sonra, ... kitabının basımı ve satışından doğan telif hakkını alamadığını, bu hususun davalı ...'ün tedbir dosyasına sunduğu beyanı ile de sabit olduğunu, davalı ... veya ... Ltd. Şti. ile yapılan sözleşmelerin geçerli ve/veya geçersiz sayılması halinde ...'nın ölüm tarihinden dava tarihine kadar olan telif bedeli ve / veya tazminat ödenmesinin yasal zorunluk olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin murisi babası ...'nın eser sahibi olduğu kabul edilen "...", "...", "..." isimli ilim ve edebi eserinin, mali haklarının devrine dair davalı ... ile yapılan, 29.12.2009 tarih ve 5 yıl süreli Telif Sözleşmesi'nin henüz süresi dolmadan, ağır kanser tedavisi altında olduğu dönemde iradesi sakatlanarak 25.04.2014 tarihinde hastanede iki farklı kişi ile yapılan Telif Sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti ile geçersiz sözleşmelere göre basılan ve satışa sunulan ... isimli kitabın piyasadan toplatılmasını ve dava süresince ve karar kesinleşinceye kadar baskı ve satışının durdurulmasını teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve tecavüzün meni ve refini, sözleşmelerin bu sebeple geçersizliğinin tespitinin kabul edilmediği durumda, halen ... kitabının basımı ve satışını yapan davalı ... Hiz. Tic.Ltd. Şti. ile yapıldığı iddia edilen Sözleşme'nin de aslında davalı ... ile yapılmış olması sebebi ile davalı Şirketin kitap basım ve satış yetkisi bulunmadığından ve ilk sözleşmenin sonlandığı 29.12.2014 tarihinden bu güne kadar davalı Şirket tarafından basımı ve satışı yapılan ... kitabının toplatılmasını ve satışının durdurulmasını teminen tecavüzün men'i ve refini, 25.04.2014 tarihinde yapıldığı iddia edilen her iki sözleşmenin geçerli ve/veya geçersiz kabul edilmesi durumunda dahi bugüne kadar müvekkiline telif bedeli/tazminat ödemesi yapılmadığından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini, 25.04.2014 tarihli Sözleşmelerin geçerli kabul edilmesi durumunda dahi sözleşmede İngilizce basım, yayın ve satış hakkı verilmediğinden, davalıların, "..." eserin İngilizce ve/veya yabancı dillerde basım ve satışının önlenmesini ve satışa sunulan eserlerin toplatılmasını teminen tecavüzün menini ve refini, yargılama masrafı ve avukatlık ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ... isimli eserin yazarı olan ...'nın yıllarca süren insan felsefesine yönelik çalışmalarının düşünce ve teorisini içeren, adeta varoluş ve insanlık üzerine kurulu bir felsefe romanı olduğunu, yazarın sağlığında, eser sahipliğine ilişkin yazar ve yazarın kardeşi ... arasında uyuşmazlık ortaya çıktığını, kardeşi ... tarafından yazara karşı, "..." isimli eserin yazarının ... olduğu iddiasıyla açılan davada, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2012/3 E. 2013/85 K, sayılı Mahkeme ilamıyla, ... isimli eserin müteveffa yazara ait olduğunun kesinlik kazandığını, müvekkillerden ... Ticaret Limited Şirketi'nin ("...") diğer davalı ... ile müteveffa yazar ... ortaklığıyla kurulduğunu, müvekkillerinin dünyanın birçok ülkesinde best-seller olarak yayımlanan "..." isimli eserin 2009 yılından beri Türkiye'deki yayım haklarına sahip olduğunu, anılan eserin müvekkilleri tarafından basıldığını, eserin mali hak sahipliğinin müvekkillerine ait olduğunu, davacı tarafın 25.04.2014 tarihli sözleşmenin yazarın ölüm döşeğinde olduğu dönemde iradesi sakatlanarak baskı altında yapıldığına ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, müteveffa yazarın 25.04.2014 tarihli sözleşme akdedildikten sonra, 1-18 Mayıs 2014 tarihleri arasında ...'da program düzenlendiğini, sonrasında ise İtalya'da bir seminer verdiğini, yazarın sözleşme akdedildikten sonra seminerler düzenleyebilecek kadar sağlıklı olduğunu, bununla birlikte davacı taraf her ne kadar yazarın İtalya'da kanser tedavisi gördüğünü iddia etmiş ise de, müvekkilinin beyanına göre müteveffa yazarın ameliyat, kemoterapi gibi tedavi yöntemlerini kabul etmediğini, davacı tarafın müvekkili ... ile müteveffa yazar arasında özel bir ilişki olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiasının doğru olduğunu, müvekkilinin müteveffanın ölüm tarihine kadar hayat arkadaşı, müteveffanın son dört yılında her zaman yanında olduğunu, vefat günü olan 12.09.2014 tarihine kadar kalan zamanını ise yazarın ..., ...'de evinde müvekkili ile geçirdiğini, yazarın çocuklarından sadece ...'nın Temmuz ayında babasının yanında kaldığını, kızı ...'nın da hafta sonları birkaç saatliğine ziyaretine geldiğini, müvekkilinin beyanına göre davacı tarafın bu sürede babasını bir kez ziyarete gelmediğini, telefonla dahi görüşmediğini, davacının bir kez bile babasını ziyarete gitmeden yazara psikolojik baskı ile sözleşme imzalatıldığı iddiasının hiç bir dayanağı olmadığını, yazarın vefatına kadar akli melekelerinin yerinde, bilinci acık ve normal olarak yaşadığını, kaldı ki yazarın hastalığının bilincine ve düşünme yetisine bir etkisinin de olmadığını, hastalık süresi boyunca yazarın yanında sadece gece gündüz bakımıyla sadece müvekkilinin ilgilendiğini ve yazarın son nefesini müvekkilinin yanında verdiğini, tüm bunların davacı tarafça bilinirken sözleşmenin geçersizliğine ilişkin iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu, müteveffanın ölmeden önce hastalığı boyunca yanında ona destek olan hayat arkadaşı müvekkilinin eserini yaşatması için duyduğu güven duygusu ile 25.04.2014 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, müteveffa yazarın 12.09.2014 tarihinde vefat etmiş olduğunu, davacı tarafın kendisinin yasal mirasçısı olduğunu, 29.03.2016 tarihinde davacının amcası ...'nın sahibi olduğu "..." isimli eser sebebiyle eseri yayımlayan şirkete karşı dava açıldığını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/70 E. sayılı dosyası üzerinden açılanı davada, ...'nım sahibi olduğu eserin müteveffanın sahibi olduğu "..." isimli eserden alıntı ve kopyalamalar içerdiği, iltibas yarattığı, ... tarafından verilen röportajlarda kendisini "..." isimli kitabın yazarı olarak tanıttığı iddia edilerek kitabın yayım, çoğaltma satışı ve reklamlarının durdurulması ile FSEK 68. maddesi gereği tazminat talep edildiğini, ... isimli kitabın yazarının babası olduğunu kabul eden davacının, kitabın yazarı olduğunu iddia eden amcası yerine müvekkiline dava açmış olmasının ve öldüğü tarihe kadar babasının yanında destekçisi olan müvekkiline karşı baskı yolu ile sözleşme yaptırdığını ve imzaların sahteliğini iddia etmesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddi ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf uhdesine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davalılar vekili dosyaya sunduğu 21/07/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişilerin Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nden dosyaya ibraz edilen sözleşmeleri de inceledikleri ve buna göre rapor hazırladıklarını, bilirkişi raporunun 10.sayfasında; THGM’den dosyaya ibraz edilen sözleşmeler arasında İngilizce ve başkaca dil haklarına yönelik ... ile 11.04.2014 tarihli 20 yıllık münhasır sözleşmenin yer aldığının açıkça belirtildiğini, bu noktada HMK’dan doğan ıslah haklarını kullanarak yabancı dillerdeki sözleşmeyi de delil olarak sunduklarını beyan ederek sözleşme örneğini sunmuştur.
MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/12/2021 tarihli 2016/102 E. - 2021/430 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı murisi ... ait ... isimli eserin mali haklarının devrine ilişkin davalılar ile murisi arasında yapılan sözleşmelerdeki imzaların murise ait olmadığını iddia etmiş ise de yapılan imza incelemeleri sonucunda sözleşmelerde yer alan imzaların murise ait olduğunun tespit edildiği, yine murisin görmüş olduğu kanser tedavisinden kaynaklı olarak sözleşmelerin imzalanması sırasında irade fesadına uğradığını iddia etmiş ise de sunulan deliller kapsamında murisin görmüş olduğu tedavilerin akli melekelerini etkileyecek nitelikte olmadığı, irade fesadına uğradığı iddiasının soyut iddialardan ibaret olduğu anlaşılmakla, sözleşmelerin bu yönlerden geçersizliğinin tespitine yönelik taleplerin ve bu kapsamda eser hak sahipliğine tecavüze dayalı taleplerin sübut bulmadığına kanaat getirilmiş, sözleşmelerin geçerliliği tespit edilmiş olmakla, THGM nezdinde yanlış sözleşme, sunulmasının sunulan sözleşme içerikleri ve murisin sağlığındaki zımni muvafakati dikkate alındığında, davalıların kullanımlarının haksız olduğunun kabulünü gerektirmediği sonucuna ulaşılmış, neticeten davacının mirasçı sıfatıyla manevi hak ihlaline yönelik taleplerde bulunabileceği kabul olunmakla birlikte, izahı yapılan kabuller kapsamında manevi hak ihlalinin bulunmadığı sonucun ulaşılmakla, mali hak sahipliğinden kaynaklı olarak sözleşmeden belirlenen telif ücretlerinin talep olunabileceği, ancak mevzuat ve yargı uygulamalarımız gereği eser sahibi murisin vefatı ile birlikte mali hak sahipliğine dayalı talepler yönünden mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu, gözetilerek davacıya usuli eksikliği gidermesi yönünden kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen eksikliğin giderilemediği anlaşılmakla, talebe konu telif alacağı yönünden aktif husumetinin bulunmadığı gözetilerek bu talebin de reddine karar vermek gerekmiş, haksız fiil iddiaları yönünden ise geçerli sözleşmeye ve murisin zımni rızasına dayalı kullanımların haksız fiil olarak kabul olunamayacağı dikkate alınarak bu yönden de sübut bulmayan davanın reddine" karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalı ...'ün 25/04/2014 tarihli sözleşme uyarınca hak sahipliği talebinde bulunmuş olmakla, incelemenin de buna göre yapılması gerektiğini, Mahkemenin onlarca sözleşmeden davalı lehine hak çıkarmaya çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, telif yasasının yorum yoluyla genişletilemeyeceğini, yasada yazılan şartları taşımasının zorunlu olduğunu, Davalılar tarafından Mahkemenin ara kararı ile dosyaya sunulan 11/04/2014 tarihli "..." başlıklı belgenin bir sözleşme olmadığını, taraflar arasında sözleşme yapılmasına dair mutabakatı gösteren bir ön protokol, bir centilmenlik anlaşması olduğunu, buna rağmen davalıların hak sahipliğine dayanak alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Bu belgede eserin yabancı dillerde basım hakkının devrine ilişkin bir ibarenin bulunmadığını, Davalı ...'ün THGM'ne sunulan sözleşmelerde bulunmayan yetkiye rağmen 18.000 adet İngilizce basılan kitaplar için bandrol alınmdığını, izinsiz şekilde çoğaltma, yayma, umuma iletim yaptığını, müvekkilinin miras payına düşen zararını FSEK m. 68-70 uyarınca gidermesi gerektiğini, Davalılardan ... şirketinin İngilizce dilinde kitap basma hakkının sözleşme süresinin dolduğu 25/10/2016 tarihinde sona erdiğini, Murisin psikolojik baskı altında sözleşmeleri imzalayıp imzalamadığına dair alınan bilirkişi raporunda; "Hasta 12/09/2014 tarihinde vefat etmiştir. Seniliteye bağlı ve ürolojik problemler nedeni ile vefat etmiştir. Psikolojik baskı hasta yatağında yapılsa bile bunu tespit etmek mümkün değildir. Demans veya bellek zayıflığı ile ilgili bir tedavi almadığından nörolojik bir hastalığı olduğu söylenemez. Bu nedenle ... kenuni ehil olduğundan hastalık ve genel durum düşüklüğü olsa da, kendi iradesi ile kararlarını vermiş olabilir." şeklinde görüş bildirildiği, buna göre murisin psikolojik etki altında kalıp kalmadığının sözleşme tarihinde murisin içinde bulunduğu durum, hak-menfaat unsuru, yapılan işlemin hukuki gerekliliği ve sözleşmede edimler arasındaki denge gibi çeşitli faktçrlerin birlikte değerlendirilmesi ile tespit edilebileceğini, Sözleşmelerin içeriği, daha önce 5 yıllık sözleşme yapılmasına rağmen, sözleşme sürelerinin 20 yıl olarak belirlenmesi ile murisin davalı ...'ün baskısı altında, davalının geleceğini güvence altına alınması amacıyla sözleşmelerin imzalatıldığını gösterdiğini, Bu konuda murisin son durumunun yakın şahidi olanların Mahkemece dinlenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, Murisin sözleşmeyi davalı ...'ün kendisini aldatması sonucunda imzalamış olması halinde TBK'nun 36/1. maddesi uyarınca murisin sözleşme ile bağlı olmayacağının düzenlendiğini, Sözleşmeler arasında aşırı dengesizlik (gabin) bulunup bulunmadığının da araştırılmadığını, ehliyetsizlik iddiasıyla ilgili bu ilkeler uyarınca araştırma yapılmadığını, Eserden doğan hakların ihlali halinde hak sahibinin talep edebileceği tazminatın FSEK 68-70. Maddelerinde düzenlendiğini, müvekkilinin de davalıların hak ihlalinde bulunmaları nedeniyle miras payı oranında zararının giderilmesini talep ettiğini, davalı ...'ün sözleşmede bulunmayan yetkiye rağmen izinsiz çoğaltma, yayma, umuma iletim yaptığını, müvekkilinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Davalı ... şirketi ile müvekkilinin murisi arasında kitabın İngilizce basımıyla ilgili 25 Ekim 2011 tarihli sözleşme dışında başka sözleşme bulunmadığını, sözleşme süresinin sona erdiği 25/10/2016 tarihinde bu yetkilerinin de sona erdiğini, Davalı ...'ün 11/04/2014 tarihli sözleşmeyi delilleri arasında göstermediğini, bu sözleşmeye dayanarak hak talebinde bulunmadığını, bu nedenle 24 Nisan 2014 tarihli ve 20 yıl süreli sözleşme dışında başka bir sözleşmeye dayanarak hak sahibi olduğunu savunmasını kabul etmediklerini, buna izin vermediklerini, bu durumun iddianın ve davanın genişletilmesi niteliğinde olduğunu, Mahkemece 11/04/2014 tarihli sözleşmedeki imzanın murise ait olup olmadığına dair Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmamasının da eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiğini, Aynı konuda birden çok sözleşme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, en son tarihli sözleşmenin geçerli olduğu hususunun genel kabul görmüş teamül hukuku gereği olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, haklı ve hukuka uygun davanın kabulüne, 25/04/2014 tarihli sözleşme hilafına izinsiz şekilde basılan, çoğaltılan, umuma iletilen eserlerin tedbiren toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/16 D.İş sayılı dosya örneği incelendiğinde; tespit ve tedbir isteyen ... vekili dilekçesi ile müvekkilinin murisinin eser sahibi olduğu kabul edilen "...", "...", "..." isimli ilim ve edebi eserinin mali haklarının devrine dair karşı taraf ile yapılan 29/12/2009 tarih ve 5 yıl süreli telif sözleşmesinin süresi bitmesine rağmen, karşı tarafın izinsiz olarak halen söz konusu eserin basımının, yayımının, dağıtımının yapıldığını iddia ederek tecavüzün tespiti, ref'i, men'i ve tazminat davasından önce zararın önlenmesi için tedbiren karşı tarafın eylemlerinin durdurulmasını ve FSEK ilgili hükümleri gereğince satışa sunulan eserlerin toplatılmasını talep ettiği, mahkemece 02/03/2016 tarihli kararı gereğince ihtiyati tedbir talebinin duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verildiği, 22/03/2016 tarihli ve 2016/19 Karar sayılı kararıyla, davalı vekilinin 22/03/2016 tarihli oturumda sunduğu sözleşme ile dava konusu eser üzerindeki haklarını sözleşmenin giriş kısmında yayıncı olarak ...'e devrettiği ve sözleşmenin de ...'ün ... ile birlikte ortağı oldukları şirket adına imzalanması ve davalının da eserin bu sözleşme gereğince yayınladığını iddia etmesi durumu nedeniyle uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden tedbir talebinin reddine karar verildiği tespit edilmiştir. Davacı ...'nın, eser sahibinin mirasçısı olduğuna dair sunmuş olduğu 16.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı Noter ... tarafından düzenlenmiş Avrupa Miras Belgesi ve Türkçe tercümesi incelendiğinde; ...’nın mirasçılarının ¼’er paya sahip davacı ..., ..., ... ve ...’nın oldukları tespit edilmiştir. ... ile ... arasında akdedilen 29.12.2009 tarihli sözleşme incelendiğinde; "..." isimli kitabın Türkçe dil haklarının münhasıran ... tarafından, tercüme ve dağıtımının yapılmasına, kitabın 5 yıl boyunca kitap formunda basımına, dağıtımı ve yayınlanmasına ve Türkçe dilindeki elektronik haklarına (CD-ROM, DVD, online servisler vs) ilişkin tek ve münhasır hak sahibi kılınması hususlarında, eser sahibinin yayıncıya münhasır bir lisans verdiği, Sözleşmenin 8. maddesinde, Türkçe dilindeki kitap yayım hakları ile sınırlı bir devrin söz konusu olduğu tespit edilmiştir. ... ile ... Şti arasında akdedilen 25 Ekim 2011 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşme ile "..." isimli kitabın İngilizce dilinde çoğaltma, yayınlama ve dağıtmaya yönelik hakları münhasıran yayıncıya 5 yıl süre ile devir edildiği, ancak elektronik (umuma iletim) haklarının ise verilmediğinin 7. maddede açıkça belirtildiği tespit edilmiştir. ... ile ... arasında akdedilen 25.04.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşme ile "..." isimli kitabın Türkçe dilinde çoğaltma, yayınlama, dağıtmaya ve umuma iletmeye yönelik haklarının münhasıran yayıncıya 20 yıl süre ile devir edildiği tespit edilmiştir. ... ile ... Dan. Hiz. Tic, Ltd. Şti. arasında akdedilen 25.04.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşme ile "..." isimli kitabın Türkçe dilinde çoğaltma, yayınlama, dağıtmaya ve umuma iletmeye yönelik hakları münhasıran yayıncıya 20 yıl süre ile devir edildiği tespit edilmiştir. ... ile ... arasında akdedilen 11.04.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde; "Mal sahibi bu tutanak ile Yayıncıyı 20 (yırmi) yıllık bir sure boyunca Yazarın “...” isimli kitabının, herhangi bir kitap formunda veya elektronik formda (CO-ROM, DV, Online hizmetler, e-kitap, sesli kitap vs.) basılması, yayınlanması, dağıtımı ve İngilizce, Almanca, Rusça, Yunanca, Romence, Bulgarca, Japonca ve Türkçe dillerinde dünya çapında müzik, sinema filmi, ticari film, oyun, tiyatro, aktiviteler olarak temsil edilmesine yönelik münferit ve münhasır haklarını bahşetmekte ve devretmektedir. Yazar ayrıca, bu belge ile Yayıncıya-yukarıdaki konularla ilgili olduğu üzere (paragraf 1'de) - dünya çapında ve diğer dillere ek olarak, projelerine, önceki kitaplarına, tüm makalelerine ve tüm yazılı belgelerine, günlüklerine ve yeni yazılmış olan çalışmaları dahil, 1000 sayfanın üzerindeki ders notlarına ilişkin münhasır hakları da bahşetmekte ve devretmektedir. Yayıncı yukarıda belirtilmekte olan haklarının tamamını veya bir kısmını Türkiye veya diğer ülkelerde uygun üçüncü şahıslara devredebilir ve transfer edebilir. Yayıncı yıllık temelde iki defa ve yalnızca Türkçe dilinde basılmış olan kitaplara yönelik olarak her bir kitap üzerindeki net karın %5' i miktarında ödemede bulunacaktır. Taraflardan herhangi biri bu Tutanağın süresinin sona ermesinden 3 ay önce bir fesih bildiriminde bulunmadığı müddetçe, bu anlaşma otomatik olarak yenilenecektir." şeklinde anlaşmaya vardıkları tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince Edebiyatçı ..., Mali müşavir ... ve telif hakları uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/03/2017 tarihli raporda; dosyada yapılacak hesaplamalara esas olmak üzere murisin geride kalan mirasçı veya mirasçılarının tespiti ile, mirasın ne kadarının davacıya kaldığına dair mirasçılık belgesi sunulması gerektiği, tüm sözleşmelerin ve tercümelerinin asıllarının sunulması gerektiği, davacı tarafın iddia ettiği üzere, 25.04.2014 tarihli sözleşmeler üzerinde bulunan ...'ya ait imzaların sahteliği hususunda uzman bir grafolog bilirkişiden rapor alınması gerektiği, davalı şirkete ait ticaret sicil bilgileri ve yetkili imza sirküleri sunulması gerektiği, T.C Kültür Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne yazılarak, ...'nın eser sahibi olduğu "..." isimli Türkçe kitaba ait şimdiye kadar alınmış bandrol adedinin, kim tarafından alındığının ve kitaba dair sunulmuş sözleşmelerin istenmesi gerektiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne yazılarak, ...'nın eser sahibi olduğu "..." isimli İngilizce kitaba ait şimdiye kadar alınmış bandrol adedinin, kim tarafından alındığının ve kitaba dair sunulmuş sözleşmelerin istenmesi gerektiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne yazılarak, ...'nın eser sahibi, ... veya ... Şti'nin yayıncısı olduğu Türkçe ve İngilizce dışında yabancı dilde yayınlanmış bir eser olup olmadığının, var ise şimdiye kadar alınmış bandrol adedinin, kim tarafından alındığının ve kitaba dair sunulmuş sözleşmelerin istenmesi gerektiğini, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürlüğü'ne yazılarak, ...'nın eser sahibi olduğu "..." isimli Türkçe elektronik yayın kapsamında alınmış ISBN numarası olup olmadığının sorulması gerektiği, dosyada yapılacak hesaplamalara esas olmak üzere, sözleşmelere binaen davalılar tarafından şimdiye kadar ödenmiş telif bedeli ile ilgili her hangi bir belge sunulmadığı takdirde, Kültür Bakanlığı'ndan gelen bilgi ve belgeler ışığında rayiç bir bedel üzerinden hesaplama yapılması, hak sahibi olmadan bandrol alımı yapılmış ise maddi tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. İmza incelemesi yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 03/01/2018 ve 25/10/2018 tarihli raporlar ile; evrak eksikliği ve inceleme konusunun belirlenmesi yönlerinden dosya iade olunmuş, bu raporlara karşı taraf vekilleri beyanlarını sunmuşlar ve son olarak incelemenin kapsamı belirtilmek suretiyle dosya tekrardan ATK ya gönderilmiş, 08/07/2019 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu belgelerde ...'ya atfen atılı imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporu sunulmuştur. Eserin İngilizce basımına ilişkin olarak sözleşme içerikleri dikkate alındığında hak devrinin bulunup bulunmadığı tekrardan ele alınarak davalılara ait kayıtların irdelenmek suretiyle yabancı dilde herhangi bir basım yapılıp yapılmadığının, davacının murisinin fiil ehliyetinin mevcut olup olmadığının tespiti yönünden Edebiyatçı ..., Mali müşavir ..., telif hakları uzmanı ... ve Nöroloji uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 10/06/2020 tarihli t raporda özetle; davacı tarafça sunulan tedavi evrakları incelendiğinde murisin görmüş olduğu tedavilerin fiil ehliyetini etkileyebilecek nitelikte olmadığı, mahkemece mecburi dava arkadaşlığı yönünden yapılacak nitelemeye göre; mali haklara ilişkin tasarruf haklarını kullanmak açısından mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı olması gerektiği sonucuna varılır ise, eser sahibi murisin davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece dava dışı mirasçıların açılan davaya muvafakatlerin alınması veya miras şirketine bir temsilci tayininin sağlanarak, mali haklara ilişkin istemle ilgili olarak yargılamaya devam olunması, aksi halde, davalının iş ve işlemlerinin haksız fiil oluşturması nedeni ile davacının tek başıma münferiden kendi payı 1/4 oranında FSEK 68 ve 70/II anlamında mali haklara ilişkin tazminat talep edebileceği sonucuna varılır ise, yargılamaya devam olunması gerektiği, taraflar arasında yapıları sözleşmeler ışığında; basılı kitap için telif ücretinin, satılan kitap sayısı üzerinden perakende satış fiyatının (vergi hariç) %10'u olabileceği, (hesaplama yapılabilmesi için, davacının dava dilekçesinde, murisin 12.09.2014 tarihinde ölümünden itibaren alamadığı telif ve tazminatın hesaplanarak ödenmesini talep etmesi nedeni ile, "..." isimli İngilizce kitap ile, "..." Türkçe kitabın, murisin öldüğü tarihten itibaren yıllar bazında perakende satış fiyatının (KDV dahil ve hariç olarak) tespit edilmesi gerektiği), tarafların dosyaya sunduğu ve üzerinde imza incelemesinin de yapıldığı raporda yer alan dört adet sözleşme ile yapılabilecek hesaplama ile: 18.000 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 = telif bedelinden davalı ...'ün sorumlu olacağı, FSEK madde 68 değerlendirmesi yapılır ise; 18.000 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 x 3 = telif bedelinden davalı ...'ün sorumlu olacağı, tarafların dosyaya sunduğu ve üzerinde imza incelemesinin de yapıldığı dört adet sözleşme ve de THGM'den gelen raporda yer alan sözleşmeler ile yapılabilecek hesaplama ile: 1.500 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 = telif bedelinden davalı ... Şti.'nin sorumlu olacağı, FSEK madde 68 değerlendirmesi yapılır ise; 1.500 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 x 3 = telif bedelinden davalı ... Şti'nin sorumlu olacağı, 12.000 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 = telif bedelinden davalı ...'ün sorumlu olacağı, 18.000 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 = telif bedelinden davalı ... sorumlu olacağı, FSEK madde 68 değerlendirmesi yapılır ise; 18.000 adet İngilizce kitap bandrolü x perakende satış bedeli(vergi hariç) x %10 x 3 = telif bedelinden davalı ...'ün sorumlu olacağı, davalı ...nin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmadığı, söz konusu hususun tepitine ilişkin inceleme mahallinde tutulan tutanak örneğinin rapor ekinde mahkemenin takdirine sunulduğu, davalı ... tarafından, incelemeye sunulan 2015-2016 mali dönemlerine ilişkin ticari defterlerinin, ait olduğu yılda yürürlükte olan TTK ve VUK hükümlerine göre kanunda öngörüldüğü şekilde yasal süresi içerisinde yazdırılmamış olması ve dolayısı ile biribirine teyit edemediği göz önünde bulundurularak, davalı tarafın ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı kanaatine varıldığı; delile dayanan taraf lehine delil niteliğinde olup olmadığının takdiri hususunda değerlendirmenin mahkemede olduğu, davalı ...'ün ticari defter ve fatura kayıtları üzerinde yapılan incelemesinde 2015 Yılında 150.863,18 TL, 2016 Yılında 280.783,20 TL olmak üzere toplam (150.863,134+280.783,20) 431.646,38 TL kitap satışından Brüt Gelir elde ettiği görüş ve kanaatine vardıklarını belirtmiştir. Dosya davalı tarafça sunulan "... başlıklı" belge yönünden bahse konu belgedeki imzanın davacı murisine ait olup olmadığı hususunda rapor tanzimi için sahtecilik alanında uzman grafolog, adli tıp uzmanı Prof. Dr. ...'dan alınan 03/02/2021 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu 11/04/2014 tarihli “...” başlıklı ... adına imzalanmış sözleşmede bulunan imza incelendiğinde, el kaldırılmak sureti ile üç ayrı kalem hareketi ile oluşturulan imzanın, son ikisinde belirgin olmak üzerel (“D” ve "A” ) her üç hareketin başlangıcında majiskül ve karakteristik özellikleri bulunan harfler ile başlatıldığı, başlangıç ve imzanım son kısımını oluşturan bölümlerin gramalar ile devam ettiği ve saat yönü tersinde oluşturulan bukteler ile sonlandırıldığı teşpit edildiği, ...'ya ait mukayese imzaları incelendiğinde de majskül karakterler ile başlayan imzaların birbiri ile uyumlu, ayırtedici özellikleri belirgin karakteristik motifler taşıyan işlek imzalar olduğunun saptandığı, kalem alışkanlıkları ve baskı derecesi bakımından inceleme konusu imza ile ...'ya ait dosyada mevcut mukayese imzaları arasında önemli düzeyde benzerlik tespit edildiği, ayrıntılandırılan bulgular dikkate alındığında; dava konusu 11/04/2014 tarihli sözleşmede yer alan ... adına atılı imzanın dosyada mevcut mukayese imzaları ile karşılaştırıldığında önemli derecede benzerlik ve uygunluk saptandığından, sözleşmede bulunan inceleme konusu imzanın ... eli ürünü olduğu" yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
G E R E K Ç E:Dava, davacının murisine ait “...” isimli eserin davalılar tarafından sahte veya murisin iradesi sakatlanarak hazırlanan hukuken geçersiz oldukları iddia edilen sözleşmelere dayanılarak, izinsiz olarak çoğaltıldığı, satıldığı ve bu şekilde davacının FSEK’ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla açılan tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat, telif alacağı davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; dosyaya sunulan sözleşme asılları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gelen belge örnekleri, bilirkişi raporları ile; davalılarla davacının murisi arasında imzalanan 25/04/2014 tarihli her iki sözleşmedeki imzaların davacının murisine ait olduklarının tespit edildiği, nöroloji uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ile davacının murisinin mesane kanser tedavisi gördüğü ve bu hastalığın fiil ehliyetini etkilemesinin söz konusu olmadığına dair görüş bildirildiği, bu rapor ve davalı tarafından murisin sözleşmelerin imzalanmasından sonra, ölümünden önceki dönemdeki faaliyetlerine ilişkin dosyaya sunulan deliller karşısında davacının bu konuda tanık dinlenmesi talebinin Mahkemece reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Kültürve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen ve davalı tarafça ıslah yoluyla delil olarak bildirilen 11/04/2014 tarihli sözleşme ile davalı ...’e “...” (...) isimli kitabının, herhangi bir kitap formunda veya elektronik formda (CO-ROM, DV, Online hizmetler, e-kitap, sesli kitap vs.) basılması, yayınlanması, dağıtımı ve İngilizce, Almanca, Rusça, Yunanca, Romence, Bulgarca, Japonca ve Türkçe dillerinde dünya çapında müzik, sinema filmi, ticari film, oyun, tiyatro, aktiviteler olarak temsil edilmesine yönelik münferit ve münhasır haklarını devrettiği, bu sözleşmedeki imzanın da davacının murisine ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu nedenle davalı ...’ün eseri yabancı dilde basmasının hak ihlali teşkil etmediği, taraflar arasında aynı konuda birden fazla sözleşme imzalanmasının sözleşmeleri geçersiz hale getirmeyeceği, davalı ...’ün davalı ... şirketinin yetkilisi olması nedeniyle her iki davalının da sözleşmeler kapsamında kitabın basımını ve satışını yapmalarının davacının murisine ait FSEK’ten kaynaklanan mali ve manevi haklara tecavüz teşkil etmeyeceği, murisin ölümünden önce bu sözleşmelerle ilgili bir itirazda bulunmadığı, sözleşmelerin 20 yıl süreli olması gibi, sözleşmelerde davalı ... lehine bazı hükümlere yer verilmesinin, ölümüne kadar muris ile hayat arkadaşlığı derecesinde ilişki yaşamış olmaları nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olduğu, sözleşmelerin FSEK’in 52. maddesindeki şekil şartlarına uygun oldukları, davacının FSEK 70. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edemeyeceği, Mahkemece sözleşmelerin geçersiz olduğunun tespiti, davacının mirasçı sıfatıyla FSEK’ten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiğinin tespiti, men’i ve ref’i ile manevi tazminat davalarının reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının FSEK 68. ve 70. maddeleri kapsamında talep ettiği maddi tazminat ve murisi ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca ödenmeyen telif haklarıyla ilgili ise; FSEK'nin 19. maddesinde, eser sahibinin FSEK’in 14. maddesindeki umuma arz, 15. maddesindeki adın belirtilmesi ve 16. maddesindeki eserde değişiklik yapılmasına ilişkin manevi haklarını, eser sahibinin ölümünden itibaren maddede sayılan kimselerin 70 yıl süre ile kendi namlarına kullanabileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 63. maddesinde ise kanunun tanıdığı mali hakların miras yolu ile intikal edeceği belirtilmiştir. Bu düzenleme karşısında FSEK 19. maddesi kapsamında eser sahibine tanınan manevi haklar bakımından kanunda sayılan kimselerin ayrı ayrı ve kendi namlarına manevi hakları ileri sürebilmesi mümkün olup, bu hakların birlikte kullanma zorunluluğu da yoktur. Ancak, FSEK 19. maddesi uyarınca manevi hakların kullanımı yönünden hak sahiplerine tanınan yetkiler mali hakları kapsamayıp, aynı Kanun'un 63. maddesine göre mali hakları veraseten iktisap eden mirasçılar tarafından mali haklarla ilgili taleplerin kullanımı genel hükümlere tabidir. Buna göre, somut olayda davacının murisi ... 2014 yılında ölmüş olup, ölüm tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanun hükümlerine göre mirasçılar arasında murisin mal varlığı, hak ve borçları yönünden iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerlidir. Bu nedenle de mali haklara ilişkin talep haklarını ileri sürmeleri açısından mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olup, eser sahibi murisin davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece resen dava dışı mirasçıların davaya muvafakatlerinin alınması veya miras şirketine bir temsilci tayininin sağlanması konusunda davacı taraf süre verilmesine rağmen, kesin süre içerisinde bu eksikliğin giderilmediği, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gereken taraf teşkiline ilişkin eksiklik giderilmediğinden Mahkemece maddi tazminat ve telif hakkıyla ilgili davaların da reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak;Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.