İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1003 K.2025/104
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1003 Esas
KARAR NO:2025/104
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:11/02/2021
NUMARASI:2018/1001 Esas, 2021/107 Karar
DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
KARAR TARİHİ:16/01/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı avukat olduğunu, 27/10/1989 tarihinden itibaren davalı kooperatifin avukatlığını yaptığını, 14/06/1993 tarihli davalı kooperatifin yönetim kurulu kararıyla " ....27/12/1988 tarihli yönetim kurulu kararıyla avukat olarak atanan Av. ...'in 27/10/1989 tarihinde kooperatifimize üye kabul edilmiştir. Vekalet ücreti yerine kendisine üyelik verilmiş, kooperatifin diğer ortaklarına anahtarlar teslim edilinceye kadar kooperatif üyelerince yapılması gereken ödentilerin bu üye yönünden bizzat kooperatifçe ödeneceği, anahtar teslim aşamasında kooperatifçe ödenecek aidat ve masraflarla avukatın vekalet ücretleri takas mahsup işlemine tabi tutularak hesaplaşılacağı..." hususunun kararlaştırıldığını, kendisinin avukat olarak edimini tam anlamıyla yerine getirdiğini, fakat kooperatifin 19/07/2009 yılı genel kurulunda kooperatife ait bir araziye inşaat izni alınamadığı için burayı satışa çıkardığını, alıcı olmadığı için ... AŞ ile trampa ve satış vaadi ön sözleşmesi tanzim ederek kooperatifin büyük zorluklarla kazandığı 554.843,96 m2 arazi karşılığında alıcının Maltepe'de yaptığı inşaatlardan her bir ortağa 150 m2'lik bir daire ve bir ... otomobil ile 4.000 USD ödenmesi kararının oya sunulduğunu; bu teklifin kabul edildiğini; bu genel kurul ve bunu takip eden yıllara ait 2009 - 2010 - 2011 - 2012 - 2013 -2014 ve 2015 yılına ait genel kurullarla ilgili mahkemelerce bu kararların iptaline hükmedildiğini; iptal davalarının kendisi tarafından ve diğer bir kısım ortakların açtığı iki ayrı davanın birleştirilmesi şeklinde görüldüğünü; bunlardan 2010 yılı genel kurulunun ve burada alınan kararların iptali davasının kesinleştiğini, 15/10/2009 tarihinde yapılan genel kurulda 19/07/2009 tarihli genel kurulda alınan kararın saptırılarak ... AŞ ile tapuda trampa sözleşmesi değil arazinin 89.789.000,00 TL satış işleminin yapılmasına karar verildiğini, Maltepe konutlarının mülkiyetinin hala ... AŞ adına kayıtlı olduğunu; ...'ın bu daireleri ortaklara devretmek için en geniş anlamda ibra ve haklardan feragat sözleşmesi istediğini; oysa kendisinin baştan beri bu işlemlere karşı olduğu için İstanbul 2. Ticaret Mahkemesinin 2009/601 sayılı dosyasında mutlak butlanla malul genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların iptali için dava açtıklarını; açtığı bu davadan feragat etmesinin istendiğini ancak bunun mümkün olmadığını, ...'la kooperatifin ibra etmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle kooperatif yönetiminin husumetini çektiğini, 2009 yılının hesaplarına ilişkin 27/06/2010 tarihli Genel Kurulda gündemin 11. Maddesinde " konut ve otomobillerini teslim almak için işlem yapmayan, ... AŞ ve ... AŞ'ye müracaat etmeyen, sözleşme imzalamayan ve gerekli vekaletname ve belgeleri vermeyen üyelerin ihraç edilmelerinin görüşülüp karara bağlanması" maddesinin müzakereye açıldığını ve maddenin kabul edildiğini, kendisinin bu karar altına "konut ve otomobillerini teslim almayan üyelerin ihracı mümkün değildir" demek suretiyle muhalefetini bildirdiğini; bunun üzerine kooperatif yönetim kurulu kararıyla üyelikten ihraç edildiğini, yasal süresi içinde buna karşı iptal davası açtığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/05/2010 günlü genel kurul kararının iptali davasının sonucunun beklenmesine karar verildiğini, dava ile ilgili işlem yapılmadığını, öte yandan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/05/2010 tarihli genel kurul kararı ile gündemin ihraçla ilgili 11. maddesinin iptal edildiğini; dosyanın hala istinaf incelemesinde olduğunu; böylece ihracıyla ilgili yönetim kurulu kararının mesneti olan genel kurulunun 11. maddesinin mahkeme kararıyla iptal edildiğini; kendisine 03/11/2009 tarihli ve 05/11/2009 tarihinde tebliğ edilen ihraç kararının kesin hükümsüz olduğunu, hukuken geçerli olmadığını, o tarihten sonraki bütün genel kurullara ortak olarak katıldığını; ancak 30/06/2018 tarihli son genel kurul toplantısında hazurun listesinde adının bulunmadığını, bu nedenle genel kurula katılmasının engellendiğini; kongreye giren bir üyeden aldığı bilgiye göre gündemin 13. maddesinde "çıkan ve çıkarılan üye ...'in dairesinin satılmasının görüşülüp karara bağlanması hususunun ele alındığını, ihracın mahkeme kararıyla kesinleşen ...'in üyelikten çıkarılmasına, üyelikteki dairesinin satılıp, kooperatif giderlerinde kullanılmak üzere kooperatife gelir yazılmasına, bu gelirle öncelikle çalışanların tazminatının ödenmesine ve avukatlık muhasebe gibi sair giderlerde kullanılmasına, 53'e 11 oy çokluğuyla karar verilmiştir." şeklinde karar alındığını; 30/06/2018 tarihli genel kurul kararının iptali için Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2018/599 Esas nolu dava açtığını, genel kurulda alınan dairesinin satışına ilişkin kararın uygulanmasının mümkün olmadığını, hakkındaki ihraç kararının yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek 27/12/1989 ile Eylül 2009 yılları arasında avukatı olduğu 14/06/1993 tarihinden itibaren de ortağı olduğu kooperatifteki ortaklığının 14/06/1993'den itibaren kesintisiz olarak devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 03/11/2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, kararın kendisine tebliğ edildiğini, ortaklıktan çıkarma kararının 19/07/2009 tarihli genel kurulda alınan karara dayalı olarak verilmiş olduğunu, davacının 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/15 sayılı dosyasıyla dava açtığını, davanın ticaret mahkemelerinin tekli/heyetli olmaları sonunda İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/336 Esas sayılı dosyasıyla görülmeye devam ederken 03/04/2017 tarihinde davacının dosyayı takipsiz bıraktığını, bu nedenle 2014/336 Esas 2017/226 Karar sayılı dosyasıyla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan iptal davasının açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davacı hakkında kesinleşmiş bir ihraç kararı olduğundan iş bu davanın haksız yere açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacının vermiş bulunduğu avukatlık hizmetinden dolayı kooperatife üye kaydedildiği, kendisinden kooperatif üyelerince ödenen aidatların alınmamasına, kooperatif tasfiye edilirken daire kazanan kooperatif üyelerinin ödediği aidatlar ile verdiği ve faturaladığı avukatlık hizmet ücretlerinin takas mahsubu sonunda hesaplama yapılacağı hususunun üye kayıt kararında yer aldığı, bir müddet üyeliğinin devam ettiği, kooperatifin 19/07/2009 tarihli genel kurulunun 9/b maddesinde davacının ihracıyla ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, diğer ortakların ödediği aidat kadar serbest meslek faturası (verdiği avukatlık hizmeti karşılığı) kesmesine karar verildiği, davacı kesmeyince 18/08/2009 ve 18/09/2009 tarihlerinde 2 adet ihtarla bu makbuzları kesmesi, kooperatife göndermesinin bildirildiği, söz konusu makbuzların vekalet ücretinden düşülmek üzere istendiği, 03/11/2009 tarihli 3. İhtarda ise, ilk iki ihtarla bildirilmesine rağmen makbuzları kesmediği, böylece aidatı ödememiş sayıldığı belirtilerek bu nedenle 03/11/2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla kendisinin ihraç edildiğinin davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının kendisinin ihracıyla ilgili 03/11/2009 tarihli yönetim kurulu kararına karşı 10/01/2010'da ihracın iptali için dava açtığı, yargılamaya İstanbul 6. ATM'nin 2014/336 esas sayılı dosyasında devam edilirken 03/04/2017 tarihindeki duruşmayı davacının mazeretsiz takip etmediği, dosyanın işlemden kaldırılarak açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın 02/01/2018 tarihinde kesinleştiği, davacı hakkındaki verilen ve kesinleşen ihraç kararının 03/11/2009 tarihinde kooperatifin yönetim kurulu tarafından verilen ihraç kararı olduğu, söz konusu karar iptal edilmediği, davacı tarafın bildirdiği İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ise 27/06/2010 tarihli genel kurulunun 11. maddesinde ödemede bulunmayan 4 ortağın (biri davacı) 20 günde aidatlarını yatırmazlarsa ihraç edilecekleri hususunda bir karar alınmasına ve bu yönde yönetim kuruluna talimat verilmesine karar verildiği, bu kararın aidat tahsiline ilişkin bir karar olduğu ve sonucuna göre ihraç kararı verilmesi hususunda yönetim kuruluna bildirimde bulunulmasının kararlaştırıldığı, bu nedenle İstanbul 2. ATM'nin bu karara karşı verdiği iptal hükmünün bu genel kurulda alınan aidat kararına ilişkin olduğu, davacının ihracına ilişkin bir karar olmadığı, davacı, sonradan gerçekleşen İstanbul 2. ATM'de iptaline ilişkin hüküm oluşturulan bu kararın evvelden takip etmediği dava sebebiyle kesinleşen yönetim kurulu kararındaki ihraç sebebini de ortadan kaldırdığını, bu nedenle iptaline hükmedilmemiş olan (takip etmediğinden dolayı açılmamış sayılmasına karar verildiği için) yönetim kurulu kararının temelinden çöktüğünü belirterek üyeliğinin tespitini talep etmekteyse de bunun teknik olarak mümkün olmadığı, hakkında ihraca yönelik verilen bir yönetim kurulu kararı olduğunu, bu karara karşı süresinde iptal davası açtığı ancak açılmamış sayılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu kararının iptali için artık dava açma süresinin de kaçtığı, yönetim kurulunca 03/11/2009 tarihinde verilen ihraç kararının kesinleştiği, kesinleşmiş olan bu ihraç kararının artık doğru olup olmadığının, butlanla malul olup olmadığının, bu karar yönünden açılmış bir dava yokken tartışılamayacağı, bu nedenle bu kararın kesinleşme tarihinden sonraki dönem için üyeliğin tespitine karar verilemeyeceği, davacının talebi kooperatif üyeliğinin dava tarihine kadar kesintisiz olarak devam ettiğinin tespitine ilişkin olduğundan yukarıda bahsedilen 03/11/2009 tarihli ihraç kararı 02/01/2018'de kesinleştiğinden o tarihe kadar kooperatife üyeliğinin tespitine karar verildiği, zira Kooperatif Kanununun 16/son maddesine göre kooperatif ortakları hakkında hak ve yükümlülüklerin çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği, bu düzenleme karşısında davacının kooperatifteki hak ve yükümlülükleri 02/01/2018'e kadar devam ettiği için mahkeme hükmünün bu çerçevede oluşturulduğunu, zaten davalı kooperatifin KK. 16/son maddesindeki bu düzenleme nedeniyle ihraç kararı kesinleşinceye kadar olan genel kurul toplantılarına dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacıyı davet ettiği, katılmasını sağladığı, her ne kadar davacı bunu kooperatif üyeliğinin bir yerde zımmen kabulü gibi bildirmişse de, kooperatifin yasal sorumluluğu sebebiyle davacıyı ihraç kararı kesinleşinceye kadar toplantılara çağırarak hazurun cetvelinde gösterdiği, davacının davalı kooperatifin yönetim kurulunca hakkında verilen ihraç kararının kesinleşmesi tarihi olan 02/01/2018'e kadar kooperatif üyesi olduğunun tespitine, ancak davacının halen kooperatif üyesi olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının, davalı kooperatifin 27.10.1989 tarih ve 14693 sayılı kararı ile kooperatife üye olarak kabul edildiğini, 03.11.2009 tarihli yönetim kurulu kararı ile de üyelikten ihracına karar verildiğini, ...'in üyelikten ihraç edildiğine dair karar, İstanbul ... Noterliği ... Yevmiye Numaralı ihtarname ile kendisine tebliğ edildiğini, davacının akabinde ihraç kararının iptali için dava açtığını, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek kesinleştiğini, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar geriye doğru hüküm ifade ettiğinden yerel mahkemenin davacının 02.01.2018 tarihine kadar kooperatif üyesi olduğuna ilişkin tespitinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/336 E. sayılı dosyası ile görülen kooperatif üyeliğinin iptali amacıyla açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ile birlikte davanın geriye dönük olarak hiç açılmamış sayılacağını, davacının ihraç kararının iptali isteminin vaki olmamış sayılacağını ve üyelikten ihracın iptali için öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin de dolmuş olacağını, 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali için dava açmayan davacının ihraç kararının davacıya tebliğinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre sonunda kesinleşeceğini, hatalı gerekçe ile davacının 02.01.2018 tarihine kadar kooperatif üyesi olduğuna ilişkin tespitin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerle; yerel mahkemenin, davacının üyeliğinin 02.01.2018'e kadar devam ettiğine ilişkin tespitine ilişkin hükmünün kaldırılarak davacının kooperatif üyeliğinden ihraç kararının alındığı tarihten itibaren davacının üyeliğinin sonlandığının tespitine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı asil istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde;Davalı kooperatif yönetim kurulunun vekalet verdiği avukatların yetkisinin 26.06.2020 de sona erdiğini, pandemi nedeniyle 2. toplanma yasağının 07.11.2020 tarihinde başladığını, aradan geçen süre içinde kooperatifin genel kurulunu toplamadığını, yönetim kurulunun yetkisisini yenilemesi gerektiğini, ancak bu işlemlerin yapılmadığını, bu nedenle artık yönetim kurulunun ve kooperatif vekilinin kooperatif adına işlem yapma yetkisinin hukuki mesnedini kaybettiğini, bu nedenle istinaf dilekçesinin reddini ve hiç verilmemiş sayılmasına karar verilmesini, İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesinde açılan 2012/158 nolu davada gündemin 11. maddesinin diğer maddelerle birlikte iptal edildiğini, iptal gerekçesinin "konut yapı kooperatif ortaklarının kooperatifler yasası ve kooperatif ana sözleşmesinde ihraç sebeplerinin sayıldığı, bu sebeplerin dışında hiçbir gerekçeyle ortakların ihraç edilemeyeceği" şeklinde olduğunu, davacı asil olarak kendisinin de bu gerekçeyle ihraç edilmesinin yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, alınan ihraç kararının mutlak butlanla batıl ve kesin hükümsüz olduğunu, bilirkişi raporunun 6. sayfası 9. paragrafının “Gündemin 11. Maddesi konut ve otomobilleri teslim almayan, işlem yapmayan ortakların ihracına ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 15/1 maddesi gereğince kooperatif ortaklığından çıkarmayı gerektiren sebepler ana sözleşmede açıkça gösterilmelidir. Açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarma kararı verilemez. Davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 14. maddesinde ihraç sebepleri sayılmakta olup genel kurulda alınan kararda belirtilen husus iptal sebepleri arasında yer almamaktadır. Bu nedenle gündemin 11. Maddesinde alınan karar kanuna ve ana sözleşmeye aykırıdır. Bu nedenle iptali gerekmektedir.” şeklinde olduğunu, İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 19.07.2009 tarihli genel kurulunda alınan ihraçla ilgili kararların 2014/1424 E. ve 2017/1052 K. ile iptal edildiği esas alındığında davacının davalı kooperatifteki ortaklık sıfatının devam ettiğini, ayrıca Kooperatifin 27.06.2010 yılı genel kurulunda alınan ihraçla ilgili gündemin 11. maddesinin İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesinde açılan 2011 yılı hesap dönemine ait 06.05.2012 tarihli genel kurul kararlarının ve gündemin 11. maddesinin diğer maddelerle birlikte iptal edildiğini, böylece ihraç kararının, iptal kararlarıyla da hukuken kesin hükümsüzlüğünün bir kere daha ortaya çıktığını, davalının istinaf nedenleri olarak ileri sürdüğü hususların 30.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/15 sayılı kesinleşmiş kararına, Kooperatifler Yasası ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğunu belirterek davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı asil istinaf dilekçesine cevap dilekçesinden sonra dosyaya sunduğu 23/02/2023 tarihli beyan dilekçesinde; dava konusunda her biri kesinleşmiş mahkeme kararlarına bağlı beyanlarının kabul edilerek istinafa konu mahkeme kararında belirtilen 02.01.2018 tarihinden sonra üyeliğinin olmadığı yönündeki mahkeme hükmünün kaldırılarak hükümdeki diğer kısımların onanmasını talep etmiştir.Davacı asil istinaf dilekçesine cevap dilekçesinden sonra dosyaya sunduğu 15/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde; davalı kooperatifin 19.07.2009 günlü genel kurulda alınan "konut ve otomobillerini teslim almak için işlem yapmayan, ... ve ... ya müracaat etmeyen ortakların ihracı" konulu kararının 27.06.2010 günlü genel kurulda görüşüldüğünü ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 16/1 gereği, kooperatif ortaklığından çıkmayı gerektiren sebepler Ana Sözleşmenin 14. maddesinde açıkça gösterilen sebepler arasında olmadığından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/322 E. ve 2017/595 K. sayılı ve 4.5.2017 tarihli kararıyla iptal edildiğini, bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/659 E. ve 2022/2785 K. ve 24.5.2022 tarihli onama ilamı gereği 24.5.2022 tarihi itibariyle kesinleştiğini, İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi 2014/322 sayılı davada 4.5.2017 tarihinde iptal talebinin kabul edildiğini, ihraç kararının iptal edildiğini, artık 6. Ticaret Mahkemesinin 2014/336 E. sayılı dava konusunun ortadan kalktığını, verilen kararın davanın hiç açılmamış sayılması kararı olduğunu, davalı avukatlarının iddia ettiği gibi ihraç kararının kesinleşmesi kararı olmadığını belirterek kararın kaldırılarak toplanan deliller, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/322 E. sayılı davada verilen karar da göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesini, kooperatif yönetim kurulunun ve vekaletname verdiği avukatların vekaletnamelerinin yasal süresi geçtiğinden beyanlarının hiç verilmemiş sayılmasına, diğer davaların bu dava sonucunu beklemesi nedeniyle de öncelikle incelenmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti davasıdır.Davacı tarafından dosyaya sunulan ... kaydına göre, davalı kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin 26/06/2020 tarihinde sona ereceği belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra yeni bir yönetim kurulunun seçilmediği anlaşılmakla Kooperatifler Kanunu 42. maddesi uyarınca yönetim kurulunu seçme yetkisi, genel kurula ait olduğundan TBK 513/2. maddesi gereğince yönetim kurulunun kooperatife yeniden yönetim kurulu üyeleri seçilinceye kadar görevlerini ifa ile yükümlü oldukları sonuç ve kanaatine varılmakla 04/03/2016 tarihinde davalı kooperatif tarafından verilen süresiz vekaletnamenin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmış olup davacının vekaletnamenin son bulduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacının ihracına sebep olan yönetim kurulu kararının dayanağı, genel kurulda alınan 9-b ve 9-c maddeleridir. Bu maddeler gereğince davacı, serbest meslek makbuzu kesmediğinden bahisle ihraç edilmiştir. Ancak bu maddeler, aşağıda belirtilen kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edilmiştir.Genel Kurulun 9/b maddesinde, "Kooperatife vermiş oldukları hukuki hizmetler karşılığında kendilerine ücret yerine giriş ve aylık aidatı alınmamak suretiyle üyelik verilen avukatlar; ...., ... ve ... için verilen yönetim kurulu kararının onaylanması ve bu kişilere sağlanan ücret yerine giriş ve aidat ödeme muafiyetinin vergilendirme usulünün belirlenmesi ve bu hususla ilgili olarak Yönetim Kurulunun ibrası, maddesine geçildi. Kooperatif avukatları ..., ..., ... ve ...'in bu genel kurul tarihine kadar emsal üyenin ödediği anapara ve aidat ödemesi kadar miktarda serbest meslek makbuzu kesmelerine" ve 9/c maddesinde "01.01.2004 – 14.05.2008 döneminde Avukat ...'a ödenen 40.440,00 TL, Avukat ...'a ödenen 70.560,00 TL ve Avukat ...'a ödenen 12.250,00 TL'nin ve baktıkları davalardan dolayı yapılan ödemeden dolayı yönetim kurulunun ibra edilmesine" dair kararlar alınmıştır.Davacının ihracına konu 03/11/2009 tarihli yönetim kuruluna dayanak genel kurul kararı 19/07/2009 tarihlidir. Bu genel kurul kararına karşı iş bu dava davacısının müdahil olduğu dava dışı kişiler tarafından 18/08/2009 tarihinde açılan iptal davasında, İstanbul 2 ATM nin 2009/601 E. 2012/135 K. Sayılı ilamı ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine onandığı, ancak daha sonra karar düzeltme talebi üzerine Y. 23. HD. 2014/2512 E. 6704 K. Sayılı bozma kararı sonrasında kararın birleşen İstanbul 2009/630 E. Sayılı dosya yönünden bozulduğu, bozma sonrasında İstanbul 2 ATM nin 2014/1424 E. 2017/1052 K. Sayılı ilamıyla 19/07/2009 tarihli genel kurulun ihraç kararına dayanak 9/b ve 9/c maddelerinin Avukatlık Kanuna göre kooperatif ortaklarına ücret yerine ortaklık verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, bu kararın Y. 23 HD. 06/07/2020 T. 2018/19 E. 2020/2470 K. Sayılı ilamıyla onandığı, tarafların karar düzeltme yoluna başvurmaması sonucu kararın 12/03/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosya incelendiğinde, davalı kooperatif yönetim kurulunun davacı hakkında 03/11/2009 tarihinde ihraç kararı verdiği, ihraç kararının davacıya İstanbul ... Noterliği'nin 05/11/2009 T. ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile tebliğ edildiği, davacının 11/01/2010 tarihinde ihraç kararının iptali istemiyle dava açtığı, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/336 E. 2017/226 K. sayılı ilamı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 02/01/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3. ve davalı kooperatif anasözleşmenin 14/2. ve 3. maddelerinde "Ortak çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu süre hak düşürücü süredir ve bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Ayrıca, 6100 Sayılı HMK'nın 150/5. ve 7. bentlerinde "işlemden kaldırılan dava, süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilir, açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." hükümlerine yer verilmiştir. Yani, davanın açılmamış sayılması kararı ile davanın açılması ile meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar."Davanın açılmamış sayılması, emredici nitelikte usul kurallarına riayet etmemenin bir müeyyidesi olup kamu düzeni ile ilgilidir. Medeni yargılama hukukunda davanın açılmamış sayılması kararı geriye doğru hüküm ifade etmektedir. Davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi halinde davanın açılması ile meydana gelmiş olan bütün sonuçlar ortadan kalkacak ve zaman aşımı ya da hak düşürücü sürelerin korunması etkisi son bulacaktır. Davacı tarafından açılan bu dava, ihraç kararının verildiği tarih ve süresinde açılan ilk davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi karşısında süresinde ikame edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, yönetim kurulu ihraç kararının iptali isteminin üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Yargıtay 23. HD. 2017/524 Esas, 2018/4926 Karar sayılı ilamı) "Davacı, ihraç kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurula itiraz veya dava açma hakkını kullanmadığından ihraç kararı kesinleşmiştir. Kesinleşmiş ihraç kararının usulüne uygun olarak alınıp alınmadığı artık tartışılamayacağından mahkemenin davacının ihraç edildiği için üyeliğinin halen devam ettiği gerekçesiyle ve üye olduğunun tespitine ilişkin kararı yerinde değildir." (Yargıtay 11. HD. 01/05/2006 T. 2005/4956 E. 2005/4907 K. Sayılı ilamı) Somut olayda ihraç kararının iptali için açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi halinde davanın açılması ile meydana gelmiş olan bütün sonuçlar ortadan kalkacak ve zaman aşımı ya da hak düşürücü sürelerin korunması etkisi son bulacaktır. Bu nedenle davacı hakkında verilen 03/11/2009 tarihli ihraç kararı artık kesinleşmiştir. Çıkarılma kararı, tebliğ tarihi itibariyle değil, tebliğ tarihinden itibaren 3 aylık sürenin geçmesiyle kesinleşmiş olur. (Mahmut Çoşkun, Kooperatifler Hukuku, Güncellenmiş 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2023, s. 298.) Somut olayda, ihraca ilişkin karar 05/11/2009 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olup bu tarihten 3 ay sonra 06/02/2010 tarihi itibariyle davacının üyeliğinin sona erdiği anlaşılmakla ihraç kararı kesinleştiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1001 Esas, 2021/107 Karar sayılı ve 11/02/2021 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE, 2-a. Davanın REDDİNE, b.Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 35,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davalı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcı, 162,10 TL istinaf başvurma harcı ile 66,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 287,90 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.2 bendi ile aynı yasanın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde YARGITAY nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/01/2025