İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/1713 K.2025/403
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1713 Esas
KARAR NO: 2025/403
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Tekirdağ 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/06/2022
NUMARASI: 2021/840 Esas, 2022/616 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin abisi ...'nın 2008 yılında vefat etmesinin akabinde eşi ve çocuğunun Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/450 Esas 2008/627 Karar sayılı ilamı ile mirası reddettiğini, bu durumda tasfiye memuru atanıp tereke tasfiye edilmesi gerekirken Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/54 Esas 2011/120 Karar sayılı veraset ilamında müvekkili ile birlikte müteveffanın diğer kardeşlerinin mirasçı olarak gösterildiğini, bu veraset ilamının iptali için açılan davada Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/224 Esas 2021/155 Karar sayılı kararı ile söz konusu veraset ilamının iptaline karar verildiğini, belirterek müvekkilinin Tekirdağ İcra Dairesinin .. Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinden 2011 yılında verasat ilamı verildikten yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını, 1. zümre mirasçılarının mirası Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/627 Karar sayılı kararı ile reddetmesi ve 2. zümreden olan davacının veraset ilamı başvurusunda bulunması üzerine bu zümrenin davacı da dahil olmak üzere terekeden pay alması sonucunun doğduğunu, mirasın gerçek reddi yada hükmen reddi için bir başvuruda bulunmayan davacının 2021 yılında kendi çıkarttığı veraset ilamının iptali için Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış ise de, kararı göremediklerinden bu davada husumetin kimlere yöneltildiğinin muallak olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma düşüncesiyle bu yola tevessül edildiğinin anlaşıldığını, zira mirası red süresinin kaçırıldığını, kaldı ki bu davanın alacaklılara da ihbarının gerekebileceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının, muris ...'nın eşi ve oğlu tarafından mirasın reddedilmesinden sonra Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinden veraset ilamı aldığı, sonrasında murise ait olan taşınmazları üzerine devralarak ve hatta taşınmazların bir kısmının satışından gelir elde etmesine rağmen sonrasında veraset ilamının usulsüzlüğünden kaynaklı taşınmazların aynına ilişkin borçlardan sorumlu olmadığını iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, her ne kadar söz konusu veraset ilamı sonrasında iptal edilmiş ise de, veraset ilamının iptaline kadar doğan borçlardan davacının sorumlu olması gerektiği, kaldı ki davacının, kooperatifin konu ettiği alacaklardan mirasçı sıfatıyla değil bizzat kooperatif ortağı ve taşınmaz maliki olarak sorumlu olduğu, bu nedenle davacının takibe konu borçlardan dolayı sorumlu olduğu, veraset ilamının hatalı olmasının söz konusu borçların sorumluluğu kaldırmayacağı gerekçeleri ile davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 10 yılı aşkın süredir mirasçı olduğunu sanarak abisi ...'nın borçlarını ödemeye çalışsa da sonrasında hataya düştüğünü anladığını, mahkemenin kararında bahsedilen taşınmazların 3. kişi hissedarlar yada alacaklılar tarafından izale-i şuyu davası neticesinde mahkeme kararı ile satılarak müvekkilinin miras payına düşen miktarın murisin borçlu olduğu dosyalara kesildiğini, bu nedenle müvekkilinin maddi bir menfaat elde etmediğini ve kötüniyetli olmadığını, kamu düzenine ilişkin yasanın emredici hükümlerine aykırılık bulunması karşısında dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesine dayanılamayacağını, zira yasa gereğince mirasçılık sıfatı bulunmayan bir kişinin dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesi ile mirasçı sıfatıyla borçlu olarak kabulünin hukuki emniyeti ortadan kaldıracağını, bu durumda müvekkilinin mirasçı olarak gösterildiği veraset ilamının iptaline karar verilmesi sebebiyle mirasçı sıfatıyla murisin borçlarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif aidat alacağına dayalı icra takipleri sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davalı alacaklı kooperatif tarafından Tekirdağ İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında borçlular ... ve ...'ya karşı asıl alacak ve faizi ile birlikte toplamda 136.729,56 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ... blok 20 ve 24 nolu daire ile ... blok 25 nolu dairenin aidat alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davalı alacaklı kooperatif tarafından Tekirdağ İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında borçlular ..., ... ve ...'ya karşı asıl alacak ve faizi ile birlikte toplamda 110.022,82 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ... blok 20 ve 24 nolu daire ile ... blok 21 nolu dairenin aidat alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, ...'nın 13/02/2008 tarihinde vefat ettiği, murisin eşi ...'nın kendisine asaleten ve çocuğu ...'ya vekaleten açtığı dava neticesinde Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/08/2008 tarih ve 2008/450 Esas 2008/627 Karar sayılı kararı ile mirasın davacılar tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği, kararın 26/09/2008 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ...'nın veraset ilamının alınmasına ilişkin açılan davada Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/04/2011 tarih ve 2011/54 Esas 2011/120 Karar sayılı kararı ile 5'er payın ... ve ...; 2 payın ise ...'ya aidiyetine karar verildiği, davacı ... tarafından bu veraset ilamının iptali amacıyla açılan davada Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/10/2021 tarih ve 2021/224 Esas 2021/155 Karar sayılı kararı ile, murisin en yakın mirasçıları tarafından reddedilen mirasın kendiliğinden tasfiyeye tabi hale gelmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulü ile söz konusu veraset ilamının iptaline karar verilmiş olup karar istinaf edilmeyerek 20/01/2022 tarihinde kesinleşmiştir. 4721 sayılı TMK'nun 605/1 maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceği; Kanunun 612. maddesinde ise, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği belirtilmiştir. En yakın yasal mirasçılardan maksat, miras bırakanın ölümünde doğrudan doğruya mirasçılık sıfatını kazanan mirasçılardır. "...Somut olaya gelince, mirasbırakan ...'nin 05.01.2011 tarihinde ölümü ile geriye eşi ... ve çocukları ... ile ... kalmıştır. Mirasbırakanın eşi ... ve çocukları ... ile ..., Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2076 Esas 2011/3146 Karar sayılı dosyasında mirası reddetmişlerdir. Mirasbırakanın en yakın mirasçılarının tamamı tarafından mirası reddedilmiştir. Mirasbırakanın babası ..., 10.08.1965 tarihinde, annesi ... ise 03.01.1996 tarihinde ölmüş olup anne baba bir kardeşi ... sağdır. Mahkeme, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından mirası reddedildiği için mirasın tamamı mirasbırakanın kardeşi ...'na bırakılmış ise de Türk Medeni Kanununun 495 ve 499 maddeleri gereğince yasal mirasçılar, murisin eş ve çocukları olduğundan, mirasçı olarak gösterilen ve pay verilen ...'nun mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır..." (Yargıtay 14 HD'nin 2019/2322 Esas 2020/3596 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, müteveffa ...'nın mirası en yakın yasal mirasçıları olan eşi ve çocuğu tarafından reddedilmiş olup miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmeyeceğinden mirasın, yasal hükümler sebebiyle sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Bu nedenle Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/54 Esas sayılı dosyasında alınan veraset ilamında mirasçı olarak gösterilen ve kendisine pay verilen davacı ...'nın mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır. Ayrıca yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından sonradan açılan dava ile bu veraset ilamının iptaline de karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacı, muris ...'nın mirasçısı haline gelmediğinden borçlarından da sorumlu tutulamayacak olup bu gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenler ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Tekirdağ 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/840 Esas, 2022/616 Karar sayılı ve 08/06/2022 tarihli kararının 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜ ile, davacının Tekirdağ İcra Dairesinin ... Esas ve Tekirdağ İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyaları sebebiyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 16.855,66 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.213,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.641,74 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 4.213,92 TL peşin harç ve 55,45 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 4.328,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince hesaplanan 39.480,38 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 301,40 TL harç ve yapılan 142,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 443,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/03/2025