İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/944 K.2025/1282
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/944 Esas
KARAR NO : 2025/1282
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04/03/2025
NUMARASI : 2020/418 Esas, 2025/141 Karar
DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT
(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı sigortalısının Kuzey Irak'da şantiyesinde çalışırken sigortalı firmanın iş arabasıyla yolcu durumunda iken 20/09/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve kalıcı şekilde sakatlandığını, İstanbul Anadolu 13. İş mahkemesinin 2014/376 esas sayılı dosyası ile iş kazasından kaynaklı tazminata ilişkin dava açtığını, dosyanın halen derdest olduğunu, bahsi geçen dava ile mahkemenizde açılan davanın konusunun iş kazasına ilişkin olduğunu belirterek davacı tarafların aynı olması nedeniyle davalar arasındaki bağlantı sebebi ile usul ekonomisi göz önüne alındığında HMK 166 uyarınca davaların birleştirilmesine, 10.000 euro cismani zarar nedeniyle maddi tazminat, 5.000 euro bakıcı giderinin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sorumluluk teminatı sebebiyle sorumluluklarının sigortalının kusurlu olması halinde ve kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafından sigortalı aleyhine İstanbul Anadolu 13.İş Mahkemesinin 2014/376 Es. Sayılı dosya ile dava açıldığını ve davanın müvekkili şirkete ihbar edildiğini, sonrasında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu bu başvurunun 12.10.2016 tarih ve K-2016/29184 sayılı karar ile reddedildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur durumu ve tazminat miktarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu yaralanmanın poliçede yer alan sigortalının faaliyet konusu iş yapılırken meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı vekilinin davacının vefat etmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe sunduğu, 14/03/2024 tarihli duruşmada; Davacı vekiline mirasçılık belgesini almak için yetki ve sunmak ve ayrıca mirasçılara ait vekaletname sunmak üzere duruşma gününe kadar süre verildiği, davacı vekili ara kararı yerine getirmediğinden bir sonraki celse; davacı vekiline mirasçılık belgesini almak için yetki ve dava açtığına dair belgeleri sunmak üzere duruşma gününe kadar kesin süre verilmesine, ayrıca mirasçılara ait vekaletname sunmak üzere duruşma gününe kadar kesin süre verilmesine, verilen kesin sürelere uyulmadığı takdirde davanın HMK 114/1-f ve 115.maddesi gereği davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedileceğinin ihtarına havi tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmadığı ve ara kararın gereğini de yerine getirmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin, 14/03/2024 tarihli duruşmada, davacı vekiline mirasçılık belgesi ve mirasçılara ait vekaletname sunması için kesin süre verdiğini, bu sürelere uyulmaması halinde davanın HMK 114/1-f ve 115. maddeleri gereğince usulden reddedileceğini ihtar ettiğini, ancak, müvekkilinin vefatından sonra mirasçıların tespiti ve vekaletname temini için gerekli işlemlerin, yurtdışında yaşayan mirasçıların bulunması ve idari prosedürlerin tamamlanması nedeniyle zaman aldığını, bu durumun, mücbir sebep teşkil ettiğini ve HMK 120/2 uyarınca kesin sürenin yerine getirilememesi için haklı bir mazeret oluşturduğunu, Mahkemenin, müvekkilinin vefatından kaynaklanan olağanüstü durumu ve mirasçıların yurtdışında bulunmasını dikkate almadan, doğrudan davayı reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, Mahkemenin, HMK 114/1-f maddesine dayanarak, dava şartı eksikliği bulunduğu gerekçesiyle davayı reddettiğini, ancak, HMK 114/1-f, “kanunda öngörülen diğer dava şartlarının bulunmaması”nın düzenlendiğini ve bu maddenin, mirasçılık belgesi veya vekaletname eksikliğini kapsamadığını, davanın, müvekkili ... tarafından usulüne uygun açıldığını, vefatından sonra mirasçıların davaya devam etme hakkı bulunduğunu, mirasçılık belgesinin, dava şartı değil, usulü tamamlayıcı bir belge olduğu, Mahkemenin, mirasçılık belgesi eksikliğini dava şartı olarak nitelendirerek hatalı bir yorum yaptığını, usul ekonomisi ve bağlantılı dava ilkesinin ihlal edildiğini, davanın İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi’nin 2014/376 Esas sayılı dosyasıyla bağlantılı olduğunu, HMK 166 uyarınca birleştirilmesinin talep edildiğini, Mahkemenin, bu bağlantıyı göz ardı ederek davayı usulden reddettiğini ve usul ekonomisi ilkesine aykırı davrandığını, Mahkemenin, bağlantılı dosyanın kesinleşmesini beklemeden davayı reddetmesinin hukuki dinlenilme hakkını zedelediğini, davalı vekili, müvekkilin vefatı nedeniyle davanın konusuz kaldığını iddia etmişse de, bu iddianın hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin vefatından sonra mirasçılarının tazminat talebini sürdürebileceğini, Mahkemenin, mirasçıların davaya devam etme hakkını göz ardı ederek, davayı usulden reddettiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esastan incelenerek karar verilmek üzere mahkemesine geri gönderilmesine, mirasçılık belgesi ve vekaletname sunulması için ek süre tanınmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava ilk olarak Bakırköy 16.İş Mahkemesinin 2018/681 Esasında görülmekte iken 2019/3 K. Sayılı 18/01/2019 tarihli karar ile yetkisizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 24.İş Mahkemesinin 2019/278 Esasına kaydedildiği, bu dosyada yapılan yargılamada, 21/11/2019 tarihli karar ile dosyanın İstanbul Anadolu 13.İş Mahkemesinin 2014/376 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve birleşen dosyada 27/05/2020 tarihinde İstanbul Anadolu 24.İş Mahkemesinin 2019/278 Es. sayılı dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği ve dosyanın İstanbul Anadolu 13.İş Mahkemesinin 2020/151 Esasında yapılan incelemede 2020/172 K. Sayılı 05/06/2020 tarihli karar ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu 2. ATM nin 2020/418 Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Davacı asil ...'nın 11/07/2023 tarihinde vefat ettiği nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır. Mahkemece, ölümle birlikte vekalet ilişkisi sona ermesine rağmen vefat eden davacı ...'nın vekilinin mazeret gönderdiği duruşmada yargılamaya devam edilerek davacı vekilinin mazereti kabul edilmiş ve devam eden duruşmalarda da davacı vekiline mirasçılık belgesini almak için yetki ve mirasçılara ait vekaletname sunmak üzere duruşma gününe kadar süre verilmesine karar verilmiş, 17/10/2024 tarihli duruşmada da bu eksikliklerin tamamlanması için kesin süre verilmiştir.Somut olayda, Mahkemece 04/03/2025 tarihi itibariyle karar verilmiş olup davacı ... 03/07/2023 tarihinde vefat etmiştir. Yargıtay 8 Hukuk Dairesinin 2020/10 E-2020/684 K sayılı 03.02.2020 tarihli kararında; "...Dava devam ederken taraflardan birisinin ölmesi halinde, TMK'nin 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Ayrıca vekalet ilişkisi de ölüm ile son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı ve onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya ölen tarafın mirasçıları tarafından devam edilir. Mirasçıları ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına geçen alacakları, hakları ve mallarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Davalı ölürse dava davalının mirasçılarının hepsine karşı birlikte devam ettirilir. HMK'nin 55. maddesinde taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği, bununla beraber hakimin, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği bildirilmiştir. TMK'nin 605. maddesinin birinci paragrafı gereğince yasal ve atanmış mirasçıların mirası TMK'nin 606. maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilecekleri, bu üç aylık sürecin hak düşürücü süre olduğu, bu sürenin miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlayacağı, atanmış mirasçıların miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacağı bildirilmiştir..." denilmiştir.Yukarıda yer verilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine olanak bulunmamaktadır. Dava devam ederken davacının ölümü halinde onun yerine mirasçıları geçer ve mirasçılar davaya devam eder. Mirasçılar, mirası TMK'nun 605 vd.M gereği reddetmemişse yada TMK 606. Maddesindeki mirasın reddi süresi geçtikten sonra ölen tarafın tüm mirasçılarının duruşmaya çağrılması gerekir. Ölen taraf kendisini bir vekille temsil ettirmiş olsa bile ölümle birlikte vekalet son bulacaktır. Bu nedenle taraf teşkilinin sağlanması bakımından tüm mirasçıların duruşmaya çağrılması gereklidir. Mirasçıların hepsi duruşmaya gelirse veya bir vekil gönderirse davaya devam edilmesi, mirasçıların biri veya birkaçı duruşmaya gelmezse gelmeyen mirasçıların davaya katılmasını, olmazsa TMK'nun 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanmasını sağlamak için gelen mirasçıya mahkemece bir süre verilmesi, miras ortaklığına temsilci atanınca miras ortaklığı temsilcisinin davaya devam etmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca da, ölen tarafın mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte davayı takip etmeleri gerektiği açıktır.6100 sayılı HMK'nın 2. bölümünde yargılamaya hakim olan ilkelere yer verilmiştir. 27. maddesinde; hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. İlgili maddenin bentlerinde yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması hukuki dinlenilme hakları arasında sayılmıştır. Diğer yandan, Usul Kanunun hükümleri gereğince, tebligatların doğru ve usulüne uygun şekilde muhataplarına tebliğ edilmesi, yasal süreler beklenildikten sonra beyan ve itirazları değerlendirilerek onların bilgisi dahilinde karar verilmesi gerekecektir. UYAP ortamından alınan nüfus kaydı itibariyle vefat eden davacının mirasçılarının davada yer almadığı anlaşılmıştır.Mahkemece yargılamanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkili sağlanmadan davacının ölümü ile vekalet görevi sona eren davacı vekiline verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile sonuca gidilmiştir.Dosya kapsamındaki nüfus kaydına göre 03/07/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılan davacı ...'nın tüm mirasçılarına tebligat yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, Mahkemece usul kanunun emredici hükümlerine aykırı şekilde davacı mirasçılarına duruşma gün ve saatini bildirir tebligatlar yapılmaksızın ve mirasçıların davaya devam edip etmeyeceklerine ve davaya ilişkin beyanları alınmaksızın mirasçıların gıyabında karar verilmiş olması isabetli olmadığı gibi, Mahkemece re'sen yerine getirilmesi gereken taraf teşkili sağlanmaksızın, görevi sona eren vekile verilen kesin süreye istinaden davanın usulden reddine karar verilmesi yasaya aykırı olmuştur.O halde, Mahkemece adı geçen davacının mirasçıları tespit edilerek, tüm mirasçılarına tebligat yapılarak onların huzuru ile yargılamanın yürütülmesi, böylece taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında tüm deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1.a.4 bendi gereğince esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/418 Esas, 2025/141 Karar sayılı ve 04/03/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2025